| |||||||
| Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday |
![]() |
| | Konu Araçları |
| | #11 (permalink) |
| ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK ![]() ![]() | Tunceli Çeşmeleri Meydan Çeşmesi (Çemişgezek) Tunceli ili Çemişgezek ilçesi Ulukale Köyü meydanında bulunan bu çeşmenin kitabesi bulunmamaktadır. Bu nedenle yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Yapı üslubundan XVI. yüzyılın sonu veya XVII. Yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Çeşme kesme taştan olup, köşe sütunlarına oturan sivri kemerlidir. Aynı zamanda da eyvan şeklindeki bu çeşmenin yan duvarları kemerli nişlerle hareketli bir konuma getirilmiştir. Eyvan duvarı iki renkli kesme taştan yapılmıştır. Çeşme içerisinde iki maşrapa musluğu ve bir de yalak taşı bulunmaktadır.
___________________________________________________________________________ ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye. |
| |
| | #12 (permalink) |
| ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK ![]() ![]() | Tunceli Sivil Mimari Örnekleri ![]() Tunceli ili topraklarının dağlık ve engebeli bir yapıya sahip olmasının yanı sıra ikliminin sertliği de sivil mimariyi etkilemiştir. Ayrıca kapalı toplumsal düzen ve ekonomik koşullar ile aşiret yapılanmaları da mimaride etkili olmuştur. Tunceli’de XVIII.-XIX. yüzyıllarda toprağa gömülü ev tipleri görülmektedir. Bu tür yapılanma baskın ve çeşitli saldırılara karşı korunmak amacı ile yapılmıştır. Bunun sonucu olarak da evler birbirine bitişik düzendedir. Bu yapıların pencereleri bulunmadığı gibi damdan ayakçak denilen basamaklarla yapıların içerisine giriliyordu. Aydınlatma ise baca biçimindeki deliklerle sağlanıyordu. Bu evlerden günümüze pek az örnek gelebilmiş, gelenler de yörede merek denilen samanlık olarak kullanılmaktadır. Tunceli’de ilk yerleşim Munzur Çayı’nın dik ve kayalık yamaçları üzerinde 1930’lu yıllarda kurulmuştur. Bu yeni yapılanmadan ötürü de eski yapılanma ile ilgili örneklere şehirde rastlanmamaktadır. Bunun yanı sıra Çemişgezek ve Pulur gibi ilçe merkezlerinde yöresel mimari örnekleri ile karşılaşılmaktadır. Bu evler kaldırım döşeli sokaklar boyunca sıralanmış ve akrabalık durumlarından ötürü de evler toplu ve kapalı yerleşim biçiminde yapılmışlardır. Sokağa bakan cephelerin duvarları ya sağır, ya da küçük pencerelidirler. Dışa kapalı bir yapılanma açıkça görülmektedir. Çoğunlukla iki katlı ve toprak damlı olan bu evlerde duvarlar ahşap direklerin arasına gogan denilen büyük ve yuvarlak taşlar doldurulmuş, sonra da bunların üstleri çamurla sıvanmıştır. ![]() Sokaktan davraza denilen çift kanatlı ve üzerleri madeni kabaralı ahşap kapılardan bir avluya girilmektedir. Buradaki yer katı daha çok ambar veya samanlık niteliğindedir. Üst katta sofa çevresinde oda, mutfak, kiler gibi birimlere yer verilmiştir. Odaların döşemeleri sıkıştırılmış toprak olup, bunların üzeri ak toprak diye isimlendirilen ikinci bir toprak tabakası ile örtülmüştür. Üst örtüyü ahşap hatıllar meydana getirmiştir. Keran denilen