Anasayfa Kimler Online

Geri git   EzBeRiM > (¯`·._.·Oº°[Tatil Bölgeleri]°ºO·._.·´¯) > Türkiyeden Tatil Mekanları > Akdeniz ve Dogu And
Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Bütün Forumları okunmuş kabul et

Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday





Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-29-2008, 07:39 AM   #1 (permalink)
Super Moderator
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.139
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1365
1179 Mesajına
1695 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 1000
Rep Puanı: 30995
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart Silifke / Mersin



Silifke / Mersin
İlçe merkezi, Silifke ovasının kuzeydoğusunda, Toros dağlarına yaslanmış tepe üzerindeki kalenin eteklerinde, Göksu akarsuyunun iki yakasında yeralır.


İlçe ve çevresinin tarihi ve kültürel zenginliği, yerel folklorik özellikleri ve tarımsal ekonomisinin yanı sıra uluslararası önemde bir doğal koruma alanı olan Göksu deltası, cennetten bir köşe gibi yeşil doğası ve kapız kanyonları ile Göksu vadisi, Toros yaylaları gibi güzelliklere sahiptir. Binlerce yıldan buyana ilçe ve yakın çevresinin Akdeniz ile bağlantısını kuran Taşucu, limanın yakın çevresindeki Seka Fabrikası, balıkçı barınağı ile doğal koyları ve turistik özellikleri ile ayrı bir önem taşır.

Görülmeli-Gezilmeli
Sarı kum ve Türkiye´nin tek fiyordu olan Hamsilos Fiyordu görülmeli.

Silifke Kalesi
Kentin batısındaki tepenin üzerinde, oval planlı olarak kurulmuştur. Klasik çağlarda Kokysionoros bilinen yerleşimin ortasında Tanrıça Athena Kanetis adına yapılmış kutsal bir tapınak bulunmaktaydı.
Temel tespitlerine göre Hellenistik veya erken Roma dönemine ait olduğu anlaşılan yerleşim, Arap akınlarına karşı Bizanslılar tarafından 7. yüzyılda oval şekliyle berkitildi. Kale, Ermeni Kilikya Krallıkları, Franklar, Anadolu Selçukluları, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır.
Kale, 19. yüzyılda gezgin ve araştırmacı Kaptan Beaufort ve V. Langlois tarafından incelenmiştir. Evliya Çelebi, kalenin 23 burcu; içinde l cami (Sultan II. Bayezid zamanına ait), 60 kadar ev olduğunu yazar. Burçların çoğu yıkıldığından günümüzde ancak lO adedi görülebilmektedir. Kalenin ana girişinde örülen ikinci bir duvarla güvenlik koridoru oluşturulmuştur. Kalede yeterli arkeolojik kazı ve bilimsel çalışmalar yapılmamıştır. Kale içinde görülebilen başlıca yapılar, kemerli galeriler, su sarnıçları ve depolardır. Günümüzde sitadel konumundaki kale ve kenti çevreleyen duvarlara ait herhangi bir iz kalmamıştır.

Taşköprü
MS 77-78 yıllarında Kilikya Valisi LOctavius Memor tarafından, Roma imparatoru Vespasianus ve iki oğlu adına yaptırılmış olan ve günümüzde yedi gözü bulunan köprü, 19. yüzyıla kadar ilk şeklini korumuştu. Köprünün kuzey girişinde bulunan mermer sütun üzerindeki kitabeye göre, Vali Mehmet Ali Paşa tarafından 1875 yılında restore ettirilmiştir. Restorasyon sırasında iki küçük kemer yerine tek kemer yapılmasıyla köprü 5 kemerli olmuştur. 1972 yılında köprü üzerinde genişletme çalışmaları yapılmıştır. Celal Taşkıran'ın örneğini "Silifke and Environs" adlı kitabında yayınladığı Roma kitabesinin orjinali, 1870 yılında Silifkeli bir Rum vatandaş tarafından izmir Evangelical Okulu'nun müzesine gönderilmiş; ancak 1922 yılındaki büyük yangında kitabe kaybolmuştur.

