Anasayfa Kimler Online

Geri git   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiyeden Tatil Mekanları > Akdeniz ve Dogu And
Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Bütün Forumları okunmuş kabul et

Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday





Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-06-2008, 01:12 PM   #1 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.771
Teşekkürler: 1.911
1.514 Mesajına
2.121 Kere Teşekkür Edildi
Standart Geçmişten Bugune Kars



Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğusunda yer alan Kars, doğuda Ermenistan, güneydoğuda Iğdır, güneyde Ağrı, batıda Erzurum, kuzeyde de Ardahan ili ile çevrilidir. İl toprakları yüksek dağlarla kuşatılmış ve genelde batı-doğu doğrultusunda uzanan akarsularla derin biçimde yarılmış geniş bir plato görünümündedir. İlin Kuzeyini Kabak, Kısır ve Akbaba Dağları ebgebelendirir. Dumanlı Dağı (2.699 m.) ilin başlıca yükseltisi olup, doğusunu engebelendirmektedir. Güneyinde ise Karasu ile Aras Dağlarının uzantıları yer almaktadır. İlin belli başlı yükseltileri ise; Sarıkamış’ın güneyinde Çamyazı’ya doğru uzanan Süphan Dağı (2.909 m.), Allahuekber Dağları üzerindeki Allahuekber Tepesi (3.120m.), Kars Ovasının yakınlarında uzanan Ağadeveler Dağı (2.423 m.), Hacıhalil Dağı (2.366 m.), bu dağın kuzeyinde yer alan Borluk Dağı (2.450 m.), Arpaçay vadisinin güney kesimlerindeki Tarhan Dağı (2.617 m), Çıldır Gölü yakınlarındaki Kısır Dağı’dır. Bunların yanı sıra, Kars’ın kuzeydoğusunda Yağlıca Dağı (2.970 m.), Sarıkamış’ın güneyinde ise Aladağ (3.134 m.) yer almaktadır.



Erzurum-Kars platolarının doğu kesimini oluşturan, il topraklarının orta kesimindeki düzlükler 2000-2200 m. yüksekliğindedir. Büyük bir plato özelliği gösteren il topraklarının %51’i platolarla, % 19’u ovalarla, %30’luk kısmı ise dağlık ve tepelik alanlarla kaplıdır.

Kars’ın bulunduğu alan, jeolojik devirlerde 3.Zaman sonu ile 4.Zaman özelliği göstermektedir. Bazalt, andezit ve killi bir toprak yapısı gösterir. Kuzey kısımlar tamamen bazalt nitelikte olmasına karşılık vadi ve ovalarda değişik örtüler tespit edilmektedir. İl alanlarında sönmüş, yuvarlak volkanik tepeler ve bunlardan çıkan lav ve küllerin çevreye yayılması sonucunda yaylalar ile ovalar oluşmuştur.

Türkiye’de yüksek ovalara en güzel örnek olarak Kars ovaları gösterilmektedir. Bu ovalar Allahuekber Dağları ile Sarıkamış-Kars platosu arasında doğuya doğru açılan büyük çöküntü oluğunda yer almaktadır. Özellikle Kars Ovası 2.500 km2’lik alanı ile Doğu Anadolu’nun en geniş ovasıdır.



Akarsu vadileri boyunca sıralanan ovaların arasında yer alan Kars Platoları, Aras Vadisi’ne doğru alçalır. Bu platolar doğudan kuzeydoğuya doğru genişler ve yükseklikleri de artar. Kars platoları kalın bir volkanik tüf tabakası ile kaplı olup, yükseltileri 1500 ile 2000 m. arasında değişir. Bu platoların geniş ve dalgalı olan kesimlerinde küçük düzlükler ve çöküntü gölleri bulunmaktadır. Kars platoları Sarıkamış’ın güneyinden başlayarak doğuda Arpaçay vadisine, kuzeyde Başgedikler düzlüğüne kadar uzanır. Platonun Sarıkamış’ın güney ve doğusuna düşen kesimleri ormanlarla kaplıdır.

İl topraklarını Aras Nehri sulamaktadır. Batıdan il topraklarına giren Aras Nehri, Kağızman yöresinde genişleyerek, kuzeyden gelen Arpa Çay ile birleşir, Iğdır Ovasını suladıktan sonra Türkiye sınırlarından dışarı çıkar. Kars ilinde irili ufaklı çok sayıda göl bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Çıldır Gölü (bir kısmı Ardahan ili toprakları içerisinde yer alır), Aygır Gölü, Kuyucuk Gölü, Turna gölleri ve yapay Arpaçay Baraj Gölüdür. Deniz seviyesinden 1.768 m. yükseklikteki Kars’ın yüzölçümü 9.442 km2 olup, toplam nüfusu 182.495’tir.



Doğu Anadolu Bölgesi’nin en soğuk bölgesinde yer alan Kars’ta yüksek yayla iklimi görülmektedir. Kışlar uzun ve sert, yazlar ılık ve serin geçer. Bu bölgenin iklim, Türkiye’de soğukların en yüksek dereceye çıktığı ve uzun sürdüğü yerdir. Bunun nedeni, yüksek dağ sıralarıyla denizlerin ılımanlaştırıcı etkisinden ayrılması, yüksekliğin fazla olması, Kış mevsiminde Büyük Asya Kara Kütlesi üzerinde yerleşen soğuk ve ağır hava kütlesi (Sibirya yüksek basınç merkezi)’nin buraya kadar sokulmasıdır.

İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca ürünler, arpa, buğday, çavdar, fiğ, mısır, soğan, patates, şeker pancarıdır. Ovalarda sebze ve meyve üretimi yapılır. Kayısı, karpuz, elma, kavun, erik ve armut yetiştirilir. Az miktarda da ceviz, üzüm, salatalık, domates ve lahana yetiştirilir. Hayvancılıkta ise büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmaktadır. Mor Karaman Koyunu, kıl keçisi, sığır ve süt ineği yetiştirilmekte olup, buna dayalı olarak mandıralarda kaymak tereyağı, peynir üretilir. Ayrıca pastırma ve kavurma yapımı da çok yaygındır. Kıl, yün ve yapağı da keçe, kilim, heybe dokumacılığı yapılır. Arıcılık ön plandadır.



Kars’ın kalkınmada öncelikli iller arasında olmasından ötürü, Et balık Kurumu Kars Kombinası ve Süt Endüstrisi Kurumu, Kars SEK Mama Mamülleri İşletmesi, yem ve çimento fabrikaları vardır. Küçük sanayi de oldukça yaygındır. İl yer altı kaynakları yönünden zengin olmamakla beraber, Kağızman yöresinde kaya tuzu, asbest, magnezit; Sarıkamış yöresinde perlit, tuz yatakları ve maden suyu kaynakları bulunmaktadır.

Kars Anadolu’nun en eski yerleşim alanlarından birisidir. Tarih öncesi çağlardan itibaren sürekli bir yerleşimin burada olduğu, arkeolojik araştırmalar sonucu, özellikle höyük ve mağaralardaki buluntulardan anlaşılmaktadır. Alt Paleolitik Çağa ait buluntulara Susuz ilçesi, Cilavuz Dere düzlükleri ile Kars Platosu’nda rastlanmıştır. Bunlar, şölyen-aşölyen tipte işlenmiş bir el baltası; Ağzıaçık Suyu’nun batısındaki düzlüklerde oval çevreli , iki yüzü çok güzel işlenmiş, ucundan biraz kırılmış bir diğer aşölyen baltası; Ani çevresinde ele geçen bir el baltası; Yazılıkaya’nın yaklaşık 6 km. güneyinde, Tombultepe yamaçlarında püskürük kayalardan yapılmış, şölyen tipte el baltaları ve iri yongalardır.



Orta Paleolitik Döneme ait Musteryen tipi bir alet Borluk Vadisinde; Yazılıkaya Tombultepe yakınındaki Kurbanalan mağarasında da benzeri aletlere rastlanmıştır. Yörede Üst Paleolitik Döneme ait avcılık ve toplayıcılığın farklılaştığı, araç gereç yapımının geliştiği, bulunan aletlerden anlaşılmaktadır. Bu dönemde duvar resimleri de ortaya çıkmıştır. Camışlı Köyü’nün batısında, Aladağ’ın doğu yamaçlarındaki Yazılıkaya’da bazalt yapılı bir kayanın dik ve düzgün yüzünde biri büyük, biri küçük iki panoya rastlanmıştır. Bu panolarda insan ve hayvan figürlerine yer verilmiştir. Dağ keçileri, geyikler ve eşeklerden oluşan bu figürler, bu dönemde avcılık ve toplayıcılığın yaygın olduğunu göstermektedir. Ayrıca Kurbanalan Mağarasında Prof.Dr.Kılıç Kökten’in yaptığı araştırmalarda da Üst Paleolitik Döneme ait, taş araç ve gereçler bulunmuştur. Prof.Kökten’in yapmış olduğu araştırmalarda Paleolitik Dönemden sonra Mezolitik ve Neolitik Döneme tarihlenen araç, gereç ve duvar resimleri ortaya çıkarılmış, çevrede menhirler, dolmenler ve kromlekler bulunmuştur. Kağızman’ın güneyinde Mısır Dağı’nın olduğu yerde yapılan araştırmalar ve Ani ile Azat Gölü’ndeki höyüklerde Kalkolitik Dönemin sürdüğünü gösteren buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bakırla kalayın karıştırılması ile elde edilen tunç aletlere Yazılıkaya’daki küçük deney çukurunda ve Kurbanağa Mağarası’nda rastlanmıştır. Ayrıca burada el yapımı çanak çömlekler ile yapı kalıntılarına ait olduğu sanılan iri taş yığınları ile karşılaşılmıştır.



