| | #491 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Sabah seni yine rüyamda görmüş olmanın sevinciyle uyandım.Rüyamın etkisiyle evin içinde dolaştım bir süre; ne yapacağını bilmeyen bir serçe misali. Her zamanki gibi detayları hatırlamak için uğraştım saatlerce. Ne olmuştu o asır gibi gelen ama bilimsel açıklamasında 5-6 saniye olduğu söylenen rüyada. Bir bulmacanın bir yapbozun parçalarını birleştirircesine ayrıntıları inceledim. Ortaya yine binbir çeşit anlama gelecek şeyler çıkmıştı. Korku, endişe, sevinç, mutluluk tam bir kozmopolitik yapı ama ayrıntılardan ziyade senin o rüyada olman yetiyordu bana. Kendime ancak yüzüme çarpan soğuk su ile geldim. Akabinde evde hayalet gibi dolaşıyordum. Aynada kendimi seyrettim uzun uzun. Ayna bir oyun mu oynuyordu bana yoksa aynadaki akis gerçekten ben miydim? Bir hortlağa benzemiş çökmüş yüz benim miydi? İki gündür evden hiç çıkmadığımı hatırladım. Stajım vardı, işlerim vardı ben ise evdeydim. İki gün kocaman iki günü düşünerek geçirdim özellikle seni ve bizi. Dört duvar arasında , iki gün, dört duvar sen ve ben... Yavaş yavaş hatırladım o iki günü. Birkaç kere kapı çalmıştı ama açmamıştım oysa annemler elektrikçi, sucu, doğalgazcı bilumum fatura sayarın geleceğini onlara kapıyı açmam gerektiğini gittiklerinin son dakikasına kadar tekrarlamıştı. O kadar ısrar etmişlerdi ki “ sende gel herkes çok özlemiş seni görmek istiyor ” benim ise ağzımdan çıkan üç kelime. Stajım var gelemem... ama şimdi evdeydim hem de iki gündür. Sahi ev telefonunun neden hiç sesi soluğu çıkmamıştı , ya bir an olsun hiç susmayan, her çalışında beni yerimden fırlatan cep telefonuna ne olmuştu? Aslında belki yüzlerce kez çalmıştı ama beklediğim melodi bir türlü çalmıyordu. Herkes aradı; senelerdir beni aramayan teyze çocukları bile aradı “niye gelmedin” diye, bir sen aramadın... Belki de ilk kez soğuk Konya gecelerini özlediğimi fark ettim. O ismi her anıldığında içimde binbir nefret uyanan Konya’yı özlemiştim, o iki sene boyunca daha önce hiç yaşamadığım acıları, ihanetleri, nefreti bana yaşatan Kenya’yı özlemiştim. O soğuk şehirler arası yolculuğu özlemiştim, ucunda annem babam kokanı değil ismini bile hep farklı telaffuz ettiğim Konya’ya olanını. Neydi bu kadar nefretin sebebi., bir şehirden neden nefret edilirdi ve neden sonradan nefret edilen bu şehre özlem doğardı: üniversiteye girmek iki seneyi almıştı. Binbir çeşit planlar yaparak en sonun da herkesin kaçtığı o kadim şehre ben gitmiştim kararlıydım kaçmayacaktım. O şehrin sokaklarında bir toz bulutuydu yaşamak. Namus metre ile alınır fazilet kilo ile satılırdı. Sabahları yalan girerdi pencerelerden güneşten önce. Dev arenalara benzeyen sokakları kan ve zulum kokardı. Gece olunca duvarlar utanırdı duvarlığından, eller ve ayaklar