Roma Tapınağı
Silifke merkezde bulunan ve doğu ile güney yanlarındaki sütun tabanları orjinal şekilde korunmuş olan tapınak, MS 2. yüzyılda Pseudodipteros planlı yapılmıştır. Tapınağın uzun kenarında 14'er; kısa kenarında 8'er sütun(40 mx21 m boyutlu)bulunmaktaydı. Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta kalabilmiştir.
MS 5. yüzyılda yaşamış olan Tarihçi Zosimos:"Tapınak, ovadaki ürünlerine musallat olan çekirgelerden kurtulmak için Güneş ve Sanat Tanrısı Apollon'dan yardım isteyen ahali tarafından, çekirgeler Apollon'un gönderdiği bir kuş sürüşünce yok edilmesi sonucunda, O'na bir şükran ifadesi olarak yaptırılmıştır" diye yazar. Tapınağın işlevi konusunda değişik görüşler vardır. Burası StPaulus'un kiliseye dönüştürdüğü Roma Zeus Tapınağı'dır veya 5. yüzyılda kiliseye dönüştürülen Aphrodit Tapınağı'dır. Ya da kente batı yönünden girilen kapının kolonlu caddesidir. 1993 yılında yapılan kazılarda, tapınağın yerden 2 m yükseklikte bir platform üzerine kurulduğu anlaşılmıştır.

Tekiranbarı Sarnıcı
Silifke Kalesi'nin eteğinde kayalara oyulmuş büyük bir su deposudur. Kentin su ihtiyacını karşılayan bir Bizans yapısıdır. 45 m uzunluğunda, 23 m genişliğinde, 15 m derinliğinde olan sarnıcın tabanına kayaya oyulmuş döner bir merdivenle inilir. Mimarisiyle Çukurova'nın en orjinal antik su deposu özel-liğindedir.
1997 yılında içel Valiliği tarafından, arkeolojik kazı ve temizleme çalışmaları başlatılmış ve çevre düzenlemesi yapılmıştır.

Mozaik Alan
1980 yılında Kültür Bakanlığfnca kent merkezinde yapılan bir kazıda, gymnasium veya hamam olabileceği tahmin edilen "opus-sectila" tekniğinde yapılmış renkli mozaik tabanlı yeni bir mekan bulunmuştur. MS 2. yüzyıl Roma dönemine ait olduğu belirlenen bu kalıntıda ayrıca üzeri yazıtlı iki heykel altlığı ile 2 m boyunda başı kopmuş mermer bir imparator heykeli de bulunmuştur.

Tiyatro
Kalenin bulunduğu tepenin güneydoğu eteklerinde bulunmaktaydı. Günümüzde sadece giriş kapısına ait bir bölümü kalmıştır.
15. yüzyılda yöreyi gören Barbaro'nun anlatımına göre; tiyatro büyük caveası ile sağlam durumdaydı. Kaptan Beafort, 1812'de tiyatroyu kısmen ayakta olarak görmüştü.

Aleaddin Camii
Taşköprünün karşısında bulunan cami, Selçuklu sultanlarından Aleaddin Keykubat döneminde yapıldığı için Aleaddin Camii adını almıştır. Kentin merkezinde bulunduğu için Merkez Cami olarak da bilinmektedir.
Cami dikdörtgen planlıdır, içi ikişer sütunun ayırdığı 3 netlidir. Orta nefin karşısında Selçuklu süslemeleri bulunan taş mihrap vardır. Orjinalinde son cematyeri yoktur. Mihrabın iki yanında pencereler yeralır. Düz tavanlı caminin mihrabının üzerinde küçük kubbe oturtulmuştur. Basık minaresi Selçuklu özelliği göstermez. Cami 1989 yılında restore edilmiştir.

Reşadiye Camii
Kentin güneyinde Kız Meslek Lisesi yakınındadır. Padişah Sultan Mehmet Reşat zamanında Nüzhet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Sundurması, başlık ve sütunları korint tarzındaki devşirme antik malzemeyle desteklenmiştir. Cami kareye yakın planlıdır. Düzgün kesme taşlarla örülen duvarları ahşap bir kırma çatı örter.

Silifke Kalesi
Silifke´nin çevresine hakim ve 184 m. yükseklikteki kayaların üzerine ortaçağda yapılmıştır. Gedik Ahmet Paşa´nın 1471 yılında Silifke Kalesi´ni zaptı sırasında yine Gedik Ahmet Paşa tarafından açıldığı söylenen doğu yönündeki büyük gedikten taş bir merdivenle kaleye çıkmak mümkündür.

