|
|||||||
| Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Lanet Olsun Bu İçimdeki İnsan Sevgisine
![]() ![]() ![]() |
Antalya ile ilgili konuya buradan devam edelim Antalya Adrasan Koyu Adrasan, Antalya'nın Kumluca ilçesine bağlı ve 1996 yılında belde olmuş bir cennet. Çevresi çam ağaçları ile kaplı bir koya sahip. Karadan denize ters rüzgarlar esiyor ve bu yüzden rüzgar gücünün egemen olduğu geçmiş yıllarda yelkenliler bu koya giremeyip medeniyet izlerini Olympos, Phaselis, Antalya limanlarına taşımışlar. Adrasan ismi Rumcadan geliyor ve belde yeni adıyla Çavuş köy olarak da tanınıyor. Sırtını Beydağlarına dayamış olan koyun zemini kum ve denizi sığ çevresi ise karayolu olmayan birbirinden ilginç doğal güzelliklerle dolu. Su sporlarına meraklı olanlar için de, eşi bulunmaz bir parkur niteliği taşıyor. Deniz suyu sıcaklığı yüksek ve sezonu uzun yörede, özellikle berrak ve 29 metreye yakın sualtı görüş mesafesine sahip deniz, balıkadam ve sualtı fotoğrafçıları için yeterli şartları oluşturuyor. Adrasan'ın kapalı koyu, geniş ve uzun bir kumsala sahip. Her yerinden denize girme imkanı var. Koyun karşısındaki Musa Dağı'na bağlı Eliğ, tepesi çökmüş bir deveyi andıran silueti ile ilgi çekiyor. Koyun başında Markız tepesi yer alıyor. Adrasan koyunun her iki tarafından çıkılan orman içi yükseklikler, koyun ne kadar estetik olduğu konusunda fikir sağlayacak güzellikler sergiliyor. Çevre gezilerine meraklı olanlar için Olympos antik kenti, sönmeyen ateşiyle mitolojik dağdaki Yanartaş, en yakın gezi yerleri. Çıralı, Kaş, Demre, Myra, Patara, Xantos, Phaselis ve Antalya ise diğer uğrak yerleriniz olabilir Uzun bir yaz mevsimi olan Adrasan'da anıtlaşmış çınar ağaçları gölgesinde konaklayan tatilciler zamanın büyük bölümünü bahçe, teras ve Adrasan'ın ünlü kumsalı ve denizinde geçiriyorlar. Kumluca ilçesine bağlı Adrasan'ın 2 km'lik kumsalı boyunca koyun sol başı Dere Mevkii olarak anılıyor. Tahtalı Dağları'ndan doğan kaynak suyu bünyesinde levrek, kefal gibi balıklar da barındırıyor. Koyun sağ başı ise otellerin pansiyonların bulunduğu hatta ikinci sokağın da açıldığı yoğun bölüm olarak da dikkat çekiyor. Çevreye ve yürüyüşe meraklı olanlar için trekking alanları bulunuyor. Mavi kent-Gelidonya arasında denizin en haşin anında bile en sakin sığınak yeri olarak ünlenen kumsalı ve plajı ile cazibesini koruyan Oturak Koyu görülebiliyor. Oturak Koyu'ndan yakınlarında Karaöz Mahallesi ile karşılaşanlar Ankaralıların mekanı olarak bilinen 200'e yakın villanın süslediği günübirlik piknik alanlarına sahip bir başka özel koya giriyorlar. Karaöz'ün devamında sahili takip ederek Papaz İskelesi adlı koy çam ağaçları gölgesinde bir başka günübirlik piknik alanı olarak hizmet veriyor. Diğer yandan obaların da yer aldığı Antalya'nın en büyük kıyı şeridi olan Mavikent'te Finike'ye kadar ulaşan 25 km'lik kumsal istikbal vaad ediyor. Adrasan'da düzenlenen faaliyetler arasında koyları gezmek için tekne turları, balık avı turları ve dalış turlarıda mevcut. Tatile gelenler dalış kursları alabiliyor. Daha önce hiç dalmamış olsalar bile deneme dalışı yapabiliyorlar veya deneyimli olanlar her gün grup dalışlarına katılarak Pırasalı ada mevkii ile Sulu ada karşısındaki Hacivat mevkii'nde 25-30 metrede dalış gerçekleştirebiliyor. 1 hafta kursa katılan öğrenciler kurs sonunda bir yıldız dalış sertifikası alabiliyor Adrasan'da balık avı turlarına katılma imkanınızda var. Deepfishing'in düzenlemiş olduğu balık avı turlarında oltayla çok büyük balıklar yakalayabilir hayatınıza unutulmaz anlar katabilirsiniz. Yörede ki yayla'da yaşayan yörük köylüleri kendi ürettikleri tulum peyniri, tereyağı, kokulu portakal balı ve köy yumurtasını çevredeki turistik tesislere vererek değerlendiriyorlar. ADRASAN'DA KONAKLANACAK YERLER: ww.adrasan-active-diving.com/adrasan_otel.asp
___________________________________________________________________________
Sitemizde İllegal paylaşım yasaktır.. Üyeler onay gerektirmeden mesaj ve konu atabilmektedir. Yöneticilerimizin gözünden kaçan illegal paylaşımları tespit ederseniz lütfen [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]tıklayıp gerekli alanları dolurup bize bildiriniz gereken en kısa sürede yapılacaktır...
