|
|||||||
| Akdeniz ve Dogu And Holiday in Turkey Akdeniz ve Dogu Anadolu Bölgelerine Ait Tatil Mekanları Tukey İn Holiday |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#31 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
KALKAN
Teke yarımadasının güney ucunda, aynı isimli küçük bir koyun kenarında kurulan Kalkan, yeni bir yerleşim birimidir. Yöreye ilk gelenlerin, Tekelioğlu Türkmenleri olduğu ve bunların önceleri Gömbe ve Elmalı yaylalarına, daha sonra güneye inerek Eşen vadisi ve Yeşilköy –Fırnaz ovalarına yerleşerek köyler kurdukları bilinmektedir. Yeşilköye yerleşen bu Türkmenlerin bir kısmı köyün doğusundaki aynı isimli tepenin diğer yanında bulunan koyda bugünkü Kalkan ilçesinin temellerini atmışlardır. Uzun süreler Yeşilköye bağlı küçük bir yerleşim birimi olan Kalkan, nem oranı düşük uygun havası ve otel, motel ve pansiyon işletmeciliği, balık restoranları, kafeteryaları ve yat limanı ile önemli turizm merkezlerindendir. Kalkan’ın doğusunda Torosların denize dik inmesiyle oluşmuş doğal koyların en ünlüsü 25m. yüksekliğinde dik falezler arasında yer alan 60m. uzunluğunda, 20m. genişliğinde bir kumsala sahip KAPUTAŞ PLAJI’dır. Plajın doğusunda, falezlerin altında deniz erozyonuyla oluşmuş ve içinde çakıl taşlı bir plaj bulunan 60x70m. çapında MAVİ MAĞARA yer almaktadır. Mağaraya ulaşım turist tekneleriyle denizden yapılmaktadır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
PATARA / GELEMİŞ
Kaş’tan Fethiye’ye doğru gidildiğinde Xanthos-Eşen ovasının güney ucunda Gelemiş Köyü’ne varılır. Bataklık arazide ve kum erozyonuna maruz kalmış sahilin kum yığınları arasında yer yer Patara antik kentinin kalıntıları görülmektedir. Kent adı Luwi/Etrüsk dilinde “Padaura”dır. “Pa” kelimesi “su”ve “ura”yer anlamında olup, kentin adı “Sulak yer / ırmaklı yer” demektir. Prehistorik dönemde kuzeydeki Toros dağlarına kadar uzanan körfezin zamanla Patara çayının getirdiği alüvyonlarla dolarak, küçük bir koy oluşturduğu anlaşılmaktadır. Antik dönemde koyun çevresine çeşitli yapılar inşa edilmiş ve yöre Likya bölgesi başkenti Xanthos kentinin limanı olarak kullanılmıştır. Diğer Likya kentlerinden gelen göçlerle büyüyen kent, “Ptari” adını almıştır. Likya döneminde ilk sikkesini basan kent, önemli gelişmeler göstermiş ve Tanrı Apollon adına büyük bir tapınak yaparak Akdeniz’in ikinci büyük orakel/kehanet merkezi olmuştur. Patara 5.yy’da Perslerin işgaline uğramış, M.Ö. 333’de İskender’e kapılarını açmış, ardından Mısırlıların, Seleukitlerin ve Rodosluların eli geçmiş, sonra Likya Birliğine dahil edilmiştir. Birlik içerisinde 6 büyük kentten birisidir. Paxromana döneminde ise deniz ticaretinin gelişmesiyle, Anadolu’dan nakledilen tahılların depolandığı ve sevk edildiği bir liman halini almıştır. Apollon’un Hz. İsa ile özdeş tutulmasıyla önemli dini merkez durumuna gelmiş, Hristiyan azizlerinin uğrak yeri olmuştur. 9.yy’dan itibaren Patara Çayı’nın getirdiği alüvyonlarla liman tamamen dolarak, bataklık haline gelmiş, kalıntıların büyük kısmı erozyonla kum altında kalmıştır. Limanın batısında Deniz Feneri bulunmaktadır. İki katlı olduğu sanılan bu yapıda Likya dilinde yazılar vardır. Yapıda 8 eşit odadan oluşan Tahıl Silosu / Granarium bulunur. Granarium’un kuzeyinde ön yüzü dört sütunla süslenmiş Anıt Mezar görülür. 6 m yükseklikteki Aquaduktun kente Letoon’dan su getirdiği anlaşılır. Nekropolde Likya tipi Anıt mezar ve Likya dilinde yazıların olduğu taş oyma Sarkopaglar bulunur. Nekropolden denize doğru inildiğinde Zafer Takı şeklinde Şehir Giriş Kapısı karşımıza çıkar. Tak’ın Likya Valisi Modestus adına Likya halkı tarafından inşa edildiği anlaşılmaktadır. Zafer takının batı tarafında toprak yığını şeklinde taş bir podyum ortaya çıkarılmış olup, klasik döneme ait bir seramik ve bir Apollon başının bulunması, buranın ünlü Apollon Tapınağının temeli olduğunu göstermektedir. Güneyde beş büyük odadan oluşan Roma Hamamı kalıntıları görülür. Hamamın kuzeyinde Bizans dönemine ait bazilika kalıntıları vardır. Bazilikanın Patara’da doğup, dini çalışmalarını Myra’da yapan ve orada ölen St. Nichalous’un doğduğu evin temeli üzerine yapıldığı iddia edilir. Batısında Şans ve Ticaret Tanrıçası Fortuna’ya ait tapınak yer almaktadır. Kentin tiyatrosu ise, erozyon nedeniyle kısmen kum yığınları altındadır. Tiyatro caveaları 34 sıra olup, ortadan diazomayla ayrılmıştır. 