bütün gece öğrenci evlerinde yıkanmayı bekleyen kirli bulaşıklar gibi beklerdi sabahı. Bir semtinde amonyak içki kokuları diğer bir semtinde parfüm kokuları karışırdı havaya. Daha ilk aylardan başladı nefret ve ihanet. İlklerin değeri çoktur; ilk korku, ilk yürüyüş, ilk ağlayış, ilk isyan, ilk nefret, ilk öç alma isteği, ilk ihanet ve daha sayamadığım bir sürü ilki yaşattı o şehir bana. Sadece kin , nefret değil sevgiyi de, tecrübeleri de, mutluluğu da yaşattı ama sanki zamanla yapılan her zamanki pazarlıkla almak istiyordu görünmez bir güç elimden her şeyi. İlk Kenya da kapanmıştım eve. Haftalarca bir hayalet misali dört duvar, dört gün, dört ay, dört asır ve ben. Sonra alınan reformlar yeni kurallar yeni bir ben ve yeni bir yaşam. Bunların hemen akabininde karşımdaki sen. Her şeye baştan başlamak seninle. Belki de benzer yazgılara sahip iki kişinin buluştuğu bir kavşakta buluştuk. Kadere pek inanmam bilirsin ama belki de uzun zamandır yürekten demediğim bir söz “ belki de kader buluşturdu bizi”. Üç ay; Mayısı Nisana bağlayan bir gecede beraberdik Haziranı Temmuza bağlayan bir gecede ayrı düşüyorduk. Bu yeni kurduğum yaşamdaki ilklerden biriydi; ilk ayrılış. İşte o gün yüreğime bir sancı saplandı, ilklerin önemi. Kafamda bin bir çeşit endişeyle yolladım seni Kenya’nın o soğuk ve şehirler arası terminalinden senin sıcak şehrine. Çok değil bir saat sonra bende yolcuydum ama daha o zaman bir acı belirdi içimde; sensiz geçen bir saat. Senle başladığım yeni bir yaşam bu yaşamda seni en tepeye oturtmam ve bunu yürekten yapıp sana da göstermem. Belki de sana kısa gelen üç aylık zaman sonunda bile bana acı çektiren sensiz bir saat. İlk mola yerinde senden gelen o sıcak ses; benden bir saat önce burada oluşun. Şehre duyduğum özlem sendendi , nefret ise hala içimde gizli... Yangının deliren avuçlarında mavi bir sıçrayıştı ayrılık, bağırmak ne ki sahibini arıyordu yürek. Kurmalı bir saati andıran hayatın ilerleyen tik taklarında geliyordum kendime. Beklediğim istediğim çok fazla şeyler miydi? Yapılması imkansız mıydı? Oysa senle yapılan saatlercelik sohbetlerde edilen cümleler hep ortaktı, istekler beklentiler hep aynıydı, korkular benzerdi. Peki ama neden pratiği farklıydı. Sevgi fedakarlıktı, ilgiydi ve bunları yaşama uygulamaktı. Başka bir şimdi yoktu. Saatler 12:48’i takvimde 3 ağustosu gösteriyordu. Zaman ne çabuk akıyordu randevusuna geç kalmış misali. Ne kadar dolu yaşamıştık beraber geçen günleri ve senin hit sözcüğün “anlatsam sana anlatamadıklarımı dökebilsem içimi ” peki ne zaman anlatacaktın, beklenen neydi. Neden kendi kendimizle yaptığımız savaşı hep başkaları kazanıyordu? Neden..? Bunların hepsini şu iki güne sığdırmak zordu Beraber geçen zamanın ayrıntılarını iki güne sığdırmak zordu.... Ayrılık saatiyle