Göksu Deltası
Göksu deltası, nadir ve nesli tehlikeye düşmüş kuş türleri ile bitkilerin yaşama, üreme, beslenme ve konaklamalarına imkan sağlayan uluslararası önemde olan bir sulak alandır ve dünyanın sayılı kuş göçü yollarından birisidir.
Göksu deltasında, 450 türden oluşan Türkiye kuşlarının 332 türü barınmaktadır. Su kuşu türlerinin çeşitliliği ve sayılarının fazla oluşu nedeniyle, özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkındaki Sözleşme (RAMSAR) kriterlerine göre de uluslararası öneme sahip alanlardan birisidir. Ülkemiz bu sözleşmeye 1993 yılında taraf olmuş, 1994 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce onaylanmıştır. 1996 yılında da Kültür Bakanlığı'nca Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir, içel Özel Çevre Koruma Müdürlüğü ve Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından bölgede çalışmalar yapılmaktadır.
Delta, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen kuşbilimcilerin (Ornitolog) büyük ilgisini çekmektedir.
Don olayının az görüldüğü iklimi ve tatlı sudan tuzluya değişen çok çeşitli su ortamının varlığı, deltayı Türkiye'nin diğer bölgelerinde seyrek görülen göçmen, kışlayan ve kuluçkaya yatan birçok kuş türü için çekici kılar. Bu kuşlardan saz horozu, yaz ördeği, yalı çapkını, kızılbacak, kızılşahin, balıkçıl, sakar meke, yeşilbaş ördek Göksu deltasında sürekli. Flamingo ise kışın barınmaktadır. Sazhorozu Göksu deltasının sembolü olmuş ve kuş gözlemcileri tarafından sürekli izlenmektedir.
Göksu deltası ve onu çevreleyen tepeler, yüksek çeşitlilik ve yoğunlukta sürüngen toplulukları barındırır. 1991'de 4 tür kara ve su kurbağası, 6 tür kara ve su kaplumbağası, 14 tür kertenkele ve 10 yılan türü belirlenmiştir. Delta, deniz kaplumbağalarının (Careta caretta, Chelonia mydas) Doğu Akdeniz'de yeralan l. derece yumurtlama alanıdır. Nesli tükenmekte olan mavi yengecin (Callinectes sapidus) üreme alanı da Göksu deltasıdır. Kıyılarında fok balığı da yaşamaktadır.
Paredeniz dalyanı, delta ekonomisi içinde önemli bir yere sahiptir. Kefal, yılanbalığı, levrek, çipura gibi balık çeşitlerinin çıktığı dalyan, bir su ürünleri kooperatifi tarafından işletilmektedir.
Göksu, Seyhan ve Ceyhan'dan sonra Akdeniz'e dökülen akarsuların en önemlisidir. Uzunluğu 260 km'dir. Sularını topladığı havzası 10.400 km'dir. Deltayı ikiye bölerek denize ulaşır.
Deltadaki tüm sulak alanların toplamı 1.954 ha'dır. Akgöl, deltanın en büyük su kültesi olup l .200 ha'lık bir alanı kaplar ve tatlısu gölüdür. Bitki ve hayvanlar için oldukça zengin yaşam ortamı oluşturur.
Göksu deltası, Akdeniz iklimine özgü çok çeşitli doğal bitki örtüsüne sahiptir. Son yapılan araştırmalara göre, bölgede 352 bitki türü belirlenmiştir. Türkiye'de korunmaya ihtiyacı olan 8 adet dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan tür ile 32 adet nadir tür deltada yaşamaktadır.
Ova ve kıyıdan itibaren kuzeye doğru yer alan dalgalı arazi kuşağındaki makiliklerde, defne, zakkum, menengiç, murt, harnup gibi tipik Akdeniz bitkileri vardır. Makilerden sonra başlayan ormanlar 2000 m'den sonra seyr eki eşerek, yerini 2500 m'den sonra çalılıklar ve geniş otlaklara bırakmaktadır.
Silifke Belediyesi, Dünya Bankası ve Avrupa Komisyonu'nun desteği ve fınansörlüğü ile 1991 yılında kurulmuş olan Akdeniz Şehirleri Belediyeler Birliği'nin (MEDCITIES NETWORK) Türkiye'den tek üyesidir. Birlik içinde aktif görev alan Silifke Belediyesi, "Sürdürülebilir Gelişme ve Yerel Gündem 21" çerçevesi içerisinde, ekoturizmle ilgili pilot proje yürütmekte, bu projeyi uluslararası platformlara taşıyarak, hern bölgeyi tanıtmak, hem de dış kaynaklı finansman sağlamayı amaçlamaktadır

Korkusuz Kral Anıtmezarı
(Mezgit Kale)
Susanoğlu'nun içinden kuzeye doğru giden stabilize yol 5. km'de Türkmenuşağı köyüne ve 11. km'de bu köyün mahallesi olan Pasif da Roma dönemine ait ev, sarnıç ve mezar kalıntıları vardır. Paslı'nın 2 km doğusunda bir tepe üzerinde Korkusuz Kral Anıt mezarı bulunmakta ve yöre halkı tarafından Mezgit Kale olarak bilinmektedir. MS 2. veya 3. yüzyıla ait anıt mezar 7.80 m ebadında olup, ön kısmındaki korint başlıklı sütunların ortasında konsollar bulunmaktadır.

