|
|
#21 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() |
bulduda benimkisi imakansiz aska dönüsdü (( neyse paylasimin icin tskelr |
|
|
|
emira Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
einsamleben (08-30-2008)
|
|
|
#23 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
Onun haberi yok...
Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz kalmadı, paylaşacak hiçbir şeyimiz yok ortada. Yine de yüreğimden, gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum. Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum. Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen evlat dudaklarımda. Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olmadım gurursuz ama umutlu ve sabırlı hasretine. Anlık hayaller anlık mutluluklara gebe kalıyor..bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum...imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor. Bir çocuk gibi, isteklerimi bastıramıyorum. Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana hala bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum. Bende olan seni hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini, anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum. İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum..! Bulutlar yağmurunu toprakla öpüştürebilseydi bugün, bana o verdiğin ama tutmadığın sözünü sahiplenerek, dans edebilirdim ıslaklığıma aldırmadan. Ki aslında ıslanan sadece yüreğim olurdu, bedenim değil...Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı. Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında. Isınabilmek için onlara sarılıyorum. Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum. Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı. Belki de görmeyi istemek gerekiyordu. Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini..! Biliyorum levrekler derinlerde ve dalgalı denizlerde yaşar. Levrekler uzak bir düş gibi zor yakalanır. Ama sen becerirsin düşleri yakalamayı, derinlere dalmayı, uzaklara kavuşmayı..Sahi, becerebilir misin..? Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma. Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş, kafayı bulunca itiraf etti sonunda. Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil. Gelseydin; kendimi unutup sana akacaktım, susturacaktım içindeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş oluşum gibi, dokunacaktım, kusacaktım birikmişliğimi, hasretimi ama gelmedin, gelmezdin, gelmeye hiç de niyetin yoktu aslında. Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum... Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor. Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana. Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde, gecede, uykumda...Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi. Bu bir marifetse eğer, niye benim yanımda değilsin ki...? Göz yaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana. Gittin..belki de hiç gelmemiştin, ben geldiğini sandım. Ayak uyduramadım yorgunluğuna. Dudaklarına, düşlerindeki öpüşü konduramadım. Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın dokunuşlarında kendini bulan. Ama en çok da imkansızın oldum, hırçınlığın, yirmi yaşın, gecikmişliğin...Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum. İnanamadığın, yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum. Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum. Aşk pazarında harcadığın mevsimler oldum, sessizce boşalan gözyaşların,birikmişliğin oldum. Son ses dinlediğin bir şarkının nakaratı oldum, dilinin ucuna gelip de söyleyemediğin kelimeler, ister istemez yaşadığın talihsizlikler oldum. Yüreğindeki erkek ben olmak isterken, yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum. Hak etmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum. Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum...? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk...Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum. Gittin...sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben, ki kırgınlığım aşka.Sen üstüne alındın...Bir sonbahar’da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen “bitti” dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı... |