içimdeki fırtınanın büyümesi çok kısa bir zaman almıştı bu iki günde hep yaptığım dindirmeye çalışmak oldu bu hırçın fırtınayı... Bütün bunları düşünürken kendimi dışarıda buldum hayret iki günün sonunda dışarıdaydım. Artık bedenimin kontrolünü kaybetmiş olmalıydım, kim dayana bilirdi ki bu iki günlük ev hapsine. Bazen iç güdülerimin bedenimi yönetmeye başladığını hissetim. Keşke hep iç güdülerimi dinleye bilsem, mantığı bir kenara bırakıp keşke hep duygularımın peşinden gidebilsem , o keskin bıçağın üzerinde koşabilsem özgürce, o sırat köprüsüne benzer uçurum kenarında oynaya bilsem delice, bağırabilsem seni bir çocuk neşesiyle. Peki ama nerdesin?... İyi geliyor açık hava. Canlandığını hissediyorum hücrelerimin. Güneş şimdilerde ısıtmıyor eskisi kadar. Heykeldeyim Bursa’nın merkezinde. İnsanlar bir telaştır gidiyor, herkes kaptırmış kendini bir şeylere. Vitrinlerin yalancı çekiciliğine bırakıyorum kendimi. Birden sen düşüyorsun aklıma yarın 4 ağustos yani doğum günün, burada olsaydın vitrindeki şu güzel saati alırdım sana. Nerdeyse doğum gününü unutacak kadar seni düşünmüştüm iki gün boyunca. Ne garip değil mi? Hava kararmaya başlıyor yavaş yavaş. Eve dönme vakti yaklaştı gecenin karanlığından kaçma vakti geliyor sensiz geçen her saniye ile birlikte. Eve gitmeden önce bir kitap evine giriyorum çok değil kısa bir süre sonra elimde bir kitapla dışarıda buluyorum kendimi. Benim için zaten hep anlamadığım bir ayin olmuştur kitap almak. Bu geceyi de kitap okuyarak devireceğim, tıpkı bir önceki gibi daha önceki gece gibi. Kendimi kötü hissettiğim her zaman olduğu gibi evime gidip kitaplarıma sığınacağım. Eve doğru yürüyorum ağır adımlarla, insan selinin içinde. Birden yanımda olman duygusu çöküyor içime. Son zamanlarda bu o kadar çok oluyor ki. Kafamda sen ile eve yollanıyorum. Ben bunlarla uğraşırken galiba o benden habersiz , bak aramadı hiç, sormadı. Peki yürekte hissediyor ama neden uygulamıyor? Düşündükçe sinirlenerek kendime eve varıyorum. Ev tam takır ıpıssız. Duvarlar sanki üstüme üstüme geliyor. Kendime gelmek için bir kahve yapıyorum. Tam kahvemi almış yeni aldığım kitabımı okumaya başlamışken kapı çalınıyor. Önce açmayı düşünmüyorum tıpkı diğer sefer çalınanlar gibi ama kapının arkasındaki, her kimse karar vermiş içeri girmeye. Öyle ısrarlı çalıyor ki dayanamıyorum kalkıp yerimden istemeye istemeye kapıya yöneliyorum. Arkadaşlar merak etmişler kaç gündür haber almayınca . onlarda artık biliyor bu sahneyi elimde kahvem kitap dört duvar ve ben. Bilmedikleri ise kafamdaki düşünce sen. Hazırlan hadi çıkıyoruz diyorlar. Kabul ediyorum çaresizce itiraz edecek hali bulamıyorum kendimde. Tamam diyorum ama önce yapmam gereken bir şey var Telefona sarılıyorum seni arıyorum ve uzaktan soğuk bir ses geliyor Efendim...