![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Lanet Olsun Bu İçimdeki İnsan Sevgisine
![]() ![]() ![]() |
Belek-Kurşunlu Nasıl Gidilir Ne Yenir Nerde Kalınır Resimleri Şimdi golf zamanı Yılın her mevsimi ziyaret edilebilen Antalya'nın gözde piknik alanı Kurşunlu Şelalesi, buram buram tarih kokan Perge antik kenti, Aspendos tiyatrosunu gezip son yılların moda sporu sahaları ile ünlü Belek'e golf yapmaya gidiyoruz. İlk uğrak noktamız Ekim ayı başı ila Mayıs ayı sonuna dek yüksek sezon yaşayan golf tesisleri. Türkiye'de henüz yeni tanınan bir spor dalı golf, hem temiz hava alıp tatlı bir heyecan yaşamanıza, hem de yemyeşil sahalar, tepeler üzerinde yürürken eğlenip spor yapmanıza, stres atıp dinlenmenize neden oluyor. Sadece bir sahada günde 250-300 kişinin golf yaptığına tanık olduğumuz Belek'te golfcülerin yüzde 98'ini başta İskandinav ülkeleri ve Almanya'dan gelen turistler oluşturuyor. Avrupa'da ağırlaşan kış şartları nedeniyle aynı dönemde ılık bir mevsim geçiren Antalya çevresi ve özellikle de Belek'i tercih eden golfcüler, bu sayede yazın olduğu gibi kışında otelleri dolduruyorlar. Tatmin edici doluluk oranı nedeniyle bir çok otel ve tatil köyü kış sezonunda da açık kalması ile personele yıl boyu iş imkanı sağlıyor. Belek'te golf sporuna hizmet veren bir kuruluşta "National Golf Club". Profesyonel golfcülerin hayranlık duyduğu tesis, 18 çukurlu 9200 dönümlük bir saha üzerine kurulu. Çukurların birbirleri ile ortak özellik taşımaması, 9 çukurlu eğitim ve alıştırma sahasına sahip olması ve çeşitli üniteler çeşitli turnuvaların müsabakaların yapılmasına neden oluyor. Sahanın 517 metrelik uzaklığı ile en uzun çukuru sol tarafı göl, sağı ağaçlar ile çevrili dördüncü çukur. Fıstık çamı, okaliptus ağaçlarının doğal engel teşkil ettiği golf alanında toplam 26 adette çalışma noktası bulunuyor. Gofcülerin dikkat etmesi gereken hususlar: Golf oynarken sürekli değişen rüzgarın yönü ve hızını bulup vuruşlarda bu etkenleri göz önüne almak gerekiyor. Sahanın durumu, niteliği başarıda etkili faktörler. Çim boyu, kullanılan golf sopalarının kalitesi bazı çukurların arazi yapısı nedeniyle yanıltıcı uzaklıkta olması dikkat gerektiren diğer noktalar. Bülent Göktuna tarafından Antalya Belek'te kurulan National Golf Clubün saha içinde Antalya iklimine uygun sıcak ve kuraklıktan etkilenmiyen dayanıklı bir çim türü seçilmiş, club Türkiye'de yapılan ilk profesyonel Turnuva olan Seniors Open Chompionship'e de ev sahipliği yapmış. 110 üyeli olan National Golf Club'ın Satış ve Pazarlama Müdürü Burak Odabaşı, Golf öğrenmek isteyenlere İngiltere'nin PGA lisansına sahip golf hocalarının ders verdiğini belirtiyor. gruplara indirim yapıldığı ve beş kişilik toplu derslere 86 dolar ödendiği merkezde, özel ders almak isteyenler için yarım saatlik ders ücreti 32 dolar. Golf oyun süresi yaklaşık 3.5 ila 4.5 saat sürüyor. Bu zaman içinde etap boyunca golf malzemenizin tümünü tesisten kiralamak isterseniz 10 dolar, bu malzeme için mekanik taşıma aracını kullanırsanız 5 dolar, golf sahasını yürümek yerine akülü araba ile tamamlamak isterseniz etap bitene dek 25 dolar araç kirası ödeniyor. Dolaplar ve duşlar golcülere ücretsiz. National golf Club: Tel no: 0(242) 725 46 20 Fax no: 0(242) 725 46 24 Kurşunlu Şelalesi Antalya yalnızca denizi, güneşi ve beş yıldızlı otelleriyle ünlü bir Akdeniz şehri değil. Yemyeşil bitki örtüsü, seraları ve şelaleleriyle aynı zamanda cennetten bir köşe gibi. Aksu ilçesindeki Kurşunlu Şelalesi de bu cennetin bir parçası. İçinde yedi küçük göleti, yeşilin her tonunu ve 100'ün üzerinde kuş çeşidini barındırıyor. Size sadece bu cenneti keşfetmek ve tadını çıkarmak kalıyor. Antalya'nın Aksu ilçesindeki Kurşunlu Şelalesi içinde alabalıkların ve ördeklerin yüzdüğü yedi küçük göletten oluşuyor. Piknik alanı, su değirmeni ve bitki tünelleriyle her mevsim yerli ve yabancı turistlerin gözdesi olan Kurşunlu Şelalesi'nin ulaşımı da son derece kolay. Şelale gezisi Piknik alanından sola ayrılan, iri yapraklı kaktüs türü bitki ve kelebeği anımsatan çiçekler arasında gizlenen basamaklara küçük bir patikaya iniliyor. Renk renk bitkilerin arasında yapılan bu kısa ama keyifli yolculuk sırasında karşınıza bir değirmen çıkıyor. Sürprizlerle dolu bu patika kısa bir süre sonra sizi şelaleye ulaştırıyor. Buradan şelalenin altındaki mağaraya geliniyor. Duvarları zümrüt yeşili yosun ve yapraklarla kaplı mağara ziyaretçilerin en çok fotoğraf çektikleri yer. Bu nedenle Kurşunlu Şelalesi'ne giderken fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın. Mağaranın içinde su sesinin yoğunluğundan, konuşmalar zor duyuluyor. Ayrıca suyun verdiği serinlik, etrafı daha rahat dolaşmanızı sağlıyor. Eğer piknik yapmak için gittiyseniz ve yanınızda portatif şezlongunuz da varsa, hemen şelalenin altına kurulun. Bu eşsiz güzellikteki manzarayı seyrederek vücudunuzdaki yorgunluğu atabilirsiniz. Sizi mağaraya ulaştıran patika yol, göletin üzerinden devam ediyor ve zakkumların arasından dar bir köprü ile karşıya geçiyor. Şelaleden damlayan sular sizi rahatsız etmiyorsa, şelale altındaki koridordan ilerleyin. Patika yolun sağa kıvrıldığı inişte, dev bir bitki tüneli yer alıyor. Suya doymuş iri gövdeli anıt ağaçlar ve çeşitli bitkilerin, 900 hektarlık alanı şemsiye gibi örttüğünü göreceksiniz. Burada göremeyeceğiniz tek şey gök yüzü. Çünkü yaprakların kalabalığından gök yüzü görünmez oluyor. Hemen karşısında göletlerde yüzen ördekler, küçük ekmek kırıntıları atan turistlerin ikramlarına, kıyıya kadar yaklaşıp poz vererek teşekkür ediyorlar. Kurşunlu Şelalesi'nin bulunduğu vadi yalnızca bitki örtüsü değil, 100' aşkın kuş türüyle de ünlü. Bu nedenle ağaçlardaki kuş evleri en az kuşlar kadar ilgi çekiyor. Vadide nem oranı oldukça yüksek. Buna rağmen tur, su sesine karışan kuş sesleri arasında ve büyük bir keyif ile tamamlanıyor. Öyle ki dönüş yolunda bu eşsiz manzaraya biraz hüzün karışıyor. Kurşunlu Şelalesi ve çevresini gezmek yalnızca vücudu değil, yeşilin her tonu sayesinde gözleri de dinlendiriyor. Özellikle zakkumların göletlere vuran yansıması, fotoğraf meraklısı turitleri hemen harekete geçiriyor. Birazda Tarih Kurşunlu Şelalesi'ne kadar gitmişken yöreye en yakın antik kent olan Pergeyi'de görmelisiniz. Aksu ilçesinden 2 km içeri doğru ilerlediğinizde önce tiyatroyu geçecek, sağınızda taş işçiliğinin örneklerinin sergilendiği alanın yanında hipodromu göreceksiniz. Afrodisiastan sonra büyüklük itibariyle ikinci sırada yer alan hipodrom'dan sonra kentin Roma kapısından geçerek hamam, agora, sütunlu cadde, dükkan yerleri ve Akropol'ü gezebilirsiniz. Son gezi noktamız ise günümüzde bir çok sanatsal faaliyetlerin sergilendiği ve her yıl milyonlarca turistin gezdiği ünlü Aspendos tiyatrosu Serik ilçesinden 5 km Manavgat istikametine ilerleyerek ulaşabileceğiniz Aspendos sapağından içeri 4 km girdikten sonra karşılaşacağınız tiyatrodan devam edenler bu defa bir başka görkemli yapı olan su kemerleri de görebilirler. ![]() ![]()
___________________________________________________________________________
Sitemizde İllegal paylaşım yasaktır.. Üyeler onay gerektirmeden mesaj ve konu atabilmektedir. Yöneticilerimizin gözünden kaçan illegal paylaşımları tespit ederseniz lütfen [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]tıklayıp gerekli alanları dolurup bize bildiriniz gereken en kısa sürede yapılacaktır...
