Anasayfa Kimler Online

Geri git   EzBeRiM > (¯`·._.·Oº°[Tatil Bölgeleri]°ºO·._.·´¯) > Türkiyeden Tatil Mekanları > Akdeniz ve Dogu And
Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Bütün Forumları okunmuş kabul et

Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday





Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-08-2008, 10:15 AM   #1 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart Iğdir'i Taniyalim



Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Iğdır’ın doğu ve güneydoğusunda Nahçıvan ve İran, güneyinde Ağrı İli, kuzey ve kuzeydoğusunda Ermenistan, batı ve kuzeybatısında Kars İli yer almaktadır. Iğdır’ın kuzey ve kuzeydoğu sınırını Aras Nehri ve bu nehrin yatağı boyunca geçen Ermenistan sınırı oluşturmaktadır. İl toprakları dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, küçük bir bölümü ovalıktır. İlin doğu ve batı doğrultusunu Durak Dağı ve Zor Dağı, Ağrı Dağı’nın da kuzeybatısı kesimi engebelendirir. Bunlardan Ağrı Dağı il sınırları içerisinde 5.137 m. ye ulaşan en yüksek doruğudur. Kutsal kitaplarda ismi geçen Nuh’un efsanesine konu olan bu dağ, birçok dilde farklı isimlerle anılmaktadır. Bunların başında da , Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris gibi isimler gelmektedir. Volkanik bir dağ olan Ağrı, ülkemizin en yüksek dağıdır. Tek bir kütleden oluşmayan Ağrı Dağı’nın çevresi yaklaşık 130 km.yi bulur; 3.000 m.den sonra ikiye ayrılarak, Büyük ve Küçük Ağrı olarak adlandırılır. Büyük Ağrı’nın zirvesi ve krater kalıntısı geniş buzulların altındadır. Küçük Ağrı’nın ise buzul hareketleri ve erozyonlar sonucu krater çanağı yok olmuştur. Bu nedenle de 3.896 m. yüksekliğinde olan dağ oldukça sivri bir görünümdedir. Büyük Ağrı’nın zirvesi birbirine yakın iki ana zirve bloğundan oluşur. Güney ve batı yüzlerinde 4.800 m.den itibaren daimi buzullar dağı kaplar. Diğer yüzeylerinde ise buzullar daha da aşağılara kadar ilerlemektedir. Dağın Güneyinde ve kuzeyinde zirveden başlayarak yaklaşık 2.000 m. kadar aşağıya uzanan iki derin vadi bulunmaktadır. İldeki diğer önemli yükseltiler ise Büyük ve Küçük Ağrı, Zor, Durak ve Pamuk Dağları’dır.


Erzurum-Kars platosu kapsamındaki Iğdır Ovası, denizden 850 m. yüksekliğinde olup, 770 km2’lik bir alanı kaplar. Ovanın ortasından geçen Aras Nehri aynı zamanda Ermenistan ile doğal sınırı çizer. Iğdır Ovası oluşum yönünden hem alüvyon dolgulu çöküntü ovası, hem de çöküntü havzası özelliklerini taşımaktadır. İl topraklarını Bingöl Dağları’nın kuzey yamaçlarından kaynaklanan ve doğuya doğru akan Aras Nehri sulamaktadır. Bu nehir, kuzeyden gelen Arpaçayı da içerisine alarak Iğdır Ovasından geçer ve sınır dışına çıkar. İlin bir diğer önemli akarsuyu da Karasu Nehridir.

Iğdır’da coğrafî konumundan dolayı karasal bir iklim hüküm sürmektedir. sıcaklık bölge ortalamasından daha yüksektir çok az yağmur almaktadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise soğuk ve rutubetli bir mikroklima iklime sahiptir. İlin jeolojik yönden yapısı alüvyoniktir. Yüzölüçümü 3.546 km2 olup, toplam nüfusu 64.170’dir.


İlin ekonomisi tarım, hayvancılık ve sınır ticaretine dayalıdır. Tarım daha çok Iğdır Ovası’nda yapılmaktadır. Yetiştirilen başlıca ürünler, sanayi bitkileri şeker pancarı, patates, sebzecilik ve kavun, karpuz, kavun, üzüm, erik ve şeftalidir.Bunların yanı sıra buğday, arpa gibi tahıl ürünleri de yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, sığır, kıl keçisi, koyun yetiştirilmektedir. Kümes hayvancılığında ise tavuk, hindi, ördek ve kaz gibi çeşitli kümes hayvanları beslense de bunların en önemlisi tavukçuluktur. Hayvancılığa dayalı olarak mandıracılık oldukça gelişmiş, kaşar peyniri başta olmak üzere, yağ, kaymak, deri, yapağı ve kıl üretimi de önem taşımaktadır. Hayvancılık sınır ötesi ticaretin başında gelmektedir.

Iğdır ve yöresinde el sanatlarının ekonomiye büyük katkısı vardır. Özellikle köylerde özel kök boyanın kullanıldığı yün veya pamuktan halı, kilim, halça, hurcun, heybe örülmektedir. Bunların üzerinde Karabağ ve Kafkas motifleri işlenmiştir. Ayrıca yün çoraplar üzerinde de bitkisel ve hayvansal motifler bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Şah Maral motiflerine sıkça yer verilmiştir.