Kars yöresi MÖ.IX.yüzyılda Urartu egemenliğine girmiştir. Urartu Kralı II.Sardur MÖ.VIII.yüzyılda Sevan Gölü’nün batısındaki toprakları ele geçirmiş, daha sonra Kimmerler ve İskitler yöreyi istila etmiş, Medler de MÖ.560’da Urartu egemenliğine son vermiştir. Bazı tarihlerde MÖVI. Yüzyıldan başlayan Armeniai Krallığının ve Prensliklerinin burada hakim olduğundan söz etmektedirler. Pers yönetimi altında Satraplık görevini üstlenen bu prensliklerin başlıcaları Orontes Hanedanı (MÖ.400-200), Artaksias Hanedanı (MÖ.200) idi. Romalılar Artaksias hanedanından II.Tigran’ı yenerek bölgeyi ele geçirmişlerdir. Roma’nın Araxes eyaleti olan yöre, Romalılar ile Partlar arasında sürekli el değiştirmiştir. Bu yöre daha sonra Sasanilerle Bizanslılar arasında da çekişmeye neden olmuştur. VII.yüzyılda Arap akınları buraya kadar ulaşmış ve IX.yüzyıla kadar da Araplar buraya egemen olmuştur. Arapların denetiminde kurulan Ermeni yönetimlerinden Bagratlı Hanedanının bir kolu Ani ve Kars’ta hüküm sürmüştür. Bizanslılar 1045’te yöreyi ele geçirmiştir. XI.yüzyılın ortalarında Selçuklu akınları başlamıştır. Selçuklu hükümdarı Alpaslan 1064’te yöreye hakim olmuş, merkezi Ani olmak üzere Selçuklulara bağlı Ani-Şeddadlılar Hükümeti kurulmuştur. 1064 yılında Sultan Alparslan tarafından fethedilmesinin ardından Kars ve çevresi, Selçuklulara bağlı beylikler tarafından idare edilmeye başlanmıştır. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Sultan Alparslan Erzurum, Erzincan, Tercan ve Pasinler’le birlikte Kars’ı da kumandanlarından Kasım Bey’e vermiştir.



Selçuklu yönetiminden sonra Kars ve Ani Gürcülerin eline geçmiş, 1230’da Moğollar buraya hakim olmuş ve şehirleri yıkmışlardır. Moğol egemenliği yörede 1356’ya kadar sürmüş, onu Altınordu ve Karakoyunlu yönetimleri izlemiştir. Timur’un 1387’deki istilasından sonra yöre yine Karakoyunluların egemenliğine girmiştir. Akkoyunlu ve Safevilerin yönetiminden sonra Kars, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1534’te Osmanlı topraklarına katılmıştır.
III.Murat’ın Lala Mustafa Paşa’ya verdiği emirle onarılan Kars Eyalet Merkezi konumuna getirilmiştir. 1876 tarihli vilayet salnamelerine göre yöre, Erzurum vilayetine bağlı Kars sancak merkezi konumunda idi. XIX.yüzyıl boyunca sürekli Rusların saldırı ve kuşatmalarına uğramış, 1876’da Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Kars’ta, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra Ruslar tarafından Kars, Ardahan, Oltu ve Kağızman Sancaklarından oluşan bir Askeri Valilik (oblast) kurulmuştur. Ayastefanos Antlaşması (1878) ile Ruslara bırakılmıştır. Osmanlıların I.Dünya Savaşı’na girmesi ile birlikte Rus Çarlığı 1 Kasım 1914’te Doğu Anadolu’ya doğru saldırıya geçmiş, 6 Kasım’da başlayan ve altı gün süren Köprüköy Savaşı’nda Ruslar yenilmiştir.



1915 yılında Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Kars’ı kurtarmak için Sarıkamış Harekâtı’na başlamış, Allahuekber Dağları’nda doğa ile olan mücadelesinde yenik düşmesine rağmen bir kısım asker kısa bir süre de olsa Kars’a girmeyi başarmıştır. Ancak, Ruslar yeniden duruma hakim olmuşlardır. Rusya’da Çarlık rejimini sona erdiren devrim hareketinden sonra 3 Mart 1918’da yapılan Brest-Litowsk Antlaşmasıyla Kars bölgesin terk etmişlerdir. Bu arada Ermeniler Kars yöresine saldırarak katliam yapmışlar, şehri yakmışlardır.

Buna engel olmak isteyen Karslılar kendi olanakları ve Wilson Prensiplerine uygun olarak 5 Kasım 1918’de Milli İslam Şurası adı ile demokratik bir yerli hükümet kurmuşlardır. Batum, Artvin, Ahıska, Ahılkelek, Serdarabad ve Ordubad’a kadar Nahçıvan Türkleri de Kars’taki bu yerli Hükümete katılarak sancak ve ilçe teşkilatını kurmuşlardır. Ermeni ve Gürcüler yöreye bir süre egemen olmuşlar, 30 Ekim 1920’de General Kâzım Karabekir buradaki Ermeni kuvvetlerini yenmiş ve Moskova ve Kars Antlaşmaları ile Türkiye sınırları içerisinde kalmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin bir ili olan Kars’tan, 1992 yılında Ardahan ve Iğdır ilçeleri ayrılarak ayrı birer il konumuna getirilmişlerdir.


Kars’ta günümüze gelebilen tarihi eserler; Kars Kalesi, Sarıkamış Micingirt Kalesi, Taş Köprü, Su Kapısı, Kümbet Camisi (Havariler Kilisesi), Ani (Ocaklı) Harabeleri, Surlar, Selçuk Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Gamuşlu Kaya Resimleri, Büyük Katedral, Surp Gregor Kilisesi, Gençkız kayalıklarındaki Kilise, Çoban Kilisesi, Keçeli Kilise, Havariler Kilisesi, Altıgen Martyon, Kral Gagik’in Surp Gregor Kilisesi, Aziz Prkch Kilisesi, Abukhamrents (Polatoğlu) Kilisesi, Yanık Kilise, Bakireler Manastırı, Küçük Hamam, Ebul Muhammeran Camisi, Menü Cehr Camisi, Selçuklu Kervansarayı, Yusuf Paşa Cami, Fethiye Cami, Evliya Camisi, Av Köşkü, Kazım Karabekir Anıtı’dır. Ayrıca Aktaş, Kızıltaş ve Akyaka Kaplıcaları ile Sarıkamış’ta Karaurganlı İçmesi, Susuzdaki Çermik ildeki doğal kaynaklardır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
eLa GöZLüM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-06-2008, 01:15 PM   #2 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.771
Teşekkürler: 1.911
1.514 Mesajına
2.121 Kere Teşekkür Edildi
Standart --->: Geçmişten Bugune Kars



Kars Gezgin Gözüyle



Ani ( Ocaklı ) Harabeleri: Kars'a 48 km uzaklıktadır.Mevcut Ocaklı Köyü yakınında Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay nehri kenarında konumlanan kentin kuruluşu M.O. 350-300 yıllarına dayanmaktadır. Ani ülkemizi ziyaret eden turistlerin önemli uğrak merkezlerinden birisidir. Ani'de kent surları, Ortaçağ kiliseleri Selçuklu mimari eserleri görülmeye değerdir.
Selçuk Sarayı: Ani ören yerinin kuzeybatı ucunda yer almakta olup, oldukça görkemlidir. Dış kapısında bulunan zengin mozaik şeklindeki taç kapısı geometrik motiflerle süslenmiştir. İçte muhtelif odalar, galeri, depolar ile çeşmesiyle büyük bir yapı kompleksi oluşturur.
Surlar: Kuzey surları ilk defa 972'de yapılmıştır. 977-990 yıllarında doğu surları eklenerek, güçlendirilmiştir.Kuzeyde yer alan üç giriş kapısı görülmeye değerdir.12. yy.da Selçuklular tarafından hastane olarak kullanılan Ejderha Kulesi Anadolu'nun en eski hastanelerindendir.
Beylerbeyi Sarayı: Kale eteğindeki Saray, 1579'da Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. İki katlı olan yapı 1828 yılına kadar Kars Hükümet Konağı olarak kullanılmıştır.
Kars İl Merkezinde, Anı Ören Yerinde Görülecek Tarihi Yerler.
Camuşlu Kaya Resimleri : Kars ili Kağızman ilçesi Camuşlu Köyünde bulunan kaya resimleri bölgemizdeki en eski yerleşim merkezidir.Yapılan arkeolojik çalışmalar mağaraların paleolitik (Yontma Taş) çağının son evresinde M.Ö.13000 yıllarında iskan gördüğünü kanıtlamıştır.Mağaralarda bulunan sert granit taş iki blok üzerine geyik ve dağ keçisi resimleri kazıma tekniği ile işlenmiş olup resimler oldukça realisttir.
Kars Kalesi:


M.S.1153 yılında Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin’in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır.Kenti çevreleyen dış kale surları da 12.yy’da inşa edilmeye başlanmış 1386 tarihinde Timur tarafından yıkılan kale 1579 yılında Osmanlı padişahı III.Murat’ın fermanı ile Kars’a gelen Lala Mustafa Paşa tarafından kale ve dış cephe surları yeniden yaptırılmıştır.1616 ve 1636 yıllarında iki defa onarım gören kale doğu-batı istikametinde 250m, kuzey-güney istikametinde yaklaşık 90m’dir.Kars Kalesi’nin dış cephe surları kesme bazalt taştan yapılmış olupb üyük istinat duvarları ile çevrilidir.