bu hatılların üzerine cisir veya kisek denilen ağaçlar yerleştirilmiştir. Bunların üzerine de yine mertekler döşenmiş, çalı çırpı ile örtüldükten sonra toprakla kapatılmıştır. Odaların pencere önlerine sedirler yerleştirilmiştir. Yüklükler, pihiriğ denilen ocaklar ve yanlarında da taka ismi verilen küçük nişler odaların belli başlı ögeleridir. Yöresel evlerin günümüze gelen en iyi örnekleri Pertek’de karşımıza çıkmaktadır. Pertek evleri dar ve düzensiz yollar boyunca sıralanmıştır. Bunlar da çoğunlukla iki katlı olup, ender olarak üç katlı evlere rastlanmaktadır. Evlerin yapımında yığma tekniği, kerpiç ve düz damlar kullanılmıştır. Evlerin yer katında diğerlerinde olduğu gibi ahırlar, ambarlar, üst katlarda da yaşam birimleri bulunmaktadır. Bazı evlerde ise her iki kat arasında ahır sekisi denilen asma katlara yer verilmiştir. Üst katlar eyvanı andıran geniş bir salona açılan küçük odalar halindedir. Bunların da içlerinde ocaklar bulunmaktadır. Çoğunlukla dikdörtgen olan bu odaların pencerelerinin önünde sedirler bulunmaktadır. ![]() Pulur ve Çemişgezek evleri hemen hemen bir birlerinin eşidir. Döşemeler toprak olup, bunları daha düzgün bir hale getirebilmek için üzerlerine sulandırılmış pekmez veya susam yaprağının kaynatılmasından elde edilen bir su ile parlaklık verilmiştir. Yerel düz dokumalar ise bunların üzerine serilmiştir. Bunların dışında kalan daha gelişmiş konak türü evler yörede Şan-i Şirin olarak isimlendirilmiş olup, diğerlerinden farklı olarak dışa yönelik pencerelerinin çok daha fazla olmalarıdır. Tunceli evlerinde düz damlı evlerin çoğunlukta olmasının bir nedeni de damların günlük kullanımda yararlanılmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle yaz gecelerinde yatılan bu damlarda günlük gereksinimi sağlayan sebze, bulgur ve tarhana gibi yiyecekler yapılır, kurutulur. Tunceli’nin günümüzde şehir yapılanması bu geleneksel evlerden farklı olarak çağın öngördüğü koşullarda ve benzerlerine Anadolu’nun bir çok yerinde karşılaşılan beton yapılardır.
___________________________________________________________________________ ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye. |
| |
| | #13 (permalink) |
| ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK ![]() ![]() | Tunceli Doğal Güzellikleri Tunceli yöresi Fırat Havzası içerisinde kalan, deniz seviyesinden yüksek bir bölgedir. Tunceli il toprakları III. Zaman sonları ile IV. Zamanın başlarında oluşmuştur. Doğu Toros Dağları’nın uzantıları doğu-batı yönünde uzanarak ilin kuzeybatısını, kuzeyini ve kuzeydoğusunu bütünüyle kaplar. Bu dağlar aşılması güç sıralar oluşturduğu için Tunceli, Türkiye'nin doğu ucunda Iğdır Ovası’ndan başlayıp Erzincan Ovası’na kadar uzanan verimli çöküntü alanıyla bütünleşememiştir. Bu dağlar, yer yer hem yüzey sularıyla aşınarak hem de akarsular tarafından derince oyularak yüksek platolara dönüşmüştür. Vadiler çok dar ve dik olup, vadi tabanlarında ovalar oluşmamıştır. Güneyden kuzeye ve batıdan doğuya yükselen il topraklarının % 70'ini dağlar, % 25'ini platolar, % 5'ini ovalar ve düzlükler oluşturmaktadır. Munzur Dağları ![]() Munzur Dağları, ilin kuzeybatısı, kuzeyi ve kuzeydoğusunda çok zor geçit veren sıralar halinde 130 km. boyunca uzanmaktadır. 