02-13-2007, 10:11 PM
|
#3 (permalink)
|
|
Görev Alma Vakti
|
--->: Hiçbir Numarası Olmayan Adam
macera no 3: çıktım dalına, yedim hamını mamını, oruçta gitti...

deney faresi mahmut üzerinde denenen ilaçlar sayesinde artık "süper fare" olmuştu. labaratuarı yıkıp gidebilirdi artık. hatta ve hatta bu güçle dünyayı bile ele geçirebilirdi. ama o iyi niyetli bir fareydi, bunca sene insanlığa hizmet etmiş ve hizmet etmektede kararlıydı. kendine pelerin bulmalı, göğsüne "s" harfi çizmeli ve kötülere savaş açmalıydı. sabah olsun yaparım bunları diye düşündü ve uykuya daldı. sabah kendini kavrayan bir elle uyandı. el onu başka yere götürüyodu. üstün başarısını anlamışlar ve ona daha büyük bir görev veriyorlardı herhalde. tamda beklediği gibi oldu. onu ışınlama deneyinde kullandılar ve süper fare mahmut'un sadece geriye mone"kül" leri kaldı...

o bir mobilya fabrikasında dünyaya dünyaya gözlerini açmıştı. daha mobilya mağazasında 2 ay beklemeden satın alınmıştı. nede olsa diğer masalardan farklıydı ve bunu belli ediyordu. kamyonetin arkasında dinmdik durarak yeni evine gitmişti. yol boyunca nasılda bakmışlardı ona hayran hayran. yıllarca aynı aileye hizmet verdi. onlara kardeş, abi, abla, baba, anne oldu. birgün artık onlarla iletişim kurma zamanı geldiğini düşündü. selam vermek için ayaklarından birini kaldırmıştıki "çat" dedi koptu ayağı. sonrada acı çekmesin diye vurdular masayı...

hbnoa yattığı banktan doğrulup mis gibi temiz havayı içine çekip geriy kalan 400 metreyide katetmek için yola koyuldu. 50 metre almıştıki karnının gurultusunu duydu. neyseki hemen karşısında simitçi vardı. içeri yavaşça girdi. gururlu bir edayla 2 simit istedi. nede olsa istese en lüks lokantalarda yemek yiyebilir, garsona bahşiş bile bırakabilirdi. simitleri alıp çıktı ve eve doğru son süratle koşmaya başladı. daha çay yapacaktı, karnı açtı, kaşıkları dövüp çöpe atacaktı...

yarım saat geçti geçmedi eve vardı. eve girmesiyle telefonun çalması bir oldu. arayan eski dostu rıfat'tı. otobüsten yeni inmişti ve hbnoa'nın onu gelip almasını istiyordu. hemen geleceğini söyleyip telefonu kapattı hbnoa. sonra düşünmeye başladı şu rıfat zamanında az kazık atmamıştı kendisine. sevdiği kızı bile elinden almıştı. kıza teklifte bulunduğunda kız anırarak gülüp, sonrada "hadi ordan mıymıntı, ben uzun boylu, kaslı, yakışıklı, cevval, tuttuğunu koparan, vurdummu oturtan, gerektiğinde seymen ağa gibi romantik olabilen erkeklerden hoşlanıyorum. rahatsız etme beni." demişti ama biraz daha uğraşsa bu işin olabileceğini biliyordu hbnoa. 2 gün sonra rıfat ile kızı el ele görmüştü. rıfat uzun boylu, kaslı ve yakışıklı idi, hatta bir keresinde 3 kişiyi bile dövmüştü. ama hbnoa ondan daha zekiydi. önemli olanda buydu. gidip gitmemek arasında kararsız kaldı hbnoa. sonrada şerefsizin ayağınamı gidecem bide diyip simitlerini yemeye başladı...
cevvalimsi insan hbnoa'nın bu bal döküp yalanası pirupak macerasınında sonu...
...dişlerime susam sıkıştı, temizledikten sonra devam edecek
Anarko
-Aralık 2006-
|
|
|