|
|||||||
| Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#11 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van Urartu Su Kanalları
Doğu Anadolu Bölgesi’nin il sulama kanalları, gölet ve barajları MÖ. 1000 yılında Urartular tarafından yapılmıştır. Günümüze kadar gelebilen Urartu su kanallarından Menua (Semiramis-Şamram) Su Kanalı ile Ferhat Sulama Kanalı Anadolu’da su mühendisliğinin en iyi örneklerini yansıtmaktadır. Menua (Semiramis-Şamram) Su Kanalı (Gürpınar) ![]() Menua (Semiramis-Şamram) Su Kanalı Anadolu’daki Urartulardan günümüze gelebilen en görkemli kanal olup, 51 km. uzunluğundadır. Van’ın Gürpınar Ovası’ndan Urartu Krallığı’nın başkentinin bulunduğu Van Ovası’na (Tuşba) tatlı su getiren Menua Kanalı aynı zamanda tarım alanlarını da sulamaktadır. Van Bölgesi’nin en yüksek engebesini meydana getiren Baş et Dağı’nın batı yönündeki kalker kayalıklarından kaynaklanan su aynı zamanda da yörenin en büyük su kaynağıdır. Bu kaynağın güneybatısındaki kalker kayalığın şekillendirilmesi ile oluşturulan kitabeler yurdumuzdan kaçırılmıştır. Kral Menua’nın bu kitabesi günümüzde Almanya’da Pergamun Müzesi’nde sergilenmektedir. Bu kanalın çevresinde Kral Menua tarafından kızı Tariria için yaptırılmış teraslar halinde asma bahçeleri bulunuyordu. Menua Kanalı doğudan batıya doğru akarak Hoşap Çayı üzerinden geçirilmiştir. Ancak Hoşap Çayı üzerindeki Urartuların su aşırtma kemerleri yıkılmıştır. Bu aşırtma kemerlerinin yalnızca iri taşlardan yapılmış temel kalıntıları görülmektedir. Kanal suyunun belirli bir seviyede akıtılabilmesi için arazinin bazı yerlerinde çukurlar ve derin vadilere yüksek duvarlar örülmüş ve arazi aynı düzeye getirilmiştir. Bunlardan Gülo Boğazı ile Kadem Bastı mevkileri destek duvarlarının en yüksek olduğu yerlerdir. Kaynağın çıktığı yerin deniz seviyesinden yüksekliği 1760 m. Menua Kanalı’nın Van Ovası’nda son bulduğu yerin deniz seviyesinden yüksekliği ise 1700 m. dir. Bu kanal 10/10.000–3/10.000 arasındaki bir eğimle Van Ovası’na su taşımıştır. Taşıdığı suyun kapasitesinin 75.000.000 m3’ten fazla olduğu sanılmaktadır. Kanalın yapımındaki destek duvarları Edremit ve Harabedar mevkilerindeki kalker taş ocaklarından elde edilmiştir. Duvarlar bindirme tekniğinde yapılmış, yalnızca taşların dış yüzeyleri kabaca düzeltilmiştir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van Hanları
Bey Hanı (Gürpınar) Van ili Gürpınar ilçesi, Hoşap’ta, Van-Hakkâri karayolunun güneyinde bulunan bu hanın kitabesi günümüze gelememiştir. Ayrıca vakfiyesi de olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Hoşap’ta bir han bulunduğundan söz etmiş, ancak fazla bilgi vermemiştir. Bu nedenle yapım tarihi ve banisi konusunda tereddütler bulunmaktadır. Han büyük olasılıkla XVI.-XVII. Yüzyılda Mahmudi Beylerinden birisi tarafından yaptırılmış olmalıdır. Han kesme taştan 21.10x22.40 m. ölçüsünde kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kuzey-güney doğrultusunda uzanmaktadır. Hanın kuzey cephesine dükkânlar yerleştirilmiştir. Hanın içerisine kuzey cephesindeki sivri kemerli bir kapıdan girilmektedir. İçerisi payelerle dört sahna ayrılmıştır. Bu payeler ve duvarların arası beşik tonozlarla örtülmüş, üzeri düz bir toprak damla örtülmüştür. İç mekânın aydınlatılması için doğu ve batı tarafına birer, güneye dört, kuzeye de üç mazgal pencere açılmıştır. Han günümüzde harap bir durumda olup, özel bir şahsın mülkiyetindedir. Hamurkesen Köyü Hanı (Gürpınar) Van ili Gürpınar ilçesi, Hamurkesen (Zerinak, Zernak) Köyü’nde bulunan bu hanın ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Kitabesi de günümüze gelememiştir. Günümüzde tamamen yıkılmış olup, yalnızca temel duvarları ayaktadır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van Hamamları