30 m yüksekliğindeki Sahne Binası iki katlı olup, alt kısımda oyuncuların podyuma çıktıkları 5 kapı ve üzerinde 5 pencere görülür. Sahne binasının ön yüzünün mermerlerle kaplı olduğu, buradaki bir yazıttan anlaşılmaktadır. Burada bulunan bir yazıtta, binanın Patara’lı Vilia Prucula isminde bir bayan tarafından M.S. 147’de finanse edildiği ve sahne binasının alt kısmında çeşitli tanrı heykellerinin yanısıra, kendi heykelininde bulunduğu anlaşılmaktadır. Akropol Tepesinde mezarlar ve mezar kalıntıları görülmektedir. Mezar kalıntıları arasında yağmur suyu toplamaya yarayan 10m. çapında kare planlı taş oyma merdivenle inilen çukur şeklinde bir sarnıc bulunur. Deniz yönündeki tepede ise Athena Tapınağı’nın kalıntıları görülmektedir. Bugün antik kalıntıların büyük bir kısmı bataklık ve kum altında bulunmaktadır. Prof. F. Işık tarafından yapılan kazılarda kentin önemli bazı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Bunlar kente giriş bölgesinde bulunan ev tipi mezarlar, sarkopaglar ve Apollon tapınağıdır. 70 Likya kenti arasındaki uzaklığı gösteren 41 taş bloktan oluşun bir Stadiasmus isimli yol kılavuzu anıtı bulunmuştur. Bugün Patara yöresi, koruma altında olup, doğal ve kültürel yapı bozulmadan turistlere hertürlü konaklama hizmeti verilmektedir. Kilometrelerce uzunluktaki eşsiz ince kum sahili günübirlik turistik geziler için idealdir. Bu sahil belli dönemlerde caretta kaplumbağalarının yumurtlama sahası olduğundan o dönemlerde korunmaya alınmaktadır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
PINARA – MİNARE
Antalya Fethiye karayolunun batı yönünde, Esen kasabasını geçtikten sonra 5 km güneydeki Minare Köyü’ne çıkıldığında Pınara antik kenti kalıntılarına varılır. Kentin binlerce yıllık Luwi yerleşim birimi “Pinale” olduğu bilinmektedir. Kragos dağlarının güneyinde yuvarlak kaya şekillerinin bolca görülmesi ve Pinale adının orijin dilinde “Yuvarlak” anlamına gelmesi bu tezi doğrulamaktadır. Akropol kent olarak kurulan Pinale’nin nüfusu, Truva savaşından dönenler ve Xanthos’dan göç edenlerle artmıştır. 6.yy’da Likya birliğinin önemli kenti olan Pınara, Perslerin işgaline uğramış, M.Ö. 334’de ise İskender’e direniş göstermemiştir. Sonraları Likya birliğine dahil olmuş, ilk sikkesini basmıştır. Bir süre Bergama Krallığı döneminde özerk duruma geçmişse de ardından Roma topraklarına katılmıştır. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan Pınara, 9.yy’dan sonra önemini yitirerek terkedilmiştir. Yuvarlak bir alan şeklindeki Akropol duvarları arkasında, yağmur suyu toplamaya yarayan Su Sarnıçları yapılmıştır. Yukarısındaki dağ yüzeyinde yüzlerce kaya mezarı ve mezar oyukları görülmektedir. Akropol surlarının yüksekliği yer yer 4m. ulaşmaktadır. Güney-kuzey istikametindeki agora alanının batısında şehir yönetimine ait büyük bir yapı bulunmaktadır. Yapının bitişiğinde 13 oturma sıralı ve 700 kişi kapasiteli, dört yanı duvarlarla çevrili, hem konserlerin verildiği hem de şehir meclis toplantılarının yapıldığı Odeon yer almaktadır. İlginç bir tarzda inşa edilen hamam, yan yana üç kare planlı odadan ve bir apsisten ibaret olup, Likya’da pek görülmeyen bir stilde yapılmıştır. Surların dışında inşa edilen 5 bin kişi kapasiteli tiyatronun, 27 adet caveası kaya kütlesi üzerine yapılmıştır. Üzerlerinde 10 dikey taş merdiven bulunmaktadır. İnce uzun dörtgen planlı sahne binasından orchestraya beş kapı açılmakta ve kapı kenarlarında dor nizamında sütunlar görülmektedir. Bizans döneminde kent surlarının yer yer restore edildiği anlaşılmakta olup, bu dönemde dörtgen planlı ve tek apsisli bir Piskopos Kilisesi de inşa edilmiştir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
XANTHOS / KINIK