Zeus Tapınağı ve Kilise
Üç ayrı dönemde hizmet vermiş olan bu tapınak,Tanrıların babası Zeus'un dev Ejderha Typon'a karşı kazandığı zaferin bir simgesi olarak yapılmıştır. Hristiyanlık döneminde tümüyle yıkılarak kiliseye dönüştürülmüştür. Kimim adına ve nezaman yapıldığı bilinmeyen kilise, 4-5. yüzyıl arasına tarihlenmektedir.

Takkadın Ören Yeri
Paslı ören yerinden sonra 4 km ileride Roma ve Bizans dönemlerine ait yoğun kalıntıların bulunduğu Takkadın örenyerine varılır. Burada kaya mezarları, lahitler, aslan kabartmalı lahit kapaklan, nek-ropol, sarnıç, küçük bir kale, kilise ve ev kalıntıları bulunmaktadır

Üç Güzeller Mozaiği
Narlıkuyu koyunda deniz kıyısında bulunan hamam, 4, yüzyıl Roma döneminde Poimenius tarafından yaptırılmıştır. Cennet obruğu içindeki yeraltı deresinin denize ulaştığı yerdeki tatlı su kaynağından yararlanmak amacıyla burada yaptırılan hamamın yıkanma bölümünün tabanındaki mozaikte Zeus'un yarıtanrıça kızları Aglaia, Euphrosyne ve Thalia'nın çıplak olarak kumru ve keklikler arasında dans edişi tasvir edilmektedir.
Mozaik tablonun üst kenarındaki yazıda:"Ey konuk dost! Bu mucizeli suyu kimin bulduğunu, saklı kaynağını kimin gün ışığına çıkardığını merak ediyorsan, bil ki O, imparatorların dostu ve Kutsal Adalar'ın dürüst yöneticisi Poimenius'tur."

Ayatekla (Meryemlik)
Kentin yaklaşık 1.5 km güneyinde bulunan Ayatekla, Hristiyanlık dönemine ait dini bir merkezdir. Ayatekla veya Meryemlik olarak bilinen kutsal alanın kuruluşu MS 50 yılarında başlamıştır. Ikonialı (Konya) bir azize olan Hagia-Thecla (Ayatekla), Hz. isa'nın havarilerinden St. Paulus'un Hristiyanlık öğretilerini benimsemiş, öncü bir misyonerdir. St.Paulus'un Konya'da verdiği vaizlerden çok etkilenerek kendini dine adamıştır. Thekla, Konya ve Yalmaç'daki Roma izlenmelerinden kaçarak Silifke'ye gelmiştir. Önceleri ibadetin gizlice yapıldığı katokomb denilen, doğal mağarada yaşamıştır.

Ayatekla, Hristiyanlığın en eski ve en önemli kutsal alanlarından biridir. Burası daha sonraki Bizans dönemlerinde dini bir yerleşim olmuş ve Ayatekla olarak anılmıştır.
Günümüzde Meryemlik olarak bilinen ören yerinde yeraltı ibadet mağarası,daha sonra üzerine inşa edilen anıtsal Zenon Bazilikası'nın apsis kalıntısı, Büyük Sarnıç, Ha-marnı. Kuzey Kilise, irili ufaklı sarnıçlar ve Nekropol alanını görmek mümkündür.
Ayatekla'nın içinde yaşadığı mağara onun kayboluşundan sonra Hristi-yanlarca kutsal sayılmış, ve Hristiyanlık dininin MS 320 yılında serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Daha sonra bu mağara içine payanda amaçlı korint sütunlar konulmuş, mozaik kaplamalar yapılmış ve 4. yüzyıl sonlarında kiliseye dönüştürülmüştür.