Çifte Hamam (Merkez) Eski Van’ın doğusunda, Tebriz Kapı Mahallesi’nde bulunan bu hamamın yapım tarihini beliten kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan Osmanlı döneminde, XVI. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Osmanlı hamam mimarisinde Çifte Hamam plan düzeninde olan hamam kadınlar ve erkekler bölümlerinden meydana gelmiştir. Güneydeki daha büyük olan bölüm erkeklere, daha küçük olan kuzeydeki bölüm de kadınlara ayrılmıştır. Her iki bölüm de soğukluk, ılıklık ve sıcaklıktan oluşmuştur. Günümüze oldukça harap durumda gelen hamam kesme, tuğla ve moloz taştan yapılmıştır. Yapının üst örtüsü ve duvarların bir kısmı tahrip olmuştur. Buna rağmen pandantif izlerinden bu bölümlerin kubbe ile örtülü olduğu sanılmaktadır. Hamamın her iki bölümünün sıcaklığı dört eyvanlı, merkezi kubbelidir. Hoşap İç Kale Hamamı (Gürpınar) Van ili Gürpınar ilçesi Hoşap’ta İç Kalede bulunan bu hamam 1643 yılında Osmanlılar tarafından yaptırılmıştır. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış olan hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Bu bölümlerden soğukluk ve ılıklık tuğla ve moloz taştan beşik tonozla örtülmüştür. Kubbeli kısmın üzeri tromplu, kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Ancak günümüzde bu kubbe yıkılmıştır. Hamurkesen Köyü Hamamı (Gürpınar) Van ili Gürpınar ilçesi, Hamurkesen Köyü’nde, kale yakınında bulunan caminin yanında hamam kalıntısına rastlanmıştır. Bu hamamın da cami ile birlikte İbrahim Bey’in oğlu Beşaret Bey tarafından XIII. yüzyılda yaptırıldığı sanılmaktadır. Ancak hamam yıkılmış planını çıkarmak mümkün olamamıştır. Kalıntılarına dayanılarak hamamın taş temeller üzerine moloz taştan yapıldığı sanılmaktadır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
R.o.c.K-A (03-05-2008)
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van Sivil Mimari Örnekleri
![]() Van yöresi Urartulardan günümüze kadar yüzyıllar boyunca sürekli yerleşime sahne olmuştur. Bu yerleşim Van Gölü’nün doğusundan kıyı boyunca ve bugünkü kale çevresinde yoğunlaşmıştır. Ancak bu uzun zaman süreci içerisinden yalnızca Urartu kerpiç ev kalıntıları dışında XIX. yüzyıl yapılarından bazı örnekler günümüze gelebilmiştir. Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerine ait evlerden hiçbir örnekle ile karşılaşılmamıştır XIX-XX. yüzyılda yöreyi gezen bazı gezginlerin çizdikleri resim ve gravürler ile fotoğraflar bu konuda bazı bilgiler vermektedir. Bunlara dayanılarak yerleşim alanlarında tek katlı, iki ve üç katlı evler olduğu anlaşılmaktadır. Bunlara dayanılarak sivil mimarinin dar sokaklarda bitişik nizamda toprak damlı yapılar oldukları görülmektedir. Bunlarda belirli bir plan düzeninin de olmadığı açıkça görülmektedir. Sokakların kenarlarında su akışını sağlamak amacıyla eğimli su kanalları yapılmıştır. Çoğunun yapımında da taş temeller üzerine kerpiç malzemeden yararlanılmıştır. Çamur duvarlara da çok sık rastlanmıştır. Bununla beraber evlerin iç yapımları hakkında yeterli bir bilgi bulunmamaktadır. I. Dünya Savaşından sonra yörenin Rus ve Ermeni işgaline uğraması, çıkan çatışmalar evlerin yanmasına yıkılmasına neden olmuş, deprem gibi felaketlerde onları tamamlamıştır. Ayrıca Rus ve Ermeni birlikleri şehirden çekilirken evlerin büyük bir bölümünü yakmışlardır. Kale çevresinde yoğunlaşan evler surların bitiminden sonra ovaya doğru yayılmış, bu bölgeye daha çok zenginlere ait geniş bahçeler içerisinde evler yapılmıştır. Müslüman halk ile Ermeniler arasında çıkan çatışmalardan sonra Müslüman halk bugünkü Selimbey, Bahçıvan, Şerefiye ve Halilağa mahallelerine yerleşmişlerdir. Bu evlerin bazıları geniş bir bahçe içerisinde saltaşı döşeli avlunun sonunda yapılmışlardır. Yer katında kiler, depo ve mutfak bölümleri bulunmaktadır. Mutfağın yanında da bir köşesinde ocağın bulunduğu, oldukça yüksek tavanlı tandır evi bulunmaktadır. Bazı küçük ölçüdeki evlerde ise tandır evi ayrı bir bölüm halindedir. Bunarın yanına