25–30 km. arasında değişen çok geniş bir taban üzerine oturan Munzur Dağları’nın doruklarında yükselti genellikle 3.000 metrenin üzerindedir. Munzur Dağları’nın Tunceli sınırları içerisinde kalan bölümünde en önemli dorukları batıdan doğuya Biçare Dağı (3.111 m.), Ziyaret Tepe (3.071 m.) ve Akbaba Tepesi’dir (3.463 m.). Munzur Dağları, dik bir biçimde Ovacık çöküntü alanına inmektedir. Bu kesim Mercan Dağları olarak da bilinmektedir. 1.400 m. yükseklikteki Ovacık'tan sonra, 2.800–3.000 m. ye çıkan yükselti kuşağında çok dik yamaçlar bulunmakta ve bu yamaçlardan kuzeye doğru açılan havza tabanlarına inilmektedir. Havza tabanlarıyla havzaları birbirinden ayıran yüksek sırtlar, yaz aylarında yöre halkının yaylak alanlarını oluşturmaktadır. Güney yamaçlarında yer yer rastlanan meşe ve ardıç toplulukları dışında hemen tümüyle çıplak olan Munzur Dağları’nın 2.700 metreden yüksek kesimleri sürekli karlarla kaplıdır ve kış aylarında yüksek ve sarp geçitler kapanmaktadır. Bu geçitlerin en önemlileri yükseltileri 3.000 metreye yaklaşan Mercan ve Kemah geçitleridir. Bağırpaşa Dağı Bağırpaşa Dağı, Munzur Dağları’nı Karasu-Aras Dağları’na bağlayan geniş ve yüksek bir kütledir. İl alanının kuzeydoğu ucunu tamamıyla kaplayan Bağırpaşa Dağı, batıdan Pülümür Çayı Vadisi, kuzeyden Karasu Vadisi, güneyden Peri Suyu Vadisi ile çevrilmiştir. Zirveleri sürekli kar ve buzlarla kaplı olan Bağırpaşa Dağı’nın en yüksek noktası 2.906 m.dir. Özellikle güney etekleri, meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan sık bir örtüyle kaplıdır. Pülümür, Karasu ve Peri Suyu vadilerine doğru alçalan kesimler, zengin otlaklarla kaplı platolar durumundadır. Vadi ve Ovaları ![]() Tunceli'de vadiler yüksek ve sarp kesimlerde hem il içinde hem de çevre illerle bağlantıyı sağlayan doğal ulaşım yollarını oluşturmaktadır. Çoğunlukla güney doğrultusunda uzanan vadiler, henüz gelişmelerini tamamlamamış, dar ve dik yarıklar halindedir. Tektonik çöküntü alanlarında oluşan akarsu vadileri biraz daha geniştir. İlin en önemli vadileri Munzur, Mercan, Pülümür, Peri ve Tağar Çayı Vadisidir. Bu vadilerin özellikle güneyinde yer yer genişleyen kesimlerinde tarım yapılabilmektedir. Tunceli'de ovalar il topraklarının % 5'ini kaplamaktadır. İlde önemli sayılabilecek ova ve düzlükler bulunmamaktadır. Tunceli'nin kuzey yarısındaki düzlükleri, Munzur Dağları’nın güneyindeki çukurlukta oluşmuş Zerenik Ovası ile Ovacık ilçesinin Yeşilyazı Bucağında bulunan Yeşilyazı Ovası’dır Munzur Vadisi ![]() Munzur Vadisi, Munzur Dağları’nın orta bölümünde yer alan tepelerin güney yamaçlarından pek çok kol halinde başlar. Bu kollar, ilin en büyük düzlüğü olan Ovacık çöküntü alanında birleşir. Munzur Vadisi, merkez ilçede Pülümür Vadisiyle birleşerek güneye uzanır ve orada Keban Baraj Gölüne ulaşır. Munzur Vadisi 21 Aralık 1971 tarihinde 6831 