Kaş - Fethiye karayolunun 5.km’sinde Kınık köyü içinden geçen Eşen Çayı’nın doğu yakasındaki 100m. yüksekliğindeki bir tepe üzerinde Xanthos antik şehrinin kalıntıları görülmektedir. Kentin adı Luwi/Etrüsk dilinde “Sindawana” olup “Ana Tanrıça Sindanın yeri” anlamındadır. Daha sonraları bu isim fonetik bozulma sonucu Helen dilinde “sarı” anlamına gelen Xanthos’a çevrilmiştir. Kent Etrüskler/Luwiler tarafından kurulmuştur. Likya döneminde bir süre Arnna olarak isimlendirilmiştir. Diğer Anadolu halklarıyla birlikte Truva Savaşından dönenlerle kent nüfusu artmıştır. M.Ö. 6.yy’da kurulan Likya Birliğin’e Başkentlik yapan Xanthos, M.Ö. 540’da Pers Kumandanı Harpago tarafından kuşatılmıştır. Bağımsızlıklarına büyük önem veren Xanthoslular, işgalcilere direnip, cesurca karşı koymuşlar, çaresiz kalınca da kadın ve çocukları akropolde bir binaya doldurup yakmışlar, kendileri de 100 m yükseklikteki Akropoldan Xanthos çayına atlayarak intihar etmişlerdir. Bu toplu intihar döneminde, kentte olmayan 80 aile bir süre sonra dönerek, kenti tekrar canlandırmışlardır. M.Ö. 334’de Makedon Kralı İskender’e, Perslere direndikleri gibi direnmişler fakat sonunda boyun eğmek zorunda kalmışlardır. Kent sonraları Mısırlıların, Seleukidlerin ve Rodosluların eline geçmiş, M.Ö. 168 yılında tekrar kurulan Likya birliğine dahil olmuştur. Deniz ticaretinin gelişmesiyle, kent akropol dışına taşarak, yeni yapılarla donatılmıştır. M.Ö. 42’de Romalı Brütüs kenti kuşatınca, kent halkı yüzyıllar öncesinde yaptığı gibi kadın ve çocuklarının düşman eline geçmesini engellemek için kenti yakmış ve ataları gibi intihar etmişlerdir. Romalıların bu olaydan etkilendikleri ve halktan 150 kişiyi kurtardıkları anlatılmaktadır. M.Ö. 41’de İmparator Markus Antonius kenti imara teşvik etmiş ve Paxromana döneminde Roma İmparatorlarının takdirini kazanan Xanthos, parlak günlerine ulaşmıştır. Bizans döneminde psikoposluk merkezi olan kent ; M.S.7.yy’dan sonra Arap akınlarıyla yıkılıp, terkedilmiştir. Köy içinden kuzeye gelindiğinde önce akropol surlarının kalıntısı görülmektedir. Buradan yukarı çıkılarak kare planlı Agora’ya gelinmektedir. Meydandaki Obelisk/yazılı kaya yekpare prizmal gövdeli Luwi/Etrüsk dilinde yazılmış yazıt büyük bir mezar odasının üzerine dikilidir. 250 satıra sahip yazıt, yekpare kayanın dört tarafına işlenmiştir ve Likyalıların Perslerle yaptıkları savaştaki kahramanlıkları anlatılmaktadır. Meydanın güneyinde bulunan ve temeli MS 2. yy’da atılan tiyatro, Likya döneminde bugünkü görülen haliyle inşa edilmiştir. Rhadiopolisli Opramoas tiyatro yapımına 30 bin dinar yardımında bulunmuştur. 8 bin kişilik tiyatro caveaları diazomayla ikiye ayrılmış, alt bölümde 16, üstte 4 sıra vardır. Iki katlı sahne binasının ön yüzünün sütun ve rölyeflerle süslü olduğu ve alt kısımda 5 adet sahne kapısının bulunduğu görülmektedir. Tiyatronun hemen batısında Likya başkenti Xanthos’un sembolü sayılan iki anıtsal mezar yükselmektedir. Bunların ilki ünlü Harpyien Anıtı’dır. 8 m. yüksekliğindeki yekpare prizmal bir gövde üzerinde yükselen blok taşın üstünde mezar odası şeklindeki anıtın etrafı Likya kahramanının ailesi, üç erkek, kadınlar, nar ve siren tasvirleri kabartmalarıyla bezenmiştir. Bugün orijinalleri Londra’daki British Müzesi’ne kaçırılmış olup, orada aynı isimli salonda sergilenmektedir. Bitişiğindeki anıt, prizmal 5m. yüksekliğindeki mezar odası üzerinde kurulu taş podyum ve Likya tipi sarkopagdır. Tiyatronun arkasında hamam, saray kalıntısı ve yağmur suyu toplamaya yarayan Su Sarnıçları dikkati çekmektedir. Ünlü Nereidenler Abidesi’nin üst ana kısmı Londra British Müzesi’ndedir. Rölyeflerde 12 dans eden kadın Nereidlerin bulunması, anıtın bu isimle anılmasına neden olmuştur. Kentin aslan figürlü iki nekropolü bulunmaktadır. Batı yönünde kentin ikinci agorası ile Bizans döneminde yapılmış bir bazilikanın kalıntıları görülmektedir. Bugün Eşen Çayı üzerinde turistik kano ve rafting turları yapılmaktadır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
LETOON / KUMLUOVA