Iğdır ismi, Oğuz boylarından Üç Ok’ların başında bulunan Oğuz Han’ın oğullarından olan Iğdır Bey’in isminden gelmektedir.

Iğdır’daki ilk yerleşim MÖ. 5000-4000 yıllarında Orta Asya’dan geldikleri kabul edilen, bugünkü Azerbaycan, Sürmeli Çukuru ve Doğu Anadolu’da yerleştikleri sanılan Hurriler’dir. Hurrilerden sonra, MÖ.. 3000-2000 yıllarında Mitanniler, Hititler, Asurlular ile başlamıştır. Ardından buradaki Urartu yerleşimi MÖ.646-625 yıllarında III.Sardur döneminde Kimmerlerin ve Sakaların buraya yaptıkları saldırılar sonucunda yıkılmıştır. Bundan sonra bölgede Medler, Persler, Makedonyalılar, Seleukoslar, Romalılar, Arsaklar ve Sasaniler hüküm sürmüşlerdir. VII.yüzyılda Araplar buraya egemen olmuş, ardından yöre Araplar ile Bizanslılar arasında birkaç kez el değiştirmiştir.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Selçuklu egemenliğine girmiş, 1239’da Moğollar yöreye hakim olmuş, ardından Çingizler, İlhanlılar, Celayırlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safaviler burada hakim olmuşlardır. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferinden (1514) sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır.


Osmanlıların 1583’te Revan’ı (Erivan)fetihlerinden sonra, bugünkü Iğdır, Tuzluca ve Aralık ilçelerinin idaresi"Aralık Kazası" adıyla Revan Eyaleti’ne bağlanmıştır. İranlılarla yapılan savaşlar sonunda imzalanan 1736 tarihli İstanbul Antlaşmasından sonra 1827’ye kadar İran idaresinde kalan bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 42 yıl Rus işgalinde kalmıştır. 1917 Ekim Devriminden, Bolşevik İhtilali sonra içine düştüğü siyasi bunalımdan kurtulamayan Rusya’nın diğer devletlerle Brest-Litovks Antlaşmasının imzalamasıyla bölge, tekrar Osmanlıların eline geçmiştir. I. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan Mondros Mütarekesiyle (30 Ekim1918) Türk orduları bölgeden çekilince bölge Ermeniler’in saldırılarına uğramıştır. 14 Kasım 1920’de 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir komutasındaki Türk ordusu Ermenileri bozguna uğratmış ve Aras Nehri’nin kuzeyine püskürtmüş, Iğdır ve çevresi de Türkiye topraklarına katılmıştır.


Kars iline bağlı bir ilçe iken, ekonomik,sosyal ve coğrafi özellikleri dikkate alınarak, 27.05.1992 tarihinde Türkiye’nin 76. ili olmuştur.

Iğdır’da günümüze gelebilen eserler arasında; Sürmeli Kalesi, kentin 25 km. güneybatısında Selçuklu Kervansarayı (XIII.yüzyıl), Iğdır Ovası’nın batısında Karakale Ören Yeri, Çakırtaş Köyü’ndeki Kümbet, Melekli beldesi yakınlarında Urartu Mezarlığı, Ağrı Dağı eteklerinde Ahura Ören Yeri bulunmaktadır. Garip dede Türbesi, İlde ayrıca Soy Kırım Anıtı, Hakahmet Köyü Anıtı, Oba Köyü Anıt Mezarı bulunmaktadır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.

Konu ÇöL FıRtInAsI tarafından (03-18-2008 Saat 11:33 AM ) değiştirilmiştir..
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-08-2008, 10:15 AM   #2 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Iğdır Gezgin Gözüyle

Bölgede, zengin bir turizm potansiyeli bulunmasına rağmen, bu potansiyelin iyi değerlendirilemediği ve turizm faaliyetlerinin henüz istenilen düzeyde bir gelişme göstermediği söylenebilir.
Bunun nedenleri olarak; Bölgenin sahip olduğu turistik değerlerin yeterince tanıtılmamış olması, az sayıdaki konaklama tesisleri hariç, bölgede bu amaca yönelik tesislerin kurulamamış olması gibi faktörler gösterilebilir.