da çoğu kez “çal” denilen yıkanma yerleri eklenmiştir. Avludan merdivenle çıkılan üst katta ise sofa çevresinde yatak yaşamın geçtiği odalar bulunmaktadır. Bu odaların içerisinde gömme dolaplar, nişler vardır. Odaların zemini tahta kaplıdır. Bezeme unsurlarına rastlanmamıştır. Dışa açılan pencereler ise dikdörtgen çerçeveli ve kafeslidir. ![]() Tarihi geçmişi göz önüne alınarak Van evleri dört ayrı gurupta toplanmaktadır. Bunlar tek katlı evler, iki katlı düz cepheli evler, iki katlı cumbalı evler ve iki katlı kompleks planlı evlerdir. Tek katlı evler çoğunlukla yoksul halkın yaşadığı evlerdir. Bu evlerde kapıdan doğrudan doğruya bir sofaya girilmektedir. Odalar bu sofanın çevresinde sıralanmıştır. Sofanın sonuna da mutfak yerleştirilmiştir. Bu tür evlerde ise tandır evi daha çok bahçede ve evin dışındadır. İki katlı düz cepheli evler daha çok orta halli ailelerin barındığı evlerdir. Birinci kata yine ortada sofa ve iki yanında mutfak, kiler gibi bölümler bulunmaktadır. Merdivenle çıkılan ikinci katta da ortada bir sofa ile iki yanında odalar bulunmaktadır. Üst örtü diğer evlerde olduğu gibi toprak damlıdır. İki katlı cumbalı evler daha çok maddi durumu iyi olan ailelere aittir. Bu evlerin cepheleri düz olup üst kattaki sofa konsollarla dışarıya cumba şeklinde uzatılmıştır. Bu çıkmalarda çoğunlukla ahşap kalaslardan yararlanılmıştır. Bu evlerin tavan ve duvarlarında ahşap süslemelere, yağlı boya resim ve desenlere rastlanmıştır. İki katlı kompleksli ev plan tiplerindeki örneklerden Van’da dört adet bulunmaktadır. Bunlar çevrede sözü geçen ailelere ait olup diğer plan tiplerinden çok daha geniş yapılardır. Evlerin alt katında sofa ve bu sofanın iki yanında iki geniş odaya yer verilmiştir. Sofanın ucunda mutfak ve kiler gibi birimler ile tandır evi bulunmaktadır. Üst katta sofa çevresinde odalar ve dışa çıkıntılı cumbalar vardır. Van evlerinden günümüze gelen örneklerin başında aynı plan düzeninde, Mustafa Dilaver Evi, Tufan Kaptaner Evi, Hilmi Gürkan Evi, Mustafa Tüzün Evi, Mustafa Sipahioğlu Evi, Abdulselam Arilas Evi, İsmail Ödemiş Evi, Cemil Efendi Evi, Ambarcı Mehmet Evi Gazi Abbas Melül Evi gelmektedir. Günümüzde Van Kalesi çevrisindeki mahalleler, günümüze pek az örnekleri gelmesine rağmen sit alanı ilan edilmiştir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
R.o.c.K-A (03-05-2008)
|
|
|
#15 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van Kaya Resimleri
Dünyanın çeşitli yerlerinde tarih öncesi çağlara ait kaya resimlerine rastlanmıştır. Bunlar Kuzey Afrika, İtalya, Kafkaslar, Amerika’da Takoma civarında bulunmuştur. Anadolu’da ve Mezopotamya da bu tür kaya resimleri ile karşılaşılmıştır. Van ve yöresinde tarih öncesi devirlere ait kaya ve mağara resimleri de bulunmuştur. Tilkitepe ve Dil Kaya höyüklerinde bu dönemlere ait zengin buluntularla karşılaşılmıştır Yeşilsalkım Köyü Mağara Resimleri (Gürpınar) Van’ın 76 km. güneydoğusunda, Gürpınar ilçesi Yeşilsalkım (Put Köyü) Köyünün batısında 8-9 km. uzunluğundaki kanyon içerisindeki çok sayıda mağaraların içerisinde kaya resimleri ile karşılaşılmıştır. Buradaki kaya resimlerinde dans eden tanrıça figürleri bulunmaktadır. Bu resimlerden ötürü de buradaki mağaraya “Kızların Mağarası” ismi verilmiştir.Büyük olasılıkla kült yeri olarak tanınan bu mağaradaki resimlerin M.Ö 4000-3000 yıllarına ait olduğu sanılmaktadır. Resimler kan ve sönmemiş kirecin karıştırılması ile meydana getirilen, kiremit renginde bir eriyik ile yapılmıştır. Bu mağaranın güneybatısındaki ikinci bir mağarada da resimlerle karşılaşılmıştır. Mağaranın ağzından 1.60 m. içeride, yerden 60 cm yüksekliğindeki bu resimlerde dağ keçisi ile bir insan figürü tasvir edilmiştir. Pagan Kayaüstü Resimleri (Özalp) Van Özalp ilçesi Pagan Köyünde M.