![]() ![]() ![]() |
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Lanet Olsun Bu İçimdeki İnsan Sevgisine
![]() ![]() ![]() |
NASIL GİDİLİR? İstanbul'dan çıkışta hava yolunu tercih ederseniz Golf sporu size sadece 1.5 saat uzaklıkta. Kara yolunu tercih edenler Afyon-Kütahya-Burdur üzerinden Antalya'ya gelince kente girmeden Alanya yönüne dönünce 17 km. sonra Isparta-Kurşunlu Şelalesi sapağı ile karşılaşıyorlar, sapaktan itibaren 6 km. sonra 2 km. devam ederek şelaleye ulaşabilirsiniz. Serik ilçesine yaklaşırken deniz tarafına ayrılan Belek sapağı ise golf cennetine uzanıyor. NASIL GİDİLİR? İstanbul'dan çıkışta hava yolunu tercih ederseniz Golf sporu size sadece 1.5 saat uzaklıkta. Kara yolunu tercih edenler Afyon-Kütahya-Burdur üzerinden Antalya'ya gelince kente girmeden Alanya yönüne dönünce 17 km. sonra Isparta-Kurşunlu Şelalesi sapağı ile karşılaşıyorlar, sapaktan itibaren 6 km. sonra 2 km. devam ederek şelaleye ulaşabilirsiniz. Serik ilçesine yaklaşırken deniz tarafına ayrılan Belek sapağı ise golf cennetine uzanıyor. ![]() ![]() ![]()
___________________________________________________________________________
Sitemizde İllegal paylaşım yasaktır.. Üyeler onay gerektirmeden mesaj ve konu atabilmektedir. Yöneticilerimizin gözünden kaçan illegal paylaşımları tespit ederseniz lütfen [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]tıklayıp gerekli alanları dolurup bize bildiriniz gereken en kısa sürede yapılacaktır...
![]() ![]() ![]() |
|
|
|
KrALiÇe Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
K_I_Z_I_L (06-24-2007)
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Göz Kendine, Kulak Başkalarına İnanır
![]() ![]() ![]() |
Antalya Tatil Yerleri Antalya, tarihi güzellikleri, dogasi ve kültürel zenginligi ile Türkiye'nin en gelismis turizm sehirlerinden birisidir. Güzel cografi yapisi ve uygun iklim kosullari ile Nisan ayindan kis aylarinin basina kadar tüm yerli ve yabanci turistler için en ideal tatil firsatlarini sunan sehir, 24 saat canli bir yapiya sahiptir. Milli parklari, zengin tarihi kalintilari ve ödüllü marinasi ile Akdeniz'in incisi durumundaki Antalya, ilçeleri ve tatil merkezleri ile Türk turizminin en önemli kenti durumundadir. Milattan önce 2000 yilinda kurulmaya baslayan kent, sirasiyla birçok medeniyete besik olmus ve son olarak Selçuklulardan Osmanli Imparatorlugu'na ve nihayet Türkiye Cumhuriyetine kalmistir. Antalya içine yapilacak bir gezi sirasinda görülecek birçok yer vardir. Bunlar, Perge, Kaleiçi, Olympos ve Aspendos antik kentleri, Karain ve Kocain Magaralari ve çevre yaylalar, Düden Selaleleri, Altinbesik Magarasi Milli Parki, Köprülü Kanyon Milli Parki, Kursunlu Selalesi Tabiat Parki olarak siralanabilir. Antalya, ayrica çevre ilçeleri ile de turistik bir önem tasimaktadir. Bunlar: ![]() ALANYA: Binlerce yillik bir tarihi geçmise sahip olan Alanya, Antalya'nin en büyük ilçesidir. Bu tarihi zenginlige, kentin canli ve civil civil havasi da eklenince, ülkemizin en çok gezilen turistik merkezlerinden birisi ortaya çikmaktadir. Alanya'da Kizil Kule, Büyük Tersane, Alanya Kalesi, Alanya Müzesi ve Damlatas Magarasi gezilebilecek yerler arasinda yer almaktadir. Antalya ile ayni iklim özelliklerine sahip olan kent, yilin 8 ayi canli bir sekilde misafirlerini agirlamaya hazirdir. Gelismis kent yapisi ile tüm turizm donanimina sahip olan Alanya, restoranlari, gece kulüpleri, barlari ve çesitli büyüklükte otelleri ile, her sene turistleri memnun etmektedir. BELEK: Yüzmek, güneslenmek, dinlenmek ve de golf oynamak isteyenlerin ilk tercihi olan Belek, Antalya'nin Serik beldesine yakin bir tatil merkezidir. Özellikle su sporlari ve profesyonel golf sahalari ile öne çikan Belek, tarihi yapisiyla da misafirlerini beklemektedir. Silyon ve Selge antik kentleri, Aspendos, Köprülü Kanyon, Düden Selalesi ve Kursunlu Selalesi bu bölgede yer almaktadir. Belek ayrica tam bir otel ve tatil köyü cennetidir. Uzun sahili boyunca yer alan birçok otel ve 1. sinif tatil köyleri, özellikle bu tür tatil yapmayi sevenler için idealdir. ![]() KEMER: Antalya'nin diger ucunda, Toroslarin eteklerine kurulmus, sirin bir tatil belgesi olan Kemer de, Antalya'nin gelismis tatil beldelerinden birisidir. Bu ilçede bulunan irili ufakli oteller ve tatil köylerinde yapilacak bir tatil sirasinda, tarihi ve kültürel yerler de gezilebilir. Bunlarin arasinda Olympos, Chimaera, Phaselis, Adrasan Koyu, Beldibi Magarasi, Yörük ve Ayisigi Parki bulunur. Kemer'de ayrica Jeep safari turlarina çikilabilir, rafting yapilabilir, deniz gezileri için günlük tekne turlarina çikilabilir. Ayrica yerel yemeklerden keçi eti ile yapilanlar tadilabilir ve özellikle de yogurt mutlaka denenmelidir. ![]() MANAVGAT ve SİDE: Antalya bölgesinin küçük ama canli iki sehri Manavgat ve Side, özellikle son yillarda turizm açisindan hizla gelismislerdir. Bölgede pek çok otel ve pansiyon turistler için hazir beklemektedir. Ayrica gezi alanlari arasinda Side Müzesi, Antik Kentler, Seleukia Antik Sehri, Manavgat Selalesi, Manavgat Baraji, Köprülü Kanyon Milli Parki, Titreyengöl, Altinbesik Düdeni ve Manavgat pazaryeri yer almaktadir. Bölgede geçirilecek bir tatil sirasinda yöresel yemeklerin disinda özellikle balik ve deniz ürünlerinin tadina bakilmalidir. ![]() Antalya, tüm bu kentleri, civil civil kent yasami, tarihi güzellikleri, 1. sinif tatil imkanlari, kara, hava ve deniz yolu ile ulasim imkanlari ile, Türkiye turizminin en önemli yerlerinden birisi olma konumundadir ![]() ![]() ![]()