Iğdır Ovası'nın güneyindeki Büyük Ağrı Dağı ülkemizin dağ turizmi yönüyle yüksek bir potansiyele sahip dağlarından birisidir. Bu volkanik dağ, dağcılık sporu ile uğraşanların belki de aradığı bütün özelliklere sahiptir. Gerçekten, tırmanış mesafesinin yüksek olması ve çıkışın başladığı yere kadar motorlu araçlarla gidilebilmesi önemli bir avantajdır. Bir çok ülkede, dağın kaidesine varabilmek için bazen günlerce yürümek gerektiği halde, Ağrı Dağı; Doğubeyazıt, Iğdır ve Aralık gibi merkezlere gelen asfalt yollarla kolayca ulaşılabilecek bir konumda bulunmaktadır.
Büyük Ağrı Dağı'na tırmanışlar, sadece dağcılık sporuna yönelik olmayıp, bunların çoğu bilimsel amaçlıdır. Bu tür tırmanışların ilki, 1829'da F. Parrot ve ekibi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunu, 1845'te H. Abich, 1848'de M. Wag-ner, 1900'de A. Osvvald ve 1955'te M. Blumental gibi jeologların, dağın jeolojik yapısını incelemek amacıyla gerçekleştirdikleri tırmanışlar izlemiştir. Dağcılık sporu amacıyla daha bir çok iniş ve çıkışlar yapılmıştır. Ağrı'ya tırmanan ve zirvesine Atatürk'ün büstünü koyan, 1937'de Binbaşı Cevdet SUNAY olmuştur.
Ağrı Dağı'nın Hz. Nuh Tufanı hadisesi dolayısıyla diğer dağlara göre daha fazla turist çekme özelliği bulunmaktadır. Ağrı Dağı'nda yüksek bir turizm potansiyelinin varhğını ve değerlendirilmeyi beklediğini söyleyebiliriz. Bu konuda yapılan bir araştırmada, dağın belli bir yüksekliğine Hz. Nuh'un temsili gemisi yerleştirilip, Aralık KKTİ yakınlarından buraya ve tesislerden dağın doruk noktasına bir teleferik hattı döşenerek, bölgenin turist çekme cazibesi artırılabilir.Bölgede, tarihi ve turistik değer taşıyan 7 adet eser bulunmaktadır. Ancak, bu tarihi eserlerin yerli ve yabancı turist çekme özelliğinin zayıf olduğunu söyleyebiliriz. Bu eserler:

Karakale Ören (Harabe) Yeri

Iğdır Ovası'nın batısında, Ermenistan sınırında, savunmaya elverişli bir konumda kurulmuş olan Karakale, Sürmeli Çukuru'nun en eski yerleşim merke/lerinden biri olup, Urartular'a belki.daha da eskilere dayanır. Ancak, 1664 ve 1840 yıllarında meydana gelen depremlerde, kale duvarları tahrip olmuştur. Günümüzde tamamen harabe halindedir

Kervansaray

Iğdır il merkezini Asma köyüne bağlayan yolun 25 inci km'sinde bulunan kervansaray, XII. yüzyıl Selçuklu taş işlemeciliğinin en güzel örneklerinden biridir. Sürmari Emiri Şerafeddin Ejder tarafından yaptırılmıştır. Kervansaray, Ba-tum-Tebriz karayolu üzerindeki menzil noktalarından birisi olup, kervanlar Çilli geçidini aşmadan önce burada konakmıyorlarmış. 1988 yılında koruma altına alınan eser, halen harabe halindedir.

Iğdır Korganı (Kalesi)

Kale, Büyük Ağrı Dağı'nın eteklerinde bulunmaktadır. Savunmaya elverişli sarp kayalıklar üzerinde ve kervan ticaret yolunun en iyi şekilde kontrol altında tutulabileceği bir konumda yer alan Iğdır Korganı, XI. yüzyılda Oğuz Türkleri tarafından kurulmuştur. Dağ yamaçlarında "Kız Kalesi" ve onun 200 m. kadar aşağısında "Oğlan Kalesi" adı verilen iki kale kalıntısı bulunmaktadır. Sürmeliden Büyük Ağrı Dağı'na doğru giden ilk çağın kervan yolu, bu iki kale arasından geçer ve Ahura yönünde uzanarak Küçük ve Büyük Ağrı Dağları arasındaki Serdarbulak Geçidi'nden Beyazıt'a (Doğubeyazıt) doğru giderdi. Iğdır Korga-nı'nda, o devirlerden kalma bir değirmen harabesi de bulunmaktadır.

Koç Başlı Mezarlar

Hemen hemen Iğdır Ovası'ndaki bütün eski mezarlıklarda bulunan koç başlı mezarlar, Karakoyunlu-lar döneminden kalmadır. Bu mezar taşları yiğit ve kahraman kişiler ile genç yaşta ölen delikanlıların mezarlarına dikilirdi.

Kümbet
Iğdır'ın Çakırtaş köyünde bulunmaktadır. Bu eser de Selçuklular'dan kalmadır. Ancak, kümbet bakımsızlık dolayısıyla büyük ölçüde tahrip olmuştur.

Kültepe
Melekli beldesi yakınlarındadır. Burada, 1913 yılında yapılan kazılarda, ölülerin yakılarak küllerinin kaplar içinde gömüldüğü bir Urar-tu mezarlığı ortaya çıkarılmıştır. Mezarlıkta ayrıca süs eşyaları, silahlar ve mühürler bulunmuştur.

Ahura Ören (Harabe) Yeri
Ağrı Dağı eteklerinde bulunan Ahura (Yenidoğan), günümüzden 2200 yıl önce Artaksiyaslılaf tarafından bir dini ibadet merkezi olarak kurulmuştur. Ancak; 1840'ta meydana gelen deprem nedeniyle, dağdan yuvarlanan büyük kayalar ve çamur, köyü örterek yok etmiştir. Burada, halen eski köy yerleşim mezarlığı bulunmaktadır.

Iğdır'da Konaklama
Iğdır'ın il olması ve Dilucu gümrük kapısının faaliyete geçmesiyle birlikte özellikle konaklama tesislerinde kayda değer bir artış gözlenmiştir. Bölgedeki konaklama tesislerinin tamamına yakını Iğdır il merkezinde toplanmıştır. Ayrıca, Kars'ta bulunan Anı Şehri Harabelerini görmek üzere gelen yabancı turistler, buradan Doğubeyazıt'ta bulunan İshak Paşa Sarayını ziyaret için geçerken genellikle Iğdır'da konaklamaktadırlar.