|
|
|
einsamleben Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi: |
akiraz56 (03-11-2007), esrarengiz (01-22-2007)
|
|
|
#24 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() |
t$kLer ßisLerLe payLa$tıın içiN çoK qüseL:)
___________________________________________________________________________
* ![]() |
|
|
|
°o|JuLieT|o° Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
einsamleben (08-30-2008)
|
|
|
#25 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
Nedendir bilinmez ama kücükler hep büyümek ister
Doktor olmak ister hasta insanlar hic aci cekmesin, hic kimse ölmesin diye, Polis olmak isterler, dünyada kötü insanlar kalmasin diye.. Oysa simdi hayat her birini baska bir yere sürükledi Hic biri okudugu masal kitabindaki kahramanlar gibi olamadi, Herzaman gülemediler, Sevdiklerini kaybetmemek gibi bir lüksü yoktu hic kimsenin zorda olsa ögrendiler Alismak zor geldi belkide, inanmamk güc oldu.. "sen büyüdükce dertlerin de büyüyecek keske hep kücük kalsan" derdi annelerimiz, hangimiz inandik dertlerin büyüyecegine, hersey güzel olacakti sanki?!? A$k vardi tabi birde; On yasindan sonra daha bir cok zaman gecirdik aynanin karisinda, kelebekler ucusuyordu bedenimizde, ama sevdigimiz cocuk bakmayincada otururduk köseye hic kimseye belli etmeden, o kocaman gözlerimizden damlalar akardi usul usul kazagimiza silsekte annelerimiz hemen anlardi ve okadar ciddiye almazlardi.. daha ne "A$KLAR" yasayacaksin bebegim demeleri yokmuydu.. yine anlamadilar diye söylenirdik, nekadarda dogruymus meger.. simdi anlatirken gülüp geciyoruz.. büyüdükte noldu ki? ask mis, hayatmis..! sönüyor iste, acitiyor icini zaman zaman cekip gitmek istiyorsun ama iyi biliyorsun dertler pesini birakmayacak belki seni terketmeyen tek sey.. ve zaman geliyor cok sevdigin dostlarinin aslinda "gercek" dost olmadigini anliyorsun bir darbe de ordan yedin.. hadi cik isin icinden! kime güveneceksin ki? bedenindeki kelebekler bile terkediyor seni.. zaten 3 gün degilmi kelebeklerin ömrü.. yine iyi dayandilar diyorsun ve avutuyorsun kendini.. senin dostun sadece sensin bunu er gec anliyorsun.. yarin ne olacak diye düsünmek bile istemiyorsun ama "dün'lerini" cok özlüyorsun iste keske dönebilsem diyorsun ama keskelerin de faydasi yok..biliyorsun..!! |
|
|
|
|
#26 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() |
paylaşim Için Saol...
|
|
|
|
slm_tsr Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
einsamleben (08-30-2008)
|
|
|
#27 (permalink) |
|
Kendini Aşmış
![]() ![]() |
paylaşımiçin tşk ler
|
|
|
|
Nikotin_1983 Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
einsamleben (08-30-2008)
|
|
|
#28 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
“Mutluluk, yaz yağmuruna benzemez, umulmadık anda birden bire boşanmaz insanın tepesinden. Azar azar gelir. İnsanın hayata ve çevresine karşı davranışları getirir mutluluğu, azar azar, birike birike. Gerçek mutluluk böyle doğar.”
(Toprak Ana / Cengiz Aytmatov) ......"Hayatının sürekli tekrar ettiğini düşün. Şu an yaptığın şey seni mutlu etmiyorsa bir dahaki sefere tekrarladığında yine mutlu olamayacaksın. Bunun için eğer mutlu bir hayat geçirmek istiyorsan seni mutlu eden, iyi hissetmeni sağlayan şeyleri yapmalısın." (Nietsche Ağladığında / Irwin Yalom) Yalnızdı, yalnızlığın yorgunluğundaydı. Dudaklarındaki gülümsemenin sahteliğini anlmak için psikolog olmaya gerek yoktu. Gönül gözü bakmak anlamak için yeterliydi. Aslında o da farkındaydı oynadığı rolün. "Neşeli, mutlu, yeterli, güvenli", ama sıkılmıştı da bu oyundan. Oyunun hep aynı perdesini tekrarlayan oyuncu gibiydi. Bir türlü diğer sahneye geçemiyor, gerçekleri seyirciye gösteremiyordu sanki. Sahneye her yeni oyuncu