Xanthos-Eşen Çayı’nın batısındaki Kumluova yerleşimi içerisinde antik Letoon kalıntıları bulunmaktadır. Kentin adı Luwi/ Etrüsk orijinalinde “Ladauwa” olup, “Ana Tanrıça Lada Tapınma Yeri” anlamını ifade etmektedir. Bu kutsal yerin tarihi, İsa’dan binlerce yıl öncesine uzanmaktadır. Anadolu’nun her yerinde görülen Ana Tanrıça Kültü’nün Likya’da da yerleşmiş olması kaçınılmazdır. Kültün yöreye uyarlanarak Leto, Artemis, Apollon üçlemesiyle ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Likya Birliği’nde kutsal kent olarak kurulan Letoon, diğer Likya kentleri gibi M.Ö.5. yy’da Perslerin eline geçmiş fakat Persler saygı göstererek, buraya zarar vermemişlerdir. İskender’den Romalılara kadar kutsal kent varlığını ve işlevini sürdürmüştür. Hıristiyanlığın ilk yıllarında misyonerlik çalışmaları, Ana Tanrıça Lada/Leto’nun Meryem Ana, oğlu Apollon’u ise Hz. İsa ile özdeş tutulması propagandasıyla sonucunu vermiş ve böylece yörede Hıristiyanlık yayılmıştır. Buna rağmen paganist inancın kutsal alanı korunarak, mahafaza edilmiştir. M.S. 7.yy’da İslamiyeti yaymaya çalışan Arap akıncıları karaya ayak basar basmaz hedef gösterilen Letoon’u yıkmışlardır. Yörede ilk olarak yan yana yapılmış üç Tapınak kalıntısı görülmektedir. Ilki İyon tarzıyla yapılan, peripteral düzenli tapınağın Leto Tapınağı, bitişiğindeki tapınağın ise Leto öncesi bir inanışın uzantısı olarak inşa edildiği anlaşılmaktadır. Leto’nun çocukları Apollon ve Artemis’e ait olduğu bilinen üçüncü tapınak ise, yine periptenal tarzda inşa edilmiş olup, tabanı renkli mozaiklerle süslenmiştir. Kutsal alanın kuzeyinde 26 cavealı Tiyatro görülmektedir. Güney girişinde 16 maske bulunmuş olup, bunların bir kısmı tanrılara, bir kısmı mitolojik tiplemelere aittir. Kuzey girişinde ise ilginç bir mezar vardır. Sahne binasından hiçbir iz yoktur.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#36 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
TLOS / SAKLIKENT
Tlos antik kentinin kalıntıları Kemer kasabasının güney yönünde, Kale Köyü’ndedir. Kent, Luwi döneminde Tlawa adıyla akropolkent olarak kurulmuş olup, Xanthos vadisindeki yollara hakim durumdadır. Roma döneminde metropol olan ve çeşitli yapılarla donatılan Tlos, 19.yy’a kadar iskan edilmiştir. Tlos Antik Kenti’nin güneyinde, Altınyayla’dan Torosların derin vadileri arasından girerek, dik ve dar kayaların arasından akan Eşen Çayı kaynakları, ovaya iniş yerinde dik yamaçlı dar vadide çağlayarak akmakta, bu vadi doğal güzelliğiyle Saklıkent olarak adlandırılmaktadır. Vadi, rafting ve safari yürüyüşü için uygundur. Vadi girişinde alabalık restoranları ve piknik alanları bulunmaktadır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#37 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
GEZİLECEK YERLER
Tarihi ve Kültürel Çevre Surlar Bu surlardan günümüze şehrin içindeki birkaç burç ile Hadrian Kapısı ve yanındaki kuleler, limana bakan büyük kule ve liman surlarının bazı parçaları kalabilmiştir. İki surdan biri yat limanını, diğeri şehri at nalı gibi kuşatır. Kale Kapısı Meydanında ayakta kalan kulelerden birisi saat kulesi olarak kullanılmaktadır. Surların kente girişi sağlayan dört kapısı vardır. Kaleiçi Bugün Antalya'nın "Tarihi Çekirdek Kenti" olan ve "Kaleiçi" adıyla tanınan semti büyük bir kısmı yıkılmış ve yok olmuş iki surla çevrilidir. İç sur, yarım daire şeklinde yat limanını kuşatır. Restorasyon çalışmaları sonucunda Kaleiçi, pansiyonları, barları, çarşısı ile turizm merkezi haline gelmiştir. Liman ise yat limanı olarak düzenlenmiştir. Keleiçi restorasyon çalışmalarından dolayı Turizm Bakanlığı'nı 28 Nisan 1984 de FİJET tarafından Altın Elma (Turizm Oskarı) ödülü verilmiştir. Hadrianus Kapısı Zamanımıza kadar yanlarındaki iki kule ile sağlam kalan tek kapı Üçkapılar veya diğer adı ile Hadrianus Kapısı olup, Pamphylia'nın en güzel kapısıdır. M.S. 130 yılında imparator Hadrianus'un Antalya'ya gelişi onuruna yapılan kapı, sütunları hariç, tamamen beyaz mermerden yapılmıştır. Oyma ve kabartmaları olağanüstüdür. Eski Antalya Evleri Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya'da evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını kolaylaştıran özelliklerdir. Depo ve hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur. Müzeler ve Örenyerleri Müzeler Antalya Müzesi Adres: Konyaaltı Cad. Antalya Tel: (242) 