Sayılı Kanun çerçevesinde Ulusal Park haline getirilmiştir. Türkiye’nin en büyük milli parkı olan bu alan 42.000 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Milli Park oluşundan ötürü de florası ve burada yaşayan hayvanlar koruma altına alınmıştır. Pülümür Vadisi Pülümür Vadisi, Avcı Dağları’nın doğu yamaçlarından birkaç kol halinde başlayıp güneye uzanan çok dar ve dik bir vadidir. Merkez ilçede Munzur Vadisi ile birleşip, güneyde Keban Baraj Gölüne açılmaktadır. Peri Vadisi Peri Vadisi, Bingöl Dağları’nın batı yamaçlarında çok sayıda kol halinde başlar. Elazığ-Tunceli sınırını oluşturarak güneye Keban Baraj Gölüne açılan vadi yer yer dar ve diktir. Peri Vadisi, Tunceli-Bingöl arasındaki ilişkiyi sınırlandıran doğal bir engel oluşturmaktadır. Tahar Vadisi Tahar Vadisi, Kırklar Dağı’nın batı yamaçlarından batıya ve güneye yönelerek Keban Baraj Gölü’ne açılmaktadır. Diğer vadiler kadar dar ve dik değildir. Çemişgezek yöresinde yer yer genişlediği kesimlerde, akarsu yatağının iki yanında küçük koycuklar meydana getirmektedir. Akarsu ve Göller ![]() Tunceli’de Keban Baraj Gölü dışında önemli ve büyük bir göl yoktur. Yalnızca Munzur Dağları ve çevresindeki Mercan, Avcı ve Karasakal dağları üzerinde buzul yalaklarının su ile dolması sonucunda oluşmuş küçük göller bulunmaktadır. Bunlardan bazıları Karagöl, Koçgölü, Mercan Gölleri, Katır Gölleri, Dilincik Gölü, Çimli Gölü, Şer Gölü ve Buyer Baba Gölleridir. Krater gölleri içerisinde en büyüğü, Ovacık-Koyungölü Köyü’nün kuzeyinde, 2.400 m. yükseklikte yer alan Karagöl'dür. Tunceli, akarsu yönünden çok zengindir. Düzenli yağış alan yüksek dağlarda yer altına sızan kar ve yağmur suları, daha düşük yükseltilerde kaynaklar şeklinde yeniden yüzeye çıkar. Akarsuları besleyen bu kaynaklar sürekli olduğundan, akarsuların taşıdığı sular bol ve akışları da oldukça düzenlidir. Bu akarsuların en önemlileri; Munzur Suyu, Mercan Deresi, Pülümür Çayı, Peri Suyu ve Tahar Çayıdır. Munzur Suyu ![]() Munzur Suyu, Ovacık'ın kuzeyinde yükselen Ziyaret Tepesi’nin eteklerinden doğar. Kuzey ve orta kesimlerinde yer yer çok eğimli bir vadide hızla akan Munzur Suyu, Ovacık düzlüklerinin ortasında batı-doğu yönünde akar. Çeşitli yönlerden gelen Havaçor, Mamuşağı, Şamuşağı, Kabuşağı, Nanikuşağı, Haçılı, Mercan, Merho, Kalan derelerinin sularını toplayan Munzur Suyu, merkez ilçede Pülümür Suyu ile birleştikten sonra güneye akar ve Keban Baraj Gölüne dökülür. Keban Baraj Gölü’ne kadar 144 km.lik bir yol izleyen Munzur Suyu saniyede ortalama 87 m3 su akıtmaktadır. Peri Suyu Murat Irmağının büyük kollarından biri olan Peri Suyu, Bingöl'ün kuzeyindeki Şeytan Dağları’nın batı eteklerinden doğar. Tunceli'nin doğu sınırını oluşturarak güneybatı yönünde akan Peri Suyu’na Tunceli topraklarında Teke, Yuvanık, Kalman, Kıl, Sekban ve Mıhindi dereleri katılmaktadır. Peri Suyu, Kayacı yöresinde Keban Baraj Gölüne dökülür. Pülümür Çayı ![]() Avcı Dağları’nın eteklerinden doğan Pülümür Çayı, Pülümür İlçe merkezini geçtikten sonra güneybatıya döner. Aşhirik, Dereova, Yastık, Kutu