eLa GöZLüM
05-02-2008, 07:57 PM
THE PAST TENSES - GEÇMİŞ ZAMANLAR
Bu grubun içinde iki zaman vardır.
a. the simple past tense - geçmiş zaman (di'li)
b. the past continuous tense - sürekli geçmiş zaman
Bu zamanları da çok kısa bir şekilde ve örnekleriyle görelim :
the simple past tense - geçmiş zaman
Özneden sonra fiil, düzenli fiiller grubundansa, -ed eki almış olarak, düzensiz fiiller grubundansa, ikinci şekliyle, yani geçmiş zaman şekli getirilerek geçmiş zaman kipi yapılmış olur.
I walked to the window. Pencereye yürüdüm.
She drank some wine. Biraz şarap içti.
We cleaned the table. Masayı temizledik.
They wrote letters. Mektuplar yazdılar.
Bu cümleleri soru yapmak için cümle başına (do yardımcı fiilinin geçmiş şekli olan) did getirilir. Olumsuz yapmak için fiilin önüne did not getirilir. Cümleye bu ilaveler yapılırken esas fiil düzenli bir fiilse ed ilavesi kalkar, düzensiz bir fiilse geçmiş zaman için kullanılan ikinci şeklinden çıkıp ilk şekli olan yalın hale (infinitive) döner.
Did I walk to the window? Pencereye yürüdüm mü?
Did she drink any water? Hiç su içti mi?
Did we clean the table? Masayı temizledik mi?
Did they write letters? Mektuplar yazdılar mı?
I did not walk to the window. Pencereye yürümedim.
She did not drink any water. Hiç su içmedi.
We did not clean the table. Masayı temizlemedik.
They did not write letters. Mektuplar yazmadılar.
the past continuous tense - sürekli geçmiş zaman
Ing eki almış esas fiil önüne to be yardımcı fiilinin geçmiş zaman halleri getirilirse sürekli geçmiş zaman kipi oluşur. To be fiilinin geçmiş zaman şekilleri was ve were'dir. Özne tekilse was, çoğulsa were kullanılır.
I was walking. Yürüyordum.
He was resting. İstirahat ediyordu.
You were swimming in the pool. Yüzme havuzunda yüzüyordunuz.
They were building a bridge. Bir köprü yapıyorlardı.
Bu cümleleri soru yapmak için to be yardımcı fiili (was, were) cümlenin başına getirilir. Olumsuz yapmak için to be ile esas fiil arasına not konulur.
Was I walking? Yürüyor muydum?
Was he resting? İstirahat ediyor muydu?
Were you swimming in the pool? Yüzme havuzunda yüzüyor muy-
dunuz?
Were they building a bridge? Bir köprü yapıyorlar mıydı?
I was not walking. Yürümüyordum.
He was not resting. İstirahat etmiyordu.
You were not swimming in the Yüzme havuzunda yüzmüyordunuz.
pool.
They were not building a bridge. Bir köprü yapmıyorlardı.
THE PERFECT TENSES - BİTMİŞ ZAMANLAR
Bu grubun içinde altı zaman vardır.
a. the present perfect tense - şimdiki bitmiş zaman
b. the past perfect tense - geçmişte bitmiş zaman
c. the present perfect continuous tense - sürekli şimdiki
bitmiş zaman
d. the past perfect continuous tense - sürekli geçmişte
bitmiş zaman
e. the future perfect tense - gelecekte bitmiş zaman
f. the future perfect continuous tense - sürekli gelecekte
bitmiş zaman
Bunları da kısaca örneklerle verelim.
the present perfect tense - şimdiki bitmiş zaman
Bu kipte, fiilin üçüncü şekli yani "past participle - geçmiş zaman ortacı" ile onun önünde have yardımcı fiili kullanılır. Bilindiği gibi düzenli fiillerin üçüncü şekilleri "ed" ekiyle yapılır, düzensizlerin üçüncü şekilleri ise ayrı olarak mevcuttur. Bunlar 112-116 sayfalarda bir liste halinde görülmektedir.
Have yardımcı fiili, cümlenin öznesi tekilse has şekline girer.
I have finished my work. İşimi bitirdim.
She has seen the visitors. Ziyaretçileri gördü.
You have taken their pens. Onların kalemlerini aldın.
He has changed his mind. Fikrini değiştirdi.
They have gone to Paris. Paris'e gittiler.
Bu cümleleri soru yapmak için have yardımcı fiili cümlenin başına getirilir, olumsuz yapmak için esas fiille have arasına not konulur.
Have I finished my work? İşimi bitirdim mi?
Has she seen the visitors? Ziyaretçileri gördü mü?
Have you taken their pens? Onların kalemlerini aldın mı?
Has he changed his mind? Fikrini değiştirdi mi?
Have they gone to Paris? Paris'e gittiler mi?
I have not finished my work. İşimi bitirmedim.
She has not seen the visitors. Ziyaretçileri görmedi.
You have not taken their pens. Onların kalemlerini almadın.
He has not changed his mind. Fikrini değiştirmedi.
They have not gone to Paris. Paris'e gitmediler.
the past perfect tense - geçmişte bitmiş zaman
Fiillerin üçüncü şekli "past participle - geçmiş zaman ortacı" önünde have yardımcı fiilinin geçmiş şekli olan had kullanmak suretiyle yapılır. Had her türlü özne önünde aynı kalır. Tekil ve çoğul için değişmez.
You had accepted his offer. Onun teklifini kabul etmiştin.
She had washed the towels. Havluları yıkamıştı.
We had eaten the sweets. Tatlıları yemiştik.
He had broken your glass. Sizin bardağınızı kırmıştı.
Bu cümleleri soru yapmak için had yardımcı fiili cümlenin başına getirilir, olumsuz yapmak için esas fiille had arasına not konulur.
Had you accepted his offer? Onun teklifini kabul etmiş miydin?
Had she washed the towels? Havluları yıkamış mıydı?
Had we eaten the sweets? Tatlıları yemiş miydik?
Had he broken your glass? Sizin bardağınızı kırmış mıydı?
You had not accepted his offer. Onun teklifini kabul etmemiştin.
She had not washed the towels. Havluları yıkamamıştı.
We had not eaten the sweets. Tatlıları yememiştik.
He had not broken your glass. Sizin bardağınızı kırmamıştı.
the present perfect continuous tense -
sürekli şimdiki bitmiş zaman
Fiilin ing eki almış şekli önünde have ve to be yardımcı fiillerinin birlikte kullanılmasıyla yapılır.
To be fiilinin bu kipte kullanılan şekli been'dir. Have fiili tekil öznelerle has, çoğul öznelerle have şeklinde olur.
You have been waiting for hours. Saatlerdir bekliyorsun. (beklemek-
tesin.)
She has been cleaning the Halıları temizliyor. (temizlemekte.)
carpets.
They have been working on a Bir proje üzerinde çalışıyorlar.
project.
He has been typing my letters. Mektuplarımı daktilo ediyor.
Bu cümleleri soru yapmak için have yardımcı fiili cümlenin başına alınır, olumsuz yapmak için not sözcüğü have ile been arasına getirilir.
Have you been waiting for hours? Saatlerdir bekliyor musun?
Has she been cleaning the Halıları temizliyor mu?
carpets?
Have they been working on a Bir proje üzerinde çalışıyorlar mı?
project?
Has he been typing my letters? Mektuplarımı daktilo ediyor mu?
You have not been waiting for Saatlerdir beklemiyorsun.
hours.
She has not been cleaning the Halıları temizlemiyor.
carpets.
They have not been working Bir proje üzerinde çalışmıyorlar.
on a project.
He has not been typing my Mektuplarımı daktilo etmiyor.
letters.
the past perfect continuous tense -
sürekli geçmişte bitmiş zaman
Fiilin ing eki almış şekli önünde have yardımcı fiilinin had şekliyle to be yardımcı fiilinin been şeklinin birlikte kullanılmasiyle yapılır. Had ve been her türlü özne için aynı kalırlar.
I had been sleeping. Uyumaktaydım.
He had been reading. Okumaktaydı.
We had been trying to repair Makineyi tamir etmeye çalışmaktay-
the machine. dık.
They had been drinking. İçmekteydiler.
Soru haline sokmak için had cümle başına alınır, olumsuz yapmak için had ile been arasına not sözcüğü yerleştirilir.