Üç büyük kapısı olan kalenin kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki boşluğa açılmaktadır.Bu yapılar arasında kalenin en yüksek noktası olan kale burcuna doğru taş döşemeli bir cadde mevcut olup caddenin bitiminden itibaren merdivenlerle kale burcuna ulaşılmaktadır.Kars Kalesi içerisinde 12.yy’dan kalma Celal Baba Türbesi,Askeri Koğuşlar,Tarlalar,Cephanelik ve bir adet Mescit yer almaktadır.Sit alanı olarak ilan edilen Kars Kalesi kentten bakıldığında etkileyici bir görünüme sahiptir.
Havariler Kilisesi (Kümbet Camii): Kars Kalesi’nin güney eteğinde Kale içi Mahallesinde yer alan Havariler Kilisesi şehirdeki Ermeni kiliselerinden birisi olup Bagratlı Krallığı döneminde Kral Abbas tarafından M.S.932-937 yılları arasında yaptırılmıştır.Kilise merkezi planlı olup dört yonca yaprağını andıran, dört nişle genişleyen dik açılı bir mekana sahiptir.Kubbeyi oluşturan kasnak kısmı uzun konik biçiminde olup kubbe altındaki nişler içte yuvarlak dışta beş köşeli olarak yapılmıştır.Kilisenin ana giriş kapısı batı yönünde olup ayrıca güney ve kuzey yönlerinde iki giriş kapısı daha bulunmaktadır.Apsis yarım daire biçiminde olup apsiside içerisine alan12m çapındaki kubbe altı ana mekanı 8 adet ince uzun tonoz kemerli pencere ile aydınlatılmıştır.Havariler Kilisesi yöreye özgü düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır.
Taş Köprü : Kars Çayı’nın Dereiçi Mahallesine akan kısmında Kaleiçi Mahallesi ile Sukapı Mahallesini ayıran dar boğaz üzerinde M.S.1579 yılında Osmanlı padişahı III.Murat’ın emri ile Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan üç tonoz kemerli olarak yaptırılan köprünün tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmış olup daha sonra bir kısmı yıkılan köprüyü Karahanoğlu Hacı Ebübekir 1725 yılında yeniden yaptırmıştır.
Osmanlı Dönemi Hamamları : Kaleiçi Mahallesi ve Sukapı Mahallesinin kesiştiği yerde Kars Çayı’nın doğu yanında Mazlumoğlu ve Topçuoğlu Hamamı Kars Çayı’nın batısında ise İlbeyioğlu Hamamı bulunmaktadır.Hamamlar 17.yy başında Osmanlı mimari tekniğinde yapılmış olup günümüzde bu hamamlardan Topçuoğlu ve Mazlumoğlu Hamamı hizmete açık bulunmaktadır.
Beylerbeyi Sarayı : Kars Kalesi’nin eteğinde Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan Saray iki katlı olup tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır.Sarayın asıl giriş kapısı batı istikametinde olup zemin katla birinci katı ayıran ahşap tavan tamamen yıkılmıştır.Saray 1878 yılına kadar Sancak Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılına kadar Hükümet Konağı olarak kullanılmış, 1918 yılında saray terkedilmiştir.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı : Ortakapı Mahallesinde yer alan konak 19.yy’ın ilk çeyreğinde inşa edilmiş Osmanlı Dönemi yapılarındandır.Konak 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında Kars’a gelen Doğu Cephesi Komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından bir yıl süreyle karargah binası olarak kullanılmıştır.Konak özgün Osmanlı mimari yapısıyla şehirdeki önemli sivil mimarlık örneklerinden birisi olup özellikle konağın birinci katındaki ahşap süslemeli balkon döneminin mimari özelliklerini yansıtmaktadır.Konak günümüzde Kars Valiliği tarafından restore edilerek Gazi Ahmet Muhtar Paşa Sergi salonu olarak hizmete açılmıştır.
Evliya Camii : Kaleiçi Mahallesinde yer alan Evliya Camii Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yaptırılan camii haziresinde yer alan Hasan-ı Harakan isimli Anadolu Evliyalarından birisi olan bu evliyanın ismine izafeten yaptırılmış olup Evliya’ya ait türbede günümüzde camii hazinesi içinde yer almaktadır.Camii 1998 yılında restore edilmiş olup minaresi orjinal Osmanlı mimarisini korumuştur.



Yusuf Paşa Camii : Yusufpaşa Mahallesinde bulunan camii Kars Beylerbeyi Seyit Yusuf Paşa tarafından kendi adına izafeten 1664 yılında yaptırılmış olup gri ve beyaz bazalt taştan inşa ettirilmiştir.Caminin giriş kapısındaki Osmanlıca kitabe günümüze kadar ulaşmıştır.Camii halen ibadete açık bulunmaktadır.
Fethiye Camii : Ortakapı Mahallesinde bulunan Fethiye Camii 19.yy sonlarında Ruslar tarafından Baltık Mimari tarzında kilise olarak yaptırılmış olup bina Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra Kapalı Spor Salonu olarak kullanılmış 1985 yılında ise camiye çevrilmiştir.
Abukhamrents (Polatğolu) Kilisesi : Ören Yeriri’nin kuzeybatısında Bostanlar deresinin üzerindeki surlara yakın plato üzerinde kurulan kilise M.S 980 yılında Prens Pahlavuni tarafından yaptırılmıştır. Silindirik bir yapıya sahip olan kilise sekizgen kubbeli olup kubbenin temeli derin yüzeyi ayıran birbirine geçmiş ince sütunların desteklediği 6 kenar sütun üzerinde durmaktadır. Güneydoğuya açılan tek kapısı bulunan kilisenin sekizgen kubbesinin her köşesinde birer pencere mevcuttur. Kilisenin apsisinin bulunmayışı bu kilisenin bir aile mezarlığı anısına anıt mezar binası olarak kullanıldığı sonucu doğurmaktadır. Kilisenin güney cephe duvarında oyma tekniği ile yapılmış bir güneş saati dikkat çekicidir.



Aziz Prkich Kilisesi : Anı Ören Yerin’in güney doğusunda büyük Katadral’e yakın bir noktada inşa edilmiş olan kilisenin yarısı sonradan yıkılmıştır. Kilise M.S 1036 yılında yapılmış olup zemini daire planlıdır. Kilise mimarisi kubbeli ve iki kısımdan oluşmuştur. İç mekanda sekiz köşegen mevcut olup doğu istikametindeki yarım kubbe diğer kubbeden daha geniştir. İki düzlemden meydana gelen sütunlar bu bölümü de ayırır. 1036 yılında kral III.Sembat tarfından yaptırılan kilise 1291 ve 1342 yıllarında Atabekler tarafından restore etirilmiştir. 1930’lu yıllarda ise bir yıldırım düşmesi sonucu kilisenin yarısı yıkılmıştır.

Selçuklu Sarayı : Ören Yerinin kuzeybatı istikametinde sarp bir kayalık üzerinde kurulan bu muhteşem saray yapım tarihi belli olmamakla beraber muhtemelen 1064 yılında Selçukluların Anı’yı fethinden sonra Ebul Menucehr Bey tarafından şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında yapılmış olmalıdır. Orjinal iki katlı olan binanın birinci katı ahşap olduğundan yıkılmış günümüze zemin katla bodrum katı ulaşmıştır. Özellikle sarayın girişini oluşturan portal kapı Selçuklu Mimarisini en güzel taş işçiliğini sergileyen yıldız motiflerden oluşmuştur. Sarayın bodrum katını oluşturan tonoz kemerli bölümleri kışları ambar olarak kullanılmış L şeklindeki zemin kat ise asıl saray olarak kullanılmıştır. 12. yy.’ın karakteristik Selçuklu süsleme tarzı ile yapılan dikdörtgen planlı saray büyük bir salon ve bu salonun etrafına dağılmış odalardan oluşmuştur. Selçuklu Sarayı içerisinde bulunan şadırvan bu muhteşem yapının diğer bir dikkat çekici mimari özelliğini sergiler.

Selçuklu Kervan Sarayı : Anı Ören Yerinin merkezinde yer alan Kervan Saray 12. yy. başlarında yapılmış olup Ören Yeri içerisinde bulunan antik ana cadde üzerinde inşa edilmiştir. Kervan Sarayı’n taç kapısı süslemeleri orjinal Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır. Kervan Saray 10. yy.da inşa edilen Arekletos Kilisesi ile daha sonra birleştirilerek yapılmıştır.
Küçük Hamam : Ani Ören Yerinde Arapçay’ın kuzey batısında Arapçay’la Tatarcık deresinin birleştiği alanda bulunan Bey sekizi kapısının 100m güneyinde bulunmaktadır. Selçuklu mimari tarzında yapılan hamam dört eyvan ve dört halvet odasından oluşmuş odaların kapı girişleri sivri kemerli olarak yapılmıştır. Ayrıca eyvanlar beşik tonoz kemerlerle örtülmüştür. Hamamın girişi batı istikametinde olup buradan bir koridorla soyunma odalarına ulaşılır. Ayrıca bu koridorun kuzeyinde bir ılıklıkve ılıklığın yapısında külhan kısmı bulunmaktadır.
Menucehr Camii : Ören Yerinde iç kaleye çıkan yolun güneyinde bulunan pilato üzerine inşa edilen Ebul Menucehr Camii planı bilinen ve günümüze sağlam bir şekilde ulaşan en eski Selçuklu eseridir. Ani şehrinin Selçuklular tarafından fetih edilmesinden sonra 1072yılında Ebul Menucehr Bey tarafından yaptırılan camii Sivas Divriği Ulu Camii’nden daha önce yapıldığı için Anadolu’daki ilk Türk camisi olma özelliğini de taşımaktadır. Camii iki katlı ve dikdörtgen planlı olup zemin kat Arpaçay vadisine bakan kısımda toprağa gömülü olarak yapılmış olup dört odadan oluşmaktadır. Camiinin bu kısmı medrese olarak kullanılmış medrese üzerindeki birinci kat ise fil ayağı sütun kemerlerle birbirne bağlanarak iç mekanda geniş kubbeyi taşımaktadır.

Kemerler arasında kalan yıldız motifli süslemeler özellikle dikkat çekicidir. Camiye bitişik olarak yapılan 99 basamaklı taş minarede günümüze kadar ayakta kalmıştır. Caminin tamamı düzgün kesme tüf taşından yapılmıştır.

Genç Kızlar Kilisesi : Türkiye Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehri Vadisi’nin batı yanında bulunan kilise Ören Yerine ulaşan kervan yolunun başlangıç noktasında inşa edilmiştir. Mimari yapısı ve süslemeleri dikkate alındığında 13. yy’ın karakteristik özelliğini taşıyan kilise silindirik bir plana sahip olup üzerindeki kubbe çadır görünümündedir. Giriş kapısı kervan yoluna bakan kuzeybatı istikametinde bulunan kilisenin dış cephe duvarları üzerinden kabartma geometrik süslemeler mevcuttur. Altı bölmeli dış cephe duvarının kemerleri arasında bulunan pencereler içeriyi aydınlatmaktadır. Kilisenin etrafı sur duvarları ile çevrili olup kuzey istikametteki sarp kayalıklara doğru uzayan kervan yoluna kilise bir galeri ile bağlanmıştır. Üzeri kemer tonozlu olan galerinin önemli bir kısmı yıkılmıştır.

Bakireler Manastırı : Türkiye Ermenistan sınırının ne uç noktasında Arpaçay Nehri’nin aktığı derin vadi üzerindeki sarp kayalıklar üzerine kurulan bu kilisenin yapım tarihi belli olmamakla birlikte M.Ö. 10. yy. sonlarında yapıldığı anlaşılmaktadır. Bazilikal planlı manastır özel bir ibadet yeri olup manastırın kuzey ve güney cephe duvarları yarım daire şeklindeki kemerlerle batı yönündeki galeriye ulaşmaktadır. Manastırın diğer bir kapısı olan batı kapısı ise diğer kapıya göre daha küçük olup sarp kayalıklara doğru açılmaktadır. Manastır Ören Yerindeki ulaşılması en zor olan sarp kayalıklar üzerine kurulduğundan günümüze sağlam bir şekilde ulaşmıştır.