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #492 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | SENİ SEVİYORUM sevmek; bakmak değil görmekse eğer, sevmek; yanındayken başını omuzuna koyabilmekse eğer, sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer, SENİ SEVİYORUM.... * * * * * sevmek; senle iken yere daha sağlam basabilmekse eğer, sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi hissetmekse eğer, sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer, SENİ SEVİYORUM * * * * * sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle seni ısıtmaksa eğer, sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer, SENİ SEVİYORUM * * * * * sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin kopmasıysa eğer, sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan bakabilmekse eğer, sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer, SENİ SEVİYORUM
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #493 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Her mektup cevabını bekleyen bir sevgiliyle başlar. Sevgili Dost, Sevgili Arkadaş, Sevgili Anne, baba, kardeş diye... Bu mektup ise cevap beklemeyen, sadece “ sevgili “ diye başlayan sahipsiz satırlardan oluşmakta. Ah! İçimin okyanusu.. Mavilerim kalmadı. Yüreğim yelkensiz. Bir fırtına çıkacak olsa, İlk alabora olacak gemi benim. Sevgili... Sen bilmedin beni,senin bilmeyişin benim acılanmam oldu ve acılanmam yorgunluğumla kanadı. Sen bilmedin; ben çekindim, sen bilemedin; ben çekildim, istedim çektim ve gittim. Sevgili.. Sana en çocuksu tavrımla sesleniyorum. Olgunluğum başımın belası oldu. Ben senden önce değil, sen benden önce gelmeliydin. Belki o zaman daha az kanardım ve suskun kelimelerde bu denli boğulmazdım. Sevgili.. Ben her gece uykularımı kovalayıp uykusuzluğa yakalanırken, sen hangi şehrin ışıklarına dalıyorsun ve gecenin hangi saatinde uykuya yenik düşüyorsun? Ah! Sabahları kavuran güneş... hep aynı tepeden atar kızıllığın ve hep aynı pencere, hep aynı ağacı ezberleyerek ve düşlerimde ona yer vererek sana ulaşır bakışlarım. Sevgili... Ben her nefeste varlığının farkındayım. Bölüyorum seni, zamanı küçültmek için yapraksız bir takvime... Yıllar sen oluyor, aylar sen, haftalar sen, günler sen. Çarpıyorum seni zamana, unutmak için her şeyini... Saniyeler sen oluyor, dakikalar sen, saatler sen... Sevgili.. Bu kaçıncı gemi limana ulaşamadan kaybolan? Yoruldum; uçsuz bucaksız okyanuslara benzeyen düşüncelerimden. Usandım, hep susuzluğa mahkum bir sahrayı andıran benliğimden. İsmin ruhuma bir diken gibi batar. Varlığın bir acı, varlığının gölgesinde yokluğun bin sancı!.. Sevgili desem, duyacak kadar yakınsın. Ruhumun konuğu ol desem, erişilemeyecek kadar uzaksın. Sevgili.. Sen durgun suya olan korkaklığım; bir, iki ve üçüncü kulaçtan sonra umutsuzluğum ve batışım. Sevgili... Eylül bitti; şimdi güz gecelerinin hangi yıldızı gülümsetebiliyor seni? Bulunduğun şehrin hangi caddesi, kaç no’lu evi huzurun olabiliyor senin? Ben seninle bu denli doluyken, sen şimdi kimleri biriktiriyorsun içinde?...
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #494 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Senin gitmelerin ikimize de bir ömür yeter . Doğru yeter senin gittiklerin ikimize de ama şimdi ben senden gidiyorum . Bugünden sonra ben de yokum artık yok ne aşkım ne özlemim . Hiçbir şey yok benden sana . Sen çoktan gittin benden dedim ya senin gitmelerin ikimize de bir ömür yeter ama olsun ben senden gidiyorum şimdi … Ve seni sonsuza dek unutucam. Kalbime gömerim o zaman, Unutupta silerim o zaman Alt tarafı aşk bu da işte Vazgeçilmez misin aman ? Vazgeçilmezsin sanırdım önceden meğer senden geçmekte kolaymış.Sevdiğini sanmak aylarca ne kötü şeymiş meğer.Şimdi değil beni sevmek uğrumda ölmeye razı olsan dönüpte bakmam.Bende bırakmadın seni aldın her şeyini gittin zerre kalmadı ne aşktan ne sevgiden… Bugünden sonra ben yokum hayatında, Kendine göre biriyle yeni bir yol seç, Unutmaya çalışma unut gitsin aldırma, Dedim ya ben yokum bugünden sonra. Sen hak etmedin bu aşkı.Haketmedin sevilmeyi ve beni.sana elvedaları sevmem dedim ya o yüzden sana “elveda” demiyorum “kendine iyi bak” desem yeter.Gerçi banane nasıl bakarsan bak kendine sevmiyorum seni gidiyorum senden.Bakmıyorum ardıma , aylar önce senin yaptığını şimdi ben sana yapıyorum ve gidiyorum senden… Bir sen bırak beni, Unut gittiğin bi yerde Kim kaldı ki Çok büyüm sayende …. Çok büyüdüm sayende çok şeyler öğrendim hayattan.Hayat o kadar değiştirdi ki ben neler aldı götürdü benden yıllar.Tek tek sayayım istersen... Önce seni aldı,ardından gençliğimi en son sana olan aşkımı almak geldi aklına ne kadar geç kaldı hayat bilemiyorum ama galiba en iyisini yaptı...Seni daha iyi tanıma şansını verdiği için hayata teşekkür ediyorum. Hadi yüreğim ha gayret ! Hele sıkı dur , hele sabret. Başını eğme dik tut, Bu bir rüyaydı farzet...