___________________________________________________________________________
Sitemizde İllegal paylaşım yasaktır.. Üyeler onay gerektirmeden mesaj ve konu atabilmektedir. Yöneticilerimizin gözünden kaçan illegal paylaşımları tespit ederseniz lütfen [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]tıklayıp gerekli alanları dolurup bize bildiriniz gereken en kısa sürede yapılacaktır... [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Lanet Olsun Bu İçimdeki İnsan Sevgisine
![]() ![]() ![]() |
ANTALYA BÖLGESİNİ NASIL GEZMELİ? Kaleiçi eski Antalya’nın yaşadığı yer, gezmeye oradan başlamalı. Yivli Minare ve Saat Kulesi eşliğinde KaleiçiAntalya’yı nasıl gezmeli? Kaç gün ayırmalı? Bu sorulara yanıt bulabilmek için Antalya’nın turizm açısından büyüklüklerinden söz etmek gerekli. İl sınırları batıda Kınık’tan başlıyor. Sınır çizgisinde Xanthos ve Letoon antik kentleri de yer alıyor. Doğuda ise Gazipaşa ilçesinin Kenar beldesine kadar uzanıyor. Kınık’la Kenar’ı bağlayan ve büyük bölümü kıyıyı izleyen karayolunun uzunluğu yaklaşık 500 kilometre. Ortalama bir hızla seyretseniz ve hiç bir yerde durmasanız yaklaşık 8 saat yol almanız gerekir. Gezmiş sayılmazsınız ama böyle de geçmiş olursunuz Antalya’yı bir baştan bir başa. Binlerce yıllık geçmişi olan uygarlıklar Antalya’da derin izler bırakmış. Batıdan Lykia kentleri başlıyor birbiri peşisıra. Sonra Antalya şehir merkezi yakınlarında yerlerini Pamhylia kentlerine bırakıyor. Antalya il sınırları içinde irili ufaklı 80’e yakın antik kentin kalıntıları bulunuyor. Kimileri çok harap durumda, kimileri iyi korunmuş. Kimilerinde defineciler dışında kimse kazma vurmamış, kimileri ise tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkarılmış ve korumaya alınmış. Tamamını dolaşmaya kalksanız en az 1 ay ayırmanız gerekir. Antalya aynı zamanda deniz, güneş ve kum turizmi merkezi. Batıda ünlü Letoon ve Patara kumsallarıyla başlıyor il sınırları. Bu kumsallar kilometrelerce uzanıyor. Derinliği ise kimi bölümlerinde 100 metreyi aşıyor. Ayrıca Finike-Kumluca kumsallarını, Adrasan’ı, Olympos-Yanartaş ayrımı arasındaki Çıralı’yı, Kemer’in Tekirova beldesinde başlayıp Antalya’ya kadar küçük kesintilerle kilometrelerce uzanan kumsalları, Kent merkezinden önce Konyaaltı, sonra Lara kumsallarını, Belek turizm alanı içindeki Belek kumsalını, Side’yi, İncekum’u, öncesi ve sonrasıyla Alanya sahil şeridinin ünlü kumsallarını ve Gazipaşa’yı sayabiliriz. Antalya aynı zamanda yaylalarıyla da ünlüdür. Kıyının hemen yanıbaşından yükselen Torosların yükseltileri arasına gizlenmiş yaylalar, Mayıs-Ekim ayları arasında sahilde 30 derecenin üzerine çıkan sicaktan kurtulma imkanı sağlar. Eskiden toprak olan yayla yollarının önemli bölümü artık asfaltlandı. Kısa sürede 500-1000 metre yüksekliğe tırmanabilir, çam ormanlarının gölgesinde buz gibi kaynak sularıyla serinleyebilirsiniz. Her adımda bir alabalık çiftliği ve lokantasıyla karşılaşacaksınız. Alabalık üretimi için her türlü koşul fazlasıyla vardır çünkü. Yayla yollarının büyük bölümü asfaltlanmıştır ama "Jeep safari"cilerin turistleri toza bulamak için toprak yollar keşfetmeyi inatla sürdürdüklerini de not edelim. "Jeep safari", bütün günlerini kızgın güneş altında kızararak geçiren yabancı turistlerin ilgi gösterdikleri bir alternatif olarak son yıllarda çok gelişti. Antalya’yla ilgili başka ne mi söylenmeli? Bölgede konaklama için herhangi bir sorun yok. Her bütçeye, her zevke uygun tesis bulabilirsiniz. 5 yıldızlı oteller ve her türlü ihtiyaca kendi içinde yanıt veren dev tatil köylerinden küçük pansiyonlara kadar her türlü konaklama alternatifi vardır. Kalkan merkezinde dar sokaklar küçük ve şirin pansiyonlarla doludur. Birbirlerinin üzerinden denize bakmaya çalışırlar. Çevreye doğru çıkıldığında çok katlı ve çok yıldızlı oteller başlar. Aynı şey Kaş için de geçerli. Doğuya doğru devam edersek, Kaş’a bağlı Uçağız ve Kaleköy’de ev pansiyonculuğu, Finike, Kale ve Kumluca’da küçük oteller vardır. Kumluca’ya bağlı Adrasan köyünün plajı, bir şerit halinde küçük pansiyonlar, otel ve motellerle doldu. Büyük tesis bulunmuyor Adrasan’da. İnce çakıllarla bezenmiş kumsalı, Olympos ve Yanartaş ören yerleriyle ünlü Çıralı’da da pansiyonculuk çok hızlı gelişti. Aynı zamanda kamping alanları da bulunuyor. Ardından Kemer turizm merkezi başlıyor. Altyapısı devlet tarafından hazırlanmış ve yatırımcılara verilmiş Kemer’de, tesisler de planlı olarak yanyana dizilmişler. Tatil köyleri ve yüksek standartlı oteller Tekirova’da başlıyor ve Beldibi’ne kadar devam ediyor. Kemer kent merkezi içinde ise adım başı otel ve pansiyonlar yer alıyor. Antalya’da otel ve pansiyonlar Konyaaltı plajıyla başlıyor. Şehir merkezi’nde her türlü bütçeye uygun değişik standartlarda çok sayıda otel var. Antalya Kaleiçi ise eski ev ve konakların restorasyonuyla turizme kazandırılmış özel belgeli otel ve pansiyonlarla dolu. Antalya’da son yıllarda