Av Köşkü : Sarıkamış İlçesi İnönü mahallesinde bulunan Av Köşkü 19.yy sonunda Kars’ın kırk yıllık Rus işgalinde kaldığı dönemde Baltık Mimari tarzında tamamı ahşap hatıllarla yapılmıştır. Köşk tek katlı olup kuzey yönündeki kapısına iki sütunla girilmekte olup bu cephede bulunan pencerelerin üzeri sivri kemerli yapılmıştır. Köşkün zemini düzgün kesme bazalt taşından yer yer bir metre yüksekliğinde yapılmıştır.
Yanık Kilise : İlçe merkezinde İnönü mahallesinde bulunan kilise 19 yy. sonunda Ruslar tarafından Baltık Mimari tarzında yapılmış olup kilisenin tamamı düzgün kesme bazalt taşından yapılmıştır. Kilisenin duvar cephelerinde yalancı sütunlar ve çatı alınlıklarında yalancı tonoz kemer süslemeleri mevcuttur. Dikdörtgen şeklindeki bazikal planlı kilise binası günümüzde camiye çevrilmiş olup, ibadete açık tutulmaktadır.



Kars Müzesi : İstasyon Mahallesinde bulunan Kars Müzesi 1959 yılında kurulmuş, 1969 yılında müze müdürlüğüne dönüştürülmüştür, 1978 yılında da bugünkü modern binada hizmete açılmıştır.Doğu Anadolu Bölgesinin en önemli müzelerinden birisi olan Kars Müzesi genel maksatlı müzelerimizden birisi olup müze arkeoloji salonu,etnografya salonu ve müze bahçesinde sergilenen taş eserlerden oluşmaktadır.Arkeoloji salonunda eski Tunç Çağı, Urartu dönemi, Roma dönemi, Pers, Part Devletleri dönemi, Sasani dönemi, Selçuklu dönemi, Karakoyunlu, Akkoyunlu dönemi ile Osmanlı dönemine ait pişmiş toprak eserler, madeni eserler, sikkeler, gözyaşı şişeleri sergilenmektedir.Etnografya salonunda ise 18. ve 19.yy’a ait yöresel giysiler, kaftanlar, halı ve kilimler, gümüş kemerler, silahlar ve mutfak kapları sergilenmektedir.Taş eserleri bölümünde ise Akkoyunlular ve Karakoyunlular dönemine ait koç, koyun ve at heykellerinden oluşan mezar taşları yer almaktadır.

Anı Ören Yeri : Kars iline 42 km uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içerisinde yer alan Anı Ören Yeri Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında Türkiye sınırları içerisinde volkanik bir tüf tabakası üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehridir.Ören yeri Anadolu’ya İpek Yolu üzerinden girişte ilk konaklama merkezi olduğundan aynı zamanda bir ticaret merkezidir.Antik kentin zenginliği de buradan gelmektedir.Ören yerinin en eski tarihi M.Ö.5000 yıllarına kadar uzanmaktadır.Tarih öncesi dönemde Ören yerindeki yerleşim bostanlar deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardan oluşmuştur.Bugünkü Ören yerini oluşturan iç kale M.S.4.yy’da Kars şehrine ismini veren Karsaklılar tarafından yaptırılmıştır.Ören yerinin dış cephe surları Bagratlı Kral Aşot tarafından M.S.964 yılında yaptırılmaya başlanmış daha sonra Kral III.Sembat 978 yılında ikinci takviye sur sistemini yaptırmış 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Ani’yi feth etmesinden sonra Anı Beyi olan Ebul Menucehr tarafından 1064-1072 arasında üçüncü sur sistemini yaptırmıştır.Kale surları deve tüyü ve siyah renkli tüf taşından yer yer iki ve üç sıra halinde Horasan Harcı ile yapılmıştır.Kurulduğu arazi üzerine uyumu sağlamak amacıyla üçgenimsi bir şekilde inşa edilen surların yedi giriş kapısı mevcut olup bu kapıların en önemlileri Aslanlı Kapı, Kars Kapısı, Sarnıçlı Kapılardır.Şehrin surları uzun kuşatmalara dayanıklı hale getirmek için surlar arasına yapılan destekleme kuleleri aynı zamanda erzak ve tahıl deposu olarak kullanılmıştır.Arazinin eğimine göre yer yer 5m yüksekliğe kadar oluşan surların dış cephelerinde Haç motivleri, Aslan ve yılan kabartmalı rölyefler, çini süslemeler mevcuttur.Ören yerinin ana giriş kapısı olan Aslanlı Kapı iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır.Aslanlı Kapının bulunduğu surların doğu yanındaki burç üzerinde Selçuklu Sultanı Alparslan’ın şehri 1064 yılında feth etmesini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami Kitabe mevcuttur.



Büyük Katedral (Fethiye Camii) : Yazıtlara ve tarihçelere göre kilisenin temelleri Bagratlı Kralı II.Sembat tarafından M.S.990 yılında atılmış ancak Kral Sembat öldükten sonra kiliseyi eşi Kraliçe KATRANİDE tarafından 1001 yılında bitirilmiştir.Kilisenin mimarı aynı yüzyılda İstanbul Ayasofya Kilisesinin tamiratını yapan TİRİDAT ustadır.
Kilisenin planı haç şeklinde olup ortadaki alan kemerleri taşıyan dayanıklı sütunlar ile sınırlandırılmıştır.Yarım daire şeklindeki apsis kilisenin diğer kısımlarından yüksek olup, heykel oyukları ile süslenmiştir.Apsisteki bu süsleme biçimi 11.yy kilise mimarisinin tipik bir örneğidir.Bazilikal haç planlı binanın üç giriş kapısı mevcut olup bu kapılardan batıdaki halk kapısı, kuzeydeki patrik kapısı, güneydeki de kral kapısıdır.Kilise kemerli dar ve yüksek pencereler ile aydınlatılmıştır.Kilisenin cephe duvarları kemerlerle bölünmüş olup bu kemerler sütunlarla birleştirilmiştir.Kilisenin apsis bölümünde iç mekandaki fresklerin 13.yy’da yapıldığı tahmin edilmektedir.Kırmızı renkli tüf taşından inşa edilen katedral basamaklı bir zemin üzerine kurulmuş olup kubbesi ve çan kulesi kuzey cephesindeki duvarın bir kısmı ile birlikte yıkılmıştır.Katedral 1064 yılında Sultan Alparslan’ın Anı’yı feth etmesinden sonra camiye çevrilmiş ve ilk fetih namazı kılınmıştır.Bu sebeple Büyük Katedral’e Fethiye Camii’de denilmektedir.

Tigran Honents (Resimli) Kilise : Anı Ören Yerinin kuzey doğusundaki Mığmığ Deresi’nin Arpaçay Nehri’ne karıştığı yer üzerinde yükselen seki biçimindeki bir arazi üzerine kurulan kilise 1215 yılında Anılı bir tüccar olan Tigran Honents tarafından inşa ettirilmiştir. Haç planı ile yapılan kilisenin zemin katının iç mekanı dört büyük sütunla kubbeye bağlanmıştır.Yarım daire şeklindeki apsis sağ ve soldaki iki katlı günah çıkarma odaları ile çevrilmiştir.Kilisenin çevresi dikdörtgen planlı olup cephelerin çatı alınlıklarında rölyef hayvan figürleri ile süslenmiştir.Bu kilise özellikle iç mekanındaki fresklerle dikkat çekicidir.Kilisenin iç cephe duvarları ile kubbe kısmında Hz.İsa’nın doğumundan ölümüne kadar geçen olayları sembolize eden freskler mevcuttu.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
eLa GöZLüM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-06-2008, 01:16 PM   #3 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.771
Teşekkürler: 1.911
1.514 Mesajına
2.121 Kere Teşekkür Edildi
Standart --->: Geçmişten Bugune Kars



Kars Sarayları


Paşa (Beylerbeyi) Sarayı (Merkez)



Kars merkezinde Kars Kalesi’nin eteğinde, bugünkü Fen Lisesi’nin arkasında, Lala Mustafa Paşa tarafından Erzurum eyaleti askerlerine 1579 yılında yaptırılmıştır.
Beylerbeyi sarayı olarak da isimlendirilen bu saray Osmanlı döneminde Kars’ta yapılan en güzel sivil mimari örneklerinden birisidir. Saray 1828 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yıkılmıştır.

Saray kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. İki katlı olan sarayın ön cephesinde yuvarlak kemerli giriş kapısı bulunuyordu. Cephe duvarları üzerinde iki sıra halinde yuvarlak kemerli pencereleri sıralanmıştır. Saray yıkıldıktan sonra bir daha onarılmamış olup, günümüze yalnızca cephe duvarlarının bazı bölümleri gelebilmiştir.



Sultan Sarayı (Arpaçay)




Kars Arpaçay ilçesinde, Ani’nin kuzeybatısında Bostanlar Deresi’ne bakan kayalık üzerinde kurulmuş olan bu sarayın Selçukluların Ani’yi 1064 yılında ele geçirdikten sonra şehirde başlatılan imar çalışmaları sırasında Ebul Menucehr tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Saray kesme taştan yapılmış olup, sarayın altında mahzenler, üstünde kâgir iki kat, iki de ahşap kat bulunuyordu. Böylece bu saray beş katlı bir yapı idi. Sarayın doğuya bakan dikdörtgen çerçeve içerisinde yuvarlak kemerli giriş kapısının bulunduğu cephesi satranç biçiminde bir sıra beyaz taş, bir sıra da köfeki taşından örülmüştür. Sarayın girişindeki portal Selçuklu mimarisinin güzel örneklerinden biri olup, yıldız motifleri ile çevresi bezelidir. Giriş kapısının üzerinde dikdörtgen lentolu, üzeri sağır sivri kemerli bir de penceresi bulunuyordu. Sarayın ahşap olan dört ve beşinci katı yıkılmıştır. Sarayın bodrum katı tonoz kemerli bölümlerden oluşmuş, ambar olarak kullanılmıştır. Bodrumun üzerindeki zemin katı L planında olup, sarayın asıl kabul salonu ile onun çevresine yerleştirilmiş odalardan meydana gelmiştir. Ayrıca sarayın içerisinde bulunan şadırvan da Selçuklu döneminde yapılmış ilginç bir eserdir.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
eLa GöZLüM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-06-2008, 01:17 PM   #4 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.771
Teşekkürler: 1.911
1.514 Mesajına
2.121 Kere Teşekkür Edildi
Standart --->: Geçmişten Bugune Kars



Kars Kaleleri


Kars Kalesi (Merkez)



Kars’ın kuzeyindeki dik yamaçlı bir tepe üzerinde bulunan Kars Kalesi’ni Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin’in emri ile veziri Firuz Akay 1153 yılında yaptırmıştır. Timur’un Anadolu’yu işgali sırasında kale yıkılmış, Osmanlı döneminde Sultan III.Murat’ın isteği ile Lala Mustafa Paşa tarafından 1579 yılında yeniden yaptırılmıştır. Osmanlı kaynakları kalenin yapımında 100.000 asker ve işçi kullanıldığını belirtmektedir. Bunu belirten bir kitabe de dış surların kapısına konulmuştur.