Ağrı Dağı

Ağrı Dağı, jeolojik konumunun yanı sıra, tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıyla efsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır.

Kutsal kitaplarda da adı geçen bu dağ, birçok dilde farklı adlarla anılmaktadır. Bunların başlıcaları, Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris'tir.

Marco Polo'nun yazılarında, hiçbir zaman çıkılamayacak bir dağ diye sözünü ettiği bu etkileyici dağın ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 ekim 1829 yılında Profesör Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. Dağın ilk kış tırmanışı ise çok daha geç bir tarihte, 21 Şubat 1970'de Dağcılık Federasyonunun eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. Bilindiği kadarıyla kalabalık bir ekip halinde denenen tırmanışta yalnızca Dr. Bozkurt Ergör zirveye ulaşmayı başardı. İzleyen yıllar da özelliklede 1980'li yılların ikinci yarısında başarılı kış tırmanışları gerçekleştirildi. Kış koşulları çok fazla dağcının zirveye ulaşmasına izin vermese de 1980'li yılların yaz aylarında binlerle ifade edilebilecek sayıda yabancı dağcı bu dağı ziyaret etti.

Günümüze kadar Ağrı Dağı'nın solo kış çıkışı yapılmamıştır. Dağın coğrafi konumu nedeniyle çok sert fırtınalara hedef olması ve hızla değişebilen hava koşulları nedeniyle, kış aylarında yapılacak bir solo tırmanış halen dağcıların önünde başarılamamış bir hedef olarak durmaktadır.

İncil ve Tevrat'a göre; Nuh Peygamber zamanında yeryüzünü kötülükler kaplamıştır. İnsanlara bir ders vermek amacı ile Tanrı, Nuh'a bir gemi yapmasını emretmiştir. Gemiye, Nuh Peygamber, eşi, oğulları, oğullarının eşleri ile yeryüzünde bulunan bütün canlı türlerinden birer çift alarak binecektir. Nuh Peygamber, Tanrının emri doğrultusunda gemiyi yapar ve canlılarla beraber gemiye girer. Çıkan tufan sonucunda gemidekilerin dışında kalan tüm canlılar yok olur. Suların çekilmesi ile gemi, Ağrı Dağı'na oturur ve içindeki canlılar gemiden ayrılarak yeryüzüne dağılır.

Bu yönüyle dini açıdan çok özel olan dağ, düz bir arazide aniden yeryüzünden göğe doğru yükselen heybetli görünümü, yazın bile karlı dorukları, bitki örtüsü ve barındırdığı hayvan türleri ile etkileyicidir.



Jeolojik Yapısı

Volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı bilindiği üzere ülkemizin en yüksek dağıdır. Ancak sanılanın aksine tek bir kütleden oluşmaz. Çevresi yaklaşık 130 kilometreyi bulan bu dağ 3000 metreden sonra ikiye ayrılır ve Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı olarak adlandırılır. Büyük Ağrı'nın zirvesi ve krater kalıntısı geniş buzulların altındadır. Küçük Ağrı'nın ise buzul hareketleri ve erozyonlar sonucu krater çanağı yok olmuştur. Bu nedenle 3896 m yüksekliğinde olan dağ oldukça sivri bir yapıdadır.Büyük Ağrı Zirvesi ise birbirine yakın iki ana zirve bloğundan oluşur. Güney ve batı yüzlerinde 4800 metreden itibaren daimi buzullar dağı kaplar. Dağın diğer yüzeylerinde ise buzullar daha da aşağılara kadar ilerlemektedir.Dağın Güneyinde ve kuzeyinde zirveden başlayarak yaklaşık 2000 metre kadar aşağıya uzanan iki derin vadi bulunmaktadır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-08-2008, 10:16 AM   #3 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Iğdır Kaleleri


Iğdır Kalesi (Merkez)


Iğdır, Büyük Ağrı Dağı eteklerinde, oldukça sarp, savunmaya elverişli kayalıklar üzerinde bulunan Iğdır Kalesi Sürmeli’den Büyük Ağrı Dağı ve Serdarbulak Geçidi’nden Doğubeyazıt’a giden kervan yollarını kontrol altında tutabilmek amacıyla yaptırılmıştır.

Bu kalenin 200 m. kadar aşağısında Oğlan Kalesi ve Kız Kalesi ismi ile anılan iki ayrı kale daha bulunmaktadır. Bu kalelerin hepsi tamamen çevreyi kontrol altında tutabilmek ve kervan yolunun güvenliğini sağlamak amacı ile yaptırılmıştır. Kaleler XI.yüzyılda Anadolu Selçukluları tarafından yaptırılmıştır.


Karakoyunlu (Kire) Kalesi (Karakoyunlu)


Iğdır Karakoyunlu ilçesinde çevreye hakim bir tepede bulunan kale kalıntısının hangi dönemde yapıldığı kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber Akkoyunlular döneminde kullanıldığı sanılmaktadır. Kaynaklarda bu kale ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.