yapılan otellerin büyük bölümü Lara mevkiinde toplanmış. Belek Antalya’nın doğusunda yeni ve gözde turizm merkezi. Yüksek standartlı otel ve tatil köyleri, Kemer’de olduğu gibi önce altyapıları hazırlanarak inşa edilmeye başlandı. Belek’te aynı zamanda golf turizmi de geliştirilmeye çalışılıyor. Geçen yıl Türkiye’nin uluslararası standartlara sahip ilk golf tesisi Belek’te hizmete girdi. Side-Manavgat’ta otel ve tatil köyleri Çolaklı’yla Titreyengöl arasında sıralanıyor. Alanya’da, Okurcalar ile Mahmutlar kasabası arasındaki yaklaşık 40 km’lik şeritte olduğu gibi. Kısacası Antalya her şeyiyle hazır. İyi bir tatil ve gezi için sizi bekliyor. Hangi mevsim olursa olsun. Antalya her mevsim güzel. Her mevsim keyif alabilirsiniz. Eminiz, en çok da yeşilin inanılmaz bir biçimde her yandan fışkırdığı Nisan ayından... ANTALYA Antalya bir metropol artık. Türkiye’nin bir numaralı turizm merkezi. Turizm, il ve kent merkezi ekonomisini belirliyor. Antalya aynı zamanda büyük ölçekli göç alan illerimizden biri. Turizmin yarattığı zenginlik kent merkezinde kendisini çok katlı binalar ve modern iş merkezleriyle gösterirken, öte yandan tıpkı İstanbul ve Ankara gibi kentin çevresini gecekondu mahalleleri sarıyor. Bütün büyük kentlerimizde olduğu gibi derin çelişkilerle gelişiyor Antalya. Antalya, bölgenin ana giriş kapısı aynı zamanda. İster havayolu, ister karayoluyla gelin bölgeyi gezmek için önce Antalya’ya ulaşmalısınız. Antalya havalimanının yeni dış hatlar terminali rekor bir hızla hizmete sokuldu. Böylelikle düne kadar özellikle yaz aylarında yaşanan büyük sıkışıklık ve hiç de iç açıcı olmayan görüntüler ortadan kalktı. Yurtdışından gerek tarifeli, gerekse charter seferleriyle bölgeye her zaman yoğun bir turist akışı gözleniyor. İç hatlarda ise THY’nin yanısıra İstanbul Havayolları ve Onur Havayolları’nın seferleriyle İstanbul ve Ankara’dan Antalya’ya uçmak mümkün. İstanbul ve Ankara gibi büyük merkezlerden karayoluyla bölgeye geliş için en uygun yol, Afyon - Burdur - Antalya yoludur. Yolunuz Alanya-Side-Belek tarafına ise Isparta üzerinden yeni açılan yola girmenizi öneririz. Bu yol hem daha düzgün, hem daha az sıkışık, hem de eşlik eden doğal görünüm daha güzel. (Bu güzergahlarla ilgili ayrıntılı bilgileri, "Güzergahlar" bölümünde bulabilirsiniz.) Antalya’ya Burdur yönünden karayoluyla girişte sık çam ormanı ve piknik alanlarıyla kaplı Kepez’den geçeceksiniz. Kepezüstünde soluklanıp, Antalya’yı tepeden seyretmenizi öneririz. Nasılsa birazdan şehrin kalabalığına karışacak, hele bir de yazsa sıcakdan kavrulacaksınız. Uzun bir yolculuğun ardından Kepezüstünde vereceğiniz mola hoşunuza gidecektir. Yol kenarında küçük büfeler olduğunu not edelim. Daha uzunca bir mola için biraz daha geride, Korkuteli sapağının hemen karşısındaki tesisleri önerebiliriz. (Keptur) Kepezüstü, Antalya’lıların her fırsatta koştukları geniş bir piknik alanıdır. Orman bölge müdürlüğü tarafından düzenlenmiş ve koruma altına alınmıştır. Kepez çayı, karayolunun altından bir kanalla ovaya iner. Antalya’yı tepeden seyretmek için, Korkuteli sapağından dönüp yaklaşık 4 km. gittikten sonra karşınıza çıkacak olan Düzlerçamı Parkı’nın sonunda yer alan Güveruçurumu 3. kısmına kadar da gidebilirsiniz. (Geçtiğimiz yıllarda bu bölgede çok büyük bir orman yangını felaketi yaşandı. Binlerce hektar çam ormanı kül oldu. Ama Güveruçurumu çevresi bu büyük tahribattan kurtuldu.) Dilerseniz Düzlerçamı Güver uçurumu gezisini Antalya’ya giriş öncesinde bir mola gibi değerlendirmeyin, bu kadar dar zamana sıkıştırmayın ve Telmessos milli parkı ve antik ören yeri ile Karain mağarasını da içine alan bir güzergah olarak en az yarım gün ayırın. (Ayrıntılı bilgiyi bir kaç sayfa sonra bulabilirsiniz.) Tarihi kent merkezi ve Kaleiçi Antalya’yı gezmeye tarihi kent merkezinden başlamalı. Hadrianus Kapısı, Hıdırlık Kulesi, Yivli Minare, Kesik Minare, dar sokakları ve tarihi evleriyle Kaleiçi ve antik yat limanı, çapı yaklaşık 1 km olan bir alan içindedir. Tamamını yürüyerek dolaşabilirsiniz. Hadrianus Kapısı’nın, Hadrian döneminde (M.S. 117-138) Antalya kent kapısı olarak yapıldığı bildiriliyor. Kapı tüm ihtişamıyla ayakta. Mutlaka görmelisiniz. Evliya Çelebi’ye göre tarihi kent, uzunluğu yaklaşık 4.5 km. olan surlarla çevriliymiş. Kale duvarları ve burçlar Selçuklular döneminde onarılıp sağlamlaştırılmış. Surlar limanı çepeçevre sarıyor. Surların güneydoğu ucundaki Hıdırlık Kulesi iki katlı ve 14 m. yüksekliğinde. Hıdırlık Kulesi, Hadrian Kapısı’nın hemen önünden Kaleiçi’ne girildiğinde Hesapçı sokağı izleyip deniz kenarında indiğinizde karşınıza çıkıyor. Kaleiçi’ne girildiğinde hemen gözünüze çarpacak bir başka yapı olan Yivli Minare Antalya’nın simgesi sayılıyor. Adını 37 metreye ulaşan kırmızı tuğlayla örülü minaresindeki 8 yivden alır. Selçuklu sultanı 1. Alaattin Keykubat tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Kaleiçi’ndeki bir başka ilginç yapı da Kesik Minare’dir. 5. yüzyılda Meryem Ana adına kilise olarak yapılan, daha sonra II. Beyazıd’ın oğlu Korkut tarafından camiye çevrilen yapının ahşap minaresi 1986’da yanmış ve Kesik minare olarak anılmaya başlanmış. Artık Kaleiçi’nin dar sokaklarından aşağıya, limana inmenin