Ö 5000 yıllarına tarihlenen mağara resimleri ile karşılaşılmıştır. Bu mağara M. Uyanık tarafından 1974 yılında keşfedilmiştir. Bunlar beyaz boyadan çiçek ve bitki resimleridir. Bunların üzerinde de kuşa benzer bir figür bulunmaktadır. Mağaranın kuzeybatı duvarında bir hayvanın sırtına yüklenmiş yük ile dört insan figürü görülmektedir. Bu resmin de ortasında bir kuş figürü bulunmaktadır. Trişin Yaylası Resimleri (Çatak) Van-Hakkâri sınırında Trişin Yaylasında, Çelo Dağı’nda mağaralarda kaya resimleri bulunmaktadır. Bu resimler 1974 yılında C 12 testleri M.Ö 8.000–11.000 yılları arasında yapıldığını ortaya koymuştur. Bu resimler Kâhn-ı Melikân ve Taht-ı Melik kesimlerinde bulunmaktadır. Bölge mağara resimleri yönünden oldukça zengindir. Burada soyları tükenmiş hayvanların, bizonlar, insan figürleri, cin figürleri görülmektedir. Ayrıca ot yiyen hayvanlar geyikler, at üzerinde insanlar kayalar üzerine resmedilmiştir. Narlı Huşş Tepe Resimleri ( Çatak) Van, Çatak ilçesi Narlı’da Huşş Tepe’de Trişin Vadisine bakan kanyon içerisinde bulunan kaya resimleri 1977 yılında bulunmuştur. Bu resimlerde kaya üzerinde insan figürü görülmektedir. Bu resimde M.Ö 5000–8000 arasına tarihlendirilmiştir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
R.o.c.K-A (03-05-2008)
|
|
|
#16 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van Doğal Güzellikleri
Van ili 3000 m. yüksekliği olan volkanik dağlarla çevrilidir. Van gölü bu volkanik alanın ortasında bir çöküntü havzasıdır. İl topraklarının % 53’ü dağlarla, %33’ü platolarla, % 14’ü ovalarla çevrilidir. Dağlar ![]() Van yöresinin %53’ünü kaplayan dağlar çeşitli jeolojik dönemlerde kıvrılma ve kırılmalar sonucunda oluşmuştur. Bunların başında ilin kuzey kesiminde, dorukları il sınırları dışında kalan Aladağ (3255) ve Tendürek Dağı (3542) bulunmaktadır. Bunlardan Tendürek Dağı'nın doğusunda İran sınırına kadar uzanan dağ sıraları bulunmaktadır. Bu dağların yüksekliği 2600–2900 m.ye ulaşmaktadır. Bu dağların belli başlı yükseltiler; Dumanlıdağ, Elegen Dağları, Kırklar Dağı, Tavur Dağı ve Kotur Tepesi'dir. Bu dağlar arasındaki Bendimahi Havzası ile Karasu havzası yakınında kuzeyde, Alikelle Dağı (2850 m.) yer almakta olup dağın uzantıları Abaza düzlüğüne kadar inmektedir. Buradaki en yüksek dağ Pirreşit Dağı'dır (3200 m.). Bu dağ sıralarını sırasıyla Manda dağı (3020 m), İsabey Dağı (3000) izlemektedir. Bunlar düzenli bir sırt halinde güneybatı yönüne uzanarak Karasu Vadisi ile Van Gölü arasında, Şoli Dağı (2900 m.) ile devam eder. İl alanındaki yükseltiler güneydoğuya gittikçe artar ve düzgün sıra dağlara dönüşür. Bu sıra dağların en önemlileri; Ahlat Dağı (2810m) ve Korahal Dağı (2700m) dır. Tendürek Dağı'nın uzantısı olan sınır dağları, Gündizin Dağı (3100m), Koçalan Dağı, Bilecik dağı, Melek Dağı yörenin belli başlı dağlarıdır. Kesiş gölünün bazı kesimlerinde başlayan dağlar arasında Şuşanıs Dağı (2750m), Narkut Dağı (2800m), İspiriz Dağı (3688m) bulunmaktadır. İlin güney kesiminde ise, Güneydoğu Torosların uzantısı Kavuşahap Dağları yer almıştır. Gökdağ (3604 m.), Müküs Dağı (3414 m.) Arnos Dağı (3547 m.), Artos Dağı (3537 m.) da buradaki diğer önemli yükseltilerdir. Plato, Yayla ve Ovalar ![]() Van il topraklarının %33’ü plato, ova ve yaylalarla kaplanmıştır. Bu alanlar III. Zamanda ortaya çıkan yükselmeler sonunda meydana gelmiştir. Volkanik olan bu alanların toprakları kireçli ve killidir. Bunarın belli başlıları Norduz Yaylası, kuzeyde Çaldıran İlçesinde Abaza Düzü, Sultan Gölü çukurluğunun batısındaki yaylalar, Ahlat Dağında Erçek Gölünün kuzeyindeki yaylalar ile güneydoğusunda Hoşap Suyu çevresinde uzanan geniş yaylalardır. İl alanının %13,7 sini kaplayan başlıca ovalardan Van Ovası, Karasu Hoşap Suyu arasında 150 km'lik bir alanı kaplamaktadır. Van Gölü’nün kuzeyindeki Erciş Ovası 150 km lik bir alanı kaplamaktadır. Gürpınar’da Hoşap Ovası deniz seviyesinden 2.400 yükseklikte, 180 km2’lik bir alanı kaplamaktadır. Muradiye