katılışında, gözlerinde bir an ışık parlıyor, "tamam bu işte, şimdi her şey değişecek" duygusu uyanıyor, sonra hayal kırıklığı ile omuzları çöküyordu. Sorun para ya da iş değildi ki, "geçer gider, çalışır çözerim" desin. Saygı ya da sevgi de değildi. İstediğince olmasa da, dilediğince yaşayamayacağını kabul ederek, tattığı sevgilerle yetinmeyi çoktan öğrenmişti. Hissettiği yalnızlığın ve karmaşanın bir ucunun buna dayandığını bilmekle beraber, bu karmaşanın bundan daha öte anlamları olduğunu da seziyordu. "Hayatın anlamını" düşünüyordu o. "Niye yaşıyorum?" sorusunun karşılığı yoktu zihninde. Yoo, öyle intihar fikri falan yoktu. Sadece varlığının amacını, var oluşunun anlamını sorguluyordu. Anlayamadığı, kavrayamadığı bir süreçti işte bu. Kimi zaman, sıradan sıkıntıların ya da hoşlukların arasında kaynayıp gitse de bu soru, hiç kaybolmuyordu. Bazen, sevgiliyle paylaşımlarında veya güzel bir filmde ya da kayalıklardan denizin kokusunu ciğerlerine çektiğinde, "hayat bu işte" diye sevindiği oluyordu, ama kısa bir zaman sonra soru yeniden başlıyordu. Anlamak için, kitaplar okuyordu. Öğrendiklerini zihninde süzüyor, konuşabildiği birkaç insanla tartışıyor, bir sonuca ulaşmaya çalışıyordu. Bir işi ve sevdiklerinin olmasının, zar zor elde ettiklerinin ötesinde bir anlamı olmalıydı hayatın, hayatının. Hayır bunlar olamazdı sorunun karşılığı. Daha derin bir anlamı olmalıydı insan olmanın. Peki, bir gün, hem de ne zaman olacağını bilmediği bir gün sona erecek yaşamını, bu sorunun karşılığını arayarak mı geçirecekti? Hayır, böyle yaşamak istemiyordu. "Doğduk işte, ölünceye dek ne yapsak kardır" da uygun değildi zihin yapısına. Sanki sorun yokmuş gibi de davranamazdı, var olanı nasıl yok saysındı ki? Sorulara boğulduğu bir gece kitapları karıştırırken, o herkesin her zaman dilinde olan bir şiir ile buluştu yeniden. “Yaşamak şakaya gelmez Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın Bir sincap gibi mesela Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.” Düşündü, cevap buydu. Ne yaşıyorsan, farkında olarak yaşamak. Soluk aldığında havanın bedenindeki yolculuğunu hissetmek, laf olsun diye değil kocaman öpmek uzanan yanağı, en kötü anda şükredebilmek yaşadığına. Bencillikten uzaklaşıp, bireyselliğini yaşarken diğerlerinin de farkında olmak. Paylaştıkça çoğalacağını hissetmek ve daha çok insanı içeren hedefler koyabilmek. Karşına her an yeni bir şeyin çıkacağını bilmek, bir kamyonun her an çarpabileceğini düşünmek örneğin. Taş da çıkabilir açılan kapıdan, balonlar da ama ne çıkarsa çıksın, ansızın geleni güzellikle karşılamak. En kötünün bile iyiye dönüşeceğini kavramak, yeterince çabalandığında. Umut etmek, umudu büyütmek ve yaşarken yaşatmak, fakat sadece umut edilenin gerçekleşmesini beklemek de değil. Var olan her neyse, onu yaşamak olabildiğince.. |
|
|
|
einsamleben Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi: |
Anarko (01-24-2007), °o|JuLieT|o° (01-24-2007)
|
|
|
#29 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() |
Karşına her an yeni bir şeyin çıkacağını bilmek, bir kamyonun her an çarpabileceğini düşünmek örneğin. Taş da çıkabilir açılan kapıdan, balonlar da ama ne çıkarsa çıksın, ansızın geleni güzellikle karşılamak.
TeşekkürleR ArkadaşıM ÇooK GüzeL BiR Yazı ![]() |
|
|
|
Anarko Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
einsamleben (08-30-2008)
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: arsivi, einsamlebenden, guzel, yazi |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| melis_17_ Güzel Yazı Arşivi | melis_17_ | Aşk & Sevgi | 45 | 03-29-2008 07:38 PM |
| serkan32 Güzel Yazı Arşivi | SoN OsMaNLı | Aşk & Sevgi | 10 | 01-18-2008 02:24 PM |
| Nilayca Yazı ve Şiir Arşivi | nilayca | Aşk & Sevgi | 47 | 09-08-2007 04:17 PM |
| esmer_güsel! Yazı Arşivi | A$K PeRiSi | Aşk & Sevgi | 238 | 08-24-2007 11:51 AM |
| prens_ahmet6 Yazı Ve Şiir Arşivi | Yaralı-Yüz72 | Şiirler ve Güzel Sözler | 26 | 05-30-2007 11:39 PM |