Günümüze ulaşabilen kalıntılar, kalenin iri blok taşlardan yapıldığını göstermektedir. Burada herhangi bir kazı yapılmamış, mevcut kalıntılar da kalenin planı hakkında bilgi vermeye yeterli değildir. Büyük olasılıkla bu kale daha önce yapılmış olan bir kale üzerinde, Akkoyunlular döneminde yapılan ilavelerle XV.yüzyılın ilk yarısında kullanıldığı sanılmaktadır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-08-2008, 10:16 AM   #4 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Iğdır Kervansarayı



Iğdır’a 25 km. uzaklıkta Asma Köyü yakınında bulunan bu kervansaray XII.-XIII.yüzyılda Emir Şerafeddin Ejder tarafından yaptırılmıştır.

Batum-Tebriz kervan yolu üzerinde, Çilli Geçidi’nden önce menzil noktasında bulunan kervansaray dikdörtgen planlıdır. Kervansarayın uzun kenarlarında silindir biçimli beş kule ile duvarları takviye edilmiştir. Kervansarayın son derece gösterişli bir giriş kapısı bulunmaktadır. Kapı baklava, sitilize edilmiş bitki motifleri ve yıldızlarla bezenmiştir. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmamaktadır. Bu kapıdan kare planlı bir hole geçilmektedir. Bu holün üzeri pandantiflerin taşıdığı manastır tonozu ile örtülmüştür. Holün iki yanında birer hücre bulunmaktadır. Bunların da üzeri manastır tonozları ile örtülüdür. Bu iki hücrenin kervan yolcularının yatması için yapıldığı sanılmaktadır. Buradaki holden üç nefli bir bölüm halinde ahırlara geçilmektedir. Bunlardan ortadaki nef, iki yanlardaki neflere göre daha yüksek ve daha büyük tutulmuştur.

Kervansarayın kalıntılarından anlaşıldığına göre avlusuz bir kervansaray plan tipindedir. Yapı günümüze oldukça harap durumda gelmiştir. Bununla beraber Kültür Bakanlığı’nca 1988 yılında koruma altına alınmıştır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-08-2008, 10:17 AM   #5 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Iğdır Türbe ve Kümbetleri


Garip Dede Türbesi (Karakoyunlu)


Iğdır Karakoyunlu ilçesinde, mezarlığın kenarında Garip Dede Türbesi bulunmaktadır. Bu türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir. Bununla beraber, Türbenin mimari yapısından XII.-XIII.yüzyıla ait Selçuklu eseri olduğu anlaşılmaktadır.

Türbe, kesme taştan yapılmış, sekizgen planlıdır. Gövdenin her kenarında sivri kemerler içerisinde yuvarlak kemerli birer pencere bulunmaktadır. Giriş kapısı oldukça yüksektir. Sekizgen gövdenin üzerinde sekizgen kasnağın taşıdığı sivri bir külah ile üzeri örtülmüştür. Türbe günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

Kümbet (Merkez)

Iğdır Merkez ilçeye bağlı Çakırtaş Köyü’nde bulunan kümbetin kime ait olduğu bilinmemektedir. Kaynaklarda bu konuda bilgi olmadığı gibi kitabesi de bulunmamaktadır. Yapı üslubundan XII.-XIII.yüzyıllarda Selçuklular döneminden kaldığı sanılmaktadır.

Günümüze harap bir durumda gelen kümbet kesme taştan yapılmış altında da mumyalık kısmı bulunmaktadır. Büyük olasılıkla da üzeri konik bir çatı ile örtülü bulunuyordu.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-08-2008, 10:17 AM   #6 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Iğdır Anıt ve Mezarları


Soykırım Anıt ve Müzesi (Merkez)


Iğdır Soykırım Anıt ve Müzesi’nin yapımına 1 Ağustos 1997 tarihinde başlanmış, 5 Ekim 1999’da da açılışı yapılmıştır.

Soykırım Anıt ve Müzesi 1.3 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. Türkiye’nin en yüksek anıtlarından biri olup, yüksekliği 43.50 m.dir. Anıtın altındaki 350 m2’lik alan müze olup, üzerine beş kılıcın oluşturduğu bir anıt dikilmiştir. Bu anıtın kılıçlarının granitleri Çin’den, diğer mermer, granit, taş ve keramik gibi malzemeler de Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden getirilmiştir.

Anıttaki kılıçların kabzalarında tunç döküm rölyeflerle eski Türk devletlerinin kuruluşundan Cumhuriyete kadar gelen devreler anlatılmaya çalışılmıştır.

Anıtın altındaki müzede bölgede Ermenilerin 1915-1918 tarihleri arasında yapmış oldukları katliamlar, sonraki yıllarda bulunan toplu mezarlardan çıkarılan belge ve malzemeler ile fotoğraflar sergilenmektedir.


Oba Köyü Anıt Mezarı (Merkez)

Iğdır Oba Köyü’nde Ermenlerce katledilmiş Türklere ait toplu bir mezar, Prof.Dr. Enver Konukçu tarafından 1986 yılında ortaya çıkarılmış, bu katliam olayı ile ilgili belgelere de arşivlerde rastlanmıştır.