Kitabe:

"1152 yılında Sultan Melik İzzeddin'in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılmıştır. Kaleyi 1386 yılında da Timur yerle bir etmiş, 1579 yılında tekrar III. Murat'ın emriyle Lala Mustafa Paşa yeniden yaptırmıştır."

Kars Kalesi, 1606 yılında İran Şahı I.Abbas tarafından yıkılmış,1616 ve 1636 yıllarında iki kez onarılmıştır. Bu onarım yapılırken de Kars’a yeni yapılar eklenmiştir. Kale 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda tahribata uğramış, orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır.

Kars Kalesi’nin çevre uzunluğu 3.500m. olup, 220 burçla takviye edilmiştir. Bu burçlardan ancak yedi tanesi günümüze gelebilmiştir. Doğu-batı yönünde 250.00 m.; kuzey-güney yönünde de yaklaşık 90.m. uzunluğundadır. Bu durumda kalenin tam bir dikdörtgen planı bulunmamaktadır. Kale iç ve dış kale olarak iki bölümden meydana gelmiştir. Dış surlar beş sıra halindedir. Ayrıca önüne derin hendekler kazılmıştır. Asıl kale doğuya yöneliktir. Kalenin 2.080 mazgalı bulunmaktadır.



Kalenin dış surları kesme bazalt taşından yapılmıştır. Kalenin üç büyük kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan batıdaki “Su kapısı (Çeribaşı Kapısı), güneyde Kağızman kapısı (Orta Kapı) ve doğuda Behram Kapısı’dır. Bunlardan kuzeydeki ana giriş kapısı kale önündeki bir uçuruma yöneliktir. Kale burcuna ise taş döşeli bir yol ve yolun bitiminde de merdivenlerle ulaşılmaktadır.

Kale içerisinde XII.yüzyıldan kalma Moğol saldırısı sırasında 1239 yılında ölen Celal Baba’nın çini kubbeli türbesi, askeri koğuşlar, düz tarlalık alanlar, cephanelik ve bir de mescit bulunmaktadır. Günümüzde kale Kültür Bakanlığı tarafından sit alanı olarak ilan edilmiştir.





Ani Surları ve Kalesi (Arpaçay)



Kars Arpaçay ilçesinde, Ocaklı Köyü bitişiğinde Arpaçay Nehri’nin batı yakasında, Bostanlar Deresi ile Miğmığ Dereleri arasında kalan yaklaşık 5 hektarlık alanda bulunan Ani kentinin çevresini kuşatan surlar Ermeni Krallarından III. Aşot tarafından yaptırılmıştır. Urfalı Mateos’a göre bu surların yapımı 971-972 yıllarında tamamlanmıştır. Simpad II döneminde de şehrin kuzey ve doğusuna daha geniş olarak dış surlar eklenmiştir. Bu surlar oldukça yüksek burçlarla takviye edilmiştir.

Ani İç Kalesi ise, şehrin güney ucunda bir tepenin üzerinde ulunuyordu. Surların zayıf olan yerlerine de 10-12 m. derinliğinde, 500m uzunluğunda hendekler kazılmıştır. Bu hendeklere yapılan su yolları ile de tehlike karşısında içleri Arpaçay’dan getirilen sularla dolduruluyordu. Kalenin ikisi dış, biri de iç olmak üzere üç kapısı bulunuyordu. Ayrıca tehlike anlarında kullanılmak üzere bir de gizli kapısı vardı.



Ermeni Kralı Sımpad’ın şehrin çevresine yaptırılan surların uzunluğu 2500 m. yüksekliği de 8-10 m., kalınlığı da l m. idi. Sur duvarları iki yanı cilalı kireçle karıştırılmış, volkanik kum taşından yapılmıştır. Buradaki birici sur dizisinin arkasında ikinci bir sur sistemi bulunmaktadır. Orta Ani surları ise X.yüzyılda Kral III. Aşot tarafından yaptırılmıştır.

Selçukluların Ani’yi ele geçirmesi sırasında surların orta kapısı büyük zarar görmüştür. Selçuklular Ani’yi 1064’de fethettikten sonra ana giriş kapısına l.50x1.00 m. ölçüsünde yürür vaziyette bir aslan figürü yerleştirmiştir. Şeddadilerden Ebü-Şüca Menuçehr (l064-1110) surları ve sur kapısını onararak dört satırlık bir de tarihsiz kitabe koydurmuştur. Ayrıca surların içerisine sekiz köşeli kalın ve yüksek minareli Menuçehr Camisi’ni yaptırmıştır.

Ani’nin Bagradlıların eline geçmesinden sonra Ani Kalesi hükümet merkezi konumuna getirilmiştir. Bu dönemde de kale İç Kale olarak tanınmıştır.

Arkina Kalesi (Arpaçay)

Kars, Arpaçay ilçesinde Ani’nin kuzeyinde, Arpaçay kıyısında bulunan Arkina Kalesi’nin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Büyük olasılıkla Ermeniler tarafından yaptırılan bu kalede yaşayan Ermeni ruhani reislerinin olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. Bizanslıların eline geçen kale zaman zaman İran saldırılarına uğramıştır.


Kızıltepe Kalesi (Yervantaşad) (Arpaçay)

Kars, Arpaçay ilçesinde Arpaçay ile Aras nehirlerinin birleştiği noktada bulunan Kızıltepe Kalesi, Kral Yervant tarafından M.Ö I.yüzyılda yaptırılmıştır.

VIII. Yüzyılda harap olarak onarılan kale kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Günümüze kaleden pek az bir duvar kalıntısı gelebilmiştir.


Marmaşen Kalesi (Arpaçay)

Kars, Arpaçay ilçesinde Arpaçay Nehri’nin kıyısında, Kanlıca Köyü’nün olduğu yerde, Ermeni prensi Krikor Bahlavuni’nin oğlu Vahram tarafından XI.yüzyılın başlarında yaptırılmıştır. Bu kale aynı zamanda Ermenilerin bir bakıma dinlenme yeri niteliğinde idi.

Selçuklu hükümdarı Alpaslan Ani’yi ele geçirmeden önce oğlu Melikşah bu kaleyi kuşatmıştı. Ancak etrafının su ve hendeklerle çevrili oluşundan ötürü bir sonuç alamamıştı. Ardından kalenin bulunduğu kayalıklar tarafından saldırmış, oradan da bir sonuç elde edememiştir. O günlerde meydana gelen bir deprem kale surlarının bir bölümünü yıkmış ve Melikşah da buradan şehre girmiştir.

Kesme taş ve molozdan yapılan etrafı su dolu hendeklerle çevrili kaleden günümüze çok az duvar kalıntısı gelebilmiştir.


Pakaran Kalesi (Arpaçay)

Kars Arapaçay ilçesinde Arpaçay’ın kıyısında, Ani’den 3-4 km. uzaklıkta bulunan Pakaran Kalesi’nin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kaynaklardan XIII.yüzyılın başlarında Gürcülerin bu kaleyi ele geçirdiği, ardından Ermeni Prensi Vartan’ın kaleyi geri aldığı öğrenilmektedir. Timur’un Anadolu istilası sırasında kale, 1394 de Timur tarafından yıktırılmıştır.


Tunçkaya-Kaçivan Kalesi (Kağızman)

Kars, Kağızman ilçesine 40 km. uzaklıkta, Tunçkaya Köyü’nde bulunan bu kale Selçuklular döneminde kullanılmıştır. Ancak kalenin daha eski dönemlere kadar indiği sanılmaktadır. Osmanlılar da kaleyi sürekli onarmışlardır. Bu da kalenin önemli bir stratejik konumda olduğunu göstermektedir.

Kalenin düzgün bir planı bulunmamaktadır. Kesme taş ve moloz taştan yapılan, dört yönden surlarla çevrili kalenin iki giriş kapısı bulunmaktadır.Günümüze harap bir durumda gelen kale içerisinde bir kilise ile mescit kalıntısı bulunmaktadır.

Keçivan Kalesi Kağızman ilçesinin kuzeybatısında yer alan Aladağ’ın hemen eteğindedir. Eski sancak merkezi bir kaledir. Kaynaklar ve halk arasında Keçivan, Geçivan, Geçvan adları ile anılmakta olup, kalenin bulunduğu yerleşim yeri 1960 sonrası Tunçkaya Köyü olarak isim almıştır.


Artakers Kalesi (Kağızman)

Kars Kağızman ilçesinde, Günindi Köyü (Kers) bulunan bu kalenin yapım tarihi bilinmemektedir. Yüksek kayalık bir alanda bulunan kale kaba taşlardan örülmüştür. Kale yakınında Buzhane denilen mevkide de mağara bulunmaktadır.

Kalenin yapımı ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Günümüze taş duvarlarından bazı kalıntılar gelebilmiştir.


Ağcakale (Kağızman)

Kars Kağızman ilçesinde bulunan Ağcakalesi’nin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bunu belirten bir kitabesi ve kaynaklarda da herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır.

Kale kayalık bir tepe üzerinde olup, günümüze ulaşan duvar yükseklikleri 7-8 m., genişliği de ortalama 5-6 m.dir. Sarımsı beyaz taşlardan örülmüş olan kalenin dikdörtgen planlı olduğu sanılmaktadır.


Kozlu Kalesi (Kağızman)

Kars Kağızman ilçesinin Kuzlu Köyü’nün batısında bulunan kalenin eski bir tarihi olduğu sanılmaktadır. Ancak buna açıklık getirecek bir belgeye de rastlanmamıştır. Kesin olmamakla birlikte, kalenin Urartular döneminden kaldığı sanılmaktadır.