238 56 88-89 Faks: (242) 238 56 87 Side Müzesi Adres: Selimiyeköyü Manavgat - Antalya Tel: (242) 753 10 06 Faks: (242) 753 27 49 Alanya Müzesi Adres: Hilmi Bağcı Cad. Alanya - Antalya Tel: (242) 513 12 28 Perge Müzesi Noel Baba Kilisesi Dim Mağarası Perge Antalya'nın 18 km doğusunda, Aksu Bucağı'nın sınırları içindedir. Kilikya - Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yy.). Ana tanrıçası Perge Artemisi olan Perge hristiyanlar için önemli bir kent idi. M.S. Aziz Paulos ve Barnabas Perge'ye gelmiştir. Magna Plancia gibi kimi zenginler Perge'ye önemli anıtlar kazandırmışlardır. İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından başlatıldığı Perge'de önemli kalıntılar şunlardır: Tiyatro: Cavea, orkestra ve scene olmak üzere üç ana bölümden oluşur. 12,000 seyirci kapasitelidir. Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır. Stadion: 34 x 34 m. boyutlarındadır. Tonozlar üzerinde onüç oturma sırası vardır. Doğu ve satı tarafa otuzar, kuzeyde ise on tonoz bulunmaktadır. Her üç tonozdan biri Stadion'a giriş, diğer ikisi ise dükkan olarak kullanılmaktadır Agora: Şehrin ticari ve politik merkezidir. Ortadaki avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır. Bazı dükkanların tabanı mozaikle kaplıdır. Meydanın ortasında 13.40 m. Çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 76 x 76 m. boyutlarındadır. Sütunlu Cadde: Aropol eteğinde nympheum arasında uzanır. Ortasında 2 m. genişliğinde bir su kanalı caddeyi ikiye ayırır. Perge'deki diğer yapılar, nekropol, surlar, gymnasium, hamam, anıtsal çeşme ve kapılardır. Sillyon Aksu'nun 13 km kuzeydoğusunda Yanköy yakınlarındadır. Kent, Aspendos ve Perge yönünde, yüksekte duran bir plato üzerine, M.Ö. 14.yy.da kurulmuştur. Çeşitli uygarlıkları yaşayan kentten Selçuklular da yararlanmıştır. Stadyum, cimnazyum, kuleler, Selçuklu Mescidi ve sahne kısmı yok olan bir tiyatro geriye kalan kalıntılardır. Termessos Termesos Antalya'ya 34 kilometre mesafedeki bir Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında 1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir. Termesos Anadolu'nun içlerinden gelen Solymler tarafından kurulmuştur. Önemli kalıntılardan olan 4200 kişi kapasiteli tiyatro, İmparator Augustus tarafından M.S. 1.yy. ın hemen başlarında yaptırılmıştır. Üstü örtülü meclis toplantı binası olan Odeon'un 600 kişilik oturma yeri bulunmaktadır. Birbirine bağlı beş sarnıçtan oluşan yer altı sarnıcı su depolamak ve zeytinyağı saklamak için kullanılmıştır. Batı tarafı açık, diğer tarafları sütunlu galerilerle çevrili Agora; 6 m. yükseklikteki platform üstünde oturan kahramanlık anıtı Hereon, Korint düzenli tapınak, Zeus Solymeus Tapınağı, Küçük ve Büyük Artemis Tapınakları, Gymnasium, gözetleme kuleleri diğer önemli kalıntılarıdır. Bunların dışında pek çok anıt ve 1200 ün üzerinde kaya mezarı bulunmaktadır. Olympos Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir. Ariassos Antikite'den kalma Ariassos, Antalya-Burdur otoyolu'nun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan bir kilometre mesafededir. Bir dağın yamacında kurulmuş olan şehir hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. Phaselis Phaselis'e Antalya-Kemer otoyolu'nun 57. kilometresinde sola bir kilometre döndükten sonra ulaşılır. Rodoslular tarafından milattan önce 7. yüzyılda kurulan kent Doğu Likya'nın en önemli liman kenti olarak bilinir. Üç iskelesi bulunan antik kentin içinde 20-24 genişliğinde bir cadde bulunmaktadır. Caddenin batı ucundan Hadrian geçidi, sağ ve sol yanlarından ise dükkanlar ve hamamlar bulunmaktadır. Kente kara ve denizyolu ile ulaşmak mümkündür. Limyra Milattan önce 5. yüzyıldan beri varolduğuna inanılan kent Kumluca-Finike Karayolu'nun 11. kilometresindedir. 141 yılında yaşanan depremde önemli bir hasar görmüş kent ayakta kalmayı başarmış fakat 7. ve 9. yüzyılda Arap işgaline uğramasının ardından boşalmıştır. Kent üç parçadan oluşmuştur. Acropolis, yerleşim birimleri ve necropolis. Arycanda Kumluca-Finike otoyolunun Turunçova mevkiine 26 kilometre uzaklıktadır. Akarçay vadisini kontrol eden kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Buluntulara göre kentin milattan önce 5. yüzyılda varolduğu düşünülmektedir. M.S. 240 yılında yaşanan depremde önemli ölçüde zarar gören kent 11. yüzyıla kadar canlılığını sürdürmüştür. Bizans döneminde Aalanda olarak bilinen kentin birçok binası iyi korunmuş durumdadır. Demre (Myra) Finike'ye 25 km. Kaş'a 48 km. uzaklıktaki Demre, Likya uygarlığının 6 büyük şehrinden biridir. İlk kez M.Ö. 5. yüzyılda yerleşim merkezi haline gelen Demre, önceleri deniz kıyısındayken, Demre çayının getirdiği alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı kesilmiştir. Şehir M.S. 9. yüzyıldaki Arap istilaları sonrasında terkedilmiştir. Kaya mezarları, tiyatro ve St. Nicholas kilisesi görülmeye değer yapılardır. Hadrian tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanının Demre ile bağlantısı vardır. St. Nicholas Kilisesi Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas M.S. 245'te Fethiye yakınlarında Patara'da doğmuş ve M.S. 363'de ölmüştür. Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu olan St.Nicholas hayatını insanlara özellikle de çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır. Bu yardımlarının sağladığı ünü bugüne dek Noel Baba efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur. Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demre'ye gömüldü ve mezarının yanına adına bir kilise inşaa edildi. 1080'de İtalyan korsanlar bazı kemikleri Bari'ye kaçırdılar. Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün Antalya Müzesindedir. İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor. Bu sempozyumda St. Nicholas'ın çizgisinden gidilerek değişik din ve inançlardan olan insanlara barış, dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılıyor. Simena (Kale) Güzelliğini, tarihi, denizi ve güneşinden alan Simena'ya Üçağız'dan deniz yoluyla da ulaşılabilir. Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akdeniz'in büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehri ve antik kalıntılar görülmeye değerdir. Tarihi Likya uygarlığına kadar uzanan Simena'da pek çok uygarlık kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara oyulmuş tiyatro ve surlar bunlardan yalnızca birkaçıdır. Kekova Kaş-Demre arasındadır. Akdeniz'de Üçağız Köyü karşısında kıyıya 500 m olan adada bulunan batık Antik Kenttir. Patara Kalkan-Fethiye yolunda, Kalkan'dan yaklaşık 10 km. önce ve güneyde yer alır Patara. Şehrin merkezinde bulunan renkli seramikler, şehrin tarihinin M.Ö. 5. yüzyıla dek uzandığını göstermektedir. St. Nicholas'ın doğum yeri olmasının yanı sıra, Büyük İskender zamanının önemli bir liman şehriydi. Biri Patara'ya giden üç kapılı surlar M.S. 110'da Vali Modestus tarafından yaptırılmıştır. En önemli kalıntılarından biri antik Patara Tiyatrosudur. Xanthos Xanthos nehrinin vadisine kurulan şehir Likya uygarlığının en eski ve en büyük şehridir. M.Ö. 4292'daki Pers istilalarına kadar bağımsız olan Xanthos, şehirlerini istilacılara karşı cesurca savunmuş ancak başarılı olmayacaklarını anlayınca önce kadınlarını öldürmüşler ve kendilerini ateşe atarak topluca intihar etmişler. Daha sonra Bölgeye göç eden 80 aile şehri yeniden kurmuş fakat yaklaşık 100 yıl sonra şehir bir yangınla yerle bir olmuştur. Yeniden inşaa edilen şehir batı ile ilişkilerini güçlendirerek, önemli bir merkez haline gelmiş ancak şansızlıklarından kurtulamamıştır. Brutus'un vergilerine direnince, şehir tahrip edilmiş ve halk savaşa sürüklenmiş ve Xanthos felaketler şehrine dönüşmüştür. Şehir Likya merkezi etrafında oluşmuştur ve dışında da kalıntılar vardır. Tiyatronun batısındaki kalıntılar bugün de ilgi çekmektedir. Kayalar üzerindeki Harpy heykeli en önemli eserlerden biridir. Orjinali İngiltere'de British Museum'da bulunan eserin yerinde yalnızca kopyası vardır. Kaş (Antiphellos) Likya şehirlerinden biri olan Kaş'ın adı taşlık yer anlamına gelen "Phellos" tan gelir. Kaş bugün iyi korunmuş kaya mezarları ve tiyatrosuyla görülmeye değer bir sahil kasabasıdır. Side Manavgat-Side Aspendos Antalya'nın 48 km doğusunda, Serik ilçesinde yeralan antik kentin kalıntıları büyük ölçüde ayaktadır. Serik İlçesi-Aspendos CAMİLER VE KİLİSELER Yivli Minare ve Külliyesi, Kesik Minare Camii, Bali Bey Camii, Muratpaşa Camii, İskele Camii, Karatay Medresesi, Ahi Yusuf Mescidi ve Türbesi önemli olanlardır. HANLAR Evdir Han Antalya'dan kuzeye giden yolda ilk durak yeri Evdir Handır. Bugünkü Antalya-Korkuteli karayolunun 1 km. doğusunda ve Antalya'ya 18 km. uzaklıktadır. En fazla dikkati çeken kısmı sivri kemerli portalı olan Evdir Han 1210-1219 tarihleri arasında İ.Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Kırkgöz Han Antalya - Afyon arasındaki ikinci durak yeri Kırkgöz Han'dır. Kırkgöz Han Antalya'ya 30 km. uzaklıkta bulunan Kırkgöz'de Pınarbaşı mevkiindedir. Çok sağlam bir durumdadır. MİLLİ PARKLAR VE KORUNAN ALANLAR Düden Şelaleleri Şehir merkezine yaklaşık 10 km. uzaklıktadır. 20 m. yükseklikten dökülen şelalenin ana kaynağı "Kırkgöz Mevkii"ndedir. Aşağı Düden Şelalesi ise Lara yolu üzerinde merkeze 8 km. uzaklıktadır. Yaklaşık 40 m.lik bir falezden denize dökülür. Altınbeşik Mağarası Milli Parkı Beydağları Milli Parkı Güllük Dağı Milli Parkı Köprülü Kanyon Milli Parkı Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı Alacadağ Tabiatı Koruma Alanı Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı Dibek Tabiatı Koruma Alanı MAĞARALAR Antalya ili sınırlarında turizme açılmış pek çok mağara bulunmaktadır. YAYLALAR Genel olarak 1000 m. ve daha fazla yüksekliği olan, yaz ayları oldukça serin geçen, Toros Dağları'ndaki yaylalarda, Antalyalılar ve Yörükler yaz mevsimini geçirirler. Bölgedeki başlıca yaylalar Bakırlı, Fesleğen, Yeşil Yayla, Saklıkenttir. SPORTİF AKTİVİTELER Kayak Merkezi Coğrafi konumu nedeni ile 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği Antalya'da, sahilde denize girerken, Antalya'ya 50 km uzaklıktaki Saklıken'te kayak yapmak mümkün olmaktadır. Saklıkent Kayak Merkezi Dağcılık ve Tırmanma Toros Dağlarının uzantılarından Beydağları Antalya il sınırları içindedir. 600-3086 m. yükseklikleri arasında yer alan dağlar jeologlar ve coğrafya bilimciler için değişik olanaklar sunar. Tekedoruğu, Bakırlı Dağ, Tahtalıdağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklardır. En yüksek doruğu 3086 m. ile Kızlar Sivrisi'dir. Dağcılar bu doruğa sedir ormanları ile kaplı Çamkuru Vadisi'nden ulaşılır. Dağa tırmanış bir gün içinde tamamlanabilir. Beydağları Rafting Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırlarındaki Köprüçay, ülkenin en ilgi çekici rafting merkezlerindendir. Antalya'nın önemli turizm merkezlerinden olan Manavgat ilçesi sınırlarında akan Manavgat Çayı, rafting için elverişli parkurlara sahiptir. Köprüçay Manavgat Çayı Sualtı Dalış Antalya kıyılarındaki pek çok noktadan sualtı dalış yapmak mümkündür. Antalya Dalış Noktaları Avcılık Kıyı boyunda ve yaylalarda bol miktarda keklik, sülün, ağaç güvercini, bıldırcın, üveyik, kayalık kesimlerdi ve ovalarda yaban güvercinleri, çulluk, turaç, karatavuk vardır. Göller ve gölcüklerde yaşayan çok sayıda yaban ördeği ve yaban kazı kış aylarında kıyılara inerler. Sahilin ormanlık kesiminde geyik, tilki, sansar, alageyik, sincap, yaban keçisi, dağlarda ise ayı, kurt türleri bulunur. Balıkçılık Görmek isteyeceğiniz her türlü balığı Antalya sularında bulabilirsiniz. Akay, avcı, çipura, fangri, iskarmaç, iskorpit, isparit, istavrit, kılıç, kırlangıç gibi balıklar ve Akdeniz'e özgü girida balığı çok lezzetlidir. Akarsuların denizle birleştiği yerde özellikle levrek ve kefal bulunur. Turna, pisi, izmarit, böcek, istakoz ve kerevit de yakalanabilir. Antalya bir alabalık cennetidir. Bölge çaylarında bol miktarda bulunan alabalıkların yanısıra kefal, levrek, sazan ve yılan balıklarını da çeşitli akarsu ve göletlerde görmek mümkündür. Gençlik Kampları Antalya Kemer ilçesinde gençlerin faydalanabileceği Orman kampları bulunmaktadır. Orman Kampları COĞRAFYA Akdeniz Bölgesinin en önemli kentlerinden olan Antalya'nın kara sınırını Toros sıradağları oluşturur. İl bu kesimde, batıdan doğuya doğru Muğla, Burdur, Isparta, Konya ve İçel illeri, güneyde Akdeniz ile çevrelenmektedir. İl topraklarının üç tarafı yüksek dağlarla çevrilidir. En yüksek dağı Beydağı (3085m.) ve Akdağ (3075m.) dır. Bu dağların tümüne Güney Toroslar denilmektedir. Batıdan Eşen Çayı'ndan doğuda Kaledron (Kaldıran) Çayı'na kadar uzanan kıyı bandından kuzeyinde ovalar yer alır. İl sınırları içinde belli başlı akarsuları ise Alara Çayı, Dimçay, Manavgat Irmağı, Köprüçay, Eşençay ve Devrense Çayı'dır. Yörenin bitki örtüsünü oluşturan maki türleri Toroslar'ın etekleri boyunca ve yamaçlarında 300 m.ye kadar görülürler. Bu türler arasında ladin, katran ardıcı, mersin ve kocayemiş sayılabilir. Antalya ilinde iki iklim hüküm sürer. Sahil bölgesinde tipik Akdeniz iklimi: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. Yukarı bölgede Akdeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi arasında geçiş teşkil eden kara iklimi hakimdir.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|
|
|
#38 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
ŞARAPSA HANI
Alanya’nın 13 kilometre batısında şehirlerarası karayolu üzerinde 13. yüzyıldan kalma bir yapıdır. 1236-1246 yılları arasında Selçuklu Sultanı olan Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tarihi ipek yolu üzerinde kervansaray olarak yaptırılmıştır. Bir dönüme yakın araziye inşa edilen yapının duvarları iri kesme taşlarla örülüdür. Orta çağın önemli konaklama merkezlerinden bir olan kervansaray günümüzde eğlence merkezi olarak kullanılmaktadır. ALARA KALESİ Alara Kalesi, Alanya’nın 37 kilometre batısında, denizden 9 kilometre içeride Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. İpekyolu üzerindeki kalenin işlevi, Alara Çayı kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini sağlamaktır. Kale 200 metreden 500 metreye kadar çıkan sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur. Görkemli bir görüntüsü vardır. Dış ve iç kale olarak iki kısımdır. 120 basamaklı karanlık bir dehlizden kalenin içine girilir. Ören yeri olarak düzenlenerek ziyarete açılmadığı için yaban otları ve yıkıntılara dikkat etmek gerekir. Kalenin içinde kayalar oyularak tüneller yapılmıştır. Kalıntılar arasında küçük bir saray, kale görevlilerinin odaları, cami ve hamam vardır. Surları ve patikaları izleyerek Alara Kalesi’nin zirvesine çıkmak isteyenlerin en az bir saatlik tırmanışı göze almaları ve buna göre donanımlı olmaları gerekir. Zirvedeki manzara ise yorgunluğa değecektir. ALARAHAN Alara Kalesi’ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara Çayı kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin metrekare üzerine kervansaray olarak inşa edilmiştir. 1231 yılında yapılan han birkaç yıl önce onarılmış ve bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi günümüzde de özelliğini korumaktadır. Kervansarayın ikinci kapısı, yolcuların kalacağı mekanlara açılır. Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur. Kervansarayın içinde çeşme, mescit ve hamam vardır. Yapının onarımı sırasında ortaya çıkan taş ustaların imzaları da dikkat çekicidir. Alaaddin Keykubat, Alanya’daki kitabelerde kendisini “Kara ve iki denizin sultanı, Arap ve Acem ülkesinin sahibi” olarak nitelerken, Alarahan’daki kitabesinde “Rum, Şam, Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi” ünvanını da almıştır. Alarahan’a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı sıra Alara Çayı’nın kenarındaki küçük kır lokantalarında da yemek yenilebilir ve servis yapılıncaya kadar çayda yüzülebilir. KARGI HAN Alanya’nın batısında, Kargı çayının kuzeyindedir. Hanın kitabesi olmadığı için yapım yılı hakkında bilgi yoktur. 46 metre eninde, 50 metre boyunda taş yapıdır. Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Akdeniz ile İç Anadolu’yu bağlayan yol üzerinde, Kesikbel mevkiinde kervansaray olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Odalarının hepsinin tavanında hava bacaları bulunmaktadır ve odalar orta avlunun etrafında sıralanmıştır. Kapının karşısında taştan oyulmuş sabit hayvan yemlikleri bulunur. Yapı harap durumdadır.
___________________________________________________________________________
ÇöL FıRtInAsI Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
|
|
|