Toplu mezar kazısında öncelikle 6.00x8.00 m. ölçülerinde açılan açmalardan sonra demir kilitli bir kapı bulunmuş ve buradaki dolgu toprağın altında 90’a yakın iskeletle karşılaşılmıştır. Bu iskeletlerin kafatasları üzerinde delik, çatlak ve kırıklar bu insanların kafalarına vurularak öldürüldüklerini göstermiştir.

O dönemde yörede yaşayanlar ve tarihi belgeler Ermeni çetecilerinin Oba Köyü’nden topladıkları silahsız insanların çoğuna işkence yaptıkları, ardından da üzerlerine ateş açtıkları ve gazyağı dökerek de yaktıklarını doğrulamaktadır. Bu insanların bulundukları oda, ahşap direğin taşıdığı toprak damlı bir yapı idi. Bu olay tarihe Tandır Damı Katliamı olarak geçmiştir. Burada yapılan kazılar, ahşap direğin yanmasından ötürü toprak damın çöktüğünü gösteren yanmış ahşap parçalar, cam kırıkları, demir parçaları, kurşun çekirdekleri ve yoğun bir kül tabakasını ortaya çıkarmıştır.


Hakmehmet Köyü Anıt Mezarı (Merkez)


Iğdır Hakmehmet Köyü’nde 17 Eylül 1919’da Ermeniler tarafından katledilmiş 51 Türk’ün mezarı bulunmuştur. Katledilen bu insanların anısına Iğdır Valiliği’nce yaptırılan anıt mezar 4 Ekim 2002 yılında açılmıştır.

Tarihi kaynaklara Su Kuyusu katliamı olarak geçen bu olayda öldürülenlerin iskeletleri 5 Ekim 1999’da bulunmuş, yurtiçi ve yurtdışında bu olay duyurulmuştur.


Koç Başlı Mezar Taşları (Karakoyunlu)


Iğdır Karakoyunlu ilçesinde bulunan koç başlı mezar taşları Karakoyunlular döneminden günümüze gelebilen eserler arasındadır. Selçuklular ve Karakoyunlular döneminde yapılmış Doğu Anadolu’nun bir çok yerinde hayvan şeklinde mezar taşlarına rastlanmaktadır. Bu mezar taşları genellikle kahramanlıkları görülen kişiler ile genç yaşta ölen kişiler için dikilmiştir. Bu taşların üzerinde kitabelere rastlanmamaktadır.

Karakoyunlu’daki koç başlı mezar taşları yöresel taşlardan yapılmışlar ve bunların büyük bir kısmı da günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.


Kültepe (Merkez)

Iğdır Melekli beldesi yakınındaki Kültepe’de 1913 yılında yapılan kazılarda bir Urartu mezarlığı ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarlıktaki ölülerin yakılarak, küllerinin küpler içerisine konulup gömüldüğü kazılar sonucunda anlaşılmıştır. Ayrıca bu mezarlıkta süs eşyaları, silahlar ve mühürler bulunmuştur.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 02-08-2008, 10:18 AM   #7 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Iğdır Doğal Güzellikleri


Ağrı Dağı


Türkiye’nin doğu ucunda Türkiye-İran ve Ermenistan sınırlarının kesiştiği noktada bulunan sönmüş bir volkanik kütle olan Ağrı Dağı’nın kuzey ve doğu etekleri denizden 1.000 m. yüksekliğindeki geniş bir alüvyon ovasının ortasında yükselmektedir. Dağın çapı ortalama 40 km.dir.

Ağrı Dağı’nın birbirlerinden 11 km. uzaklıkta iki doruğu bulunmaktadır. Bunlar Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı olarak isimlendirilmiştir. Büyük Ağrı Türkiye’nin en yüksek dağı olup, deniz seviyesinden 5.165 m. yüksekliğindedir. Küçük Ağrı ise koni biçimindedir ve deniz seviyesinden 3.925 m. yüksekliktedir. Bunların her ikisi de volkanik patlamalar sonucunda oluşmuştur. Kraterleri bulunmamakla beraber zirvesinde ve kenarlarında koniler ve çatlaklar görülmektedir.

Dağın 4.000 m.den sonraki yükseklikleri sürekli karla kaplıdır. Büyük Ağrı’nın kuzey yanında, doruğa yakın yerde gerçek bir buzul tabakası bulunmaktadır. Bu buzul tabakası 10 km.lik bir alanı kaplamaktadır.

Ağrı Dağı’nın 1.500-3.500 m. arasındaki yükseklikleri ardıçlarla kaplı olup, burada geniş otlaklar bulunmaktadır. Bununla beraber Büyük Ağrı’nın büyük bir bölümü ağaçsızdır. Buna karşılık Küçük Ağrı’da az da olsa kayın ormanları ile karşılaşılır.



Ağrı Dağı’nın Nuh efsanesine göre, Nuh’un gemisinin tufandan sonra burada karaya oturduğuna inanılmıştır. Ağrı dağı’nın kutsal kitaplarda ismi Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris olarak geçmektedir. Gezgin Marco Polo bu dağdan hiçbir zaman çıkılamayacak bir dağ olarak Seyahatnamesi’nde söz etmiştir.