Kalenin kuzeybatısında bulunan mağaralardan, tarih öncesi çağlarda bir yerleşim olduğu anlaşılmaktadır. Bu mağaralar iki ve üç katlıdır. Kalenin yanında bir de göl vardır. Moloz taştan duvarları örülmüş ve oldukça yüksek olduğu da günümüze gelen kalıntılarından anlaşılmaktadır.


Kötek-Köroğlu Kalesi (Kağızman)

Kars Kağızman ilçesinde Kötek Köyü’nün bir kaç km. batısında bulunan ve yüksekliği 150 m.yi bulan kalenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Yapımıyla ilgili bir kitabeye rastlanmadığı gibi kaynaklarda da onunla ilgili yeterli bir bilgiye rastlanamamıştır.

Kalenin günümüze gelen kalıntılarından planını çıkarabilmek de mümkün olamamıştır. Moloz taştan yapılan kalede yer yer harç da kullanılmıştır.


İnkaya-Micingirt Kalesi (Sarıkamış)

Kars, Sarıkamış ilçesinde, İnkaya (Micingirt) Köyü’nde bulunan kale Saltuklu Mansur Ergin tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. Kayalık bir tepe üzerindeki kalenin bulunduğu alanın çevresinde Urartu kaya mezarları ve Urartu sarnıcının bulunuşu, bu bölgeye daha önceden Urartular tarafından yerleşildiğini göstermektedir. Sonraki dönemlerde bu kaleyi Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Saltuklular ve Osmanlılar kullanmışlardır. Bunu belirten bazı İslam ve Hıristiyan yazılarına taşlar üzerinde rastlanmıştır.

Kale dikdörtgen planlı olup, günümüze yalnızca sur duvarlarının bazı bölümleri ulaşabilmiştir. Duvarları kesme ve moloz taştan yapılmıştır. Bugünkü konumuyla kalenin planını çıkarabilmek mümkün değildir.


Zivin Kalesi (Süngü Taşı) (Sarıkamış)

Kars Sarıkamış ilçesi, Zivin Köyü’nün doğusunda sarp kayalar üzerine kurulan bu kalenin ne zaman yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, kale çevresinde Urartulara ait keramik parçaları bulunmuştur. Buna dayanarak kalenin Urartu döneminde kurulup Selçuklu ve Osmanlı döneminde de kullanıldığı sanılmaktadır.

Günümüze son derece harap bir durumda gelmiş olan kalenin sur duvarları büyük ölçüde yıkılmıştır. Kaba moloz taştan yapılan kalede yer yer arazideki kayalardan da yararlanılmıştır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
eLa GöZLüM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-06-2008, 01:20 PM   #5 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.771
Teşekkürler: 1.911
1.514 Mesajına
2.121 Kere Teşekkür Edildi
Standart --->: Geçmişten Bugune Kars



Kars Kiliseleri


Havariler Kilisesi (Kümbet Cami) (Merkez)




Kars Kalesi’nin güneyinde, Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan Havariler Kilisesi’ni, eski gravürler surların hemen içerisinde göstermektedir. Günümüze iyi korunarak gelebilen, Selçuklu kümbetlerine benzemesinden ötürü Kümbet Camisi olarak isimlendirilmiştir.

Bu yapıyı Bagrat Kralı Abbas II.Takvor Kars’ı başkent yaptığı sırada, 932-937 yılları arasında 12 Havari adına yaptırmıştır. Selçukluların Kars’ı ele geçirmesinden sonra 1064 yılında camiye çevrilmiş, sonraki yıllarda yine kilise olarak kullanılmış, Osmanlı döneminde 1579 yılında yeniden camiye dönüştürülmüştür. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar tarafından Rum Ortodoks Kilisesi’ne çevrilmiş ve onarılmıştır. 1890 yılında da yanına bir çan kulesi yapılmıştır. Ancak bu kule 1918 yılında yıkılmıştır. Kars’ın 1918’de Türklerin eline geçmesi ile yeniden camiye çevrilmiş, 1919’da Ermenilerin buraya hakim olması ile bu kez Ermeni Kilisesine dönüştürülmüştür. Kars’ın 1920’de yeniden Türk egemenliğine geçmesi ile de bir kez daha cami olmuştur. Yapı 1960-1970 yıllarında müze olarak kullanılmış, Kars Müzesinin yapılmasından sonra kilise kendi haline terk edilmiş ve 1999 yılında yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Yapının günümüze gelen bir kitabesi bulunmamaktadır. ortaçağ araştırmacıları bu yapıdan katedral olarak söz etmektedirler. Havariler ismi ilk defa XIX.yüzyılda bu yapıya verilmiş olup, bunun da nedeni kubbe altında bulunan 12 Havari figüründen ötürüdür.



Yapı dört yapraklı yonca ve haç planının birbirine karışması ile oluşan bir plan düzenindedir. İç mekanını örten merkezi kubbe, kare planlı bir nef görünümündedir. Kare plandan kubbe yuvarlağına karenin her köşesinden çıkan köşe kemerleri ile geçilmektedir. Apsid dört cephelidir. Yapımında düzgün taş bloklar ve moloz taş kullanılmıştır. İç mekan 12 pencere ve apsisin kuzey ve güney apsislerle birleşen duvarlarında bulunan pencerelerle aydınlatılmıştır. Ayrıca yapının güney ve doğu apsislerini birleştiren duvarlarda da yuvarlak mazgal pencereler bulunmaktadır. Apsidin yanlarında küçük odalar bulunmaktadır. Bu bölümde Rus mimarlarının yaptığı bazı eklemeler vardır ve bunlar yapının bütününü bozmuştur.

İç mekandaki 12 gömme sütun, 12 kemerle bir dizi oluşturmaktadır. Bu sütunların gövdeleri sarmal süsler, kemerler ve kordonlarla çevrelenmiş, palmet motifleri de onları tamamlamıştır. Buradaki her çift sütunun üzerinde bulunan kemer kıvrımlarında ayakta duran insan figürleri kabartma halinde görülmektedir. Batı girişinin üzerindeki figür diğerlerinden ayrılmakta ve kuşlarla şekillendirilmiştir. Ayrıca burada yılan motiflerine de yer verilmiştir.


Meryem Ana (Surp Asdvadzadzin- Ani) Katedrali (Arpaçay)



Kars Arpaçay ilçesi, Ani surları içerisinde şehir merkezinde bulunan bu katedral, kilisenin güney duvarında bulunan bir kitabeden öğrenildiğine göre Kral Sımbad II zamanında, yapımına başlanmış, Kral Kakig I’in (898-1020) eşi Kraliçe Gadalina tarafından 1001 yılında tamamlanmıştır. Ani kentindeki yapıların çoğunun mimarı olan Dırtad tarafından yapılmıştır.

Ani’deki Ermeni mimarisinin en gelişmiş kilise örneklerinden biri olarak nitelenen bu yapı, kubbeli bazilika ile kapalı Yunan haçının bir arada kullanılmasından meydana gelmiş bir plan düzenine sahiptir. Katedral kırmızı tüf taşından yapılmış ve basamaklı bir zemin üzerine oturtulmuştur. Orta nef diğer neflere göre daha geniş olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Apsisin iki yanına da hücreler eklenmiştir. Katedralin üç giriş kapısı vardır. Bunlardan batıdaki Halk Kapısı, kuzeydeki Patrik Kapısı, güneydeki de Kral Kapısı’dır.

Katedralin cephe mimarisi üzerinde özellikle durulmuştur. Burada alçak röliyefler halinde örgü ve yaprak motifleri, sitilize edilmiş şekillerde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Yapının ince uzun pencereleri sağır yuvarlak kemerler içerisine alınmıştır. Ayrıca üçgen şeklinde nişler ince dekoratif sütunlarla da cepheye hareketli bir görünüm verilmiştir. Burada görülen vertikal ve horizantal hatlar, sivri profilli kemerler belki de Gotik mimarinin en erken örneklerinden birisi burada uygulanmıştır.



Katedralin yarım daire şeklindeki apsidi diğer bölümlerden daha yüksek olup, içerisi heykellerin konulduğu oyuklarla süslenmiştir. Apsisteki bu süsleme unsuru, XI.yüzyıl kilise mimarisinin tipik bir örneğidir. Apsis bölümünün içerisinde XIII.yüzyılda yapıldığı sanılan freskler bulunmaktadır.

Alpaslan’ın 1064 yılında Ani’yi fethetmesinden sonra katedral camiye çevrilmiş ve içerisine geçici olarak minber ve mihrap konulmuştur. Bundan sonra da Fethiye Cami ismi buraya verilmiştir. Yapı 1124 yılındaki Kıpçaklı istilasına kadar 60 yıl cami olarak kullanılmıştır.


Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi (Şırlı Kilise) (Arpaçay)



Kars Arpaçay ilçesinde Ani şehrinin doğu kesiminde yer alan bu kilise Arpaçay’a kadar inen sarp kayalıkların eteğinde bulunmaktadır. Kilisenin güney cephesindeki 25 satırlık Ermenice kitabede, 1215 yılında Ermeni devletinin başı olan Zaharca ve oğlu Saharsak devrinde, Tigran’ın Zaharca’nın oğluna ve ailesine uzun ömürler vermesi dileğiyle yaptırıldığı yazılıdır.

XII.yüzyılda Dikran isimli bir prensin yaptırdığı anlaşılan bu kilisede Ermeni mimarları ibadet mekanının ortasındaki kare mekanı örten yüksek kubbe düşüncesini ilk kez burada benimsemişlerdir. Bu nedenle de Surp Krikor Kilisesi’nde kubbe ağırlığı dört köşedeki yarım sütunlarla takviye edilmiş duvarlara bitişik payeler üzerine oturtulmuştur. Ana mekanın üzerini örten onaltıgen kasnaklı yalancı kemerlerle dekore edilmiş kubbe dışarıdan konik bir külahla örtülmüştür.

Kilisenin dış cepheleri yalancı kemerler, birbirlerine simetrik iki sütunlar ve bunları birbirine bağlayan kemerlerle dekore edilmiştir. Bunların yanı sıra güney cephesindeki çift yarım sütuncuklar üzerine de yalancı kemerlerin birleştikleri yerlere hayvan ve kuş motifleri yerleştirilmiştir.

Kilise içerisinde İncil’den alınmış dini temalarla ilgili freskler bulunmaktadır. Bu freskler arasında yer yer stilize bitki ve haç motifleri de eklenmiştir. Ani’de yaşayan Dikran Honents isimli bir zenginin yaptırdığı bu resim ve kabartmalardan ötürü de buraya Nakışlı Kilise ismi de verilmiştir. Aynı zamanda kilisenin yaşayabilmesi için Dikran Honents buraya köyler, çiftlikler, değirmenler, hanlar, dükkanlar ve hamamlar vakfetmiştir.