zamanıdır. Kaleiçi günün her saatinde gezilebilir ama en keyifli zamanı akşam üzeridir. Tarihi Kaleiçi evleri ve konaklarının büyük bölümü restore edilerek otel, pansiyon, bar ve dükkan olarak kullanılıyor. Dükkanlarda çoğunlukla turistlere yönelik hediyelikler satılıyor. Kaleiçindeki otellerin, lokanta ve barların çoğunun bir iç avlusu vardır. Avluda portakal ağaçlarının altında bol buzlu bir içki, bu saatte en iyi seçeneklerdendir. Surların üzerinden limanı gören çok sayıda kafeterya, bar ve lokanta olduğunu da hatırlatalım. Seçimi size bırakıyoruz. Antalya’nın tarihi limanı 80’li yıllarda restore edildi ve bu restorasyon Avrupa Konseyi Altın Elma ödülü aldı. Limanda demirlemiş çok sayıda tekne karşılayacak sizi. Limandan hareketle gerçekleştirilen büyük ve küçük şelale turlarına katılmak için dolmuş ya da kiralama usulü çalışan teknelere binebilirsiniz. Küçük şelale turu kısa olanıdır. Büyük Şelale turu ise Düden çayının 40 metre yüksekliğindeki traverten eşikten şelale oluşturarak denize döküldüğü yere kadar uzanır. Tekne turuna katılacaksanız Büyük Şelale turunu öneririz. Özellikle suların bol olduğu ilkbahar aylarında bu görkemli şelalenin seyrine doyum olmaz. Su zerrecikleriyle serinleyecek çok hoş fotoğraflar çekebileceksiniz. Limanda ayrıca günübirlik ya da daha uzun süreli yat gezintileri için de tekneler bulunmaktadır. Seyahat acenteleri ve yat işletmelerinden bu konuda bilgi alabilir, rezervasyon yaptırabilirsiniz. (Seyahat acenteleri ve yat işletmeleri için Antalya rehberi’ne bakınız) Kaleiçi’nde geceler de renklidir. Sokak aralarından yükselen müziğin davetine uyabilir, geç saatlere kadar açık olan bar ya da diskoteklerde canlı müzik eşliğinde içkinizi yudumlayıp dans edebilir, Türk, Alman, Rus, İtalyan bir çok farklı ulustan yeni dostlar edinebilirsiniz. Antalya’da dolaşırken, ülkemizin en temiz kentlerinden birinin Antalya olduğunu hemen farkedersiniz. Antalya’nın denizi de temizdir. Kentin üzerine kurulduğu traverten yapı, doğal bir kanalizasyon görevi görür. Tabii, bu doğal yapının son yıllarda yaşanan aşırı göç nedeniyle hızla büyüyen nüfusu ve çarpık yapılaşmayı ne kadar taşıyacağı önemli bir soru işaretidir. Gerçekten de kent son bir kaç yılda gözle görülür bir hızla büyüdü. Antalya’ya girişte, kepezüstü mevkiinden ovaya bakıldığında gecekonduların geniş bir alanı kapladığına tanık olursunuz. Şehir merkezindeki yapılaşma ise Lara ve Konyaaltı mevkiinde oldu. Büyük şelale turuna katıldığınızda, bundan birkaç yıl önce bomboş olan falezlerin ardında çok katlı binaların hızla yükseldiğini farkedeceksiniz. Biz, tüm büyük kentlerimizi habis bir ur gibi tehdit eden bu önemli problemi bir kenara bırakalım ve gezimizi sürdürelim. Merkezden Konyaaltı’na doğru yürürken denize dik inen derin bir yar göreceksiniz. Buranın adı Kadın Yarı’dır. Tekelioğulları döneminde "günahkar" kadınlar bir kediyle birlikte çuvala konur, ağzı bağlanan çuval aşağıya atılırmış. Antalya’nın sıcağı bilinir. Gündüz sıcaktan kurtulmanın en iyi yollarından biri parklara kaçmaktır. Hıdırlık Kulesi’ni çevreleyen Karaalioğlu Parkı bunlardan biridir. Cumhuriyet meydanının denize bakan tarafındaki kahvelerde de oturabilir, soğuk içecekler yudumlayabilirsiniz. Kenan Evren Bulvarının deniz tarafında kalan Atatürk Parkı da bir diğer seçenek olabilir. Antalya Müzesi Antalya Müzesi, Türkiye’nin en zengin müzelerinden biridir ve Avrupa Konseyi 1988 yılı "Yılın Müzesi Jüri Özel Ödülü"ne sahiptir. Bu önemli müzeyi mutlaka gezmelisiniz. Hakkını vermek için en az 2 saat ayırmanız gerektiğini unutmayın. Konyaaltı Caddesi üzerindeki müzeye, Kaleiçi’nden çıkıp Cumhuriyet bulvarı boyunca yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz. Dilerseniz Kaleiçi önünden otobüs ya da dolmuşlara da binebilirsiniz. Side, Perge, Karataş-Semahöyük, Arykanda, Xanthos Lmyra, Patara, Elmalı Bayındır Tümülüsleri kazıları buluntuları müzenin başlıca eserlerini oluşturuyor. Antik çağ oyuncaklarının sergilendiği bir Çocuk bölümünün de bulunduğu müzenin "Tabiat Tarihi ve Prehistorya (Tarih öncesi), Frig Çağı eserleri, Tanrılar, Küçük Eserler ve Sualtı buluntuları, İmparatorlar, Mezar Kültürleri (lahitler), Mozaik, Sikkeler, ikonalar ve Etnografya salonlarında tematik ve kronolojik bir tasnifle eserler sergileniyor. Plajlar Antalya’nın sıcağından kurtulmanın yolu sayılır mı bilinmez ama, gündüz saatlerini denizde geçirip kenti dolaşmayı akşam serinliğine bırakmak en doğrusu. Antalya’nın hemen her yerinden, falezlerin geçit veren basamaklarından inerek denize girebilirsiniz ama plaj ve kumsal arıyorsanız, batıda Kemer yolu kenarındaki Konyaaltı ve doğudaki Lara plajlarını öneririz. Her iki kumsalın da gerisinde çok sayıda lokanta, kafe ve büfe bulunuyor. Biraz daha uzaklaşmayı göze alırsanız, Kemer yolunda plaj ve piknik alanları olduğunu hatırlatalım. Bunların ilki, şehir merkezinden 11 km. uzaklıktaki Topçam günübirlik piknik ve plaj alanıdır. Küçükçaltıcak (13. km), Büyükçaltıcak (15. km), Kargıcak (18. km) ve Kargıcak 2 (20. km) diğer günübirlik piknik ve plaj alanlarıdır. Olympos-Bey dağları Milli Park alanı içinde bulunan ve yapılaşmaya izin verilmeyen bu alanlar çam ormanı ile çevrilidir. Kemer yolunda 22. kilometreden