Ağrı Dağı’nda il kez 1829’da Alman Dağcısı Johann Jacob Von Parrot tırmanmıştır. Onun ardından 1834 ve 1843’te Antonomof başkanlığında Rus dağcıları, 1845’te Wagner ile Abich ve 1856’da da Monteith ile Stuart isimli Batılı dağcılar tırmanmıştır. Türk dağcıları ise ilk defa Cumhuriyet döneminde Ağrı’ya tırmanmayı başarmışlardır. Türkiye dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr.Bozkurt Ergör 21 Şubat 1970’te Ağrı’ya tırmanmıştır. Sonraki dönemlerde de Türk dağcıları Ağrı Dağı’nda kış tırmanışlarını gerçekleştirmişlerdir. Bununla beraber, dağın coğrafi konumundan ötürü hızla değişen hava koşulları ve sert fırtınalar kış aylarında solo tırmanışı yapamamışlardır.


Korhan Yaylası

Ağrı Dağı’nın 3.000 m. yüksekliğinde bulunan Korhan Yaylası dağın kuzeydoğu yamaçlarındadır. 1860’lı yıllara kadar Korhan yaylası Iğdır’ın önemli bir yerleşim yeri idi. Ancak 1860 yılında burada meydana gelen bir deprem sonrası yaylada yaşayan 50 bin kişi ovaya inerek Iğdır kentini kurmuşlardır.

Otlaklarla kaplı olan bu yayla günümüzde yöre halkının, göçerlerin hayvanlarını otlattığı bir yer olarak kullanılmaktadır.

Yaylada 1990’lı yıllarda yasa dışı örgüt PKK’nın kampı bulunduğundan ötürü yöre halkı ve göçerler bu yaylaya çıkamıyorlardı. Yayladan yasa dışı örgüt kampının temizlenmesinden sonra halk yeniden hayvanlarını otlatmak üzere bu yaylaya getirmektedirler. Bugün yaylada bulunan Jandarma Karakolu ile güvenlik sağlanmıştır.

Günümüzde Korhan Yaylası Festivali yapılmaktadır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-18-2008, 11:33 AM   #8 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Yapmadan Dönme

Efsaneleriyle ünlü Ağrı Dağına tırmanmadan
Bozbaş isimli yemeği tatmadan
...Dönmeyin


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alt 03-18-2008, 11:34 AM   #9 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.468
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1526
1364 Mesajına
1933 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 522
Rep Puanı: 31235
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Iğdir'i Taniyalim



Yöresel Giysiler

Yöremizdeki kadın ve erkek giysilerinin günümüze kadar gelenekselliğini korumuş amaç bozulmadan değişmeyi de başarmış bir geçmişi bulunmaktadır.
Azerbaycan ve Kafkasya kültürlerinin güçlü etkisi her alanda olduğu gibi giyside de kendini gösterir. Özellikle Kafkasya kültüründe güçlü coğrafya ve iklim faktörü çok etkilidir. Bunda dini ve ahlaki değerlerinde izlerini bulmak mümkün olmaktadır.

Hem kadın, hem erkek giyim kuşamında detaylara inildikçe Anadolu yerleşik kültürlerinin etkileri ile karşılaşırız. Mesela; Anadolu’da yaygın olarak kullanılan kuşak ya da kemerin Iğdır kültüründe de değişik türlerini görebiliyoruz. Başlıklarda da Anadolu ve Azerbaycan coğrafyasının ortak izleri sentezlenmiştir.

Giyim kuşama etki eden elbette bazı faktörler daha ekleyebiliriz. Hatta bunları kadın erkek şeklinde tasnif edeceğimiz gibi kız-gelin, yaşlı-genç diye de sınıflandırmak mümkündür. Giyim kuşamdaki değişimler yukarıda da belirtildiği gibi geleneksel öze dokunmamıştır. Bazı parçalar stilize edilerek daha kullanışlı hale getirilmişler, bazılarına hiç dokunulmamış, bazılarında ise; kumaşın türü ve rengi değişiklikler göstermiş olabilir.

Bu ve benzeri ayrıntılara parça parça incelerken yer verilecek veya açıklama getirilecektir.

KADIN (BAYAN) GİYSİLERİ
PUŞU (PÜŞÜ-ÇALMA-YAYLIĞ): Kızlarda veya gelinlerde sıkça kullanılır. Hızma veya sade bir başörtüsüdür. Renkli ipliklerle işleme veya oya da yapılır. Süs faktörü gelini kızdan ayırır. Genelde kızlarda “çalma” kullanılmaz. Bu örtü örgüler, saçın üzerine örtüleceği gibi bazen Kofi (araşqın) üzerine de yaşmak şeklinde bağlanabilir. Genç kızlarda ise, son yıllarda stilize edilerek ve genelde gelinliğe özentinin bir parçası olarak yapay (metalik süslemeli) taşla kullanılır. Bunda saçlar toplanmış olur; yaylık ya dikilerek ya da tokalarla tespit edilir. Oyunların rahat sergilenişi ve zor figürlerinin daha kolay yapılabilmesi avantajını sağladığı için, taç son zamanlarda daha çok kullanılır.

Yaşmak türü bağlamak daha çok gelinlerde ve giderek yaşlılardan ağırlık kazanır. Kumaşın türü değeri varlık nedenidir. Düğünde-dernekte hayırlı işlerde en pahalısı kullanılır.