Uzuncaburç
Silifke ilçesinden Toros dağlarına uzanan vadi ve ormanlar arasından geçen asfalt yolun 30. km'sinde bir plato üzerinde kurulmuş olan Olba ören yerine ulaşılır. Hellenistik Çağ'da merkezi Uzuncaburç'un 4 km doğusundaki Olba Ura Krallığfnın kutsal alanı olan Uzuncaburç yerleşimi, 72 yılında imparator Vespasianus zamanında, Olba'dan ayrılarak "Diocaesarea" (Tann-lmparator kenti) adıyla kendi adına para basabilen özerk yeni bir site durumuna getirilmiştir.
Olba kenti, Uzuncaburç'un 4 km doğusunda önemli bir yerleşim yeri olup, halkın ibadet ettiği, Zeus Tapınağı ise Uzuncaburç'da bulunmakta idi. Ancak Romalılar yöreye egemen olduktan sonra 1. yüzyılın sonlarına doğru Zeus Tapınağı'nın bulunduğu yere özel bir önem vererek, burasını Olba'dan ayırıp Diocaesarea adıyla bağımsız bir site haline getirmişlerdir. Buradaki Zeus Tapınağı ile kent burcu dışında kalan bütün mimari yapılar, Roma dönemine aittir. Bizans döneminde de burası yerleşim olarak kullanılmıştır. Ören yerinde bulunan yapı kalıntıları şunlardır.

Sütunlu Cadde
Tiyatronun önünden geçen sütun)u cadde, Zeus Tapınağı'nın yanında kent kapısından gelen diğer bir sütunlu cadde ile .kesişir ve Tychaeum (Şans) Tapınağında son bulur, l. yüzyıldan kalma caddedeki sütunların hepsi yıkılmış ve mimari parçalarının çoğu yok olmuştur.

Tören Kapısı
1. yüzyıldan kalma tören kapısı her biri 1 m çapında ve 7 m yüksekliğinde Korint başlıklı sütunlarla anıtsal bir yapıdır. Sütun gövdelerinden çıkan konsollar üzerinde, heykeller bulunmaktaydı. Yarısı yıkılmış olan tören kapısının 5 sütunu ayaktadır.

Zeus Tapınağı
Tören kapısından sonra antik çeşmeyi geçince sütunlu caddenin solunda bir avlu içerisindeki Zeus Tapınağı'nın Seleukhos Nikator (MÖ 312-295} tarafından yaptırılmış olduğu sanılmaktadır. Y.Boysal'a göre; Zeus Tapınağı, Anadolu'da dört bir yanı tek sıra 36 sütunla çevrili, Korint tarzında Peripteros planlı, en eski tapınaklardan biri olarak sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Romalılar tarafından da kullanılan tapınak, 5. yüzyılda önemli değişikliklerle kiliseye çevrilmiştir.

Şans Tapınağı
(Tychaeum):Sütunlu caddenin bitimindeki Şans Tapınağı 1. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Bugün 5'i ayakta olan, 6 m yüksekliğindeki yekpare granit 6 sütunun taşıdığı arşitravdaki kitabeye göre, tapınak, kentin soylularından Oppius ile karısı Kyria tarafından yaptırılarak kente armağan edilmiştir.

Zafer Kapısı
Güney-Kuzey yönündeki ikinci sütunlu yol üzerinde ve Zeus Tapınağının kuzeyinde bulunan kapının ortasında, biri büyük, yanlarında İki küçük, kemerli girişler vardır. Üzerindeki kitabede, depremden zarar gören kapının Roma imparatorları Arcadius (395-408) ile Honorius'un (395-423) birlikte yönetimleri sırasında onarım gördüğü yazılıdır.

Tiyatro
Roma imparatorları Marcus Aurelius (161-180) ile Lucius Verus'un (161-169) birlikte yönetimleri sırasında, 2. yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olduğu burada bulunan bir yazıttan anlaşılmaktadır.

Hellenistik Anıt Mezar
Uzuncaburç beldesinin güneyindeki bir tepe üzerinde yapılmış olan anıtmezar, dor biçimindeki mimarisi ile yörede tektir. Piramidal çatılı, 15 m yüksekliğindeki mezar anıt 550 cm x 550 cm ölçülerinde kare planlıdır. 2300 yıllık anıtmezarın, Seleukhos veya Olba Krallığı'nın yöneticilerinden birine ait olduğu tahmin edilmektedir.