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #495 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Seni bir yağmur tanesi kadar çok sevmiştim Hiç bitmeyeceksin ve hep bana yağacaksın demiştim Günün birinde güneş açtı ve yağmur durdu İşte o zaman anladım aşk diye bir şey yokmuş ben YANILMIŞIM... Bekledim tekrar yağmur yağarda yine benim olursun diye Uykusuz kaldım geceleri söz geçmedi yüreğime Ağladım ara sıra, aynada bakamadım kendi yüzüme Ben bu olamam ben bu kadar sevemem diye… Beklerken hiç ümidimi kaybetmedim Elbet bir gün dönersin diye Zaten hep ben bekledim, hep ben kaybettim Aslında layık olamadım senin sevgine… Her seni kazanma isteğimde biraz daha kaybettim Hiç doğru zamanı bulamadım, hep yanlışı seçtim Gözlerim doldu ama kimseye belli etmedim Zaten bu yüzden hiç kazanamadım hep kaybettim… Her tarafımda sen varsın artık Yağmurların yağmasına gerek yok Belki seninle gerçek aşkı yaşadık ama Bir aşkı üzdük biz aslında bulutları ağlattık….
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #496 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Aşk gözlerde başlar kalpde büyürmüş… Gözlerine baktığımdan beri yüreğimde bir titreme var. İçimi aydınlatan bişey var. Adını daha koyamadığım bir duygu bu. Ölmekle ölmemek arası ,Sevmekle sevecek olmak arası bir şey. Ben senden hiç ayrı kalmamıştım uzun zamandır. Ne şarkılar dindiriyor içimdeki sızıyı nede senle geçirdiğimiz günlerin hayali… Hayallerde bir yerde toz bulutu olup kayboluyor gözümün önünden. Elimdeki resminin her karesini ezberledim. Kaç kıvrım, kaç çizgi varsa yüzünde hepsi beynimin tam ortasında. Yarın diyorum… yarın belki her şey değişir…. Uzakta olmak içindeki sevgiyi daha çok tetikliyormuş. Daha bi dolu yaşatıyormuş kalbimde seni.. Bir asırdır ayrı gibiyiz sanki. Yollar uzaklaştıkça özlemim bir o kadar artıyor sana. Teselli edecek hiçbir şeyin olmadığını anlıyorum “senden başka” … çok şey istemiyorum ki hayattan. Bana çıkmazların içinde olduğum zamanda verdiği mucizeyi şimdi yanımda istiyorum…. Hayatımdaki en güzel varlığı “ sen’i ” … Seviyorum seni .. hemde her zamankinden daha çok ….. Özlüyorum seni … kimsenin kimseyi özlemediği kadar … Bekliyorum … geri dönüp koşacaksın kollarıma diye … Yağmur, Denize düştüğünde deniz, Yeşile düştüğünde yeşil, Toprağa düştüğünde toprak kokar... Yağmur, Saçına düştüğünde sevgi, Eline düştüğünde özlem, Göğsüne düştüğünde aşk kokar.. Hiç yağmuru, Göğsüne düşürdün mü? Ben düşürdüm … şimdi de beni hayata bağlayan yağmur damlamı bekliyorum …