Genç Kızlar Kayalıklarındaki Kilise (Güvercinli Kilise) (Arpaçay)



Kars Arpaçay ilçesinde, Ani şehrinin güneyinde kayalık bir tepe üzerinde bulunan bu kilisenin yapım kitabesi olmamakla beraber, mimari yapısından XIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Günümüze oldukça harap bir durumda gelen bu kilise XIII.yüzyıl Ermeni kilise mimarisinin tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Üst örtüsü çökmüş olmasına rağmen bazı duvar parçalarından kiborion tipinde bir yapı olduğuna işaret etmektedir. Kilisenin yuvarlak bir planı vardır. Kalıntılarından üzerinin konik bir çatı ile örtüldüğü anlaşılmaktadır. Kilisenin giriş kapısı Ani’deki kervan yolunun başlangıcına açılmıştır. Kesme taştan yapılan dış cephe duvarları üzerinde kabartma geometrik süslemelere yer verilmiştir. Altı bölmeli olan cephe duvarlarında kemerler arasına pencereler açılmış ve bunların çevresi kabartma bezemelerle
doldurulmuştur. Kilisenin tonozlu galerisinin büyük bir bölümü yıkılmıştır.


Çoban Kilisesi (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesinde, Ani surlarının dışında ve surların kuzeydoğusunda bulunan bu kilisenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber J.Strzygowski bu kilisenin X.yüzyıl sonu veya XI.yüzyıl başlarında yapıldığını ileri sürmektedir. Onun yanı sıra, A.Khatchatrıan bu yapının XII.yüzyılda yapıldığını belirtmiştir.

Çoban Kilisesi merkezi planlı bir yapı olup, onikigen içerisinde altıgen bir plan düzenindedir. Kilisenin büyük bir bölümü yıkılmış olmasına rağmen yine de yapısı ile ilgili yeterli bilgi vermektedir.Birbirine simetrik olan altıgenin kolları içerisine üçgen şekilde nişler açılmıştır. İkinci katın ağırlığını taşıyan dayanaklar sütunlarla takviye edilmiş ve bunlar kalın duvarlar üzerine oturmuştur.


Surp Pırgiç Kilisesi (Halaskâr Kilisesi-Keseli Kilise) (Arpaçay)



Kars Arpaçay ilçesinde Ani’de bulunan kiliseyi J.Strzygowski 1035-1036 yıllarında Bagratlılardan Abulgarib döneminde yapıldığı ve Hz. İsa’nın adına yapıldığını belirtmiştir.

Kilise 19 köşeli, poligonal bir plan düzeninde olup, içerisi nişlere bölünmüştür. İbadet mekanını örten kubbe yüksek bir kasnak üzerine oturmuştur. Ayrıca bu kasnak kilisenin duvarları ile niş kemerlerini köşelere bağlayan sütunlar üzerine oturtulmuştur.

Bu kilise de Ani’deki diğer yapılarda olduğu gibi oldukça hareketli bir cephe görünümüne sahiptir. Dış cephesinde yarım yuvarlak çift sütunların taşıdığı sağır kemerler kilisenin tüm yüzeyini çepeçevre dolaşmaktadır. Böylece kilisenin dış cephesi oldukça gösterişli bir konuma getirilmiştir.

Kilise 1073 yılında papaz Tridot tarafından onarılmış 1291 yılında yapıya bir çan kulesi eklenmiş, 1342 yılında da kilise Atabekler tarafından tümüyle onarılmıştır. Bu kilise 1930’lu yıllarda yıldırım düşmesi sonucunda yıkılmış olup günümüzde harap durumdadır.


Surp Krikor Abuğamrents Kilisesi (Arpaçay)



Kars, Arpaçay ilçesinde Ani surları içerisinde, Ani Çayı’nın meydana getirdiği vadide bulunan bu kilisenin kitabesinden öğrenildiğine göre; Ermeni Bahlavuni hanedanından Prens Krikor’un emriyle kardeşi Hamze ile kızkardeşi Seta için dinlenme yeri olarak yaptırılmış ve Aziz Krikor Lusavoriç’in adına sunulmuştur. Kilise 994 yılında yapılmış, daha çok XVII.yüzyılın çok apsitli kilise tipleri örnek alınmıştır. Kilisedeki kitabelerde 1047 yılında Selçuklularla yapılan bir savaşta ölen Ermeni kahramanlardan Vahram Bahlavuni’nin ismi sık sık geçmektedir.

Kilise içten daire, dıştan yonca planlı altı apsitli bir yapıdır. Bu plan şekli merkezi planlı, rotundalardaki nişlerin derinleştirilmesi sonucu meydana gelmiştir. Taş yontma sanatının en güzel örneklerini ortaya koyan bu yapının masif duvarları üçgen nişlerle hafifletilmiş ve buralara açılan ince uzun altı pencere ile de ibadet mekanı aydınlatılmıştır. Yapının üst örtüsünü oldukça yüksek kasnaklı konik bir çatı meydana getirmektedir. Bu çatıya da 12 pencere açılmıştır.

Surp Hovhannes Kilisesi
(Apostol Kilisesi, Havariler-Arakelots Kilisesi) (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesinde Ani’nin merkezinde bulunan Surp Hovhannes Kilisesi’ni N.Marr X.yüzyıla tarihlendirmiştir. Bunun yanı sıra N.Tokarski bu kilise ile ilgili 1031 tarihli bir kitabeden söz etmiştir.

Kilisenin yapımı 1038 yılında tamamlanmıştır. Dört yapraklı yonca planı düzenindeki kilisenin köşelerine birer hücre yerleştirilmiş ve bunun sonucu olarak ta yonca planı tam ortaya çıkmamıştır. Kilisenin güneyine eklenen büyük boyuttaki bir yapının mezar olduğu sanılmaktadır. Jamudun ismi verilen bu yapının doğusunda girişi ve cephesinin tümü, kilisenin kubbesi ve ona dayanan ayaklar günümüze gelebilen kalıntılardır. Bunların dışında kiliseden fazla bir kalıntı bulunmamaktadır.

Kilisenin köşesinde kubbeli bir şapel, batısında da Başpiskopos Parseh’in 1184’te yaptığı bir anıt bulunmaktadır. Ayrıca kilisenin kuzey ve güney yönüne de XII.yüzyılda yapılmış iki avlu eklenmiştir.


Hoşavank Şapeli (Arpaçay)

Kars Arpaçay’ın batısındaki vadide bulunan Hoşavank Şapeli Altıgen Şapel olarak da tanınmaktadır. Kitabesi günümüze gelememiş olmakla beraber, çeşitli Ermeni kaynakları bu şapelin XI.-XIII.yüzyıllar arasında yapıldığını belirtmektedir.

Şapel küçük merkezi planlı bir yapıdır. Ani’deki eserlerin süsleme yönünden en ilgi çekenlerinden birisidir. Bu yapıda süsleme ve taş işçiliğinin son derece ileri düzeye çıktığı görülmektedir. Şapelin çevresini dolaşan iki sütuncukların oldukça sade olmasına karşılık, üzerlerinde alçak kabarma halinde geometrik sağır kemerlere yer verilmiştir. Bu kemerlerin birleştiği yerlere de stilize edilmiş palmet ve Rumilerden oluşan bir bezeme yapılmıştır. İbadet mekanının üzerini örten konik çatı kasnağı da yarım sütunlarla 12 bölüme ayrılmıştır. Bazı kaynaklar da bu yapıya bitişik bir mezar anıtının da olduğundan söz etmektedirler.


Surp Krikor (Gagik) Kilisesi (Arpaçay)



Kars Arpaçay ilçesinde, Ani’nin merkezinde, surların kuzeyinde yapılan bu kiliseden günümüze yalnızca temel kalıntıları ile bazı duvar kalıntıları gelebilmiştir.
Kral II.Gagik tarafından yaptırıldığı sanılan bu kiliseyi J.Strzygowski 1001 yılına tarihlendirmiştir.

Kesme taştan yapılan bu kilisenin temel kalıntılarından merkezi planlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.

Yanık Kilise (Sarıkamış)



Kars Sarıkamış ilçe merkezinde bulunan Yanık Kilise, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda Rus işgaline uğrayan Sarıkamış’ta Ruslar tarafından yapılmıştır.

Yapı moloz taş, kesme taş ve tuğladan, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Yapının girişi tuğla çerçeveli yuvarlak kemerli ve üzeri küçük bir çatı ile örtülüdür. Girişin iki yanında dikdörtgen tuğla çerçeveli birer pencere bulunmaktadır. Giriş kapısının üzerinde çıkıntılı bir bölüme yuvarlak kemerli üçüz pencere yerleştirilmiştir. İlk yapımındaki çan kuleleri günümüze gelememiştir.

Sarıkamış’ta Rus işgalinin sona ermesinden sonra yapı bir süre kendi haline bırakılmış, ardından Sarıkamış Belediyesi tarafından sinema olarak kullanılmıştır. Bir süre de yanına bir minare eklenerek cami olarak da kullanılmıştır. 1970’li yıllarda yangın geçirmiş, günümüze yalnızca ana duvarları gelebilmiştir.


Cengilli Kilise (Kağızman)



Kars Kağızman ilçesinin Çengili Köyü’nde bulunan bu kilise X.-XI. Yüzyılda Bagratlılar tarafından yapılmış bir Ermeni kilisesidir. Kilise üzerindeki Gürcü dilinde yazılmış iki kitabede Molla Zibiada ve Ruben isimli iki kişi tarafından onarıldığı belirtilmektedir. Kilisenin 1791 tarihli Ermenice yapım kitabesi günümüze gelememiştir. Kilise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Kağızman’ı işgal eden Ruslar ve ardından da Ermeniler tarafından kilise olarak kullanılmıştır. İşgalin sona ermesinden sonra cami olarak kullanılmıştır.

Kilise serbest Yunan Haçı planında, üç basamaklı bir kaide üzerine bazalt taş ve tuğladan yapılmıştır. Duvar kalınlığı 1.m.ye yakındır. Yüksek bir kasnak üzerine oturan konik bir çatı ile de üst örtüsü tamamlanmıştır. Kilisenin ana girişi batıdan olup, ayrıca kuzey ve güney yönlerinde de birer girişi bulunmaktadır. İbadet mekanı 20x15 m. ölçüsünde, naos kısmını yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Kilisenin doğu cephesinin yeknesaklığı üç yuvarlak kemerle giderilmiştir. Bunlardan ortadaki kemerin içerisine dar ve uzun mazgal pencere açılmıştır.

Kilisenin içerisinde, apsidin iki yanındaki Diakonikon (papaz hücreleri) hücresinin üzeri ve çevresi figürlü kabartmalarla bezenmiştir. Burada Hz.Meryem, Çocuk İsa ve bitkisel motiflere yer verilmiştir


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
eLa GöZLüM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-06-2008, 01:20 PM   #6 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.771
Teşekkürler: 1.911
1.514 Mesajına
2.121 Kere Teşekkür Edildi
Standart --->: Geçmişten Bugune Kars



Kars Köprüleri


Taş Köprü (Merkez)



Kars İç Kale Mahallesi’nde, Kars Çayı üzerinde iki köprü bulunmaktadır. Bu köprüler 1579 yılında Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Sonraki yıllarda deprem sonucu yıkılmış, bugünkü köprü 1719 yılında Karahanoğlu Hacı Ebubekir tarafından yapılmıştır. Köprü üzerindeki kitabesi günümüze ulaşmışsa da üzerindeki yazılar Ermeni işgali sırasında, Ermeniler tarafından yazılar kazınmıştır.
prülerden biri üç gözlü olup, 53.70 m. uzunluğunda, 8 m. genişliğindedir. Köprünün yuvarlak kemerlerinden ortadakinin kemer açıklığı 13 m.dir. Diğer iki kemer daha küçük olup, yol seviyesindeki toprak üzerine bir kenarları ile oturmuştur. Bu kemerler tempan duvarlarına göre daha içeridedir. Yapımında kesme bazalt taşı kullanılmıştır. Bu taşlar arasındaki derzler açıkça görülmektedir. Köprünün iki yanındaki tempan duvarlarının yükseltilmesi ile korkuluklar meydana getirilmiştir. Ayrıca ortadaki ayağın iki yanında birer köşeli ve yüksekliği kemerin üst seviyesine kadar çıkan iki selyaran bulunmaktadır.

İpekyolu Köprüsü (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesinde, Ani örenyerinde, Arpaçay Vadisinde bulunan İpekyolu Köprüsü Arpaçay Nehri’nin üzerindedir. Köprü, X.yüzyılda Ermeni Bagrat Krallığı döneminde yapılmıştır. Kitabesi bulunmamaktadır.

prü kesme taştan yapılmış olup, günümüze yalnızca ayakları gelebilmiştir.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
eLa GöZLüM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-06-2008, 01:21 PM   #7 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.771
Teşekkürler: 1.911
1.514 Mesajına
2.121 Kere Teşekkür Edildi
Standart --->: Geçmişten Bugune Kars



Kars Müzeleri




Kars Müzesi ilk defa Eski Vilayet Konağı’nın bir odasında, “Eski Eserleri Koruma ve Müze Memurluğu” adı altında 1959 yılında Kars Müzesi'nin çekirdeği oluşturulmuştur.
Kars çevresinden toplanan eserlerin artması ile yeni bir müzeye gereksinim duyulmuş, burada toplanan eserler Kümbet Camisi’nde (Havariler Kilisesi) yeniden düzenlenerek 1964 yılında ziyarete açılmış, 1969 yılında da Müze Memurluğu, Müze Müdürlüğü’ne dönüştürülmüştür.

Prof.Dr.İ.Kılıç Kökten’in 1965-1971 yıllarında Kağızman Camuşlu Yazılıkaya ve Kurban Ağa Mağarası’nda yapmış olduğu kazı ve araştırmalarında ortaya çıkan eserler müzeye getirilmiştir. Kümbet Camisi de bir süre sonra eserlere yeterli gelmeyince, Kars Müzesinin yeni binasının yapımına 1871 yılında başlanmış, yapım çalışmaları 1978 yılında bitirilmiştir. Bundan sonra müzenin teşhir ve tanzim çalışmalarına başlanmış ve Kars Müzesi 22 Nisan 1981’de ziyarete açılmıştır.



Kars Müzesi arkeoloji ve etnoğrafya bölümleri ile müze bahçesindeki eserlerden oluşan üç bölüm halindedir. Arkeoloji bölümünde Prehistorik, kalkolitik, Eski Tunç, Urartu, Roma ve Bizans eserleri bulunmaktadır. Bu eserler arasında taştan değirmenler, obsidiyenler, çeşitli aletler, pişmiş topraktan kap ve kacaklar; kemik, cam, boncuk ve bronzdan süs eşyaları; gözyaşı şişeleri, baltalar, ok uçları, mızraklar, kandiller, bronz iğneler, bronz aletler ve mühürler bulunmaktadır. Ayrıca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı sikke ve paraları da bu bölümde yer almaktadır.

Müzenin etnoğrafik bölümünde, Geç Hıristiyan dönemine ait ahşap bir kapı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine tarihlenen yapı kitabeleri bulunmaktadır. Kars yöresinin dokuma örneklerinden halı, kilim, heybe, at çulu, farma halı ve kilim yastık yüzleri, seccadeler; bakır mutfak eşyalarından kazanlar, siniler, tepsiler, taslar, ibrikler, yamaklar, (küçük kazan veya yardımcı kap) debbeler (kavurma kabı), kevgir leğen, sahan, havan ve kaşıklar; çeşitli kesici ve ateşli silahlardan altın ve gümüş işlemeli hançer, kama ve kılıç filintalar, çakmaklı ve toplu tabancalar, demir ve tunç baltalar ile barutluklar; el yazması Kuran başta olmak üzere çeşitli yazmalar, basılı eski kitaplar, fermanlar, yazı takımları, yöresel giysilerden kaftan, cepken, üç etek, bel kuşağı, baş örtüsü, göğüslük (tor) duluk ipi, saç bağı, şal kuşak, kadın başlıkları (kofik), tepelikler ve çoraplar; gümüş işlemeli eğerler, deve çakları, ahşap baston, sopa ve gümüş kırbaç, fayton fenerleri, saatler, gümüş tütün tabakaları, yöresel taşlardan ağızlıklar, tespihler, semaverler, gümüş bilezikler, tepelikler, başlıklar ve gerdanlıklar bulunmaktadır.
Teşhir vitrinleri dışında dokuma aletlerinden teşri, kirman ve çıkrık ile yöresel halı tezgahı ve dokumada kullanılan aletler onları tamamlamaktadır. Ayrıca Kars tarihini içeren kitaplar ile eski gazeteler de bu bölümde sergilenmektedir.

Müze bahçesinde ise; Anadolu Selçukluları ve Beylikler dönemine ait mezar taşları, mimari yapı taşları bulunmaktadır. Doğu Anadolu yöresine özgü Selçuklu ve Artuklu dönemine ait koç, koyun, kuzu ve at şeklindeki mezar taşları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli kitabeler ile mezar taşları da burada teşhir edilmektedir. Ayrıca bahçenin kuzeyinde müze duvarına bitişik özel ray sisteminin üzerinde; Kazım Karabekir Paşa’ya 1921 Kars Antlaşması sırasında Ruslar tarafından hediye edilen tarihi Beyaz Vagon da bulunmaktadır.


İstasyon Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi
No:365 Kars
Tel-Faks: (0474) 212 38 17

Gazi Ahmet Muhtar Paşa Müzesi (Merkez)



Gazi Ahmet Muhtar paşa 1877 yılında Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kars’ı Ruslara karşı yapılan Başgedikler, Zivin ve yahni Savaşları’nı kazanmış ve bu nedenle de gazi unvanını almıştır. Ancak Alacadağ Savaşı’nda Osmanlı ordusu yenilince Ahmet Muhtar paşa ordusu ile Erzurum’a çekilmiştir.

Kars’ta Gazi Ahmet Muhtar Paşanın karargah binası olarak kullandığı Konak, XIX.yüzyılın ikinci yarısında yapılmış iki katlı, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Konağın dış cephesi bazalt taşından, çatısı da toprak damla örtülüdür. Girişi güney yönünde olan konağın zemin katında iki, birinci katında da bir salon ve üç oda bulunmaktadır.

Kars Valiliği ve Kars Tugay Komutanlığı 2001 yılında bu konağı restore ederek müze konumuna getirmiştir. Konağın birinci katında 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Kars il merkezi ile Yahnılar Tepesi’ndeki tabyalarda bulunmuş, bu savaşla ilgili askeri malzemeler, Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın fotoğrafları, haritaları, Osmanlı ordusunun hareket planları, savaş resimleri ve gravürler sergilenmektedir. Vitrinler içerisinde de top mermileri, fişekler, süvari atlarının nalları başta olmak üzere savaş alanlarından toplanan askeri malzemeler bir araya getirilmiştir.

Müzenin diğer salonu da sergi salonu olarak düzenlenmiştir.


Ani Eski Eserler Müzesi (Arpaçay)

Kars Arpaçay ilçesindeki Ani’de N.Marr tarafından 1904 yılında Eski Eserler Müzesi kurulmuş, bunun başına da Ani kazılarına katılan Leningrad Hermitage Müzesi’nde yöneticilik yapan H.Orbeli getirilmiştir.

Bu müze önce Menucehr Camisi’nde kurulmuş, eserler burada bir araya getirilmiş ve daha sonra Ani’deki yeni müze binası tamamlanınca da 1908’de buraya taşınmıştır. Bu müzede 1892 yılından beri ele geçen yöredeki eserler toplanmıştır. 1917 yılında Ani’de N.Marr bir de bilimsel araştırma enstitüsü kurmuştur. Daha sonra bu arşivi Tiflis’e göndermiştir.

I.Dünya Savaşı’nın başlaması ile 1918 yılında bu müze kapatılmış ve Ani savaş alanının içerisinde kalmıştır. Rusların Kars’tan çekilmesi ve Ani Müzesi’nin boşaltılması sırasında 1918 yılında çevredeki aşiretlerin ve Ermenilerin saldırısına uğrayan müze ile arkeoloji enstitüsü yıkılmış, koleksiyonlarının büyük bir bölümü vagonlara doldurularak Tiflis’teki Kafkas Enstitüsü’ne götürülmüştür. Bu arada müzedeki eserlerin çoğu da yok olmuştur.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
eLa GöZLüM isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-06-2008, 01:22 PM   #8 (permalink)
ZoR oLaN GiTMeK DeĞiL GiDeNi BeKLeMeK
 
eLa GöZLüM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)