Had you been sleeping? Uyumakta mıydın?
Had he been reading? Okumakta mıydı?
Had we been trying ta repair Makineyi tamir etmeye çalışmakta
the machine? mıydık?
Had they been drinking? İçmekte miydiler?
You had not been sleeping. Uyumakta değildin.
He had not been reading. Okumakta değildi.
We had not been trying to Makineyi tamir etmeye çalışıyor
repair the machine. değildik.
They had not been drinking. İçmekte değildiler.
the future perfect tense - gelecekte bitmiş zaman
Fiillerin üçüncü şekli ile shall (will) ve have yardımcı fiillerinin birlikte kullanılmasıyla yapılır.
I shall have finished the book. Kitabı bitirmiş olacağım.
You will have learnt. Öğrenmiş olacaksın.
He will have eaten the food. Yiyeceği yemiş olacak.
They will have seen everything. Her şeyi görmüş olacaklar.
Soru hali shall (will) cümle başına alınarak, olumsuzluk shall (will) ile have arasına not konularak yapılır.
Shall I have finished the book? Kitabı bitirmiş olacak mıymı?
Will you have learnt? Öğrenmiş olacak mısınız?
Will he have eaten the food? Yiyeceği yemiş olacak mı?
Will they have seen everything? Her şeyi görmüş olacaklar mı?
I shall not have finished the book Kitabı bitirmiş olmayacağım.
You will not have learnt. Öğrenmiş olmayacaksın.
He will not have eaten the food. Yiyeceği yemiş olmayacak.
They will not have seen every- Her şeyi görmüş olmayacaklar.
thing.
the future perfect continuous tense -
sürekli gelecekte bitmiş zaman
ing eki almış fiilin önünde shall (will), have ve to be fiillerinin üçünün birden kullanılmasiyle yapılır. Özneye uygun shall (will) yardımcı fiillerinden biri alındıktan sonra have getirilir. Bundan sonra da to be yardımcı fiilinin been şekli konulur.
I shall have been working. Çalışıyor olacağım.
She will have been singing. Şarkı söylüyor olacak.
You will have been running. Koşuyor olacaksınız.
They will have been playing. Oynuyor olacaklar.
Soru şekli için shall (will) cümle başına alınır, olumsuzluk için shall (will) ile have arasına not konulur.
Shall I have been working? Çalışıyor olacak mıyım?
Will she have been singing? Şarkı söylüyor olacak mı?
Will you have been running? Koşuyor olacak mısınız?
Will they have been playing? Oynuyor olacaklar mı?
I shall not have been working. Çalışıyor olmayacağım.
She will not have been singing. Şarkı söylüyor olmayacak.
You will not have been running. Koşuyor olmayacaksınız.
They will not have been playing. Oynuyor olmayacaklar.
Bu fiil zamanı İngilizcede pek az kullanılır.
THE FUTURE TENSES - GELECEK ZAMANLAR
Bu grubun içinde iki kip ile bunlara ilaveten going to yapısı vardır.
a. the future tense - gelecek zaman
b. the future continuous tense - sürekli gelecek zaman
c. going to form - going to yapısı
Bunları da teker teker ele alarak kısaca bilgi verelim:
the future tense - gelecek zaman
Bu zaman kök halinde "infinitive - mastar" fiil önüne shall (will) yardımcı fiilini getirmek suretiyle yapılır. Özne I ve we ise shall, bunlar dışında will kullanılır. (Fakat I ve we ile de çoğu kez will kullanıldığı görülür.)
I shall understand it. Onu anlayacağım.
You will like them. Onları seveceksin.
He will buy a boat. Bir kayık alacak.
They will come again. Tekrar gelecekler.
Soru yapmak için shall (will) cümle başına getirilir, olumsuzluk için shall (will) ile esas fiil arasına not konulur.
Shall I understand it? Onu anlayacak mıyım?
Will you like them? Onları sevecek misin?
Will he buy a boat? Bir kayık alacak mı?
Will they come again? Tekrar gelecekler mi?
I shall not understand it. Onu anlamayacağım.
You will not like them. Onları sevmeyeceksin.
He will not buy a boat. Bir kayık almayacak.
They will not come again. Tekrar gelmeyecekler.
the future continuous tense - sürekli gelecek zaman
ing eki almış fiil önüne to be yardımcı fiilinin be şekli ile shall (will) getirmek suretiyle yapılır.
I shall be waiting for you. Seni bekliyor olacağım.
She will be sweeping the room. Odayı süpürüyor olacak.
You will be sleeping then. O zaman uyuyor olacaksın.
It will be eating the food. Yiyeceği yiyor olacak.
Soru yapmak için shall (will) cümle başına alınır, olumsuz yapmak için shall (will) ile be arasına not konulur.
Shall I be waiting for you? Seni bekliyor mu olacağım?
Will she be sweeping the room? Odayı süpürüyor mu olacak?
Will you be sleeping then? O zaman uyuyor mu olacaksın?
Will it be eating the food? Yiyeceği yiyor mu olacak?
I shall not be waiting for you. Seni bekliyor olmayacağım.
She will not be sweeping the Odayı süpürüyor olmayacak.
room.
You will not be sleeping then. O zaman uyuyor olmayacaksın.
It will not be eating the food. Yiyeceği yiyor olmayacak.
going to form - going to yapısı
Yalın halde bir fiilin önüne going to getirilirse gelecek zaman ifadesi veren bir yapı kurulmuş olur. Bu yapıda going to'dan önce cümlenin öznesine uygun to be fiili kullanılır: I için am, tekil özne için is, çoğul özne için are.
Türkçe'ye future tense - gelecek zaman gibi çevrilen going to yapısı anlam bakımından ondan biraz farklıdır.
I am going to sell my carpet. Halımı satacağım.
He is going to make a toy. Bir oyuncak yapacak.
We are going to pay the bill. Hesabı ödeyeceğiz.
They are going to clean the Evi temizleyecekler.
house.
Soru haline sokmak için cümledeki to be fiili başa getirilir, olumsuzluk için not sözcüğü to be ile going arasına yerleştirilir.
Am I going to sell my carpet? Halımı satacak mıyım?
Is he going to make a toy? Bir oyuncak yapacak mı?
Are we going to pay the bill? Hesabı ödeyecek miyiz?
Are they going to clean the Evi temizleyecekler mi?
house?
I am not going to sell my carpet. Halımı satmayacağım.
He is not going to make a toy. Bir oyuncak yapmayacak.
We are not going to pay the bill. Hesabı ödemeyeceğiz.
They are not going to clean the Evi temizlemeyecekler.
house.
__________________
THE AUXILIARIES - YARDIMCI FİİLLER
Yardımcı fiiller hakkında daha önce genel bir fikir verdik. Burada her bir yardımcı fiili tekrar ele alarak daha ayrıntılı bilgi vereceğiz.
Yardımcı fiillerden be, have ve do temel yardımcı fiiller (primary auxiliaries) diye adlandırılırlar. Bunların kullanılış alanı çoktur. Birçok zamanların yapılmasında kullanılırlar.
Bunlar dışındaki yardımcı fiillere kip belirteçleri (modals) denir. Birlikte kullanıldıkları fiilin anlamı üzerinde değişiklik yaparlar.
Bu konuda şunu da ilave edelim: Yardımcı fiiller bölümünde incelediğimiz bu fiillerin bir kısmı ayrıca olağan fiii olarak da kullanılırlar. Her bir fiili incelerken bunları da belirteceğiz.
__________________
TO HAVE To have yardımcı fiilinin, 1. infinitive - mastar, past tense - geçmiş zaman, past participle - geçmiş zaman ortacı şekilleri şunlardır: 1 2 3 have had had Aşağıdaki tablolarda to have fiilinin şimdiki zaman ve geçmiş zaman halinde çekimlerini görüyoruz. şimdiki zaman olumlu normal şekil kısaltılmış şekil anlamı I have I've benim var you have you've senin var he has he's onun var she has she's onun var it has it's onun var we have we've bizim var you have you've sizin var they have they've onların var soru soru şekli anlamı have I? benim var mı? have you? senin var mı? has he? onun var mı? has she? onun var mı? has it? onun var mı? have we? bizim var mı? have you? sizin var mı? have they? onların var mı? olumsuz normal şekil birinci kısaltma ikinci kısaltma anlamı şekli şekli I have not I haven't I've not benim yok you have not you haven't you've not senin yok he has not he hasn't he's not onun yok she has not she hasn't she's not onun yok it has not it hasn't it's not onun yok we have not we haven't we've not bizim yok you have not you haven't you've not senin yok they have not they haven't they've not onların yok olumsuz soru normal şekil kısaltılmış şekil anlamı have I not? haven't I? benim yok mu? have you not? haven't you? senin yok mu? has he not? hasn't he? onun yok mu? has she'not? hasn't she? onun yok mu? has it not? hasn't it? onun yok mu? have we not? haven't we? bizim yok mu? have you not? haven't you? sizin yok mu? have they not? haven't they? onların yok mu? Kısaltmaların sadece olumlu ve olumsuz cümlelerde yapılabildiğini, soru halindeki cümlelerde kısaltma olmadığını görüyoruz. geçmiş zaman olumlu normal şekli kısaltılmış şekil anlamı I had I'd benim vardı you had you'd senin vardı he had he'd onun vardı she had she'd onun vardı it had it'd onun vardı we had we'd bizim vardı you had you'd sizin vardı they had they'd onların vardı soru soru şekli anlamı had I? benim var mıydı? had you? senin var mıydı? had he? onun var mıydı? had she? onun var mıydı? had it? onun var mıydı? had we? bizim var mıydı? had you? sizin var mıydı? had they? onların var mıydı? olumsuz normal şekil 1. kısaltma 2. kısaltma anlamı I had not I hadn't I'd not benim yoktu you had not you hadn't you'd not senin yoktu he had not he hadn't he'd not onun yoktu she had not she hadn't she'd not onun yoktu it had not it hadn't it'd not onun yoktu we had not we hadn't we'd not bizim yoktu you had not you hadn't you'd not sizin yoktu they had not they hadn't they'd not onların yoktu Olumsuzda ikinci kısaltma şeklinde got fiili kullanılır. (I'd not got, he'd not got, we'd not got) olumsuz soru normal şekil kısaltılmış şekil anlamı had I not? hadn't I? benim yok muydu? had you not? you hadn't you? senin yok muydu? had he not? hadn't he? onun yok muydu? had she not? hadn't she? onun yok muydu? had it not? hadn't it? onun yok muydu? had we rot? hadn't we? bizim yok muydu? had you not? hadn't you? sizin yok muydu? had they not? hadn't they? onların yoktu? To have fiili olağan bir fiil olarak diğer zamanlarda da kullanılır. Aynen onların uyduğu kurallara göre çekimlenir. (to have) fiilinin yardımcı fiil olarak kullanılışı 1. to have fiili, fiillerin üçüncü şekilleriyle, yani "past participle - geçmiş zaman ortacı" ile birlikte "perfect tenses - bitmiş zamanlar" oluşturur. Bu zamanlar şunlardır: the present perfect tense şimdiki bitmiş zaman the past perfect tense geçmişte bitmiş zaman the future perfect tense gelecekte bitmiş zaman I have seen your brother. Erkek kardeşini gördüm. He has carried all the wood. Bütün odunu taşıdı. She had learnt all the words. Bütün sözcükleri öğrenmişti. The girl had worked all day Kız bütün gün boyu çalışmıştı. long. We shall have seen the result. Sonucu görmüş olacağız. They will have finished the Kitabı bitirmiş olacaklar. book. 2. to'lu bir mastar önünde zorunluluk ifade eder. O fiilin gösterdiği eylemin yapılmasının zorunlu olduğunu belirtir. Bu anlamı must yardımcı fiiline çok yakındır, fakat aynı değildir. Have to ile gösterilen zorunluluk sözü söyleyenin isteği değil, kural veya içinde bulunulan durumun yani dış etkenlerin ortaya koyduğu bir zorunluluktur. You must go. Gitmelisin. sözü bunu söyleyenin ortaya koyduğu bir zorunluluğu göstermektedir. Bir nevi "Ben gitmeni istiyorum." anlamındadır. You have to go. Gitmelisin. sözünde ise gitme zorunluluğunu dış etkenler ortaya çıkarmaktadır. Bu sözde "gitmen kurallar veya program gereğidir." gibi bir zorunluluk anlamı vardır. She has to answer all the Bütün sorulara cevap vermek questions. zorundadır. They have to shut the doors at Kapıları saat altıda kapamak zorun- six o-clock. dadırlar. We have to clean the kitchen Mutfağı her sabah temizlemek zo- every morning. rundayız. The students have to stand up Öğretmen geldiği zaman öğrenciler when the teacher comes. ayağa kalkmak zorundadırlar. I have to buy a new hat. Yeni bir şapka almak zorundayım. Özne tekil olduğu zaman have'in has şeklinin kullanıldığına dikkat ediniz. Have to'nun geçmiş zaman şekli had to'dur. I have to write my name. Adımı yazmalıyım. (Yazmak zorundayım.) I had to write my name. Adımı yazmak zorunda kaldım. She had to change her dress. Elbisesini değiştirmek zorunda kaldı. Philip had to pay ten pounds. Philip on paund ödemek zorunda kaldı. We had to give it back. Onu geri vermek zorunda kaldık. have got to, had got to Have to ve had to yapısının içine anlama hiç zarar vermeden got sözcüğü girebilir. Bu şekil kullanışa çok rastlanır. We have to show our passports. Pasaportlarımızı göstermek zorun- dayız. We have got to show our Pasaportlarımızı göstermek zorun- passports. dayız. She has got to answer in English. İngilizce olarak cevap vermek zo- rundadır. They had got to pay for the Hasarı ödemek zorunda kaldılar. damage. I had got to be at school at Saat sekizde okulda olmak zorunda eight o'clock. kaldım. He has got to get up early. Erken kalkmak zorundadır. He had got to get up early. Erken kalkmak zorunda kaldı. Have got to, had got to yapısı kullanıldığı zaman çoğunlukla have (had) özne ile birleştirilerek kısaltılır. I've got to see them every Onları her sabah görmek zorunda- morning. yım. She'd got to take the children Çocukları okula götürmek zorun- to school. da kaldı. We've got to take this medicine Bu ilacı düzenli olarak almak zorun- regularly. dayız. They'd got to clean the rifles Silahları sık sık temizlemek zorunda often. kaldılar. soru ve olumsuz yapma Have to ile yapılmış cümleler iki şekilde soru ve olumsuz yapılabilir: 1. yardımcı fiiller kurallarına göre, 2. olağan fiiller kurallarına göre. Yardımcı fiil kurallarına göre yapıldığı zaman, have (had) cümle başına alı-narak soru, have'den sonra not kullanılarak olumsuz olurlar. Bu durum, yapı içinde got olsun olmasın fark etmez. Zira yukarıda belirttiğimiz gibi, cümleye got ilave edilmesi anlamda değişme yapmaz. He has to eat fruit. Meyve yemek zorundadır. Has he to eat fruit? Meyve yemek zorunda mıdır? Has he got to eat fruit? Meyve yemek zorunda mıdır? He hasn't to eat fruit. Meyva yemek zorunda değildir. He hasn't got to eat fruit. Meyve yemek zorunda değildir. They had to break the box. Kutuyu kırmak zorunda kaldılar. Had they to break the box? Kutuyu kırmak zorunda mı kaldılar? Had they got to break the box? Kutuyu kırmak zorunda mı kaldılar? They hadn't got to break the Kutuyu kırmak zorunda kalmadılar. box. Olağan fiil kurallarına göre soru ve olumsuz yapıldığı zaman do yardımcı fiilinden yararlanılır. Do cümle başına alınarak soru, have'den önce do not getirilerek olumsuz yapılır. Cümle geçmiş zaman halindeyse, yani had kullanılmışsa soru ve olumsuz yaparken do'nun geçmiş hali olan did kullanılır ve had yerini have'e bırakır. Önemli olan bir nokta da şudur: do (did) ile soru ve olumsuz yapma durumlarında cümlede got kullanılmaz. You have to sign these papers. Bu kâğıtları imzalamalısın. Do you have to sign these Bu kâğıtları imzalamak zorunda mı- papers? sın? You don't have to sign these Bu kâğıtları imzalamak zorunda de- papers. ğilsin. She has to feed the dog. Köpeği beslemelidir. Does she have to feed the dog? Köpeği beslemek zorunda mıdır? She doesn't have to feed the dog. Köpeği beslemek zorunda değildir. Öznenin tekil olması nedeniyle kullanılan has, cümleye do girmesiyle have şekline girmekte, do fiili bu durumda does almaktadır. Bunu son örnekte görüyoruz. Bu iki şekil soru ve olumsuzluk yapma arasındaki küçük anlam farkı şudur: Do ile yapılan soru ve olumsuzluk cümlelerinde daha sürekli bir zarunluluk ifadesi vardır. Diğer şekilde ise daha çok bir kerelik zorunluluk anlatılır. Do you have to water the Çiçekleri sulamak zorunda mısın? flowers? (her zaman) Have you to water the flowers? Çiçekleri sulamak zorunda mısın? (şimdi) You don't have to water the Çiçekleri sulamak zorunda değilsin. flowers. (hiçbir zaman) You haven't to water the Çiçekleri sulamak zorunda değilsin. flowers. (şimdi) Did he have to brush his shoes? Ayakkabılarını fırçalamak zorunda mıydı? (her zaman) Had he to brush his shoes? Ayakkabılarını fırçalamak zorunda mı kaldı? (bir kerelik) He didn't have to brush his Ayakkabılarını fırçalamak zorunda shoes. değildi. (hiçbir zaman) He hadn't to brush his shoes. Ayakkabılarını fırçalmak zorunda kalmadı. (o sefer için) 3. başkasına yaptırılan işlerin anlatımı için have Başka kişilere yaptırılan işleri anlatmak için have fiilinden sonra tümleç ve ondan sonra da yaptırılan eylemi bildiren fiilin geçmiş zaman ortacı kullanılır. I have my room swept. Odamı süpürtürüm. I had my room swept. Odamı süpürttüm. I will have my room swept. Odamı süpürteceğim. I am having my room swept. Odamı süpürtüyorum. She has her hair dyed once a Saçını ayda bir boyatır. month. She had her hair cut yesterday. Saçını dün kestirdi. We'll have our clock repaired. Saatimizi tamir ettireceğiz. He had it translated into English. Onu İngilizceye çevirtti. They had the car washed. Otomobili yıkattılar. You have your carpets cleaned Halılarınızı sık sık yıkatırsınız. often. I had it brought on a tray. Onu bir tepside getirttim. They have the wine sent Şarabı Fransa'dan göndertirler. from France. Bu yapıda have yerine get kullanılabilir. She gets the windows cleaned Pencereleri her gün temizletir. every day. I got the books placed on the Kitapları raflara yerleştirttim. shelves. Bu cümlelerin soru ve olumsuz halleri do yardımcı fiiliyle yapılır. You have your shoes mended. Ayakkabılarını tamir ettirirsin. Do you have your shoes mended? Ayakkabılarını tamir ettirir misin? You don't have your shoes Ayakkabılarını tamir ettirmezsin. mended. She had the furniture changed. Mobilyayı değiştirtti. Did she have the furniture Mobilyayı değiştirtti mi? changed? She didn't have the furniture Mobilyayı değiştirtmedi. changed. They had the coffee brought Kahveyi bahçeye getirttiler. to the garden. Did they have the coffee brought Kahveyi bahçeye getirttiler mi? to the garden? They didn't have the coffee Kahveyi bahçeye getirtmediler. brought to the garden. We get the children vaccinated. Çocukları aşılatırız. Do we get the children Çocukları aşılatır mıyız? vaccinated? We don't get the children Çocukları aşılatmayız. vaccinated. (to have) fiilinin olağan fiil olarak kullanılması Bu fiilin temel anlamı "sahip olmak"tır. Türkçeye çevrilirken çoğu zaman "benim var, senin var" şekli uygun olur. I have green eyes. Yeşil gözlerim var. She has a big nose. Onun büyük bir burnu var. We have two houses. İki evimiz var. He had three sisters. Üç kız kardeşi vardı. They had a small car. Küçük bir arabaları vardı. have, have got Have ile got'un bu anlamda birlikte kullanılması özellikle konuşma dilinde çok görülen bir şekildir. Anlamı aynıdır. She has got a big nose. Onun büyük bir burnu var. We have got two houses. İki evimiz var. They had got a small car Küçük bir arabaları vardı. I have got a lot of books. Çok kitabım var. He had got a villa in the forest. Ormanda bir villası vardı. soru ve olumsuz yapmada İngiltere ve diğer ülkeler farkı Have (have got)'un "sahip olmak" anlamında bir olağan fiil olarak kullanıldığı bu cümleler İngilizler tarafından, have cümle başına alınarak soru, have'den sonra not getirilerek olumsuz hale sokulurlar. She has got blue eyes. Mavi gözleri var. Has she blue eyes? Mavi gözleri mi var? She hasn't blue eyes. Mavi gözleri yok. We have got two cars. İki arabamız var. Have we two cars? İki arabamız mı var? We haven't two cars. İki arabamız yok. They had got a big flat. Büyük bir daireleri vardı. Had they got a big flat? Büyük bir daireleri var mıydı? They hadn't got a big flat. Büyük bir daireleri yoktu. He had got eleven teeth. On bir dişi vardı. Had he got eleven teeth? On bir disi mi vardı? He hadn't got eleven teeth. On bir dişi yoktu. İngiltere'de yukarıda görüldüğü gibi soru ve olumsuzluk hali yapılmasına karşın Amerika ve ana dili İngilizce olan diğer ülkelerde bu durum do ile yapılır. You have a good teacher. İyi bir öğretmeniniz var. Do you have a good teacher? İyi bir öğr etmeniniz var mı? You don't have a good teacher. İyi bir öğretmeniniz yok. He has black glasses. Siyah gözlükleri var. Does he have black glasses? Siyah göziükleri mi var? He doesn't have black glasses. Siyah gözlükleri yok. They had five children. Beş çocukları vardı. Did they have five children? Beş çocukları mı vardı? They didn't have five children. Beş çocukları yoktu. She had long fingers. Uzun parmakları vardı. Did she have long fingers? Uzun parmakları mı vardı? She didn't have long fingers. Uzun parmakları yoktu. We have got many friends here. Burada birçok arkadaşlarımız var. Do we have many friends here? Burada birçok arkadaşlarımız var mı? We don't have many friends here. Burada birçok arkadaşlarımız yok. Soru ve olumsuzun do ile yapılması halinde cümlede got kullanılamaz. Son örnekte olumlu cümledeki got'un soru ve olumsuz halde kullanılmadığını görüyoruz. to have (a meal, a drink, a bath, a swim, a walk, a difficulty, a good time etc.) Have fiili "yemek, içmek, almak, yapmak, vermek, geçirmek, bir durumla karşılaşmak" gibi çeşitli anlamlar da verir. Bu durumda got kullanılamaz. Soru ve olumsuzluk halleri do ile yapılır. to have a meal (lunch, dinner) yemek yemek (öğle yemeği, akşam yemeği) We'll have lunch at one o'clock. Saat birde öğle yemeği yiyeceğiz. to have a drink içki almak, bir şeyler içmek Why don't you have a drink? Niye bir içki almıyorsun? to have a bath banyo yapmak Did you have a bath this Bu sabah banyo yaptın mı? morning? to have a swim yüzmek We don't have a swim when it Hava soğuk olduğu zaman is cold. yüzmeyiz. to have a walk yürüyüş yapmak Let's have a walk along the Sahil boyunca yürüyüş yapalım. shore. to have difficulty zorluk çekmek We had difficulty in finding Yolumuzu bulmakta güçlük our way. çektik. to have a good time iyi (hoş) vakit geçirmek They had a good time with their Arkadaşlarıyla iyi vakit geçirdiler. friends. She had a good time at the Piknikte iyi vakit geçirdi. picnic. Bu anlamda have fiili to be fiili ile birlikte ing'li şekilde de kullanılabilir. They are having a party in the Şimdi bahçede bir parti veri- garden now. yorlar. She is having a bath just now. Tam şimdi banyo yapıyor. We are having a lesson. Bir ders yapmaktayız. We are having difficulty in Onları anlamakta güçlük çekiyoruz. understanding them. Are they having a drink on the Balkonda içki mi içiyorlar? balcony? He isn't having a walk with Diğerleriyle yürüyüş yapmıyor. the others.
Bu grubun içinde iki zaman vardır.
a. the simple past tense - geçmiş zaman (di'li)
b. the past continuous tense - sürekli geçmiş zaman
Bu zamanları da çok kısa bir şekilde ve örnekleriyle görelim :
the simple past tense - geçmiş zaman
Özneden sonra fiil, düzenli fiiller grubundansa, -ed eki almış olarak, düzensiz fiiller grubundansa, ikinci şekliyle, yani geçmiş zaman şekli getirilerek geçmiş zaman kipi yapılmış olur.
I walked to the window. Pencereye yürüdüm.
She drank some wine. Biraz şarap içti.
We cleaned the table. Masayı temizledik.
They wrote letters. Mektuplar yazdılar.
Bu cümleleri soru yapmak için cümle başına (do yardımcı fiilinin geçmiş şekli olan) did getirilir. Olumsuz yapmak için fiilin önüne did not getirilir. Cümleye bu ilaveler yapılırken esas fiil düzenli bir fiilse ed ilavesi kalkar, düzensiz bir fiilse geçmiş zaman için kullanılan ikinci şeklinden çıkıp ilk şekli olan yalın hale (infinitive) döner.
Did I walk to the window? Pencereye yürüdüm mü?
Did she drink any water? Hiç su içti mi?
Did we clean the table? Masayı temizledik mi?
Did they write letters? Mektuplar yazdılar mı?
I did not walk to the window. Pencereye yürümedim.
She did not drink any water. Hiç su içmedi.
We did not clean the table. Masayı temizlemedik.
They did not write letters. Mektuplar yazmadılar.
the past continuous tense - sürekli geçmiş zaman
Ing eki almış esas fiil önüne to be yardımcı fiilinin geçmiş zaman halleri getirilirse sürekli geçmiş zaman kipi oluşur. To be fiilinin geçmiş zaman şekilleri was ve were'dir. Özne tekilse was, çoğulsa were kullanılır.
I was walking. Yürüyordum.
He was resting. İstirahat ediyordu.
You were swimming in the pool. Yüzme havuzunda yüzüyordunuz.
They were building a bridge. Bir köprü yapıyorlardı.
Bu cümleleri soru yapmak için to be yardımcı fiili (was, were) cümlenin başına getirilir. Olumsuz yapmak için to be ile esas fiil arasına not konulur.
Was I walking? Yürüyor muydum?
Was he resting? İstirahat ediyor muydu?
Were you swimming in the pool? Yüzme havuzunda yüzüyor muy-
dunuz?
Were they building a bridge? Bir köprü yapıyorlar mıydı?
I was not walking. Yürümüyordum.
He was not resting. İstirahat etmiyordu.
You were not swimming in the Yüzme havuzunda yüzmüyordunuz.
pool.
They were not building a bridge. Bir köprü yapmıyorlardı.
THE PERFECT TENSES - BİTMİŞ ZAMANLAR
Bu grubun içinde altı zaman vardır.
a. the present perfect tense - şimdiki bitmiş zaman
b. the past perfect tense - geçmişte bitmiş zaman
c. the present perfect continuous tense - sürekli şimdiki
bitmiş zaman
d. the past perfect continuous tense - sürekli geçmişte
bitmiş zaman
e. the future perfect tense - gelecekte bitmiş zaman
f. the future perfect continuous tense - sürekli gelecekte
bitmiş zaman
Bunları da kısaca örneklerle verelim.
the present perfect tense - şimdiki bitmiş zaman
Bu kipte, fiilin üçüncü şekli yani "past participle - geçmiş zaman ortacı" ile onun önünde have yardımcı fiili kullanılır. Bilindiği gibi düzenli fiillerin üçüncü şekilleri "ed" ekiyle yapılır, düzensizlerin üçüncü şekilleri ise ayrı olarak mevcuttur. Bunlar 112-116 sayfalarda bir liste halinde görülmektedir.
Have yardımcı fiili, cümlenin öznesi tekilse has şekline girer.
I have finished my work. İşimi bitirdim.
She has seen the visitors. Ziyaretçileri gördü.
You have taken their pens. Onların kalemlerini aldın.
He has changed his mind. Fikrini değiştirdi.
They have gone to Paris. Paris'e gittiler.
Bu cümleleri soru yapmak için have yardımcı fiili cümlenin başına getirilir, olumsuz yapmak için esas fiille have arasına not konulur.
Have I finished my work? İşimi bitirdim mi?
Has she seen the visitors? Ziyaretçileri gördü mü?
Have you taken their pens? Onların kalemlerini aldın mı?
Has he changed his mind? Fikrini değiştirdi mi?
Have they gone to Paris? Paris'e gittiler mi?
I have not finished my work. İşimi bitirmedim.
She has not seen the visitors. Ziyaretçileri görmedi.
You have not taken their pens. Onların kalemlerini almadın.
He has not changed his mind. Fikrini değiştirmedi.
They have not gone to Paris. Paris'e gitmediler.
the past perfect tense - geçmişte bitmiş zaman
Fiillerin üçüncü şekli "past participle - geçmiş zaman ortacı" önünde have yardımcı fiilinin geçmiş şekli olan had kullanmak suretiyle yapılır. Had her türlü özne önünde aynı kalır. Tekil ve çoğul için değişmez.
You had accepted his offer. Onun teklifini kabul etmiştin.
She had washed the towels. Havluları yıkamıştı.
We had eaten the sweets. Tatlıları yemiştik.
He had broken your glass. Sizin bardağınızı kırmıştı.
Bu cümleleri soru yapmak için had yardımcı fiili cümlenin başına getirilir, olumsuz yapmak için esas fiille had arasına not konulur.
Had you accepted his offer? Onun teklifini kabul etmiş miydin?
Had she washed the towels? Havluları yıkamış mıydı?
Had we eaten the sweets? Tatlıları yemiş miydik?
Had he broken your glass? Sizin bardağınızı kırmış mıydı?
You had not accepted his offer. Onun teklifini kabul etmemiştin.
She had not washed the towels. Havluları yıkamamıştı.
We had not eaten the sweets. Tatlıları yememiştik.
He had not broken your glass. Sizin bardağınızı kırmamıştı.
the present perfect continuous tense -
sürekli şimdiki bitmiş zaman
Fiilin ing eki almış şekli önünde have ve to be yardımcı fiillerinin birlikte kullanılmasıyla yapılır.
To be fiilinin bu kipte kullanılan şekli been'dir. Have fiili tekil öznelerle has, çoğul öznelerle have şeklinde olur.
You have been waiting for hours. Saatlerdir bekliyorsun. (beklemek-
tesin.)
She has been cleaning the Halıları temizliyor. (temizlemekte.)
carpets.
They have been working on a Bir proje üzerinde çalışıyorlar.
project.
He has been typing my letters. Mektuplarımı daktilo ediyor.
Bu cümleleri soru yapmak için have yardımcı fiili cümlenin başına alınır, olumsuz yapmak için not sözcüğü have ile been arasına getirilir.
Have you been waiting for hours? Saatlerdir bekliyor musun?
Has she been cleaning the Halıları temizliyor mu?
carpets?
Have they been working on a Bir proje üzerinde çalışıyorlar mı?
project?
Has he been typing my letters? Mektuplarımı daktilo ediyor mu?
You have not been waiting for Saatlerdir beklemiyorsun.
hours.
She has not been cleaning the Halıları temizlemiyor.
carpets.
They have not been working Bir proje üzerinde çalışmıyorlar.
on a project.
He has not been typing my Mektuplarımı daktilo etmiyor.
letters.
the past perfect continuous tense -
sürekli geçmişte bitmiş zaman
Fiilin ing eki almış şekli önünde have yardımcı fiilinin had şekliyle to be yardımcı fiilinin been şeklinin birlikte kullanılmasiyle yapılır. Had ve been her türlü özne için aynı kalırlar.
I had been sleeping. Uyumaktaydım.
He had been reading. Okumaktaydı.
We had been trying to repair Makineyi tamir etmeye çalışmaktay-
the machine. dık.
They had been drinking. İçmekteydiler.
Soru haline sokmak için had cümle başına alınır, olumsuz yapmak için had ile been arasına not sözcüğü yerleştirilir.
Had you been sleeping? Uyumakta mıydın?
Had he been reading? Okumakta mıydı?
Had we been trying ta repair Makineyi tamir etmeye çalışmakta
the machine? mıydık?
Had they been drinking? İçmekte miydiler?
You had not been sleeping. Uyumakta değildin.
He had not been reading. Okumakta değildi.
We had not been trying to Makineyi tamir etmeye çalışıyor
repair the machine. değildik.
They had not been drinking. İçmekte değildiler.
the future perfect tense - gelecekte bitmiş zaman
Fiillerin üçüncü şekli ile shall (will) ve have yardımcı fiillerinin birlikte kullanılmasıyla yapılır.
I shall have finished the book. Kitabı bitirmiş olacağım.
You will have learnt. Öğrenmiş olacaksın.
He will have eaten the food. Yiyeceği yemiş olacak.
They will have seen everything. Her şeyi görmüş olacaklar.
Soru hali shall (will) cümle başına alınarak, olumsuzluk shall (will) ile have arasına not konularak yapılır.
Shall I have finished the book? Kitabı bitirmiş olacak mıymı?
Will you have learnt? Öğrenmiş olacak mısınız?
Will he have eaten the food? Yiyeceği yemiş olacak mı?
Will they have seen everything? Her şeyi görmüş olacaklar mı?
I shall not have finished the book Kitabı bitirmiş olmayacağım.
You will not have learnt. Öğrenmiş olmayacaksın.
He will not have eaten the food. Yiyeceği yemiş olmayacak.
They will not have seen every- Her şeyi görmüş olmayacaklar.
thing.
the future perfect continuous tense -
sürekli gelecekte bitmiş zaman
ing eki almış fiilin önünde shall (will), have ve to be fiillerinin üçünün birden kullanılmasiyle yapılır. Özneye uygun shall (will) yardımcı fiillerinden biri alındıktan sonra have getirilir. Bundan sonra da to be yardımcı fiilinin been şekli konulur.
I shall have been working. Çalışıyor olacağım.
She will have been singing. Şarkı söylüyor olacak.
You will have been running. Koşuyor olacaksınız.
They will have been playing. Oynuyor olacaklar.
Soru şekli için shall (will) cümle başına alınır, olumsuzluk için shall (will) ile have arasına not konulur.
Shall I have been working? Çalışıyor olacak mıyım?
Will she have been singing? Şarkı söylüyor olacak mı?
Will you have been running? Koşuyor olacak mısınız?
Will they have been playing? Oynuyor olacaklar mı?
I shall not have been working. Çalışıyor olmayacağım.
She will not have been singing. Şarkı söylüyor olmayacak.
You will not have been running. Koşuyor olmayacaksınız.
They will not have been playing. Oynuyor olmayacaklar.
Bu fiil zamanı İngilizcede pek az kullanılır.
THE FUTURE TENSES - GELECEK ZAMANLAR
Bu grubun içinde iki kip ile bunlara ilaveten going to yapısı vardır.
a. the future tense - gelecek zaman
b. the future continuous tense - sürekli gelecek zaman
c. going to form - going to yapısı
Bunları da teker teker ele alarak kısaca bilgi verelim:
the future tense - gelecek zaman
Bu zaman kök halinde "infinitive - mastar" fiil önüne shall (will) yardımcı fiilini getirmek suretiyle yapılır. Özne I ve we ise shall, bunlar dışında will kullanılır. (Fakat I ve we ile de çoğu kez will kullanıldığı görülür.)
I shall understand it. Onu anlayacağım.
You will like them. Onları seveceksin.
He will buy a boat. Bir kayık alacak.
They will come again. Tekrar gelecekler.
Soru yapmak için shall (will) cümle başına getirilir, olumsuzluk için shall (will) ile esas fiil arasına not konulur.
Shall I understand it? Onu anlayacak mıyım?
Will you like them? Onları sevecek misin?
Will he buy a boat? Bir kayık alacak mı?
Will they come again? Tekrar gelecekler mi?
I shall not understand it. Onu anlamayacağım.
You will not like them. Onları sevmeyeceksin.
He will not buy a boat. Bir kayık almayacak.
They will not come again. Tekrar gelmeyecekler.
the future continuous tense - sürekli gelecek zaman
ing eki almış fiil önüne to be yardımcı fiilinin be şekli ile shall (will) getirmek suretiyle yapılır.
I shall be waiting for you. Seni bekliyor olacağım.
She will be sweeping the room. Odayı süpürüyor olacak.
You will be sleeping then. O zaman uyuyor olacaksın.
It will be eating the food. Yiyeceği yiyor olacak.
Soru yapmak için shall (will) cümle başına alınır, olumsuz yapmak için shall (will) ile be arasına not konulur.
Shall I be waiting for you? Seni bekliyor mu olacağım?
Will she be sweeping the room? Odayı süpürüyor mu olacak?
Will you be sleeping then? O zaman uyuyor mu olacaksın?
Will it be eating the food? Yiyeceği yiyor mu olacak?
I shall not be waiting for you. Seni bekliyor olmayacağım.
She will not be sweeping the Odayı süpürüyor olmayacak.
room.
You will not be sleeping then. O zaman uyuyor olmayacaksın.
It will not be eating the food. Yiyeceği yiyor olmayacak.
going to form - going to yapısı
Yalın halde bir fiilin önüne going to getirilirse gelecek zaman ifadesi veren bir yapı kurulmuş olur. Bu yapıda going to'dan önce cümlenin öznesine uygun to be fiili kullanılır: I için am, tekil özne için is, çoğul özne için are.
Türkçe'ye future tense - gelecek zaman gibi çevrilen going to yapısı anlam bakımından ondan biraz farklıdır.
I am going to sell my carpet. Halımı satacağım.
He is going to make a toy. Bir oyuncak yapacak.
We are going to pay the bill. Hesabı ödeyeceğiz.
They are going to clean the Evi temizleyecekler.
house.
Soru haline sokmak için cümledeki to be fiili başa getirilir, olumsuzluk için not sözcüğü to be ile going arasına yerleştirilir.
Am I going to sell my carpet? Halımı satacak mıyım?
Is he going to make a toy? Bir oyuncak yapacak mı?
Are we going to pay the bill? Hesabı ödeyecek miyiz?
Are they going to clean the Evi temizleyecekler mi?
house?
I am not going to sell my carpet. Halımı satmayacağım.
He is not going to make a toy. Bir oyuncak yapmayacak.
We are not going to pay the bill. Hesabı ödemeyeceğiz.
They are not going to clean the Evi temizlemeyecekler.
house.
__________________
THE AUXILIARIES - YARDIMCI FİİLLER
Yardımcı fiiller hakkında daha önce genel bir fikir verdik. Burada her bir yardımcı fiili tekrar ele alarak daha ayrıntılı bilgi vereceğiz.
Yardımcı fiillerden be, have ve do temel yardımcı fiiller (primary auxiliaries) diye adlandırılırlar. Bunların kullanılış alanı çoktur. Birçok zamanların yapılmasında kullanılırlar.
Bunlar dışındaki yardımcı fiillere kip belirteçleri (modals) denir. Birlikte kullanıldıkları fiilin anlamı üzerinde değişiklik yaparlar.
Bu konuda şunu da ilave edelim: Yardımcı fiiller bölümünde incelediğimiz bu fiillerin bir kısmı ayrıca olağan fiii olarak da kullanılırlar. Her bir fiili incelerken bunları da belirteceğiz.
__________________
TO HAVE To have yardımcı fiilinin, 1. infinitive - mastar, past tense - geçmiş zaman, past participle - geçmiş zaman ortacı şekilleri şunlardır: 1 2 3 have had had Aşağıdaki tablolarda to have fiilinin şimdiki zaman ve geçmiş zaman halinde çekimlerini görüyoruz. şimdiki zaman olumlu normal şekil kısaltılmış şekil anlamı I have I've benim var you have you've senin var he has he's onun var she has she's onun var it has it's onun var we have we've bizim var you have you've sizin var they have they've onların var soru soru şekli anlamı have I? benim var mı? have you? senin var mı? has he? onun var mı? has she? onun var mı? has it? onun var mı? have we? bizim var mı? have you? sizin var mı? have they? onların var mı? olumsuz normal şekil birinci kısaltma ikinci kısaltma anlamı şekli şekli I have not I haven't I've not benim yok you have not you haven't you've not senin yok he has not he hasn't he's not onun yok she has not she hasn't she's not onun yok it has not it hasn't it's not onun yok we have not we haven't we've not bizim yok you have not you haven't you've not senin yok they have not they haven't they've not onların yok olumsuz soru normal şekil kısaltılmış şekil anlamı have I not? haven't I? benim yok mu? have you not? haven't you? senin yok mu? has he not? hasn't he? onun yok mu? has she'not? hasn't she? onun yok mu? has it not? hasn't it? onun yok mu? have we not? haven't we? bizim yok mu? have you not? haven't you? sizin yok mu? have they not? haven't they? onların yok mu? Kısaltmaların sadece olumlu ve olumsuz cümlelerde yapılabildiğini, soru halindeki cümlelerde kısaltma olmadığını görüyoruz. geçmiş zaman olumlu normal şekli kısaltılmış şekil anlamı I had I'd benim vardı you had you'd senin vardı he had he'd onun vardı she had she'd onun vardı it had it'd onun vardı we had we'd bizim vardı you had you'd sizin vardı they had they'd onların vardı soru soru şekli anlamı had I? benim var mıydı? had you? senin var mıydı? had he? onun var mıydı? had she? onun var mıydı? had it? onun var mıydı? had we? bizim var mıydı? had you? sizin var mıydı? had they? onların var mıydı? olumsuz normal şekil 1. kısaltma 2. kısaltma anlamı I had not I hadn't I'd not benim yoktu you had not you hadn't you'd not senin yoktu he had not he hadn't he'd not onun yoktu she had not she hadn't she'd not onun yoktu it had not it hadn't it'd not onun yoktu we had not we hadn't we'd not bizim yoktu you had not you hadn't you'd not sizin yoktu they had not they hadn't they'd not onların yoktu Olumsuzda ikinci kısaltma şeklinde got fiili kullanılır. (I'd not got, he'd not got, we'd not got) olumsuz soru normal şekil kısaltılmış şekil anlamı had I not? hadn't I? benim yok muydu? had you not? you hadn't you? senin yok muydu? had he not? hadn't he? onun yok muydu? had she not? hadn't she? onun yok muydu? had it not? hadn't it? onun yok muydu? had we rot? hadn't we? bizim yok muydu? had you not? hadn't you? sizin yok muydu? had they not? hadn't they? onların yoktu? To have fiili olağan bir fiil olarak diğer zamanlarda da kullanılır. Aynen onların uyduğu kurallara göre çekimlenir. (to have) fiilinin yardımcı fiil olarak kullanılışı 1. to have fiili, fiillerin üçüncü şekilleriyle, yani "past participle - geçmiş zaman ortacı" ile birlikte "perfect tenses - bitmiş zamanlar" oluşturur. Bu zamanlar şunlardır: the present perfect tense şimdiki bitmiş zaman the past perfect tense geçmişte bitmiş zaman the future perfect tense gelecekte bitmiş zaman I have seen your brother. Erkek kardeşini gördüm. He has carried all the wood. Bütün odunu taşıdı. She had learnt all the words. Bütün sözcükleri öğrenmişti. The girl had worked all day Kız bütün gün boyu çalışmıştı. long. We shall have seen the result. Sonucu görmüş olacağız. They will have finished the Kitabı bitirmiş olacaklar. book. 2. to'lu bir mastar önünde zorunluluk ifade eder. O fiilin gösterdiği eylemin yapılmasının zorunlu olduğunu belirtir. Bu anlamı must yardımcı fiiline çok yakındır, fakat aynı değildir. Have to ile gösterilen zorunluluk sözü söyleyenin isteği değil, kural veya içinde bulunulan durumun yani dış etkenlerin ortaya koyduğu bir zorunluluktur. You must go. Gitmelisin. sözü bunu söyleyenin ortaya koyduğu bir zorunluluğu göstermektedir. Bir nevi "Ben gitmeni istiyorum." anlamındadır. You have to go. Gitmelisin. sözünde ise gitme zorunluluğunu dış etkenler ortaya çıkarmaktadır. Bu sözde "gitmen kurallar veya program gereğidir." gibi bir zorunluluk anlamı vardır. She has to answer all the Bütün sorulara cevap vermek questions. zorundadır. They have to shut the doors at Kapıları saat altıda kapamak zorun- six o-clock. dadırlar. We have to clean the kitchen Mutfağı her sabah temizlemek zo- every morning. rundayız. The students have to stand up Öğretmen geldiği zaman öğrenciler when the teacher comes. ayağa kalkmak zorundadırlar. I have to buy a new hat. Yeni bir şapka almak zorundayım. Özne tekil olduğu zaman have'in has şeklinin kullanıldığına dikkat ediniz. Have to'nun geçmiş zaman şekli had to'dur. I have to write my name. Adımı yazmalıyım. (Yazmak zorundayım.) I had to write my name. Adımı yazmak zorunda kaldım. She had to change her dress. Elbisesini değiştirmek zorunda kaldı. Philip had to pay ten pounds. Philip on paund ödemek zorunda kaldı. We had to give it back. Onu geri vermek zorunda kaldık. have got to, had got to Have to ve had to yapısının içine anlama hiç zarar vermeden got sözcüğü girebilir. Bu şekil kullanışa çok rastlanır. We have to show our passports. Pasaportlarımızı göstermek zorun- dayız. We have got to show our Pasaportlarımızı göstermek zorun- passports. dayız. She has got to answer in English. İngilizce olarak cevap vermek zo- rundadır. They had got to pay for the Hasarı ödemek zorunda kaldılar. damage. I had got to be at school at Saat sekizde okulda olmak zorunda eight o'clock. kaldım. He has got to get up early. Erken kalkmak zorundadır. He had got to get up early. Erken kalkmak zorunda kaldı. Have got to, had got to yapısı kullanıldığı zaman çoğunlukla have (had) özne ile birleştirilerek kısaltılır. I've got to see them every Onları her sabah görmek zorunda- morning. yım. She'd got to take the children Çocukları okula götürmek zorun- to school. da kaldı. We've got to take this medicine Bu ilacı düzenli olarak almak zorun- regularly. dayız. They'd got to clean the rifles Silahları sık sık temizlemek zorunda often. kaldılar. soru ve olumsuz yapma Have to ile yapılmış cümleler iki şekilde soru ve olumsuz yapılabilir: 1. yardımcı fiiller kurallarına göre, 2. olağan fiiller kurallarına göre. Yardımcı fiil kurallarına göre yapıldığı zaman, have (had) cümle başına alı-narak soru, have'den sonra not kullanılarak olumsuz olurlar. Bu durum, yapı içinde got olsun olmasın fark etmez. Zira yukarıda belirttiğimiz gibi, cümleye got ilave edilmesi anlamda değişme yapmaz. He has to eat fruit. Meyve yemek zorundadır. Has he to eat fruit? Meyve yemek zorunda mıdır? Has he got to eat fruit? Meyve yemek zorunda mıdır? He hasn't to eat fruit. Meyva yemek zorunda değildir. He hasn't got to eat fruit. Meyve yemek zorunda değildir. They had to break the box. Kutuyu kırmak zorunda kaldılar. Had they to break the box? Kutuyu kırmak zorunda mı kaldılar? Had they got to break the box? Kutuyu kırmak zorunda mı kaldılar? They hadn't got to break the Kutuyu kırmak zorunda kalmadılar. box. Olağan fiil kurallarına göre soru ve olumsuz yapıldığı zaman do yardımcı fiilinden yararlanılır. Do cümle başına alınarak soru, have'den önce do not getirilerek olumsuz yapılır. Cümle geçmiş zaman halindeyse, yani had kullanılmışsa soru ve olumsuz yaparken do'nun geçmiş hali olan did kullanılır ve had yerini have'e bırakır. Önemli olan bir nokta da şudur: do (did) ile soru ve olumsuz yapma durumlarında cümlede got kullanılmaz. You have to sign these papers. Bu kâğıtları imzalamalısın. Do you have to sign these Bu kâğıtları imzalamak zorunda mı- papers? sın? You don't have to sign these Bu kâğıtları imzalamak zorunda de- papers. ğilsin. She has to feed the dog. Köpeği beslemelidir. Does she have to feed the dog? Köpeği beslemek zorunda mıdır? She doesn't have to feed the dog. Köpeği beslemek zorunda değildir. Öznenin tekil olması nedeniyle kullanılan has, cümleye do girmesiyle have şekline girmekte, do fiili bu durumda does almaktadır. Bunu son örnekte görüyoruz. Bu iki şekil soru ve olumsuzluk yapma arasındaki küçük anlam farkı şudur: Do ile yapılan soru ve olumsuzluk cümlelerinde daha sürekli bir zarunluluk ifadesi vardır. Diğer şekilde ise daha çok bir kerelik zorunluluk anlatılır. Do you have to water the Çiçekleri sulamak zorunda mısın? flowers? (her zaman) Have you to water the flowers? Çiçekleri sulamak zorunda mısın? (şimdi) You don't have to water the Çiçekleri sulamak zorunda değilsin. flowers. (hiçbir zaman) You haven't to water the Çiçekleri sulamak zorunda değilsin. flowers. (şimdi) Did he have to brush his shoes? Ayakkabılarını fırçalamak zorunda mıydı? (her zaman) Had he to brush his shoes? Ayakkabılarını fırçalamak zorunda mı kaldı? (bir kerelik) He didn't have to brush his Ayakkabılarını fırçalamak zorunda shoes. değildi. (hiçbir zaman) He hadn't to brush his shoes. Ayakkabılarını fırçalmak zorunda kalmadı. (o sefer için) 3. başkasına yaptırılan işlerin anlatımı için have Başka kişilere yaptırılan işleri anlatmak için have fiilinden sonra tümleç ve ondan sonra da yaptırılan eylemi bildiren fiilin geçmiş zaman ortacı kullanılır. I have my room swept. Odamı süpürtürüm. I had my room swept. Odamı süpürttüm. I will have my room swept. Odamı süpürteceğim. I am having my room swept. Odamı süpürtüyorum. She has her hair dyed once a Saçını ayda bir boyatır. month. She had her hair cut yesterday. Saçını dün kestirdi. We'll have our clock repaired. Saatimizi tamir ettireceğiz. He had it translated into English. Onu İngilizceye çevirtti. They had the car washed. Otomobili yıkattılar. You have your carpets cleaned Halılarınızı sık sık yıkatırsınız. often. I had it brought on a tray. Onu bir tepside getirttim. They have the wine sent Şarabı Fransa'dan göndertirler. from France. Bu yapıda have yerine get kullanılabilir. She gets the windows cleaned Pencereleri her gün temizletir. every day. I got the books placed on the Kitapları raflara yerleştirttim. shelves. Bu cümlelerin soru ve olumsuz halleri do yardımcı fiiliyle yapılır. You have your shoes mended. Ayakkabılarını tamir ettirirsin. Do you have your shoes mended? Ayakkabılarını tamir ettirir misin? You don't have your shoes Ayakkabılarını tamir ettirmezsin. mended. She had the furniture changed. Mobilyayı değiştirtti. Did she have the furniture Mobilyayı değiştirtti mi? changed? She didn't have the furniture Mobilyayı değiştirtmedi. changed. They had the coffee brought Kahveyi bahçeye getirttiler. to the garden. Did they have the coffee brought Kahveyi bahçeye getirttiler mi? to the garden? They didn't have the coffee Kahveyi bahçeye getirtmediler. brought to the garden. We get the children vaccinated. Çocukları aşılatırız. Do we get the children Çocukları aşılatır mıyız? vaccinated? We don't get the children Çocukları aşılatmayız. vaccinated. (to have) fiilinin olağan fiil olarak kullanılması Bu fiilin temel anlamı "sahip olmak"tır. Türkçeye çevrilirken çoğu zaman "benim var, senin var" şekli uygun olur. I have green eyes. Yeşil gözlerim var. She has a big nose. Onun büyük bir burnu var. We have two houses. İki evimiz var. He had three sisters. Üç kız kardeşi vardı. They had a small car. Küçük bir arabaları vardı. have, have got Have ile got'un bu anlamda birlikte kullanılması özellikle konuşma dilinde çok görülen bir şekildir. Anlamı aynıdır. She has got a big nose. Onun büyük bir burnu var. We have got two houses. İki evimiz var. They had got a small car Küçük bir arabaları vardı. I have got a lot of books. Çok kitabım var. He had got a villa in the forest. Ormanda bir villası vardı. soru ve olumsuz yapmada İngiltere ve diğer ülkeler farkı Have (have got)'un "sahip olmak" anlamında bir olağan fiil olarak kullanıldığı bu cümleler İngilizler tarafından, have cümle başına alınarak soru, have'den sonra not getirilerek olumsuz hale sokulurlar. She has got blue eyes. Mavi gözleri var. Has she blue eyes? Mavi gözleri mi var? She hasn't blue eyes. Mavi gözleri yok. We have got two cars. İki arabamız var. Have we two cars? İki arabamız mı var? We haven't two cars. İki arabamız yok. They had got a big flat. Büyük bir daireleri vardı. Had they got a big flat? Büyük bir daireleri var mıydı? They hadn't got a big flat. Büyük bir daireleri yoktu. He had got eleven teeth. On bir dişi vardı. Had he got eleven teeth? On bir disi mi vardı? He hadn't got eleven teeth. On bir dişi yoktu. İngiltere'de yukarıda görüldüğü gibi soru ve olumsuzluk hali yapılmasına karşın Amerika ve ana dili İngilizce olan diğer ülkelerde bu durum do ile yapılır. You have a good teacher. İyi bir öğretmeniniz var. Do you have a good teacher? İyi bir öğr etmeniniz var mı? You don't have a good teacher. İyi bir öğretmeniniz yok. He has black glasses. Siyah gözlükleri var. Does he have black glasses? Siyah göziükleri mi var? He doesn't have black glasses. Siyah gözlükleri yok. They had five children. Beş çocukları vardı. Did they have five children? Beş çocukları mı vardı? They didn't have five children. Beş çocukları yoktu. She had long fingers. Uzun parmakları vardı. Did she have long fingers? Uzun parmakları mı vardı? She didn't have long fingers. Uzun parmakları yoktu. We have got many friends here. Burada birçok arkadaşlarımız var. Do we have many friends here? Burada birçok arkadaşlarımız var mı? We don't have many friends here. Burada birçok arkadaşlarımız yok. Soru ve olumsuzun do ile yapılması halinde cümlede got kullanılamaz. Son örnekte olumlu cümledeki got'un soru ve olumsuz halde kullanılmadığını görüyoruz. to have (a meal, a drink, a bath, a swim, a walk, a difficulty, a good time etc.) Have fiili "yemek, içmek, almak, yapmak, vermek, geçirmek, bir durumla karşılaşmak" gibi çeşitli anlamlar da verir. Bu durumda got kullanılamaz. Soru ve olumsuzluk halleri do ile yapılır. to have a meal (lunch, dinner) yemek yemek (öğle yemeği, akşam yemeği) We'll have lunch at one o'clock. Saat birde öğle yemeği yiyeceğiz. to have a drink içki almak, bir şeyler içmek Why don't you have a drink? Niye bir içki almıyorsun? to have a bath banyo yapmak Did you have a bath this Bu sabah banyo yaptın mı? morning? to have a swim yüzmek We don't have a swim when it Hava soğuk olduğu zaman is cold. yüzmeyiz. to have a walk yürüyüş yapmak Let's have a walk along the Sahil boyunca yürüyüş yapalım. shore. to have difficulty zorluk çekmek We had difficulty in finding Yolumuzu bulmakta güçlük our way. çektik. to have a good time iyi (hoş) vakit geçirmek They had a good time with their Arkadaşlarıyla iyi vakit geçirdiler. friends. She had a good time at the Piknikte iyi vakit geçirdi. picnic. Bu anlamda have fiili to be fiili ile birlikte ing'li şekilde de kullanılabilir. They are having a party in the Şimdi bahçede bir parti veri- garden now. yorlar. She is having a bath just now. Tam şimdi banyo yapıyor. We are having a lesson. Bir ders yapmaktayız. We are having difficulty in Onları anlamakta güçlük çekiyoruz. understanding them. Are they having a drink on the Balkonda içki mi içiyorlar? balcony? He isn't having a walk with Diğerleriyle yürüyüş yapmıyor. the others.