ve Çukur derelerini aldıktan sonra Tunceli kentinde Munzur Suyu’na katılır. Mercan Deresi Avcı Dağları’nın batı yamaçlarından doğan Mercan Deresi, güneybatı yönünde akarak Ovacık ilçe merkezinin 7–8 km. doğusunda Munzur Suyu’na karışır. Mercan Deresi özellikle Mollaaliler'in kuzeyinde derin vadiler oluşturmaktadır. Tahar Çayı Kırklar Dağı’ndan doğan ve Kırklar Çayı’ndan beslenen Tahar Çayı, Çemişgezek İlçe merkezinin batısından geçerek Keban Baraj Gölüne dökülmektedir. Yüksek dağlardan beslenmediği için, taşıdığı su miktarı kaynak sularına ve mevsim yağışlarına bağlıdır. Kaplıca ve İçmeleri Tunceli'de çok miktarda şifalı su ve kaplıca bulunmasına rağmen, bunlar yeterince tanıtılmamıştır. Bölgede bulunan başlıcaları; Bağın ve Harik kaplıcaları ile Harçik İçmesi ile Anafatma İçmesi’dir. Bağın Kaplıcası (Mazgirt) Tunceli ili Mazgirt ilçesi Bağın (Dedebağ) Köyü’nde bulunan bu kaplıcanın suyu 35 derece sıcaklıktadır. Harik Kaplıcası (Nazimiye) Tunceli ili Nazimiye ilçesi, Dallıbahçe Bucağı’nda bulunan Harik Kaplıcasının suyunun sıcaklığı 30 derecedir. Şampaşa Karaderbent Kaplıcası (Pülümür) Tunceli ili Pülümür ilçesinde bulunan bu kaplıcada konaklama için bir bina bulunmaktadır. Bu kaplıcadan ilçe merkezi ve çevre köyler sağlık yönünden yararlanmaktadır. Ancak terör nedeniyle bu kaplıcanın faaliyetleri durdurmuştur. Harçik İçmesi Tunceli Merkez İlçe sınırları içerisinde olup, üzerinde herhangi bir turistik tesis yoktur. Tunceli-Erzincan yolu üzerindedir. Anafatma İçmesi Tunceli Merkez İlçe sınırları içerisindedir. Mesire ve Dinlenme Yerleri Zenginpınar (Zağge) Şelalesi ve Mesire Yeri ![]() Tunceli-Pülümür karayolu kenarında, Tunceli kentine yaklaşık 40 km. uzaklıkta yer alan Zenginpınar Şelalesi, vadi yamaçlarından oldukça dik bir eğimde çok kuvvetli akarak yolun altından Pülümür Çayı’na ulaşmaktadır. Zenginpınar Şelalesi, gerek bitki örtüsünün zenginliği gerekse vadinin çarpıcı derinliği ile çok etkileyici doğal verilere sahiptir. Pülümür Çayı ve vadinin karşı yamaçlarındaki sık orman örtüsü, doğal çevre ve manzara zenginlikleri nedeniyle yöre halkının mesire yerlerinin başında gelmektedir. Dereova Şelalesi ![]() Gelin Pınarı olarak da bilinen şelale, Nazimiye ilçe merkezine 11 km. uzaklıkta, Dereova Köyündedir. 20 metre yükseklikten 3 kaynaktan yaygın bir şekilde dökülen sular, Pülümür Çayı’nın kollarından biri olan ve çok derin bir vadide akan dereye karışmaktadır. Şelale yaz ve kış aylarında çok etkileyici ve farklı bir manzara sunmaktadır. Kışın şelale sularından oluşan sarkıt ve dikitler, bir buzul tabakası meydana getirmektedir. Şelalenin çevresi çok dik eğimli olup, bodur meşe ormanları ile kaplıdır. Şelale ve çevresi doğal güzellikleri ile piknik, doğa yürüyüşü gibi günübirlik etkinlikler için önemli bir dinlenme yeridir. Kutudere Mesire Yeri Tunceli-Pülümür karayolu üzerinde, il merkezine yaklaşık 30 km. uzaklıkta ve Pülümür Çayı kenarında yer alan Kutudere Mesire Yerinin içinden aynı zamanda küçük bir dere geçmektedir. Mesire yerinin zengin bir bitki