sonra Kemer-Beldibi tatil köyleri başlıyor. Saklıkent ve Geyik pınarı Antalya’ya kış ve bahar aylarında giderseniz eğer, kayak da yapabilirsiniz. Antalya’ya kar yağmaz ama, 1.5 saat uzaklıkta ve 2200 metre yükseklikteki Saklıkent zirvesinde kar yılın üç ayı kayak yapabilecek kalitededir. Saklıkent kayak merkezinin denizden yüksekliği 1900 metre. Kayak merkezinde biri 750, diğeri 850 metre uzunluğunda iki teleski hizmet veriyor. Pist uzunlukları ise 750 ile 3000 metre arasında değişiyor ve farklı zorluk derecelerine göre ayrılıyor. İsteyenler kayak kiralayabilir, kayak hocalarından ders alabilirler. Kayak merkezinde teleskilerin hemen yanında bir kafeterya bulunduğunu, konaklama imkanlarının ise sınırlı olduğunu belirtmekte yarar var. (Saklıhan Motel, Saklı Şale Pansiyon ve Motel Taci için telefon: 0.242.446 12 00) Çevrede çok sayıda boş eve rastlayacaksınız. Bu evler Saklıkent Yapı Kooperatifi tarafından yapılıp ve sahiplerine teslim edilmiş. Anlaşılan Antalyalı’lar bir heves yaptırmışlar dağ evlerini ama sonra kardan ve kayaktan hoşlanmamışlar ki bir daha uğramamışlar. Yazık... Nasıl gidilir? Şehir merkezinden 48 km uzaklıktaki Saklıkent için çevre yoluna girip Burdur tarafına yönelmek ve Saklıkent yön levhasını izlemek gerekiyor. Kış aylarında yolun son kilometrelerinde buzlanma olabileceğini hesaba katın. Saklıkent’e uzun fakat yaz ayları için keyifli olabilecek bir ikinci yol var. Üstelik bu yol, Antalya’nın damı sayılan Geyikpınarı’ndan geçiyor. Bunun için önce çevre yolundan Çakırlar’a gitmek gerekiyor. Çakırlar’dan sonra Geyikbayırı yön levhası izleniyor. Geyikbayırı serinlik arayan Antalya’lılar için bir kaçış noktası. Beydağları eteklerindeki bu beldeye çok sayıda villa yapılmış. Antalya ayaklar altında. Çevrede çok sayıda alabalık ve et-mangal lokantası var. Geyikpınarı’ndan bir süre sonra asfalt bitiyor. Toprak yol kıvrıla kıvrıla Saklıkent’e ulaştırıyor sizi. Bu yol için en az 2 saat ayırmalısınız. Kış ve bahar aylarında kullanmasanız iyi olur. Yolda kalabilirsiniz. Saklıkent’e her gün yeni garajın yanından dolmuş kalkıyor. Düden Şelalesi: Antalya çevresindeki önemli mesire alanlarından biri de Düdenbaşı’dır. Düden Şelalesi ve çevresindeki piknik alanı, gerek Antalyalıların, gerekse dışarıdan gelen ziyaretçilerin her zaman yoğun ilgisini çeker. Şelaleyi sıcak bir günde gezmenin keyifli serinliği çekicidir. Şelale kentin 12 km. kuzeyindedir. Otobüs ve minibüs seferleri yapılmaktadır. Dilerseniz Şelalenin oluşumuna bir göz atalım ve sözü ünlü jeofizikçi ve mağaracı Dr. Temuçin Aygen’e bırakalım: "Eski Antalya-Burdur asfaltının (Döşemealtı bucağından geçen yol) 28. ve 30 km’lerde iki büyük karstik kaynaktan çıkmaktadır. Kırkgözler ve Pınarbaşı adındaki adeta iki nehir kadar bol suyu olan bu iki menba kısa bir akıştan sonra birleşirler ve küçük bir çay sarfiyatındaki su, Bıyıklı düdeni içinde kaybolur. Düden ülkemizde su çeken, su yutan deliklere denmektedir. Düdenlerin bazıları o kadar büyük olur ki, koca bir nehri ya da gölü yutabilir. Bıyıklı düdeninden kaybolan su 14 km. kadar yerin altından gittikten sonra Varsak çukurunun bir ucundan çıkar ve çok kısa bir akıştan sonra tekrar batar. Varsak’ta kaybolan su 2 km. kadar tekrar yeraltı akışından sonra Düdenbaşı’nda yer yüzüne çıkar. Bu su Düdenbaşında alttan, sifonlu olarak bir nehir halinde çıkan sudur. Şelale yaparak akan su ise Kepez hidroelektrik santralından gelen sudur. Düdenbaşından sonra çok dağılan ve birçok kola ayrılan Düden çayı, en sonunda Antalya’nın doğusunda 40 m. yüksekliğindeki traverten eşikten şelale yaparak Akdeniz’e dökülür. Düdenbaşı’nın keyfi sadece şelale değildir. Dar bir merdivenle inilen mağara ve çevrenin yeşilliği etkileyecektir sizi. Fotoğraf makinanızı almayı sakın unutmayın. Suyun ve yeşilin serinliğinde birşeyler yemek ve içmek için dere kenarında lokantalar olduğunu not edelim. Kurşunlu Şelalesi: Antalya’dan 24 km. uzaklıktadır. Çam ormanı ve yoğun bitki örtüsüyle kaplı vadi boyunca akan derenin yarattığı irili ufaklı şelaler, gölcüklerden oluşan, seyir terasları, yürüyüş patikaları ile milli park olarak düzenlenmiş bir dinlenme yeridir. Kentin sıcağından bunaldığınız bir gün gidin Kurşunlu’ya. İçinde nilüferlerin, balıkların yüzdüğü gölcükleri gezin. Sonra şelalenin arkasındaki mağaraya girip önünüzden düşen serin suları, güneşin altın ışıltılar attığı parlak su damlacıklarını seyredin. Ardından vadi boyunca akan dereyi çepeçevre saran patika yollara atın kendinizi. Sık bitki örtüsünün altında yürüyün, gövdeleri suyun üzerine uzanmış ağaçlara tırmanın, köprülerden geçin ve eğer tüm bunlarla yetinmiyorsanız derenin aktığı vadi boyunca uzun yürüyüşe çıkın. Dönüşte, şelale çevresindeki kır lokantaları ve kahvelerinde oturmak da bu gezinin ikramiyesi. Nasıl gidilir? Kurşunlu Şelalesi için Antalya-Alanya yolunun 17. kilometresindeayrılarak yeni İsparta yoluna girmek ve ardından Kurşunlu Şelalesi yön levhasını izleyerek dar asfalt yoldan 7 km. daha gitmek gerekiyor. Kurşunlu Şelalesi milli parkı’na giriş ücretli. Perge Perge, Antalya’ya çok yakın ve önemli antik kentlerin başında geliyor. Perge için, Antalya-Alanya yolunun 15. km’sindeki Aksu’dan solda Perge yön yevhasını izlemek gerekiyor. Perge ana yoldan 2 km içeride. Bir Pamphylia kenti olan Perge’nin M.