Tekil Mesaj gösterimi
Alt 01-09-2007, 04:15 PM   #7 (permalink)
Lanet Olsun Bu İçimdeki İnsan Sevgisine
 
KrALiÇe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: SeVgİnİn Ve SaDaKaTıN Ne DeMeK OlDuĞuNu BiLiNeN YeRdEnİm
Üye No: 12309
Mesajlar: 11.738
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1670
2417 Mesajına
3854 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
Tecrübe Puanı: 1015
Rep Puanı: 77909
Rep Derecesi:
KrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond reputeKrALiÇe has a reputation beyond repute
Love Şimdi Sen



Şimdi Sen !


... Ve şimdi sen, ne kadarını
anlayabiliyorsun konuştuğumun? Yüzümü saklıyorum,
sesim şaşkın ağır siste. Eğer sana
gelmişsem ben, bu ıslak adayı bırakmış ve
sana gelmişsem, daha gençken ve
parmaklarımda gücüm varken, sana
seni sevdiğimi söylemek için gelmişsem
ve üstelik henüz seni tanıdığımı bile
söyleyemezken. Benim ne kadarımı
anlayabilirsin sen? (Yalnızca renkleri,
eylemi ve açık geceleri ya da senin
tanınabilir yönlerini sevdiğimi mi?)
Bizler yalnızca kahramanları severiz. Ve şanlı
ölümleri savaşlarda. İnemeyeceğimiz duvarlara
tırmanmayı, ardımızdaki bütün köprüleri
bütün dönüşlerimizi havaya
uçurmayı severiz. Bütün geri çekilişleri. Sanki
bir şeyler sonsuza dek değişmez
kalacaklarmış gibi. Ay, sanki her gece
yeniden bizim için doğacakmış da (biz de
onu siperlerimizden seyredebilecekmişiz) gibi.
Sanki, sanki kesin ya da tatlı bir şeyler
varmış gibi hayatlarımızda.
Uzun
kederli
nefesi havanın
yüzümü yalamakta şimdi. Yalanlar,
güçsüzlük ve kendime nefretim.
Sana nefretim, anlayamadığın
için, ya da beni yanlış
nedenlerle aşağıladığın için.
Doğru nedenlerin de vardı. Ve işte hastayım.
Oh, tanrım, ağrılı geceler gibi hastayım. Kararıp sönen
yaşlı kış günleri gibi.

Bir dans
düşünüyorum. Biraz müziğim
olsaydı benim yazabileceğim
bir dans. Ya da sen bana
bir parça yumuşacık müzik
çalabilseydin. Altın rengi
yamaçlarıyla bir Couperin. Saçlarını
kokladığım bir Ravel ya da
parfüm kokuları
arasında bir Debussy.
Neydi beni harekete geçiren? Kendi
sızlanışlarıma kızgın; sakin tadı kederimin.
Rüzgarın dövdüğü yüzüm, başka yüzler,
istek ve etekleri yerleri süpüren tatlı
kibar çinli hanımefendilerle örülü kederim. (Ve
bu benim anlatmak istediğim değildi işte. Ve
ne de senin için istediğim. Müzik bile
değildi, yalnızca alelacele karalanmış bir günün terörü.
Arzular. Sözcükler.
Boşuna. Duyulur bir doyum yok.
Parmaklarımın altı tamamen ışıksız. Oda,
duvarlar; sessiz ve ölümcül.
Müzik yok.
Eğer bir dans
olsaydı. Bizim için
bir dans; ellerin
yüzümde, yüzün ıslak
gözyaşlarından (ya da sessizlik. Bizi
havanın ağırlığında kuşatabilecek. Sessizliğin
yırtılışı, kıpırdayışlarımızın rengiyle
karanlığın yaralanışı! Çıplaklık?
Havaya büyük sıçrayışlar? Geniş ve keskin dönüşler; yaşlı
bir gölün suyunda ayın
bulanık yansıması. İncecik kornet
sesleri ve kahkahalar.

Bunu duyabiliyor musun? Sana
kimin seslendiğini biliyor musun? Beni
tanıyor musun? (Senin
sevgilin bile değilim. Senden, apansız
karmaşandan korkan biri. Yüzüksüz
ellerinden. Gizlenmiş
saçlarından. Sesinden,
gerçek bile olmayan sesinden. Ya da
güzel.
(Şimdiye dek
nelerimiz olduğunu söyleyebilecek
durumda bile değilim. Bir şeyler
sürekli sarmaktalar senin
sözcüklerini. İsteksizlik
gibi bir şeyler.

Gitgide karanlık
bürüyor çevreni. Ve müzik bile
değil bu sözcükler. Hiç bir hareket
yaratamıyorlar bir dans için. (Pencerede
acemice ayakta, ayı
seyrediyorum. Şekilsiz bir duman
gecenin kurşun
rengi zarına
karşı yükseliyor.
Titrek zayıf sözcükler dökülüyor
dudaklarından, zorlukla duyuyorum. Yüzün
sözcüklere dönüşüyor. “Sev beni, hadi
sev beni.” Pencere geceyi
karşılıyor ve her zaman.
Bizim konuşamadığımız zamanlar.
Camın içinden geçen akıyı ne biçimlendirir?
Yalnızca duvardaki
gölgeler. Parmaklarımın
ardında, arduvaz üzerinde
kayan bir cam sesiyle
beni izliyorlar. Sen gecede
haykırıyorsun,
ve yalnızca ay
ses veriyor.

Kırmızı binaların
arasında sıkışmış bir ev. Ve
gecenin soğuğunda bir çan vuruyor. Ay
Kuzey ırmağının üzerine
kurulmuş, hemen altında
mavi bir köprü. Karanlığın içinden
mavnalar ve yaşlıca adamlar
süzülüyorlar. Gözlere
gereksinimleri yok. Usulca
şafağın uzun kara çizgisinde
yitiyorlar. Ayak sesleri, kırılan
kirli dalgalar kıyıda. Karanlıkta
çakan deniz kuşları.
İçerde yalnız oturmaktayım, düşüncelerim
yok. Sana seni düşündüğümü de
söyleyemem. Yalan olur. Öylece
oturuyorum ve gitgide yorgun
düşüyorum. Göğün sabahla
aydınlandığını bile seyretmeye gücüm yok.

ve şimdi,
Uyuyorum.
Beni uyandırmayı başaramayacaksın.
,



___________________________________________________________________________
Sitemizde İllegal paylaşım yasaktır..
Üyeler onay gerektirmeden mesaj ve konu atabilmektedir.
Yöneticilerimizin gözünden kaçan illegal paylaşımları tespit ederseniz lütfen [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]tıklayıp gerekli alanları dolurup bize bildiriniz gereken en kısa sürede yapılacaktır...

[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


"Bence Dünyanin Yedi Harikasi :
1) görmek
2) duymak
3) dokunmak
4) tatmak
5) hissetmek
6) gülmek
7) ve sevmek...
Görmekten, duymaktan, dokunmaktan, tatmaktan,
hissetmekten, gülmekten ve sevmekten mahrum
olmayacaginiz bir yasam dilerim...
KrALiÇe isimli Üye şimdilik offline konumundadır