örtüsü olup, iki adet özel turistik tesis bulunmaktadır. Bu mesire ve dinlenme yerlerinin dışında; Tunceli il merkezine 8 km. uzaklıktaki Dinar Deresi çevresi, Pülümür Çayı ile Yastık Deresi’nin birleştiği bölge, Keban Baraj Gölü kıyıları ile Pertek Feribot iskelesinin bulunduğu yerler, Çemişgezek İlçesindeki Tağar Çayı kenarları yöre halkının mesire ve dinlenme alanlarıdır. Tunceli Göze ve İn Delikleri Ovacık Gözeleri (Ovacık) ![]() Tunceli il merkezine 80 km., Ovacık ilçe merkezine 17 km. uzaklıkta bulunan Ovacık Gözeleri, Munzur Dağları’nın eteklerinden yaklaşık 200-300 metrelik alanı kaplamaktadır. Bu gözeler karstik kaynaktan irili ufaklı 40 göz halinde fışkıran beyaz köpüklü sular, yamaçlardan aşağılara doğru küçük şelaleler oluşturarak akmakta ve Munzur Suyu’nu beslemektedir. Munzur Gözelerinin 20 hektarlık kısmı, 1963 yılında Orman İçi Dinlenme Yeri olarak ayrılmıştır. Ancak geçen zaman içinde herhangi bir yatırım yapılmadığı için Orman İçi Dinlenme Yeri statüsünden çıkarılmış olmakla birlikte, yöre halkının en yoğun kullandığı mesire yerlerinden biridir. Munzur Gözeleri, sularında avlanan alabalıklarıyla ünlüdür. Halbori Gözeleri (Merkez) Tunceli-Ovacık yolu üzerinde, kent merkezine yaklaşık 20 km. uzaklıkta, Munzur Suyu kenarında, derin ve kayalık bir vadinin içerisinde yer alan Halbori Gözeleri, çok soğuk kaynak sulara sahip bir dinlenme ve mesire yeridir. İn Delikleri (Derviş Hücreleri) (Çemişgezek) ![]() Tunceli ili Çemişgezek ilçesinin batısında bulunan İn Delikleri (Devriş Hücreleri) çok sayıda oda şeklinde oyuklardan meydana gelmiştir. Bunlar birbirleri ile bağlantılıdır. Günümüzde tahta bir merdivenle çıkılarak in delikleri gezilmektedir. Oyma sanatı kullanılarak odalar yapılmıştır. Bu kaya odalarının tarihlendirilmesi kesin olarak yapılamamıştır. İbn-i Bibi bu İn Deliklerinden 1226 yılında yöreye gelmiş ve Seyahatnamesi’nde bunlardan söz etmiştir: “Başı semaya yükselmiş bir kaya içinde kudretin eliyle oyulmuş bir mağara gördük.” İn Delikleri eski tarihlerden itibaren barınak olarak kullanılmıştır. Ayrıca kayalara oyulan bu mağara yerleşimlerinin arasında kayalardan sızan suların toplandığı sarnıçlar bulunmaktadır. Mağara odacıkları arasında da birbirleri ile bağlantılı merdiven ve koridorlar bulunmaktadır. Geç dönemlerde bu odalar hububat deposu olarak da kullanılmıştır. Günümüze gelen ve sayıları 20 civarında olan Çemişgezek’teki derviş hücreleri, yumuşak kayaların kopmasından oluşmuştur. Bununla beraber içlerinde taşçı taraklarının ve çekiç izleri çoğunun insan eli ile düzeltildiğini de göstermektedir. Bu nedenle de odaların bazıları 2.50x1.70 m. ölçülerinde düzenlenmiştir. Bu odalar iki bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüme dışarıdan merdivenle çıkılır. Bu bölümde odalar ve havuzlar bulunmaktadır. İkinci bölümde ise, oldukça dar bir koridorun çevresinde odalar sıralanmıştır. Bu odalar düz tavanlı veya tonoz şeklinde üst örtülüdür. Bunlardan ayrı olarak odaların en üstünde çıkılması zor ve daha geniş tek bir oda vardır. Bu odaya