ilçesindeki Muradiye Ovası deniz seviyesinden 2000 m. yükseklikte, 525 km alana yayılmıştır. Ayrıca Tarhani Düzü 50 km2, Noşar Düzü 80 km2, deniz seviyesinden 2.100 m. yükseklikte Saray Ovası 45 km2’lik alana yayılmış olup, ilin en verimli topraklarıdır. Bunun yanı sıra Karakallı ve Ercek Düzleri de ilin diğer düzlük alanlarıdır. Akarsular ![]() Van Havzası dışında kalan alanlarda çok sayıda küçük akarsı bulunmaktadır. Ancak bu akarsular yaz aylarında kurumaktadır. Ben-i Mahi Suyu Van Gölü Havzasının en büyük akarsuyu olan Bend-i Mahi Suyu ilin kuzeyindeki Aladağ ile Tendürek Dağı arasında çeşitli kolların birleşmesinden meydana gelmiştir. Tendürek Dağı’nın güneybatısındaki Sarıgöl ve Kaz Gölünden çıkan bu akarsu sık sık yön değiştirir ve Çaldıran Ovasını suladıktan sonra Yağlıdere ile birleşir ve Göndürme Boğazını aşmaktadır. Bundan sonra Muradiye Ovasını sular ve Van Gölünün kuzeyine dökülür. Bu akarsuyun uzunluğu 90 km.dir. Hoşap Suyu (Güzelsu) Başkale ile İspiriz Dağları ile Norduz Yaylasından kaynaklanan Hoşap Suyu, Koçkıran, Gelispiri ve Geleriş Dağlarından doğan çok sayıdaki derelerle beslenir. Derin bir vadiden doğu ve batı yönünde akar, Hoşap Ovası’nı suladıktan sonra Zernek Boğazına girer. Bunun ardından Havasor Ovasından geçerek Van Gölüne dökülür. Bu akarsuyun uzunluğu 130 km.dir. Karasu Özalp ilçesinin kuzeyindeki dağlardan doğan Karasu 130 km. uzunluğundadır. Çevresindeki yüksek dağlardan inen küçük akarsularla beslendikten sonra derin bir vadiyi aşar, Akbulak Düzlüğüne girer. Bu arada Erçek gölüne yaklaşır Timar Ovasından sonra Van Gölüne dökülür. Memedik Çayı Özalp ilçesindeki çok sayıdaki akarsuların Saray Düzlüğünde toplanmasından oluşan Memedik Çayı doğu batı yönünde akar. Memedik Boğazını geçtikten sonra Erçek Ovasını aşar ve Erçek Gölüne dökülür. Bu akarsu 60 km. uzunluğundadır. Zilan Deresi Aladağ’ın kollarından beslenen Zilan deresi kuzey-güney yönünde akarak doğudan Hacıdiri Deresini sularına katar ve sarp bir vadi içerisinden geçer. Bundan sonra genişler, Erçis Ovasını geçtikten sonra Van Gölüne dökülür. Van il toprakları içerisinde bu akarsulardan başka Deliçay, İrşat Çayı, Kırkgeçit Deresi, Çığlı Suyu ile Çatak Suyu bulunmaktadır. Göller Van da çok sayıda göl bulunmaktadır. Bunların başında Van Gölü ile Erçek Gölü gelmektedir. Van Gölü ![]() Van Gölü, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın beşinci büyük gölüdür. Gölün yüzölçümü 3764 km² olup derinliği bazı yerlerde 100 metreyi geçmektedir. Uzunluğu 125 km., genişliği 65 km. aşar. Deniz seviyesinden yüksekliği 1646 m.dir. Büyüklüğünden ötürü de halkı tarafından “Van Denizi” diye anılır. Tarihi Çağlarda Urartular göle dalgalarından ötürü “Dalgalı Deniz” ismini yakıştırmışlardır. Malazgirt Savaşı’ndan sonra Selçuklular gölün çevresinde yerleşmişlerdir. Mezopotamyalılar göle “Nayri Denizi” ismini vermişlerdir. Bununla beraber bazı kaynaklarda Küçük Deniz, Ahlat Deryası, Deryaço gibi isimlere de rastlanmıştır. Göl çevresinde Ahlat Sazlıkları, Dönemeç Deltası, Karasu deltası, Bendimahi Deltası bulunmaktadır. Aynı zamanda bu bölge yakınındaki Nurşun Gölü ile birlikte göçmen kuşların konakladığı bir alandır. Nemrut Dağı’ndan çıkan lavların jeolojik devirlerde setler oluşturması sonucu meydana gelen gölün üzerinde Akdamar Adası, Çarpanak Adası, Adır Adası gibi adalar bulunmaktadır. Suyu tuzlu 1000/ 210 sodalıdır. Bu nedenle de göl sularında temizlik malzemeleri kullanılmadan her türlü çamaşır yıkanabilmektedir. Ayrıca gölün tuz oranı % 0.19 dır. Yapılan araştırmalara göre göl suyunun deri ve cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Gölün en büyük özelliği değişik mevsimlerde değişik zamanlarda farklı renklerde görünmesidir. Gölün iki yakasındaki Van ile Tatvan arasında yük vagonlarını taşıyan feribotlar çalışmaktadır. Ayrıca Gevaş iskelesinden Akdamar Adası’na