İstanbul sana ne kadar benziyormuş..Yeni farkettim..
Özellikle de karanlık sokakları..
Hani girmeye korkarsın ama hep merak edersin, orada neler yaşanmış, neler bitmiş ve neler yaşanmakta o an..
Halbuki sokaktan bi lamba yansa veya cesaret edip bi adım girebilsen anlarsın belki biraz..
Kötü şeyler mi yaşanıyor orada ki hep karanlık kalıyor görünmesin diye? Yada koca şehre kendini açmaya mı korkar da göstermez kendini, kendince bi yaşam kurmuş yaşar öyle..? Bilemezsin.. Bilmene izin vermez ki..
Sende öyle merak içinde gelir geçersin önünden sokağın.. Belki çağırır, belki biraz da olsa anlarım neler olduğunu diye öyle saçma bi umutla girişinden bakarsın sokağa hep..
Ama çağırmaz seni.. Köşesinden bakmana bile izin vermez ki..
Yaşar ama kendi.. Hemde sanki sana inat, sen daha da meraklan, daha bi iste görmeyi, daha da bi umutlan diye bi hareketlilik ki sorma.. Taa sana kadar gelen kahkahalar, konuşmalar, gezmeler... Sadece merakını arttırır..
Karanlık sokağın çok senin de İstanbul gibi..
Çok mu kötü anın var, çok mu kötü duygular taşıyorsun da gizliyorsun?
Yada çok mu yaran var da onları daha sen saramadan birilerinin görmesinden mi korkuyorsun?
Ama biliyor musun karanlık oldukça sen de kendini göremezsin..
Belki o hala kanıyor sandığın yaralarının, karanlık sokaklarının bi öpüşlük canı var?
Bi ışık yakmadan bilemezsin..
|