Bey Odası ismi verilmiştir. Ağlayan Kayalar (Pülümür) ![]() Tunceli ili Pülümür ilçesinde, Tunceli-Pülümür karayolu üzerinde bulunan bu kaya halk arasında Ağlayan Kayalar olarak isimlendirilmiştir. Özellikle İlkbahar aylarında, karların çözülmesinden sonra aşağıya sular akmaktadır. Kışın ise bu sular donmakta ve büyük boyutta buz sütunlarına dönüşmektedir. Buz Mağarası (Pülümür) ![]() Tunceli ili Pülümür ilçesi Dereboyu Köyü’nün yakınında bulunan bu mağara 12 bölümden meydana gelmiştir. Oldukça geniş, oval görünümlü bir girişten sonra mağara içerisinde 12 bölüm halinde yukarıdan aşağıya doğru sarkan buz sarkıtları görülmektedir. Yaz ve Kış aylarında da bu bölümlerin içerisi buz kaplıdır. Yöre halkı bu mağaradan buz deposu olarak yararlanmaktadır.
___________________________________________________________________________ ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye. |
| |
| | #14 (permalink) |
| ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK ![]() ![]() | Tunceli Mezar Taşları ![]() Tunceli çevresinde, özellikle Ulukale yakınında Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemlerinden kalma mezar taşları bulunmaktadır. Bu mezar taşları XV.-XVII. Yüzyılda bölgede yapılmış koç ve at motifli mezar taşlarının en erken örnekleridir. Akkoyunlu ve Karakoyunlu dönemlerine ait mezar taşları yeterli biçimde yayınlanmamıştır. Yöreye hâkim olan Akkoyunluların buradaki varlıklarını gösteren belgelerdir. Bu tür mezar taşları blok taşlar oyularak meydana getirilmiştir. Çoğunlukla koyun ve at motifleri işlenmiştir. Ayrıca blok halinde dikey sütunlar olarak da mezar taşları yapılmıştır. Bu taşlarda dikkati çeken bir nokta ise üzerlerinde bir yazı veya kime ait olduklarını belirten bir bilginin olmamasıdır. Tunceli mezar taşları Selçukluların Ahlat’taki mezar taşları ile şekil ve form olarak yakınlık göstermektedir. Ancak Ahlat mezar taşlarında kitabeler olmasına rağmen, buradaki mezar taşlarında yazıya yer verilmemiştir. Bunun yanı sıra insan başlı mezar taşlarına da Ulukale’de rastlanmıştır. Örneğin Ulukale girişindeki baştaşı yerine ölen bir kişinin büstünün konulduğu mezar taşını Ahmet Altınoluk isimli bir duvarcı ustası yapmıştır. Ayrıca çevre köylerde de buna benzer mezar taşları ile karşılaşılmıştır. Yörede yapılan araştırmalarda bu tür insan başlı mezar taşlarının yakın tarihlerde de yapıldığı görülmüştür. ![]()
___________________________________________________________________________ ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye. |
| |
![]() |
| Konu Araçları | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Tunceli'yi Şaşırtan Kedi | SoN OsMaNLı | Hayvan Resimleri | 2 | 05-07-2008 08:17 PM |
| Iğdir'i Taniyalim | eLa GöZLüM | Akdeniz ve Dogu And | 8 | 03-18-2008 12:34 PM |
| Yalova'yi Taniyalim | eLa GöZLüM | Marmara ve Ege Bölgesi | 11 | 02-18-2008 10:36 AM |
| Elaziği Taniyalim | eLa GöZLüM | Akdeniz ve Dogu And | 19 | 02-07-2008 07:23 PM |
| Çanakkale'yİ Taniyalim | eLa GöZLüM | Türkiyeden Tatil Mekanları | 0 | 12-10-2007 02:42 PM |