dolmuş motorları çalışmaktadır. Van sazlığında kuluçkaya yatan yaz ördeği, gölün batısındaki yarımadada üreyen toy, adalarda kuluçkaya yatan Van Gölü martısı ile Van Gölü'ne özgü bir balık türü olan ve planktonlarla beslenen inci kefali (Chalcalburnus tarichi), Van Gölü'nün başlıca doğal özellikleridir. Mayıs ve Haziran aylarında yaklaşık 15.000 ton avlanan inci kefali lezzeti ve ekonomik değeri yönünden önemli bir besin kaynağıdır. Gölün sularının sodalı oluşu inci kefali dışında başka balıkların burada yaşamasına olanak vermemektedir. ![]() Göl içerisinde bulunan Akdamar Adası’nın bir de öyküsü vardır. Buna göre devrin baş keşişinin Tamara isimli çok güzel bir kızı varmış. Bu kız, Gevaş'ta yaşayan bir delikanlıya âşık olmuştur. Bu genç her gece Tamara'ya ulaşmak için gölü yüzerek geçer, kıyıda elindeki ışıkla da Tamara onu beklemiş. Ancak bu gizli buluşmalardan haberdar olan baş keşiş, fırtınalı bir gecede elinde mumla kıyıya inmiş. Işığın yerini sürekli değiştirerek gencin gücünü yitirmesine neden olmuş. Genç “Ah Tamara, ah Tamara” diyerek Van Gölü’nün sularında boğulmuştur. Ah Tamara, Ah Tamara sözcükleri zamanla Ahtamar veya Akdamar biçimine dönüşmüştür. Van Gölü'nde bir canavar olduğu konusunda 1997 yılında bazı iddialar ortaya atılmış, toplumun dikkati bu yöne çekilmiştir. Bu canavarın 8- 10 m. boyunda, ses çıkaran, insanlara zarar vermeyen, kahverengi-siyah arasında bir yaratık olduğu söylentisi, uzun yıllar gizemini korumuştur. Van halkı tarafından “Canavan”, “Cano” gibi isimlerle sevimli hale getirilen bu canavarla ilgili olarak Cambridge Üniversitesi'nden dünyaca ünlü su altı biyologu Jacques Cousteau gölde bir araştırma yapmak üzere Van'a gelmiş, bundan sonra da göl turizm yönünden önem kazanmıştır. Sonunda bu olay, Van’ın gelişmekte olan bir yöre olduğuna ve yöre halkının turizmi canlandırmak amacıyla böyle bir hikâyeye başvurduğuna bağlanmıştır. Erçek Gölü Van Gölü’nden sonra ilin ikinci büyük gölü olan Erçek Gölü Van Gölü’nün doğusunda, IV. Zamanda oluşmuş, lav kümelerinin yığılmasından meydana gelmiştir. Van Gölü’nden bir eşikle ayrılan bu göl bir çöküntü havzası içerisindedir. Kuzeydoğusunda Şeyh Zengi Ovası, güneyinde Irgat dağı ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.803 m dir. Bu gölün de suları sodalı ve tuzludur. Van ilindeki belli başlı bu iki gölden başka İran sınırı yakınında Kaz Gölü ve onun batısında Sor Gölü, kuzeyinde Engiz Gölü ve Hasan Timuran Gölü bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Akgöl, Sultan (Süphan) Gölü, ilin kuzeyinde Kavak Dağı eteğinde Hıdırmenteş Gölü, Tendürek Dağı eteğinde Sarı Göl vardır. Ayrıca Kuh, Kozan ve Erek dağları arasındaki vadide vadi ağzının kapatılmasıyla oluşturulan, yapay bir göl olan Keşiş Gölü bulunmaktadır. Keşiş Gölünün kuzeyinde Irgat Dağı eteğinde İmaris Gölü ile Çengi Gölü il topraklarındaki diğer küçük göllerdir. İçmeler ve Kaplıcalar Van ili yeraltı su kaynakları yönünden oldukça zengin kaynaklara sahiptir. İlin büyük bir kesiminde maden suları ile kaplıcalar bulunmaktadır. Akbaş Köyü Madensuyu (Erciş) Van ili Erciş ilçesinde, Akbaş Köyü’nde bulunan Akbaş Kaplıcasının sıcaklığı 19 derecedir. Bu maden suyundan aynı zamanda banyo yoluyla da yararlanılmaktadır. Aşağı Şerefhane Maden Suyu (Muradiye) Van ili Muradiye ilçesinde Çaldıran ile Muradiye arasında bulunan bu suyun sıcaklığı 10 C olup, debisi 0.05 lt/sn. dir. Bu maden suyu sindirim, böbrek ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir. Bolbülük Maden Suyu (Özalp) Van ili Özalp ilçesinde bulunan bu maden suyunun sıcaklığı 12,5 derecedir. Saniyede 8,5 litre kaynamaktadır. Bu su da sindirim, bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir. Hozi Maden Suyu (Başkale) Van ili Başkale ilçesinde bulunan Hozi Maden Suyunun sıcaklığı 13,5 derece, debisi de 0.09 lt/sn. dir. Bu maden suyu da