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #497 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Ben daha sana ağlamadım! Neyi bekliyorum bilmiyorum. Belki geçip giden zaman kapatır, şahdamarımdan kesilmiş gibi kanayan yaramı. Belki yeni bir sevgi avutur gönlümü. Belki dostlar teselli ediyordur beni. Ne bileyim işte! Neyi bekliyorum bilmiyorum. Zaman denen sonsuz boşlukta, bir yerlerde sana ağlayacağım. Belki en mutlu anda akan göz yaşlarımda olacaksın, belki tanımadığım bir cenazede ağlayacağım, belki yeni doğmuş bir bebek çığlığında olacaksın, belki bir gök gürültüsünde, belki de.... Ben daha sana ağlamadım! Kabullenmek mi zor geldi, inkar etmek mi kolaydı gerçeği, bilmiyorum. Hayatımdaki yerini yeni düzenlemişken, nasıl kabul ederim zamanın dağıttıklarını. Daha ruhunu elime almadan, yüreğini yüreğime bastırmadan, yan yana diz dize oturmadan,meleğin olamadan seninle var olmadan yokluğuna esaret sürgün sana bi ” merhaba” demeden sessizce “elveda” diyebilir miyim. Kabul eder miyim yüreğimdeki boşluğunu, çıkmana izin verir miyim girmediğin hayatımdan. Beni güldürmeden ağlatmana müsaade eder miyim. Ben daha sana ağlamadım! Aslında ağlamam sana mı olur yoksa bana mı bunu bilemedim. Ağlamak kolay da kime ne için ağlanacak bir onu çözemedim.. İmkansızlıklar içinde yeşeren aşkıma mı yoksa bu aşkın adının “imkansız” olmasına mı ağlamalıyım? Bunca benimken bunca seninken bi adım yolun binlerce km mesefene mi yoksa dün gibi sözlerin bin parçaya böldü yeniden yüreğimi git dedin ya canımdan can olduğunu bildiğin halde dilinden döküldü ya sözlerin nasıl bi vedaydı gitme der gibi her halinde hangisine ağlayayım sözlerinemi söyleyemediklerime mi bilemedim... Ben daha sana ağlamadım! Zamansa eğer sana olan göz yaşlarımı akıtacak zamana inat yaşıyorum Tüm saatleri durdurdum yokluğunu hiç umursamıyorum ama biliyorum bi anda farkına varacağı gidişinin rüzgarı vuracak yüzüme , ben o zamanı bekliyorum. İşte bunun için; Gözlerim suskun Sensizliği farkedinceye kadar ….
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #498 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Sen hiç duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi... Üzüldün mü, , , , ?? Yanaklarından süzüldü mü hiç bir başkasının gözyaşları... Yabancı hıçkırıklar gelip düğümlendi mi göğsünde... Düşündün mü geceleri...!!! senin olmayan rüyalar gördün mü...?? senin olmayan birini sevdin mi? Gökyüzüne baktın mi , yıldızlar düştü mü güneş doğdu mu her gecenin sonunda? Uyandın mi başka birinin sabahına? Hiç sevdin mi sen, Duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi... Gülümseyişini hissettin mi belli belirsiz senin dudaklarındaymışçasına yakın... Sıcak... Hiç sevdin mi senin olmayan birini? Senin olmayan bir şehirde, bir gecede, bir bedende SENİN OLMAYAN BİRİ yaşadın mi hiç? Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini????
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #499 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Birazdan "buraya kadar" olduğunu fark edeceksin. Eski evimin duvarlarındaki Bir çatlakla sıkıştırıp anıları... Çekip perdeleri, çarpıp kapıları İhanetini köhne bir evde Cezalandırmak olacak son yapabildiğim ki,... Yüzüne dünyamın kapılarını kapayışım bu. Ölümü kahpe bir yüreğin seven bir yürekte ki, Yok pahasına satılacak senli zamanlar, Hiç olup kalacaksın, Az sonra... Ben gidince... ....Sen biteceksin... Birazdan, buraya kadar vukuatım olacaksın bu yolda. Kalan ayak izlerimi yiğitce yağmurlarla silip arkamdan, Patiska misali mendil yapıp fersudeliğimi, Duvarlarda yüzümü eskiterek, Gitmek olacak son bırakabildiğim ki,. Bu kent, bu dört duvarlar Çoğaltmayacak artık hüzünleri, Yansıtmayacak aynaların gözü yıkılmışlığımı, Dudak ısırığımı ki,. Kızıl damlalarda görülesi Hiçbir şey kalmayacak yaptığına dair... Az sonra... Ben gidince... .....Sen biteceksin... Çünkü! Göz tanıklık edemeyecek kadar dolu, Yara tedavi edilemeyecek kadar derin, Dil şaşılası kadar şaşkın.. Ve,.. Sen imkansız aşkım! Az önce,.. Battın......
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
| | #500 (permalink) |
| Prenses ![]() ![]() | Kendim için bazı şeylerden Vazgeçtim ya da Vazgeçmek zorunda kaldım desem daha iyi olacak.. Ben kendi isteğimle değil CAN yerine koyduğum biri benden Vazgeçtiği için Vazgeçtim….. İlk önce ellerinden Vazgeçtim.. Hani bir zamanlar tutmaya kıyamadığım usul usul korka korka tuttuğum ellerden Vazgeçtim.. Kendim istediğim için değil... CANım öle istedi.. Bende CANımı dinlerim.. Bir zamanlar CAN yerine koyduğumu dinledim... Sonra bakmaya doyamadığım gözlerden Vazgeçtim... Hani hep bakmaya doyamadığınız gözler varya.. İşte ben o gözlerden Vazgeçtim.. “Bıktığım” ya da “İstemediğim” için değil sadece CAN yerine koyduğum CANım Vazgeçti diye Vazgeçtim. Usulca korkarak... Kısa bir ara sonra dudaklarından Vazgeçtim.. Karşınızda onun sizinle konuşmasını sağlayan o dudaklardan Vazgeçtim. İsteyemeyerekte olsa Vazgeçtim.. Yine ben istediğim için değil CAN yerine koyduğum CANım istediği için Vazgeçtim…… Bir zaman sonra CANımla ilgili düşler kurmaktan Vazgeçtim.. Çünkü CANım çoktan Vazgeçmişti ve “Benden de İstiyordu” bende sırf CANım istediği için VAZGEÇTİM.... Kokarak ürkerek VAZGEÇTİM.... Ama o bilmiyordu ki ondan her uzaklaşmam aslında kendimden Vazgeçmemdi. Hayallerimden Vazgeçmem.... Vazgeçtiklerimin hepsi CANımdı.. Bana ait olan şeylerdi... Ve Şimdi…... Ellerinden, gözlerinden, dudaklarından, hayallerinden Ben CANımdan Vazgeçtim.. Sırf CAN Yerine Koyduğum CANım İstediği İçin.
___________________________________________________________________________ ÖSS TATİLİNDE =) YOKUM Bİ 6 AY DAHA =) |
| |
![]() |
| Anahtar Kelimeler: arsivi, einsamlebenden, guzel, yazi |
| Konu Araçları | |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Selin:) Yazı ve Şiir Arşivi | SeLiN:) | Şiirler ve Güzel Sözler | 352 | 09-04-2008 12:32 AM |
| melis_17_ Güzel Yazı Arşivi | melis_17_ | Aşk & Sevgi | 45 | 03-29-2008 08:38 PM |
| serkan32 Güzel Yazı Arşivi | SoN OsMaNLı | Aşk & Sevgi | 10 | 01-18-2008 03:24 PM |
| esmer_güsel! Yazı Arşivi | A$K PeRiSi | Aşk & Sevgi | 238 | 08-24-2007 12:51 PM |
| ShEyTaİn Şiir Ve Yazı Arşivi | ShEyTaİn | Şiirler ve Güzel Sözler | 27 | 07-30-2007 01:21 AM |