ARAŞQIN (KOFİ-BAŞLIK): Anadolu’da da çok yaygındır bir mukavva veya karton parçasının başın yapısına göre yapıştırılarak kısa konik-silindir şeklinde yapılır. Kumaşla kaplanır. Alın kısmına altın ve diğer ziynet eşyaları takılarak süslenir. Gelinler uzun ve enli bir örtü ile çene altından gelecek şekilde baş üstünden dolanacak Kofi’yi kapatırlar. Ama ziynetlerini gösterirler. Kofi’nin kaplandığı kumaşın rengi altın-gümüş gibi değerli tabuları daha kolay gösterecek renkten seçilir.

Araşqın daha ziyade yerleşik kültüre özgüdür. Azerbaycan menşe-ili kültürde taç ve işlemeli tül daha yaygın kullanılır. Iğdır’da her ikisi de tercihe göre kullanılmaktadır.

BOĞAZALTI (ÇENELİK): Bir santimetre kadar eni olan bir bezden ibarettir. Birkaç kat yapılarak sıkıca dikilir, çene altından geçirilerek genellikle kofiye bağlanır. Kofiyi tutturmak içindir. Pek yaygın olmamakla beraber gelin ve yaşlılar arasında daha yaygındır.

ÇUHA: Kadife ve değerli kumaştan yapılır. Yakasızdır. Bedeni sarar. Kalçaya kadar sıkıdır. Etek kısmı çok boldur. Genel olarak kırmızı kadife yaygındır. Erkeklerde arkalık denilen aksesuarla aynı değerlendirilir. Ancak arkalık sadece aksesuardır. Görseldir. Ama çuha elbisedir. Bordo ve mavi olanları da görülür.

Önü açıktır, kopçalarla kapatılır, düğmede dikilebilir. Gümüş egremen veya beyaz şerit konulur. Egremen üzerine biraz büyükçe gümüş halka ve pullardan oluşan özellik de gösterirdi hatta bazı yörelerimizde fındık büyüklüğünde küçük (gor-pul) güllerde takılırdı. Bu da yürüdükçe ve hareket ettikçe ses çıkarırdı.

KEMER: Genelde gümüş kemerler hem bölgenin, hem de yöremizin yaygın aksesuarıdır. Bele bağlanır. Sallama kemer döşeme, gümüş kemer, döşeme altın kemer gibi çeşitleri de vardır. Ekonomik güce göre, kumaştan yani kadife veya ipek kemerde çokça kullanılmıştır.

Sallama kemerde kayışın veya ketenden yapılmış kemerin üzerine gümüş levha erkler dizilir. Bunlar yürünürken sallanırlar ya ses çıkarır veya parıldaması için kullanılır.
Döşeme gümüş kemerde ise, kemerin üzerine gümüş levhalar-pullar bazen de altın dizilirdi. Kemerler hem beli sıkıca kavrayarak giysileri tespit eder, hem de güzel bir görünüm sağlardı. Yöremiz kadınları özgü olan bu kemerlerin başka yörelerde değişik türleri de görülebilir.

ÇARIK (YEMENİ): Yöremiz kadınlarının ayaklarına giydiği eski giysi çarıktır. Bütün Anadolu’da olduğu gibi Iğdır’da da çarık en eski ayakkabıdır. Ancak bu yerleşik kültürde hâkimdir. Göçebe kültürlerle (Azerbaycan ve Kafkasya) yemeni ve diğer deri menşe ili ayakkabılar da ilimize girmiştir.

Sovyet Rusya hâkimiyeti zamanında Azerbaycan ve Kafkasya kadınlarında yaygın olarak çarık ve yemeninden stilize edilmiş olarak pisi, giyilmişse de bu bale ve balerin kültürünün bir ihtiyacından doğmuştur. Günlük hayatta kullanılırlığı olmadığı için Iğdır’da yaygın ve hâkim olan yemeni ve çarıktır. Halk oyunlarında daha yaygın olan yemeni ve türleri kullanılır.

ŞALVAR: Etek veya üç etek altına giyilen fazla bol olmayan, ancak vücut hatlarını da yapışmayan bir görünüm arz eder. Paçaları lastikli olanı olduğu gibi, ilikli kumaştan yapılanlar asıl otantik olanlarıdır. Halk oyunları ve günlük yaşamda eteğin altında rahatlık veren ve tamamlayıcı bir giysidir. Genellikle ipek ekonomik duruma göre de ketenden yapılırdı. Fazla göz alıcı renkler tercih edilmez. Genel de beyaz ve türevi renkler kullanılır

GÖMLEK: Genel olarak pamuklu kumaş veya ipekten yapılan ve çuha (cepken-yelek) altına giyilen bir iş giysisidir. Günlük hayatta Iğdır’ın çok sıcak olması nedeni ile pamuklu olanlar kullanılırdı.
Özel günlerde ise; İpekten yapılanlar tercih edilirdi. Yakası genel de hâkim yaka veya (V) yaka tabir edilen türden alırdı. (V) yakayı genç kızlar tercih eder. Çünkü boğaz altına altın, gümüş gibi gerdanlık veya başka takılar takılırdı. Dik görünümlü hâkim yaka daha çok kışlık olarak kullanılırdı. Gelin veya kadınl