sindirim, bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir. Kanlıbudak Maden Suyu (Başkale) Van ili Başkale ilçesinde bulunan bu maden suyunun sıcaklığı 14 derece olup, saniyede 0,5 lt. kaynamaktadır. Zereni Kaplıcası (Başkale) Van ili Başkale ilçesinde bulunan bu kaplıcanın suyu 55 derece sıcaklıktadır. Saniyede 1 litre kaynamaktadır. Hasanabdaz Kaplıcası (Erciş) Van ili Erciş ilçesi Deliçay’da bulunan bu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 68 derecedir. Kaplıca suyu saniyede 2 litre kaynamaktadır. Yoldüştü Köyü Maden Suyu (Gürpınar) Van ili Gürpınar ilçesi Yoldüştü Köyü’nde bulunan bu maden suyunun sıcaklığı 10 derecedir. Saniyede 0,7 litre kaynamaktadır. Derviş Kaplıcası (Muradiye) Van ili Muradiye ilçesi Çaldıran’da bulunan bu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 36 derecedir. Kaplıca suyu saniyede 0,05 litre kaynamaktadır. Çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Dergezin Kaplıcası (Muradiye) Van ili Muradiye ilçesi Çaldıran’da bulunan bu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 36 derece olup, debisi 5 lt/sn. dir. Mesire Yerleri Amik Gölü Mesire Yeri Van-Erciş karayolunda, Amik Gölü kıyısında bulunan bu mesire yeri meyve bahçeleri ve göl kıyısındaki doğal plajları ile tanınmıştır. Yaz aylarında ilin önemli bir mesire yeridir. Çatak Mesire Yeri ![]() Van ili Çatak ilçesinde bulunan bu mesire yeri iki çayın birleştiği bir vadide yer almaktadır. Çevresi ormanlık olup, Çatak Gölü alabalığı ile ün yapmıştır. Aynı zamanda çevresinde dağ keçisi, tilki, tavşan ve keklik gibi av hayvanları yaşamaktadır. Erek Vadisi Mesire Yeri Van Erek Vadisi yamaçlarında bulunan bu mesire yeri zengin bir doğaya sahiptir. İl merkezinden buraya günü birlik gelenler bulunmaktadır. Çevresi av turizmi yönünden önemlidir. Horhor Bulağı Mesire Yeri İl merkezinde, Van Kalesi’nin kuzeybatısında bulunan bu mesire yeri kaynak suları ile de ün yapmıştır. Edremit Mesire Yeri Van ili Edremit ilçesinde, Van’a 20 km. uzaklıktaki bu mesire yeri doğal plajları ve bitki örtüsü ile tanınmıştır. Ganiyisippi Şelalesi ![]() Van il merkezine 60 km. uzaklıkta, Van-Çatak karayolu üzerinde, Çatak ilçesine 5 km. uzaklıkta bulunan bu şelalenin çevresinden mesire yeri olarak yararlanılmaktadır. Şelalenin çevresinde alabalık tesisleri bulunmaktadır. Şelale kayalıklardan, 100 m. yükseklikten dökülmektedir. Şelalenin suları Nisan ayı sonlarında çok gür olarak akar, yaz aylarının sonlarına doğru da azalmaktadır. Muradiye Şelalesi ![]() Van ili Muradiye ilçesine 10 km. uzaklıkta Bend-i Mahi Çayı üzerindeki bu şelale derin bir vadi içerisinden, 10–20 m. yukarıdan aşağıya dökülmektedir. Çevresinden mesire yeri olarak yararlanılmaktadır. Buradaki asma köprüsü ile de ün yapmıştır. Van Peri Bacaları (Vanadokya) (Başkale) ![]() Van ili Başkale ilçesi Yavuzlar Köyü’nde bulunan ve Kapadokya yöresindeki peri bacaları ile oluşum yönünden benzerlik gösteren peri bacalarının bulunduğu alan Vanadokya olarak anılmaktadır. Buradaki volkanik Yiğit Dağı’nın püskürttüğü kayaçların aşınmaları sonucunda bu oluşumlar meydana gelmiştir. Günümüzde kendi haline terk edilmiş olan bu oluşumların doğal park ilan edilmesi ve koruma altına alınması yerinde olacaktır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
R.o.c.K-A (03-05-2008)
|
|
|
#17 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van Kedisi