Hellenistik Yüksek Kule
Kenti çevreleyen surların kuzeydoğu kenarında bulunan 5 katlı kule 16 m x 13 m oturumunda ve 23 m yüksekliğindedir. Yapımında harç kullanılmamıştır. Her katı kendi içinde bölümlere ayrılmış olan kule, yöneticilerin yaşadığı bir mekan olduğu kadar, tehlike anında halkın sığındığı ve kent hazinesinin korunduğu güvenli bir yapı olarak da kullanılmaktaydı. Kule kapısı üzerindeki yazıttan, MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısında Tarkyares tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Sikkelerin üstünde amblem olarak kullanılan bu gözetleme ve barınma kulesi, yüksek oluşu nedeniyle bugünkü Uzuncaburç'un ismine de kaynak olmuştur.

Kiliseler
Hristiyanlığın bölgeye gelmesiyle 5. yüzyılda Zeus Tapınağından dönüştürme kiliseden başka üç kilise daha yapılmıştır. Bunlar kule yakınındaki Stefanos Kilisesi, nekropoldeki Mezarlık Kilisesi ve tiyatro yanındaki küçük bir kilisedir. Bunlardan çok az kalıntı bulunmaktadır.

Nekropol (Mezar Alanı)
Kentin kuzeyindeki bir vadinin her iki yamacına yayılmış olan nekropol alanı, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılmış olup çok sayıda kaya mezarı vardır.

Ura
Uzuncaburç'un 4 km doğusundaki Ura, Hellenistik dönemde Olba Krallığı'nın merkezi ve önemli bir ticaret kenti durumundaydı. Bir tepenin üzerinde kurulmuş olan antik kentin günümüze kadar gelebilmiş kalıntılar arasında çeşme binası, su kemeri, evler, tiyatro ve nekropol bulunmaktadır.
Buradaki en önemli yapıtlardan biri olan Çeşme binası Septimus Severus (193-211) zamanında yaptırılmıştır. Diğer önemli bir eser, nekropolün bulunduğu vadi üzerine kurulmuş, 150 m uzunluğun da, 25 m yüksekliğinde kemerli akuadüktür. Bu su kemerinin korunması ve çevrenin gözetlenmesi için kuleler inşa edilmiş olması yapının önemini göstermektedir. Antik çeşme ile aynı dönemde yapılmış olan çeşme, Bizans İmparatoru ll.justin yönetimi sırasında, 566 yılında onarım görmüştür. Çeşmenin yanında bulunan tiyatronun oturma basamakları ile sahnenin bir bölümü günümüze dek ulaşabilmiştir.

Narlı Kuyu
Narlıkuyu, Mersin-Silifke yolu üzerinde, Mersin´e 64 km. uzaklıkta, sol tarafta şirin bir koydur. Denizden birkaç metre ileride M.Ö. 4. yy´in ilk yarısından kalma mozaik döşemeli antik hamam, burada kaynayan şifalı sudan faydalanmak isteyen Poimenious tarafından yaptırılmış Mozaik mitolojiye göre üç huri diye bilinen üç kızkardeş; Aglaca, Thalia ve Euphoryene´yi dans ederken göstermektedir.

Cennet Obruğu
Narlıkuyu´nun 3 km kuzeyinde 3. Jeolojik zamanın Miosen çağında bir yeraltı deresinin kalker tabakası içerisinde yaptığı erozyon sonucu tavanın göçmesi sebebiyle oluşmuş bir çukurdur. Denizden yüksekliği 135 metre olan bu çöküntünün içine Romalılar devrinden kalma bir merdiven ile inilmektedir.

Cehennem Obruğu
Cennet çukurunun 75 m. doğusunda olup meydana gelişi Cennet Obruğu gibidir. Derinliği 120 metre olup dehşet verici görüntüsünden dolayı bu adı almıştır. Mitolojiye göre ejder Typhoon burada hapsedilmiştir. İçine inmek çok zor ve tehlikelidir.

İklim
Tipik Akdeniz ikliminin etkisinde kalmasından dolayı, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı. Gezi için en uygun zaman Mayıs başı-Haziran sonu ile Eylül ayıdır.

Etkinlikler
Silifke Kültür Haftası Müzik ve Folklor Festivali: 20-26 Mayıs
Taşucu Çevre Festivali: 7-8-9 Ağustos
Gökbelen Karakucak Güreşleri ve Yayla Şenliği: 29-30 Ağustos


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Bookmark Post in TechnoratiNetscape this post!Reddit!Linkibol!
Cevapla
Ahantar Kelimeler:



Konu Araçları

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:13 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.10
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.1.0
Design ßy: DoLuNaY ŞoVaLyEsİ
eXTReMe Tracker
[Anti Virus Program] [Paylaşım Ortamı]
[Paylaşım Forumu] [Canınız Sıkılmasın]
Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .