|
|||||||
| Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
Mersin
Mersin, Türkiye'nin güneyinde Akdeniz'e kıyısı bulunan Antalya ve Adana'nın ortasında yer alan il. Mersin'in tarih sahnesine çıkışı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, göçmen bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapar ve adını da bu aşiretten alır. Özellikle Amerika iç savaşı sırasında dünyadaki pamuk kıtlığını gidermek amacıyla Çukurova’da gelişen pamuk üretimi ve bölgenin 1866’da demiryolu ağına bağlanması, Mersin'in kaderini değiştir. Bu dönemde Mersin hızla, Çukurova’nın tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Türkiye'nin en yüksek gökdeleninin bulunduğu Mersin, 3 büyük kentten sonra Devlet Opera ve Balesi'nin bulunduğu 4 üncü kenttir. Uzun yıllar İçel adıyla bilinen il son yıllarda merkez ilçesi olan Mersin'in adını almıştır. Mersin ilinin ilçeleri; Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ve Tarsus'tur. Mersin ve çevresinde, tipik Akdeniz sıcak ve ılıman iklimi hakimdir. Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli, kış ayları ise ılık ve yağışlıdır. Kendine özgü yemeği olan tantuni ile tatlıları cezerye ve kerebiç çok meşhurdur. Ayrıca, kuş gözü, telatür, eğe (kaburga) dolması, bandırma, yüzük çorbası, keşkek, övelemeç ve batırık özel yöresel yemeklerdendir. Coğrafya Coğrafi Durumu : İl yüzölçümünün % 87'si dağlıktır. En yüksek tepesi : Medetsiz Tepesi (3.584 m) Önemli geçişleri : Sertavul, Gülek Boğazları Belli Başlı Akarsuları : Berdan Çayı (268 km) Göksu (90 km) İl'de bulunan belli başlı ovalar ve yüzölçümleri şu şekildedir. Tarsus Ovası 85.000 hektar, Berdan Ovası 40.000 hektar, Anamur Ovası 5.660 hektar. Mersin ili 36-37° kuzey enlemleri ve 33-35° doğu boylamları arasında bulunmaktadır. İlin kara sınırı 608 km, deniz sınırı 321 km olup, yüzölçümü 15.953 km2’dir. Mersin ilinin büyük bir kısmını oldukça yüksek, engebeli ve kayalık Batı ve Orta Toros Dağları oluşturmaktadır. Ovalık ve hafif eğimli alanlar ise bu dağların denize doğru uzandığı il merkezi, Tarsus, Silifke gibi alanlarda gelişmiştir. Bunun dışında kalan düzlük veya hafif eğimli alanlar, kuzeyde dağların arasında veya yüksek kesimlerinde görülmektedir. Orta Toros dağları Mersin ilini İç Anadolu Bölgesi'nden ayırmaktadır. Mersin il sınırları içinde kalan en yüksek kesim Bolkar Dağları’ndaki Medetsiz Tepesi’dir(3585 m.) Kuzeydoğudan, kuzeybatıya ve güneye doğru yükseklikler azalmaktadır. Bolkar Dağları’ndan batıya doğru, Kümpet Dağı (2473 m.), Elmadağı(2160 m.), Alamusa Dağı(2013 m.), Büyük Eğri Dağı (2025 m.), Kızıldağ (2260 m.), Naldöken Dağı (1754 m.), Kabaklı Dağı (l675 m.) önemli yükseltilerdir. Ayrıca Karaziyaret Dağı, Tol Dağı, Sunturas Dağı, Balkalesi, Ayvagediği, Makam Tepesi ve Kaşkaya Tepesi güneye doğru uzanan diğer önemli yükseklikleridir. Mersin’i kuzeydoğudan Gülek Boğazı (1050 m) ile ve kuzeybatıdan Sertavul Geçidi (1610 m) İç Anadolu'ya bağlamaktadır. Toros Dağları’nın üst kısımlarında akarsuların, derelerin, atmosferik koşulların ve bölgede bulunan fayların etkisiyle çeşitli düzlükler oluşmuştur. Bu düzlüklerin yüksekliği 700-1500 m. arasında değişmektedir. Belli başlı yaylalık alanlar; Mersin: Aslanköy, Gözne, Fındıkpınarı, Soğucak, Bekiralanı, Mihrican, Ayvagediği ve Güzelyayla Tarsus: Namrun(Çamlıyayla), Gülek ve Sebil;Erdemli: Sorgun, Küçük Sorgun, Toros, Küçükfındıklı ve Güzeloluk; Silifke: Balandız, Uzuncaburç, Gökbelen ve Kırobası; Anamur: Abanoz, Kaş ve Beşoluk; Bozyazı: Elmagözü ve Kozağaç; Gülnar: Bardat, Tersakan ve Bolyaran; Mut: Kozlar, Çivi, Dağpazarı, Söğütözü ve Sertavul Yaylası’dır. Mersin ve çevresinde yer alan ovaların büyük bir kısmı Toros Dağları’nın güney eteklerinde akarsular tarafından ve yamaç eğimine bağlı olarak taşınan tortularca oluşturulmuştur. Tarıma oldukça elverişli olan bu alanlar, Mersin-Adana sınırından başlayıp Silifke’ye kadar, dağlara paralel, şerit şeklinde uzanmaktadır. Bunlar yerleşim alanlarına bağlı olarak; Yenice, Tarsus Mersin, Erdemli ve Silifke Ovaları olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en mümbit ovalarından olan Çukurova’nın batı uzantısı İlimizdedir. Bunların dışında yine dağların eteklerinde Aydıncık, Anamur ve Bozyazı ovaları gibi birbirinden ayrı küçük düzlüklerde gelişmiştir. Dağların arasında Mut ilçesi çevresinde yer alan düzlük alanlar Göksu Irmağı’nın etkisiyle gelişmiştir. Mersin ilinin en büyük iki akarsuyu Göksu Irmağı ve Tarsus (Berdan) Çayı’dır. Bunun dışında Akdeniz’e dökülen çok sayıda irili ufaklı çay ve dere yer almaktadır. Bunlardan bazıları; Mersin’de: Mezitli Deresi, Tece Deresi, Müftü (Efrenk) Deresi, Deliçay Deresi; Anamur’da: Anamur Çayı, Sultan Çayı, Melleç Deresi; Aydıncık’da: Menekşe, Gözsüzce Deresi; Bozyazı’da: Siniçay Deresi, Aksaz Deresi; Erdemli’de: Alata Çayı, Lamas Çayı’dır. Mersin ilinde yer alan doğal göller; Silifke’de: Akgöl, Keklik Gölü, Paradeniz Gölü; Gülnar’da: Aygır Göl, Kamışlı Göl, Uzun Göldür. Bunlara ek olarak, yörede Gezende ve Berdan Baraj gölleri ve çok sayıda sulama amaçlı yapılmış göletler bulunmaktadır. Kıyılar: Mersin ilinde yerleşim genelde Mersin körfezi çevresinde gelişmiştir. Burası doğuda Karataş burnundan başlayarak batıda İncekum burnuna kadar uzanır . Arada kalan kısımlarda, kayaç türlerine ve akarsulara bağlı olarak çok sayıda irili ufaklı koy gelişmiştir. Tarih Antik Çağlar'da Kilikya olarak bilinen bölge için gezgin Coğrafyacı Strabon: "Coracesion'dan (Alanya) Kilikya-Suriye kapısına kadar uzanan Küçük Asya'nın güneydoğu kıyılarına verilen bir bölgedir" diye sözeder. Herodot; bölgenin Hypachoea diye adlandırıldığını, Fenikeli Age-nor'un oğullarından Cilix'in buraya gelip yerleştiğini ve onun adından dolayı bölgenin Kilikya adını aldığını nakleder. Fakat Kilikya adı ilk kez, "Chilakka" şeklinde Asurca yazıtlar üzerinde görülmüştür. Bu nedenle bugün Kilikya adının Asur kaynaklarında özellikle Dağlık Kilikya için kullanılan "Chilakka" kelimesinden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Aynı Asur kaynaklarında Ovalık Kilikya ise Que olarak adlandırılmaktadır. (Kilikya kapıları) ile Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya arasında ulaşımı sağlayan Gülek ve SertavulBelen (Suriye kapısı) gibi önemli geçitler nedeniyle stratejik önem taşıyan bölgenin, doğu ve batı kesimleri yeryüzü şekilleri bakımından farklı özellikler gösterir. Bu nedenledir ki Hellenler, batı kesimini Cilicia Tracheia (Dağlık Kilikya), doğu kesimini Cilicia Pedias (Ovalık Kilikya) olarak anmışlardır. Romalılar ise Dağlık Kilikya'ya Cilicia Aspera, Ovalık Kilikya'ya Cilicia Campestris adlarını vermişlerdi. Dağlık Kilikya kabaca bugün Alanya ile Mersin arasında kalan, Ovalık Kilikya ise Mersin'den İskenderun Körfezi'ne kadar uzanan kesimlerdir. İki Kilikya'yı ise Lamas (Limonlu) çayının birbirinden ayırdığı kabul edilir. Günümüzde Dağlık Kilikya Taşeli yarımadası, Ovalık Kilikya ise Çukurova olarak adlandırılır. İlde İnanç Turizmi açısından önemli olan iki merkez vardır. Birincisi Hz.İsa'nın Havarilerinden St. Paul'un Tarsus'ta bulunan Evi ve Kuyusu Vatikan tarafından Hac Yeri ilan edilmiştir. Diğeri Müslüman ve Hıristiyan alemince önemli olan ve Silifke/Taşucu'nda yer alan erken Hıristiyan devrinde Hac Yeri olarak kabul edilen Azize Aya Tekla (Meryemlik) önemli dini ziyaret merkezleridir. Ayrıca dini açıdan önemli ziyaret yerlerinden olan Tarsus Ashabı Kehf Mağarası da il sınırları içerisinde bulunmaktadır. Tarihi ve turistik açıdan görülmesi gereken başlıca yerler; Kızkalesi , Yumuktepe, Kanlıdivane (Neapolis), Anamuryum Harabeleri , Viranşehir ( Soli), Tarsus- Aziz St.Paul Kilisesi, Silifke-Uzuncaburç, Karaduvar, Ayaş, Namrun Kalesi (Lampron), Alahan (Alacahan) Manastırı, Narlıkuyu,Zeus(Jupiter) tapınağı,Cennet Cehennem mağaraları, Çukurpınar Mağarası, Korikos Kalesi, Mamure kalesi, Aslanköy Kaya Mezarları, Adam Kayalar,Tarsus-Ulu Cami, Tarsus-Eski Cami Büyükeceli Kaya mezarları sayılabilir. Mersin kıyılarının yaklaşık 108 km.lik bölümünü doğal kumsallar oluşturmaktadır. Bu plajlar kumsallarının ince ve temiz oluşu ve sualtı avcılığına uygun oluşundan dolayı tercih edilmektedir. Kızkalesi, Taşucu, Susanoğlu, Ayaş, Yemişkumu, Çeşmeli, Ören, Balıkova, İskele, Yenikaş, Ovacık, Büyükeceli ve Anamur Plajları bunlardan bazılarıdır. Yaz aylarında aşırı nemden ötürü insanlar Toroslardaki çeşitli yaylalara göç etmektedirler. Mersin'de Gözne, Ayvagediği, Kızılbağ, Soğucak, Bekiralanı, Fındıkpınarı, Mihrican, Çamlıyayla, Namrun, Sebil, Tarsus'ta, Gülek, Erdemli'de, Sorgun, Güzeloluk, Küçükfındık,Silifke'de, Balandız, Gökbelen, Kırobası,Mut`ta Sertavul ve Kozlar,Gülnar'da Bardat, Tersakan ve Kozağaç Yaylaları, Mersin nüfusunun büyük bir bölümünün yaz aylarında konakladığı yerlerdir. Ekonomi Hızla hayata geçirilen GAP Projesi, Ataş Rafinerisi ve sahip olduğu geniş hinterland sayesinde Mersin Limanı, Türkiye’nin Akdeniz’deki en büyük limanı olma özelliğini taşımaktadır. Kentin ticari açıdan önemi göz önüne alınarak, Türkiye’nin dört serbest bölgesinden birisi burada kurulmuş. 785.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulan Mersin Serbest Bölgesi, başta tekstil firmaları olmak üzere yaklaşık 250 şirkete ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, Mersin–Adana karayolu üzerinde cam, soda, gübre, tekstil, meyve suyu gibi sektörlerde faaliyet gösteren birçok önemli fabrika da bulunmaktadır. Yat turizminin Doğu Akdenize kaydırılması amacıyla, uluslararası standartlara uygun yat limanı projesi geliştirilmektedir. 500 yat kapasiteli Mersin Ana Yat Limanı inşaatının altyapısı tamamlanmış olup yap-işlet-devret ihalesi yapılma aşamasına gelmiştir. Şehrin kendi adıyla anılan üniversitesi,Mersin Üniversitesi,1992 yılında açılmıştır. Şu an bünyesinde 11 adet fakülte ve 11 adet meslek yüksekokulu barındırmakta olup, gelişmekte olan bir üniversitemizdir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
Konu ÇöL FıRtInAsI tarafından (03-06-2008 Saat 05:26 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
Ulusal Bağımsızlık Savaşı
Mersin'in İngiliz ve Fransızlar Tarafından işgali Ünlü bir iktisat tarihçisi:"Ekonomik çıkarlar neredeyse, asker ve savaş oradadır" diyor. 1 .Dünya Savaşı ekonomik nedenlerle çıkmıştı. Savaş sonucunda yenik düşen ülkelerin öncelikle ekonomik alan-larına ve kaynaklarına el konuldu. 30 Ekim 1918, yer, Limni adasının Mondros limanında demirli İngiliz Agamemnon zırhlısı. 1.Dünya Savaşı sonlarında yenik düşen Osmanlı İmparatorluğu heyetine, İtilaf Devletleri adına Ferik Amiral Sir S.A.G. Calthrope, 25 maddelik bir Mun'akit Mütâreke-Nâme imzalatmaya zorluyordu. Tarih kitaplarımızda "Mondros Mütarekesi" olarak geçen bu sözde ateşkes anlaşması gerçekte 600 yıllık bir imparatorluğun siyasi ve ekonomik egemenliğini sona erdiren acı bir belgeydi. Sömürge imparatorlukları bu belgeyle yetinmediler. Şubat 1919'da Paris'de toplanarak Batı Anadolu'yu Yunanistan'a vermeyi kararlaştırdılar. Bundan böyle tükenmiş imparatorluğun kalbi olan Anadolu, dört bir yandan işgale başlanacaktı. 17.12.1918 günü sabahı İngilizler Mersin'i işgale başladılar. Ş.Develi bu işgali şöyle anlatır: "Saat 9'da Mersin iskelesine yaklaşan bir filikadan çıkan İngiliz Subayı, iskele komiser muavi*nine bir zarf vererek gemisine dönmüştür. Mutasarrıf Galip Bey, Hükümet Konağı'nda Jandarma Bnb. Hüseyin Hüsnü, Emniyet Komiseri Hüsnü ile toplantı halindeydi. Tercüme edilen ingiliz subayının getir*diği mektupda "Ateşkesin 7. maddesi uyarınca ve son anlaşmaya göre asayişi sağlamak amacı ile Kilikya'nın işgaline Mersin'den başlanacağını, çıkarmanın istasyon yakınlarındaki iskeleden yapılacağını, Osmanlı idaresine ve memurlarına karışılmayacağı, işgalin geçici olduğu, halkın heyecana kapılmaması ve herhangi bir karşı koyma sorumluluğunun idare amirlerine ait olacağı bildiriliyordu ve "iskele civarı meydanlığı, İngiliz fabrikaları, istasyon binası ve Amerikan Kolejinin işgal edileceği, gerekli tedbirlerin alınması" isteniyordu. Saat 10 sularında Yzb.Mehmet Selahittin Han'ın Müslüman Hint bölüğü Alman iskelesinden çıkarak İngiliz fabrikasına yerleşmişlerdi. İşgalin ilk günleri olaysız geçmiştir. İşgalin başında bulunan Bnb.Bak, Mutassarrıf Galip Bey ile irtibat kurmuş ve yönetime karışmamıştır. İşgalci İngilizler karar*gahlarını Amerikan Koleji binasına kurmuşlar ve Üstg.Arthur komutasında istasyonda bir kontrollük tesis etmişlerdir. Olaysız geçen 16 günden sonra 2.1.1918 günü Yrb.Romieu komutasında Fransız işgal askerleri ve Ermeni Lejyon alayı Gümrük iskelesinden çıkarak Taşhan'a yerleşmiş ve işgale katılmışlardır. Fransız işgal kuvvetlerini Ermeni gönüllüleri; Taşhan, Araplar köyü, Hristiyan köyü ile Zeytinlibahçe'de çadırlara, Tunuslu ve Cezayirli askerler de askeri kışlaya ve Müftü Medresesi'ne yerleşmişlerdir. 12.11.1919 tarihinde İngiliz kuvvetlen çekilmiş ve işgalci olarak Fransızlar kalmıştır. Fransız işgal komutanlığı 19.1.1919 tarihinde yayınladıkları emirname ile Baş Administratör olarak Alb. Bremon'un Adana'ya ve Guvarnör olarak Bnb. Anfre'nin Mersin'e atandığını bildirmiştir. Anfre, hükümet konağının salonunu çalışma yeri olarak kendisine ayırmıştır. Fransız konsolosluk memurlarından Mardiros Dellalyan'ı tercüman. Deniz Subayı Tilçer'i Gümrük Kontrolörü, Üstg.Salandrı Belediye sorum*lusu, Başçavuş Patini'yi Komiserliğe, Yd.Tgm.Yakupyan'ı Jandarmaya ve Hapet Tulumcuyan'ı Maliyeye atamıştır. Guvarnör Antre, Mutasarrıf Galip Beyden idare amirleri ile çeşitli cemaat mümessilleri ile tanıştırılmasını istemiş ve Tahrirat Müdürü Salim, Muhasebeci Kanbur Cemal, Tapu Müdürü Lazkiyeli Şükrü, Tahsilat Müdürü Mehmet Latif, Nüfus Müdürü Ziya, Evkaf Müdürü Hulisi, Ceza Mahkemesi Reisi Osman, Bidayet Mahkemesi Reisi ve Kadı Tahsin, Gümrük Müdürü İhsan, Jandarma Komutanı Bnb.Zühtü, Emniyet Komiseri Hüsnü Beyle tanıştırılmıştır. Guvarnör Anfrei'nin önerisi üzerine hayır • cemiyetlerinin kurulmasına başlanmış, ancak "Türk" adına tahammül edemediği için kurulmak istenilen Türk Hayır Cemiyetinin adı evvela Cemiyetül islamiyetül Hayriye ve sonradan değiştirilerek İslam Hayır cemiyeti ismini almıştır. Cemiyet başkanlığına Müftü Abdullah, ikinci başkanlığına Ahmet-Ergelen ve Galip Hasip ve üyeliklere Ziya - Yalaz, Dr.Hayri - Tolunay - Ömer Lütfü - Kutay, Niyazi - Develi, Hacı Yusuf Ağazade Tahsin, Hıdıroğlu Ali Beyler seçilmişlerdir. Cemiyetin bilinen toplantı yeri Yeni Camii odasıydı. Bu arada Jandarma Komutanı vekili Yzb.Haydar, Bl.Komutanı Galip, Jandarma Katipi Ali Rıza, Ziya, Dr.Hayri beylerden müteşekkil gizli bir cemiyet daha kurulmuş ve Tarsuslu Palancı Mahmut Ağa'nın evinde toplanarak işgale karşı koyacak çalışmalarda bulunuyorlardı. Başka cemiyetlerde kurulmuştu. Cemiyetül islamiyetül Arabiyetül Hayriye, Cemiyetül İslamiyetül Hayriyetül Şiiye ve lslami cemiyetlerin dışında; Birleşik Ermeni cemiyeti, Rum cemiyeti, Ortodoks ve Marunilerin Arap Hristiyan cemiyetleri, Musevi cemiyeti, Kürt yardım cemiyeti." Mersin'de Kuvayi Milliye Hareketinin Kuruluşu A. Demirtaş bu olayı şöyle anlatır: "Sivas Kongresi'nde (4-12 Eylül 1919), Mustafa Kemal'in Heyeti Temsiliye Başkanı sıfatıyla, yerel örgüt temsilcileriyle yaptığı görüşmeler sonucunda yerel örgüt*lerin tümü, Rumeli ve Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplanması ve milli güçlerin birleştirilmesi kararlaştırılmıştı. Bu karardan sonra yurdun her yerinde olduğu gibi İçel'de de milli örgütler, çalışmalarını bu büyük kuruluşun birer şubesi olarak devam ettirmeye başladılar. Böylece tüm askeri güçler ve halk milisleri (çeteleri) Milli Kuvvetler adıyla birleştirilerek, düzenli bir ordu disipliniyle görev yapmaya başladı. Mustafa Kemal, Kolordulara gönderdiği gizli emirde hangi Kolordunun hangi bölgelere, nasıl yardımda bulunabileceği bildirilmişti. Buna göre işgal altındaki Doğu Kilikya bölgesine Ankara'daki 20.Kolordu'nun kuzeyden, Konya'da bulunan 12.Kolordu'nun batıdan yaklaşım yaparak yöredeki Milli Kuvvetleri hazırlayacaklar ve gereken desteği vereceklerdir. Bu talimata göre Konya'daki 12. Kolordunun Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey başkanlığındaki subay grubu Gülnar, Ermenek ve Anamur ilçelerini dolaşarak halkla temaslar kurdular ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Gülnar, Mut, Mağara, Silifke ve Kelolukyöre şubelerini açtılar. Milli Kuvvetlerin oluşmasını sağladılar, hareket planını hazırladılar. Bu çalışma ve hazırlıkların bitirilmesinden sonra mağara bucağından hareket edilerek, İçel'in doğusuna doğru ilerlemeye başladılar (20 Şubat 1920). Kaza merkezi Erçel idi. Mersin ve Tarsus'un kıyı va ova bölgeleri tamamen işgal altında bulunduğundan, Batı İçel'den sağlanan Milli Kuvvetler, bir düzen içerisinde İçel'in dağlık kesiminden doğuya doğru ilerleme ortamı bulabiliyorlardı. Mağara, Silifke, Güzeloluk, Yağda, Sorkun ve Tepeköy güzergahından Efrenk'e (Arslanköy) ulaşılabildi. 1 Mart 1920'de burası işgalden kurtarıldı. Mersin - Tarsus Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Arslanköy işgalden kurtarıldıktan sonra Teğmen Nail Bey burada Arslanköy Müdafaa-i Hukuk Heyeti'ni oluşturdu. Başkanlığa Ali Yıldırım (Çolak Ali) getirildi. 20 Mart 1920'de Belenkeşlik'de Tarsus Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur. Başkanlığına da Hacı İshak Ağa getirilmişti. 25 Mart 1920'de Mersin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Çavuşlu köyünden Hıdır oğlu Ali Efendi başkanlığında bir heyet seçilmiştir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Çavuşlu köyünden Hıdır oğlu Ali Efendi başkanlığında bir heyet seçilmiştir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyeti temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Mersin Sancağı'nın da Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilmesi için 5 milletvekilliği için 4 aday gönder*miş, birisini de Mersin halkının seçmesini ve sonucunun acilen, 23 Nisan 1920 tarihine kadar ulaştırılmasını istemiştir. Mersin işgal altında olduğu için, aday seçiminin Elvanlı'da olması, hazır bulu*nan 40 kusur kişinin oyu ile Ziya (Eraydın) Bey seçilmiştir (3 Nisan 1920). Daha sonra Kurtuluş Savaşı için hazırlıklar yapılmaya başlanmıştır. Müdafaa-i Hukuk Üyeleri Gözne'ye gelerek ve Muhtar Maraşlı Ali Efendi'nin de fikri alınarak, sonradan vali konağı olan bina 10 yataklı bir hastane şekline getirilmiştir. İçel'deki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'nden istenen yardımlar da gelmeye başlamıştır. İlk kez 1 Haziran 1920'de Silifke'den 1.350 liralık yardım ulaşmıştır. Bu yardımlarla sağlanabilen silah, cephane, giyecekler dağ köylerinin belirli merkezlerinde depolanmıştır. Mersin - Tarsus Cephelerinde Yapılan Savaşlar Savaş düzeni olarak Mersin - Tarsus bölgesi üç bölüme ayrılmıştır. Alata deresiyle Deliçay arası Mersin grubunu; Deliçay ile Tarsus Çayı arası Tarsus grubunu; Tarsus Çayı ile doğusu da Kavaklıhan grubunu teşkil ediyordu. Milli Müfrezeler (birlikler) bu alanlarda yerleşerek savaş düzenini alacaklardı. Heyeti Temsiliye'nin talimatı üzerine Tarsus grubundaki müfrezeler şunlardır:Bozkurd Müfrezesi, Tarsus Gençler Müfrezesi, Selçuk Müfrezesi, Demirbaş Müfrezesi, Tozkoparan Müfrezesi, Gökbayrak Müfrezesi, Süvari Müfrezesi, Göçüklü Karahacı Müfrezesi, Polat Ağa Müfrezesi, Incirgedikli Derviş Ağa Müfrezesi, Kamberlihöyüklü Veysel Çavuş Müfrezesi, Eminlik'den Molla Nasuh Müfrezesi, Karayaylalı Müfrezesi, Berdan Müfrezesi, Semil Çavuş Müfrezesi, Efeler Müfrezesi, Karafaki-Arslanyürek Müfrezesi, Urfalı Mehmet Müfrezesi, Kurbanlı Akış Ağa Müfrezesi. İşgal kuvvetleriyle Kuvayi Milliye arasında Mersin grubunda Başnalar, İçmeler, Subendi, Emirler, Kızılyar, Mezitli ve Arpaçsakarlar savaşları yapılmıştır. Tarsus gurubunda ise Eshabıkehf, Hacıtalip, Bağlar ve Karadırlik Kavaklıhan grubunda da Karboğazı ve Kavaklıhan savaşları yapılmıştır. 20 Aralık 1921 Ankara Antlaşması İmzalanıyor Asker ve silah bakımından Milli kuvvetlerimizden kat kat üstün olan Fransızlar, Mersin, Adana, Urfa, Antep ve Maraş gibi geniş bir cephede tutunarak Ermenilerle ortak bir devlet hayali içindeydiler. Fakat Milli kuvvetlerimizden beklemedikleri çetin bir gerilla savaşı karşısında umutsuzluğa kapılarak verdikleri ağır kaybı daha da büyütmek istemediler. Fransa'daki iç siyasi çekişmelerde savaşı bırakıp çekilmeyi gerektirdiğinden, önce Ankara'da kurulan yeni Türkiye devletini tanıdılar. Fransızlarla başlayan temaslar ve görüşmeler sonucu 20 Aralık 1921 tarihinde Ankara'da Franklin Bouillon ile Fethi Okyar arasında Ankara Antlaşması adıyla bilinen bir antlaşma imzalandı. Ankara Antlaşması, özerk bir yönetime sahip olmasını öngördüğü İskenderun Sancağı dışında, bütün Kilikya'nın, bu arada Mersin ve İçel'in Türkiye'ye bırakılmasını öngörüyordu." Mersin ve Tarsus'un Kurtuluşu Ankara antlaşmasının taraflarca onaylanmasından sonra, Fransızlar işgal altında tuttukları Kilikya kentlerini kısa süre içinde boşalttılar. Fransızlar'ın Tarsus'u boşalttıkları gün 27 Aralık 1921'de, Adana'daki Türk alayının bir taburu ve bir süvari bölüğü Tarsus'a, 3 Ocak 1922'de de Mersin'e girdi, böylece Mersin ve Tarsus'un kurtuluşu sağlanmış oldu.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
Atatürk'ün Mersin Ziyaretleri
Gazi Mustafa Kemal Paşa, 17 Şubat-4 Mart 1923 arasında İzmir'de toplanan "Türkiye iktisat Kongresi"nden sonra ilk yurt gezisini Adana ve Mersin'e yapmıştır. Mersin ve Tarsus'u ziyaret etmek üzere Gazi ve yanındakiler, 17 Mart 1923 Cumartesi sabahı 9.45'de Adana'dan trenle hareket etmiş*lerdir. Yenice istasyonunda Mersin ve Tarsus'dan gelen heyetlerin karşıladığı tren, Tarsus'dan halkın coş*kun sevgi gösterileri ve alkışları arasında yavaşça geçerken, Gazi, pencereden Tarsusluları selamlıyordu. Belediyenin şereflerine verdiği ziyafete katılmak üzere hep birlikte Mersin Palas Oteline (Günü*müzde Mersin Oteli), daha sonra Askeri Mıntıka Kumandanlığına gidildi (Yandığı yerde şimdi Özgür Ço*cuk Parkı vardır.). Burada Askeri törenle karşılanan Gazi ve yanındakiler, bir süre dinlendiler. Binanın bir bölümünde öğretim yapılan Mersin Ticaret Rüştiyesi'ne geçildi. Girdikleri sınıfta dersi dinleyen ve öğrencilere sorular yönelten Gazi, alkışlar arasında binadan ayrıldı. [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] Sürekli alkışlar ve övgü sözleri arasında kürsüden indi ve halkın "Yine bekleriz Paşam" tezahüra-tıyla istasyona uğurlandı. 16.30'da Tarsus'a hareket ederken pencereden uğurlayanlar, selamlıyordu. Atatürk 20.1.1925 tarihinde yine Eşi Latife Hanımla birlikte Mersin'e gelmiş ve günümüzde Ata*türk evi olarak müzeye dönüştürülen Christmann Köşkü'nde misafir edilmiştir. Bu ziyaretinde Mersin'de ık, gun kalmıştır. Atatürk Hac, Beyden, güneyde bir çiftlik almak istediğini ve tavsiye edecekleri bir yer olup olmadığını sormuştu. Hacı Bey, Silifke'de bir yer olduğunu söylemiş ve Atatürk 29.1.1925 günü satın almak istediği Tekir-Olukbaşı çiftliğine gitmiştir. Bu çiftlik Abidin Paşa'dan Bodasakiye, kurtuluş*tan sonrada hazineye geçmişti. Atatürk çiftliği hazineden satın almıştır. Burası modern bir çiftlik haline getirilmiş, bağış üzerine yine hazineye devredilmiştir. Atatürk, 10.5.1926 tarihinde Konya üzerinden trenle Mersin'e gelmiş ve doğruca limandaki Er- tuğrul yatına binerek Taşucuna gitmiştir. Atatürk, bundan sonra üç defa daha Mersin'e gelmişse de kentte kalmamıştır. Atatürk, 19.11.1936 tarihinde yine tren yoluyla Mersin'e gelmiştir. Bu gelişinde Vali Konağı'nda kalmıştır. Mersin Valisi olan Rüknettin Nasihioğlu'na:"Vali Bey, konağı çabuk düzenle ve noksanlarını ta*mamlayın. Her sene Nisan ayını burada geçirmek istiyorum" demiştir. Atatürk'ün Mersin'e son gelişi ise 20.5.1938 Cuma günü 13.30'dur. Bu ziyaretinde de Vali Ko*nağı'nda kalmıştır. Konağın balkonunda oturduğu sürece halk karşı kaldırımda, oradan ayrılıncaya ka*dar, uzun süre sevgi ve ilgi ile büyük kurtarıcıyı izlemiştir. Atatürk'ün Tarsus Ziyareti 17 Mart 1923 günü Gazi, Eşi Latife Hanım ile beraber Mersini ziyaret ettikten sonra akşam üze*ri Tarsus'a geldiler. Akşam yemeğini yemek üzere Mehmet Rasim (Dokur) Bey'in evine gidildi. Mehmet Rasim Bey, İstiklal Savaşı'nda, Türkiye Büyük Millet Meclisi ordusunun tüm bez ihtiyacını kendi fabri*kasında dokuyup göndermişti. Gazi, akşam yemeğinde Rasim Bey'e:"Kurtuluş Savaşımızda bize fabri*kanız ile büyük destek sağladınız. Ordunun bez ihtiyacının büyük bir kısmını temin ettiniz. Size borcu*muz oldukça çoğalmıştır. Size olan borcumuz nedir ve nasıl öderiz?" diyen minnet dolu sözlerine Rasim Bey'in yanıtı şöyle olmuştur:"Paşam, Türk Ordusuna fabrikam feda olsun. Hükümetimizin bana hiç bir borcu yok." 17 Mart gecesi Atatürk ve eşi, eski belediye binasının bulunduğu yerde (Bu bina 1958 yılında yı*kıldı.) kaldılar. Binanın etrafı çepeçevre Tarsuslu insanlarla dolup taşmıştı. Etrafda meşaleler, ateşler ya*kılmış, adeta tüm Tarsuslular nöbet tutmuşlardı. Gazi, arada bir kaldığı binanın balkonuna çıkıp Tarsus*luları selamlıyordu Gazi, balkondan:"Vakit geç oldu. Lütfen istirahat edin. Evlerinize çekilin" diye ses*lenmesine rağmen, Tarsuslular Gazi'nin kaldığı evin etrafında sabaha kadar oturdular. Tarsuslular arasında bulunan kadın mücahit Adile Çavuş: "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam" diyerek Gazi'nin ayaklarına kapanmıştır. Atatürk, Adile Çavuş'u elinden tutarak kaldırmış:"Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürüklenmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın" diyerek o ünlü sözlerinden birini söylemiştir. Daha sonra İttihat ve Terakki Mektebini (Eski Türk Ocağı İlkokulu) ziyaret eden Gazi Paşa, bu*rada öğrencilerle jimnastik dersi yapmış, sınıfta ise tarih dersi vermiştir. Atatürk, 27 Ocak 1925'de Silifke'yi de ziyaret etmiştir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
TURİZM
Binlerce yıldan buyana verimli topraklarıyla yaşanılan, insanlarını besleyen, doğası ve şifalı sularıyla hayat veren, doğa ile dağın ölmez sevgilerini barındıran İçel ili, birçok uygarlığın kurulduğu önemli bir yerleşim bölgesidir. İçel, tarihi ve arkeolojik değerleri, Akdeniz kıyılarında bol güneşli günlerinin ilkbaharda başlayıp sonbahara kadar uzaması, 108 km'ye varan doğal koylarla , çam ormanlarıyla süslenmiş kıyı bandı, Toros dağları ile deniz arasında bulunan sayısız doğal güzelliklerin yanında; yöresel ve uluslararası şenlikleri, efsaneleri, Türkmen ve Yörük kültürü, yayla yaşantısı, yöresel el sanatları bakımından çok zengin bir bölge olarak , turizm sektörü için önemli bir konumu ve potansiyele sahiptir. Tatil turizminin de belirli bir yeri olmasına karşın, İçel turizmi 1970'lerin sonunda daha çok iş turizmi yönünde önem kazanmıştır. Özellikle, 1980'de limanın Ortadoğu çapında önem taşıyan bir niteliğe kavuşması ve yine aynı yıllarda, Türkiye'deki transit karayolu taşımacılığının İçel'de yoğunlaşmasına koşut olarak "iş turizmi" çok canlanmıştır. İldeki tatil turizmi, daha çok iç turizme yöneliktir. 1960'larda Silifke-Anamur yöresinde başlayan ve 1980'lerden itibaren Silifke-Mersin kıyı bandında narenciye bahçelerinin yok olması pahasına sürdürülen yazlık ev ve site yapımı, iç turizmi canlandırmıştır. Hıristiyanlığın önemli bir haç yeri olan St. Paulus'un doğduğu evin ve kutsal bir yer olan Eshab-ı Kehf'in mağarasının ve Tarsus'da Şeyh Ali Semerkandi'nin türbesinin Gülnar yakınında bulunması, ilk kadın Azize Thekla'nın Silifke'de Meryemlik denilen dini bir alanda yaşamış olması, Mut Alahan Manastırı, İncil'in burada kaleme alınması, konsül toplantılarının buralarda yapılması gibi özellikleri nedeniyle, Hıristiyanlar ve Müslümanlar için çok sayıda dinsel amaçlı ziyaret yerleri bulunmaktadır. Bilinen klasik tanımını çoktan aşmış bulunan turizm, tarihi yerler görmenin de dışına taşırmak önemlidir. Kongre turizmi, yayla turizmi, kış turizmi, termal turizmi, üçüncü kuşak yaş turizmi ve inanç turizminin fonksiyonel ve kurumsal boyutta yapılması gündemdedir. Mersin ve çevresinde bu potansiyel fazlasıyla bulunmaktadır. Mevcut potansiyeller değerlendirildiğinde daha başka turizm alanları yaratılabilecektir. Son yıllarda, turistik ürün bileşimini zenginleştirmek ve çeşitlendirmeye dönük çalışmalar sistematik bir yoğunluğa ulaşmıştır Böylece turizm hareketlerinde faaliyet tüm yıla yayılarak, yaz sezonu gibi klasik kalıpların dışına çıkılmış olacaktır Bu bağlamda, yaz turizminden çok az pay alan yöreler ve tesisler de sisteme dahil olacak, ulaştırma faaliyetleri, istihdam, eğitim ve araştırma gibi diğer alanlarda da yıl boyunca bir hareketlilik ve canlanma sağlanacaktır. İçel'de Turizm Altyapı Proje ve Çalışmaları Turizm Bakanlığı, son yıllarda bölgede turistik planlama çalışmaları yaparak, İçel'i de Antalya-İzmir kıyı bandında olduğu gibi turistik bir yoğunluğa ulaştırmak için bazı önemli çalışmalarda bulunmaktadır. Yaklaşık 4 yıl önce yürürlüğe konulan ve İçel ilinin batı bölgesini içeren Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım İmar Planı ve plan içinde yer alan turizm merkezleri ile Erdemli-Mersin kıyı bandının turizm alanı olarak ilan edilmesi, bu çalışmaların en önemlileridir. Turizm Bakanlığı' tarafından hazırlanan ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca 26.12.1988 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım İmar Planı Erdemli-Limonlu Belediye sınırlarından başlamakta, Anamur-Kaladran'a kadar uzanan sahil bandını kapsamaktadır. Bu plan içinde toplam 1.933.000 hektar turizm alanı, günübirlik turizm için ayrılmış bulunmaktadır. Ayrıca, 9.4.1989 tarih ve 20144 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 89/13900 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Mersin-Melleç, Mersin-Orta burun, Mersin-Ovacık, Mersin-Kargıcık turizm merkezleri olarak bu plan içerisinde kalmaktadır. Bölgede Taşucu limanının bulunması ve bu limanın dışa açılan bir kapı olması nedeni ile Taşucu-Girne, Mersin-Magosa feribot seferleri yerli ve yabancı turizmin gelişmesi açısından önemli bir avantajdır. Turizm Merkezleri İçel sınırları içerisinde Kargıcık, Melleç, Orta burun, Ovacık ve yeni ilan edilen Kaledıran, Anamur Mamure Kalesi, Tarsus kıyı kesimi turizm merkezleridir. Kargıcık Turizm Merkezi : Silifke ilçesinin 2 km güneybatısında yer almakta olup. 1/25000 ölçekli Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım imar Planında tatil köyü kullanımındadır. Planlanan alanda 7.200 yatak kapasitesi hedeflenmektedir. Melleç Turizm Merkezi : Anamur ilçesinin 1.5 km batısında yer almakta olup, i/25000 ölçekli Batı İçel Kıyı Kesimi Nazım İmar Planı'nda turizm kullanım alanlarını kapsamaktadır. Bu alanda 2.800yatak kapasitesi hedeflenmektedir. Orta burun Tepesi Mevki Turizm Merkezi : Aydıncık ilçesinin 1.5 km doğusunda yer almaktadır. 1/25000 ölçekli Nazım imar Planı'nda turizm tesis alanı kullanımındadır. 10.000 yatak kapasitesi hedeflenmektedir. Ovacık Turizm Merkezi : Silifke'nin 2.9 km güneydoğusunda yer almaktadır. Nazım İmar Planı'nda turizm tesis alanı kullanımında olup, 9.500 yatak kapasitesi hedeflenmektedir. İçel Kaledıran Turizm Merkezi : Anamur'a 45 km mesafede Antalya il sınırlarında yer almaktadır. 1/25000 ölçekli Batı İçel Nazım imar Planı 26.12.1998 tarihinde Bayındırlık ve iskan Müdürlüğü'nce onaylanmış olup, yaklaşık 6.200 yatak kapasitesi hedeflenmektedir. İçel-Tarsus Kıyı Kesimi Turizm Merkezi olarak ilan edilmiş, yaklaşık 30.000 dönümlük alana sahip olan turizm merkezinde 60.000 yatak kapasiteli olarak planlanmış, bölgede ortalama 100.000 istihdam yaratacağı düşünülmektedir. İmar planları yapılmaktadır: İçel İlindeki Plajlar Mersin'in 15 km batısında Gümüşkum Orman işletmesi Plaj ve Kamping Tesisleri, Orman işletmesi Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Tece Belediyesi Plaj ve Kamping Tesisleri, Tömük Belediyesi Plaj ve Kamping Tesisleri, YS.E. Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Kocahasanlı Belediyesi Plaj Tesisleri, Kumkuyu Petrol Ofisi Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Limonlu Belediyesi Plaj ve Kamping Tesisleri, Beden Terbiyesi Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, Kız kalesi Turizm Geliştirme Plaj ve Kamping Tesisleri, Ak kum Turizm Geliştirme Plaj ve Kamping Tesisleri, izcilik ve Eğitim Tesisleri Akkum, Atakent Belediyesi Plaj Kamp Tesisleri (Susanoğlu), Ata yurt Belediyesi Plaj Kamp Tesisleri Kapızlı (Silifke), Boğsak Turizm Geliştirme Kooperatifi Plaj ve Kamping Tesisleri, Taşucu Belediyesi Motel Tesisleri ve Plajı (Taşucu), Aydıncık Belediyesi Plaj Kamping Motel Tesisleri, Bozyazı Belediyesi Plaj Kamping Motel Tesisleri, Anamur Belediyesi Plaj Tesisleri. Konaklama Tesisleri TesisAdetOdaYatak5 yıldızlı243910664 yıldızlı53907853 yıldızlı755811392 yıldızlı1969813941 yıldızlı231622.sınıf motel3137212Pansiyon470139Mocamp13672TOPLAM4323594869 Seyahat Acentaları İçel ilinde faaliyet gösteren seyahat acentaları toplam 21 adettir. Bunlardan 3'ü A Grubu Seyahat Acentası, 2'si A Grubu Şube Seyahat Acentası, 1 1'i AG Grubu Seyahat Acentası, 1'i AG Grubu Şube Seyahat Acentası, 3'ü B Grubu Seyahat Acentası, 1'i B Grubu Şube Seyahat Acentasıdır. Kültür Turizmi İçel, özellikle kıyı bandında yoğunlaşmış çok sayıda antik yerleşime sahiptir. Ayrıca Türk dönemlerine ait kültür ve gelenekleri yaşatan otantik yerleşimlere, yaşam biçimi ve el sanatları yönüyle de yaygın ve zengin yerel kültüre sahiptir. Kitabın tarihçe, ilçeler,ve kültür bölümlerinde tanıtılan bu özellikleriyle büyük bir turizm potansiyeline sahip olan İçel ili, bu potansiyelini geliştirmek yönünde gerekli çaba ve girişimleri göstermektedir. Mersin, Tarsus, Silifke, Anamur ve Taşucu Müzeleri'nde yöresel kültürlere ait eserler sergilenmektedir. Sağlık Turizmi Mersin Güneysu-Güney yolu içmesi : Eski Gözne yolu üzerinde ve 12 km uzaklıktadır. 3 çeşmeden akan 38° sıcaklığındaki su, müshil etkilidir. Tarsus Akçakoca içmesi : Tarsus'un 10 km kuzeyinden çıkan suyun sıcaklığı 16° olup, acı ve iyotludur. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir. Tarsus Keş bükü içmesi : Ulaş köyü Kes bükü mevkiindeki içme, Tarsus'a 20 km uzaklıktadır. Çam ormanı içinde kaynayan suyun sıcaklığı 16° olup, acı ve iyotludur. Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelmektedir. Silifke Saparca Ilıcası : Silifke'ye 27 km, Mut yoluna 1 km uzaklıkta, Göksu ırmağı kıyısındadır. Granit kayalar arasından çıkan su 37° sıcaklıktadır ve romatizma, mide, deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Mut-Hocantı Kaplıcası : Mut'un 15 km batısındaki Hocantı köyünün 1 km güneyindedir. Deniz seviyesinin 360m üzerinde iki noktadan çıkmakta olan su, deri hastalıklarına ve romatizmaya iyi gelmektedir. Yat Turizmi Yat turizminin Doğu Akdeniz'e kaydırılması amacıyla, uluslararası standartlara uygun yat limanı projesi geliştirilmektedir. Bu nedenle 1994 yılında ihale edilmiş olan 500 yat kapasiteli Mersin Ana Yat limanı inşaatı sürmektedir. Ayrıca 250 yat kapasiteli Erdemli-Kumkuyu Yat limanı ile Bozyazı-Yoğunduvar ve Hacıishaklı balıkçı barınaklarının inşaatları devam etmektedir. Mersin-Çamlıbel mevkiinde faaliyet gösteren Yat Baseni ise 300-350 yat kapasiteli olup, yatlara içme suyu, 220 Volt i 6 Amp. elektrik ve 20 saat temizlik ve güvenlik hizmetleri vermektedir. Yat turizminin Doğu Akdeniz'e kaydırılmasına öncülük etmek amacıyla 8 yıldan buyana geleneksel olarak düzenlenen Doğu Akdeniz yat rallisi, Antalya/Kemer-Alanya/Bozyazı, Mağosa etabına, son iki yıldır Silifike Taşucu limanı ile Mersin yat baseni güzergah olarak alınmıştır Yat baseninde mavi tur, günlük tur ve mehtap turları da yapılmaktadır. Yayla Turizmi Mersin'de Gözne, Ayvagediği, Kızılbağ, Soğucak, Bekiralanı, Fındıkpınarı, Mihrican; Çamlıyayla(Namrun), Sebil; Tarsus'da Gülek; Erdemli'de Sorgun, Güzeloluk, Küçük Fındık; Silifke'de Balandız, Gökbelen, Kırobası; Gülnar'da Bardat, Tersakan ve Kozağaç yaylaları yazın İçel nüfusunun büyük bir bölümünün konakladığı yerlerdir. Av Turizmi Çamlıyayla/Cocak-Cehennem Deresi, Dağ Keçisi Koruma alanı olarak av turizmine hizmet vermektedir. 1 ) Her zaman vurulabilen hayvanlar; yaban domuzu, kurt, çakal. 2 ) Belirli zamanlarda avlanabilen hayvanlar; keklik, tavşan, bıldırcın (1Kasım-28 Aralık); ördek, kaz, çulluk (1 Kasım-28 Şubat). Dağ Turizmi ve Tracking Mersin ve çevresinde kış turizmi ve kış sporlarına uygun yer olarak Bolkar dağı belirlenmiştir. Orta Toros dağlarının bir bölümünü oluşturan Bolkar dağı, Niğde ve İçel arasında yer alır. Bolkar dağının kuzey yamaçları, kayak yapmaya uygun olduğu gibi, yüksek zirvelerine tırmanışlar için kulvarları bulunmaktadır. Mersin'de Arslanköy, Tarsus'da Çamlıyayla kayak turizmi açısından elverişli yapısı ile turizm alanında hizmet verebilir. Pozantı'dan doğuya doğru 50 km uzaklıkta Aladağlar (Çamardı) grubuna ulaşılır. Demirkazık, Alaca, Güveller ve Cebel gölü, 3700 m, zirveler ise dağcılık için birer cennettir. Mersin Ayvagediği'ndeki Çandır Kalesi'nin bulunduğu bölgede, görkemli bir kaya kütlesinin doğu tarafındaki antik oyma merdivenlerden yukarı çıkılır. Ayvagediği'nden kıyıya doğru gidilince Değirmendere ve Alaiye yoluyla Cehennemdere gidiş parkuru, ayrıca Fındık Pınarı ve Çağlarca arası, Lamas deresi Kanyonu boyunca Kızıl geçite kadar olan bölge yürümek için ideal bir yerlerdir. Su Sporları ve Yamaç Paraşütü Dağcılık ve tracking sporlarının yanı sıra akarsularda rafting, plajlarda ise yelken, sörf, bot,paraşüt, su kayağı gibi su sporları yapmak mümkündün. THK, yamaç paraşütü ve yelken kanat eğitimi yapmaktadır. Usta atlayıcılar için Emirler köyünde2675 m yükseklikteki Gelincik Tepesi, acemiler için ise Mersin Üniversitesi Çiftlik Köyü Kampüsü'nde150 m yüksekliğindeki tepe, Tarsus'da şelalenin kuzeyindeki Karatepe ve Çanaktepe elverişlidir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
MERSİNTARSUSSİLİFKEANAMURTOPLAMArkeolojik Sit Alanı52164111120Tarihi Sit Alanı122--5Doğal Sit Alanı454922Kentsel Sit Alanı11--13Sivil Mimarlık1931892211415Askeri Yapılar17--614Dinsel ve Kültürel Yapılar271739184İdari Yapılar11529Doğal Anıtlar1--214Endrüstiyel Yapılar--3----3GENEL TOPLAM :28124111542679Sit Alanlarının ve Canlıların Korunması
Av-Yaban Hayatı Koruma ve Üretme İstasyonları • Silifke Akgöl Su Kuşları Koruma Sahası (335 çeşit kuş türü burada barınmaktadır.) • Mut –Kestel Dağ Keçisi Koruma Sahası (1961 hektarda 400 civarında dağ keçisi) • Silifke- Hisar Gedik Dağı Dağ Keçisi Koruma Sahası (4 bin 763 hektar sahada 470 civarında dağ keçisi) • Tarsus-Cehennemdere-Cocakdere Dağ Keçisi Koruma Sahası (Bolkarlardaki sarp vadi ve kanyonlarda 27 bin hektar sahada 400 civarında dağ keçisi vardır.) Sahada izin alınarak av turizmi yapılmaktadır. • Tarsus-Hopur-Topaşır Dağ Keçisi Koruma Sahası (200 civarında dağ keçisi) • Anamur Yaban Hayatı Geliştirme Sahası (20 bin 661 hektar sahada 250 civarında dağ keçisi) • Bozyazı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ( 4 bin 619 hektar sahada 150 civarında dağ keçisi) Yapılan envanterlere göre yaklaşık 1500 tane dağ keçisi bulunmaktadır. Av turizmi sezonunda 2005 yılında izinle ve ücretle 18 tane dağ keçisi avlanmıştır. Av sezonu şubat sonuna kadardır. Göksu Deltası’nda yüzlerce kuş türü barınmaktadır. Ayrıca deltadaki sazlıklarda ve göllerde göçmen tabir edilen pek çok kuş türü konaklamaktadır. Bununla beraber, Mut’ta Karaekşi, Çamlıyayla’da alabalık çiftlikleri bulunmaktadır. Doğa Anıtları Mut-Ermenek güzergahında Mut İlçesine 35 km uzaklıktaki 117 hektarlık şelale, “Doğa Harikası Mut Yerköprü Şelalesi Tabiat Anıtı” ismiyle 2001 yılında tabiat anıtı olarak tescil edilmiştir. Doğa harikası olarak nitelendirilebilecek ağaçlar da bulunmaktadır. Kadıncık Vadisi’nin üst bölümündeki Ana Ardıç, 1106 yaşında, 3.5 m çapında ve 22 m boyundadır. Cocakdere’deki Koca Katran ise, 622 yaşında, 2.85 m çapında ve 40 m boyundadır. Sulak alanlardan biri olan Silifke Göksu Deltası Bakanlar Kurulu Kararı ile RAMSAR Sözleşmesi kapsamında Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir. Bern ve Barcelona Sözleşmeleri ile koruma altına alınan deniz kaplumbağalarından Caretta Caretta ve Chelonia Mydas’a ait üreme kumsallarından Türkiye’de 17 tane bulunmaktadır. Bunlardan üçü Mersin’in Kazanlı, Göksu Deltası ve Anamur ilçelerindedir. İlde kurulan yerel komisyon deniz kaplumbağaları ve üreme kumsallarının korunması çalışılmalarını sürdürmektedir. Koruma altına alınan Akdeniz Foku ise Taşucu ile Anamur arasında yaşamını sürdürmektedir. Taşucu ile Anamur arasındaki beş bölge 1. Derece Doğal Sit alanı ilan edilmiştir. Katil Yosun olarak bilinen Caulerpa Taxifolia’nın kıyılara ulaşmasını engellemek için eylem planı hazırlanmıştır. Mersin kıyılarına herhangi bir yayılımcı yosunun girişini veya taşınmasını önlemek amacıyla Yerel Acil Müdahale Ekibi kurulmuştur. Tüm bunlara ek olarak İl Hayvanları Koruma Kurulu oluşturulmuştur. Kurul, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması, sahiplendirilmesi
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
ANAMUR YÖRESİ TARİHÇESİ Anamur ilk çağlarda dağlık Kilikyanın bir liman kenti idi. Hitit kralı 4.Tuthaliya M.Ö. 1250-1230 zamanında kendisinin himayesine sığınan Mattuvatta'ya Anamur verilmiş, Mattuvatta' da Hitilerin zayıflamasından yararlanarak Anamur'dan Afyon'a kadar uzanan bir prenslik kurmuştur. Daha sonra Anamur İzorya'ya katılmış, Romalılar devrinde de özellikle ticaret alanında gelişmiştir. Roma İmparatoru Calicula (M.S. 37-41) tarafından Kommegene kralı 4. Antiochos'un yönetimine verilmiştir. Bu prensliğin sınırları Ayaş'tan Konya 'ya kadar uzanır. Romalılardan Bizanslılara geçen Anamur, Bizanslılar zamanında yeniden inşaa edilir. Daha sonra Selçuklu Beylerinden Ertokuş Bey, Alaaddin Keykubat'ın emriyle 1228 yılında Anamur'u Selçuklu topraklarına katmıştır. Daha sonra Karamanoğulları idaresine geçen Anamur bilahere Osmanlı İmparatorluğu himayesine geçmiştir. Bu tarih 1473 veya 1476 olarak bilinmektedir. Türklerin Anamur'a gelişi 11. ve 12.asıra dayanır. Anamur'a yerleşen Türk boyları Oğuzlar'ın Yiva (Yuva) boyuna mensuptur. Anamur'a gelen Oğuz ailesi Üçoklar boyunun Denizhan koluna dayanır. Buradaki halk 1235 yılında Gülnar üzerinden gelerek yerleşmişlerdir. Bu boy Orta Asyanın Balkas gölü kıyılarında bulunan Gülnar isimli bir kasabadan gelmiştir. Oymağın başındaki Yahşi Bey'in öldürülmesi ile başa Gülnar Hatun geçer. Onunda arap fedaileri tarafından öldürülmesi ile oymak Göksu'nun batı yakasına yerleşir. Burada kalabalıklaşan halk çevreye sığmayınca Gülnar Hatun'un ana tarafı (Büyük Keçeli) adıyla Ovacık'a yerleşir. Baba tarafı da Bozdoğan ismiyle Anamur'a yerleşir. Bozdoğanlar Anamur'daki Kıbrıslı firenkleri kovarak yeni gelen başka oymaklarla birleşirler. |