![]() Eski tarihlerden beri Van Gölü çevresinde yaşadığı bilinen uzun tüylü kedi soyu, Van Kedisi ismi ile tanınmıştır. Yörede “Pişik” ismi ile tanınan bu kedilerin tüyleri uzun, dalgalı ve sık olup çoğunlukla da parlak beyaz renktedir. Kedilerin yüzü yuvarlak, kulakları dik ve kulak içleri pembe renktedir. Bu tür kedilerin bir gözü mavi, diğer gözü sarı renktedir. Bununla beraber her iki gözü de sarı veya mavi olan türlere de rastlanmaktadır. Bu renkler gözlerdeki sarı renk pigmentlerinin yoğunluğuna göre değişmektedir. Bazı kedilerde çağla yeşili, kahverengi gözlere de rastlanmaktadır. Yavru kedilerin doğumdan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşır ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir. Van Kedileri Ankara Kedileri ile benzerlik göstermektedir. Ancak onlardan ayrılan bazı özellikleri bulunmaktadır. Bunların başında, sağırlık oranının çok düşük olması ve kendi başlarına yaşayabilme içgüdüleri gelmektedir. Van Kedilerinin yaz aylarını dağlarda, kış aylarını da evde geçirdikleri yöre halkı tarafından söylenmektedir. Bununla beraber, günümüzde yaz aylarını dağda geçiren kediye çok az rastlanmaktadır. Van kedilerinin erkek cinslilerinin vücut ağılığı yaklaşık 3.600 gr, dişilerinin ise 2.900 gr.dır. Bu kediler suda yüzen ve sudan korkmayan tek kedi türüdür.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
R.o.c.K-A (03-05-2008)
|
|
|
#18 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() ![]() ![]() |
Van, Anadolunun İran, Maveraünnehir ve Kafkas yollarının birleşim noktalarından biri olmakla çok sayıda kavmin geçişini sağlamıştır. Tarihi süreç yönünden, bölgenin kültürel yapısında Arap, Fars ve Türklerin derin izleri görülür. Türklerin özellikle Selçuklu sonrası yerleşimleri kısa zamanda Ahlat, Adilcevaz, Erciş, Gevaş ve Vanın bayındır bir hale gelmesini sağlamış, coğrafyanın yerleşime elverişli olması önemli bir Türk nüfusunun bu havaliyi yurt tutmasına sebep olmuştur.Van, Türk dili coğrafyasında Anadolu sahasında yer almakla birlikte özellikle Azeri Türkçesinin etkisi altındadır. Bu etkiyi yapı, ses ve sözcük dağarcığı yönünden görebiliriz. Anadolunun iç kesimlerinde bilinmeyen, ancak Azeri sahasında ortaya çıkmış bir çok kelimeye Vanda rastlayabiliriz.Tek bir Van ağzından söz etmek mümkün değildir. Bölgenin çeşitli zamanlarda ve halen değişik sebeplerle göç alması, sosyolojik farklılaşmaların yanında dil değişimini de beraberinde getirmektedir. Vandaki nüfus hareketiyle ilgili şu birkaç sebebi zikredebiliriz.- Osmanlı-Karamanoğulları mücadelesi sonucunda Van, Karaman bölgesinden göç almıştır.- Osmanlı - Safevi hakimiyet mücadelesi sırasında bir takım Türk boyları yer değiştirmiştir.- Kuzey Azerbaycanın ve özellikle Karabağın Ruslar tarafından işgali sebebiyle Van göç almıştır. - Güney Azerbaycandaki çeşitli olaylar yüzünden Van göç almıştır.- Ekonomik sebeplerle Karadenizin Çaykara ve çevresinden Vana aileler yerleştirilmiştir.- Üniversitenin faaliyete geçmesiyle şehre çok sayıda öğrenci ve öğretim görevlisi gelmiştir.- Afganistanın Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine Kırgız Türklerinin bir bölümü Vana yerleştirilmiştir.- Terör sebebiyle Van göç almıştır.- Son olarak çok sayıda memurun çalışmak üzere Vana gelmesi, bu bölgede tek bir dil karakterinden söz etmemizi zorlaştırıyor. Ayrıca yine sosyal, iktisadi ve tarihi şartlar sebebiyle Van merkez nüfusunu büyük ölçüde İstanbul, İzmir gibi Batı illerine taşımıştır. Bu yüzden çekirdek Van kültürü ve ağzı gün geçtikçe değişimlere maruz kalmaktadır. Basın yayın araçları ve özellikle televiyonun mahalli ağız üzerinde derin etkisi vardır. Yine üniversitenin faaliyete geçmesi, standard bir Van ağız ifadesini ortaya koymakta dilcileri müşkül durumlara sokmaktadır. Serhat şehirlerimizden biri olan Van, tarih boyunca stratejik önemi yanında, sanata ve ilme beşiklik etmesi açısından da önemli bir yere sahip oluşmuştur. Türk-İslam devlet geleneği içerisinde, sanatkârlar ve ilim adamları, merkezlerde sultanlar; vilâyetlerde valiler ve üst düzey yöneticiler tarafından desteklenip korunmuşlardır. Varı, çok uzun yıllardan beri önemli bir vilâyet merkezi olması hasebiyle zikredilen fonksiyonun icrasına haliyle mekân olmuştur. Van, tabiî güzelliği açısından da birçok mekâna nasip olmayan avantajlara sahiptir. Gölü, dağları, güzelim suları, ovala |