Ö. 12-13. yüzyılda kurulduğu tahmin ediliyor. Lidya ve Pers egemenliklerinin ardından Perge M.Ö. 334’te İskender’e teslim oluyor. Kentin en parlak dönemi, Roma imparatorluğunun egemenliğine rastlıyor. (M.S. 2-3. yüzyıl) Kentte bugün görülebilecek kalıntıların tamamı bu döneme ait. Antik ören yerinde kazılar Türk arkeologlar tarafından sürdürülüyor. Bilet gişelerinin ardından ören yerine geç dönem inşa edilen Roma Kapısı ile giriliyor. Kapının ardında sağda Bizans Bazilikası, ötesinde dış kenarlarında dükkan ve odalar bulunan Agora ve solda güney Hamamlarını göreceksiniz. Pamfilya şehirleri içinde bu kadar büyük ve görkemli hamam kalıntılarına rastlayamazsınız. Antik çağlarda kent yaşamında hamamların rolü büyükmüş. Günün büyük bölümünü sohbet ederek hoşça vakit geçirmek isteyen kentliler doldururlarmış. Öğleye kadar kadınlar, öğleden sonra da erkeklerin kullanımına ayrılırmış. Yola devam edildiğinde, karşınıza birbirine paralel iki yüksek duvar kalıntısı çıkacak. Perge’nin simgesi olan ve bir tarafı Agora’ya dayanan bu duvarlar, M.Ö. 3. yüzyıla tarihlenen ve arasında Perge’nin en eski kapısı bulunan çok yüksek iki kuleye ait. Kuleler ve kapı Helenistik döneme tarihleniyor. Helenistik kapının ardından sütunlu cadde başlıyor. 300 Metre uzunluğundaki cadde Akropolün altında Nympheum ile sonlanıyor. Yolun hemen solunda ise 76-76 m.’lik ölçüleriyle çok iyi korunmuş ve Julius Cornutus tarafından İmparator Claudius’a (M.S. 41-54) sunulmuş Palaestra yer alıyor. Kentin akropolü, kentin kuzeyinde düz bir plato üzerine kurulmuş. Kentin dışında kalan ve ören yerine karayoluyla girişte karşılaşılan ilk yapılardan biri olan tiyatroda restorasyon çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı ve ziyarete yeniden açıldı. Tiyatronun 15.000 kişilik olduğu tahmin ediliyor. Hemen arkasındaki stadyum büyük ve görkemli. Antik çağın en iyi korunmuş stadyumlarından birisi ve Aphrodisias’tan sonra ikinci büyüklükte. Aksu - Kundu Turizm Merkezi Antalya’nın yanıbaşında yeni bir turizm merkezi doğuyor. Tıpkı Belek gibi, Turizm Bakanlığı tarafından altyapısı hazırlanırak tahsisli arazi biçiminde turizm yatırımcılarına açılan merkezde birkaç yıl içinde 5000 yatak kapasiteli bir turizm merkezi yaratılmış olacak. Şu anda MNG tarafından yapılan bir turizm tesisi var ve kitap baskıya hazırlandığında açılması için hazırlıklar son noktaya gelmişti. Aksu, Toroslardan doğan ve Akdenize dökülen onlarca dereden biri ve Antalya’ya en yakın olanı. Aksu beldesi de ismini Aksu deresinden almış. Aksu Antalya’dan yalnızca 15 km. uzaklıkta ve Antalya - Alanya karayolu üzerinde. Belde, kasapları ve et loantalarıyla tanınıyor. Perge antik kentinin hemen girişinde bulunduğu için de turistik özeliliği var. Aksu’daki et lokantalarında yemek için mola verebilirsiniz. Yeni turizm merkezine ve Aksu deresinin denize döküldüğü yere ulaşabilmek için Aksu beldesinin hemen içinden deniz tarafına dönmeniz gerekiyor. Buradan itibaren 8 km’lik yolun önemli bir bölümü düzgün, küçük bölümü ise bozuk asfalt. Kundu köyü 6. km’de. Yolun içinden geçip MNG Holding yol levhalarını izlediğinizde Aksu deresinin denizle buluştuğu yere geliniyor. Belek kadar büyük olmamakla birlikte aynı türden çam ağaçlarının bulunduğu bir orman kumsalı çevrelemiş. Derenin sağında ve solunda çok sayıda salaş balıkçı lokantası sıralanıyor. Yazın açık, kışın ise üstü naylon tenteyle örtülmüş olarak hizmet veren lokantalarda, balık, salata, alkollü ve alkolsüz içki eservisi var. Hesabın oldukça makul olduğunu not edelim. Turizm merkezinin çehresi yeni tesislerin de devreye girmesiyle oldukça değişecek ve renklenecek. Belki salaş balıkçı lokantalarının yerini önümüzdeki yıllarda modern lokantalar, barlar ve eğlence yerleri alacak. Salaş yerlerden hoşlanıyorsanız vakit geçirmeden gidin. Yazın temiz kumsalından ve denizinden yararlanabilir, piknik yapabilir, kendinize balık ziyafeti çekebilirsiniz. Kışın da iyi bir yemek yiyerek temiz hava alırsınız. Hem Antalya’da kış olsa ne kadar olacak ki. (Hem de daha ucuz oluyor.) Turizm çok hızlı gelişiyor. tesisler birbiri ardına sıralanıyor, yöre kalabalıklaşıyor, canlanıyor. O zaman da renkli bir tatil yapmaya gidersiniz. Ama şimdiden bu halini görmelisiniz. (2000 Nisan’ında, balıkçık lokantalarında Çipura ve Levrek’in kilosu 8 milyon TL, Bira 500.000.-TL, duble salata ise 800.000 TL idi.) Antalya Türkiye’nin en çok turist alan merkezi. Kent merkezi de, çevresi de çok hızlı gelişti. Verimli bir tarım kentinden, kazançlı bir turizm merkezine dönüştü. tatil için düşündüğünüz her şey var Resimler.... ![]() Antalya’nın yanıbaşındaki Perge antik kenti. Kundu, Belek benzeri yüksek kaliteli tesislerle yeni bir turizm merkezi olma yolunda.
___________________________________________________________________________ Sitemizde İllegal paylaşım yasaktır.. Üyeler onay gerektirmeden mesaj ve konu atabilmektedir. Yöneticilerimizin gözünden kaçan illegal paylaşımları tespit ederseniz lütfen [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]tıklayıp gerekli alanları dolurup bize bildiriniz gereken en kısa sürede yapılacaktır... ![]() ![]() |