|
|
#1 (permalink) |
|
Fark Ediliyor
![]() ![]() |
SAHİBİNİ BİL Sevgili Ne olur kalbinde hapsetme beni Sende takılıp kalmasın kalbim Işık ol,sevgili,o'nu gösteren Sende kaybolduğum bir an da Bir ayet misali o'nu hatırlat Bir ses getir bana Bir söz ki o'ndan yana Bir işaret yalnız o'na Bir melek ol gel,o'ndan bana Ve bil Ey Sevgili Bir emanettir aşkım Kutlu bi emanettir kalbim Senindir desem de SAHİBİNİ BİL.......
![]() ![]() |
|
|
|
class Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
ceydaa (03-17-2007)
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Fark Ediliyor
![]() ![]() |
Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“ “Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.” "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum." "Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…" Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. "Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?………. Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak. "Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ... ![]() ![]() |
|
|
|
class Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
ceydaa (03-17-2007)
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Fark Ediliyor
![]() ![]() |
1- Gitme
Aglarsam kim silecek gözyaslarimi,sende gidersen? Kim tutacak ellerimi,kim sevecek,kimi sevebilirim senden sonra? Varligina alistim ama YOKLUGUN Nasil kaldirir gidisini bu beden? Nasil dogacak sensiz yeni günüm? Nasil çarpacak yüregim? Ben bilmiyorum sensiz nasil yasanir? GITME... 2- Yalnizlik Deger verdigim kisiler simdi Yok,oluyor gözümden. Dayanamadi bu aciya dizlerim Tutmuyor,ne olur tut elimden! Sevmenin diger adininda Yalnizlik oldugunu bilseydim, Bu kadar üzülmezdim. Sevenin sana ayri kaldiginda özlermis Bende özlüyorum seni... Seninde düsündügünü biliyorum ya da Aklindan bile GEÇMIYORUM... 3- Gece yarisi ayrildi ellerin ellerimden Hüzünler aralandi, Akti yaslar gözlerimden. Nerde simdi yasanan sevgiler? Terkedip gittiler bizi birer birer! Yok artik eski askin heyecani Simdi yanimda belirdi yalnizlik ah yalnizlik... 4- Hayat nedir acaba? Yasama hirsimi? Yoksa heyecanlanmak mi? Sesini her duydugunda... Her ne olursa olsun hayatta, Iyi veya kötü hatta; Bir eksiklik hisseder insan, ASK'i yasamadikça.... 5- Aci veriyor bana yalnizlik Umutsuzlugumu haykiriyor yüzüme Karanlik gecelerde agladigimi görmek istiyor Yillarin intikamini aliyor benden Neden neden böyle yaptin Soruyor her defasinda Aglamamak elimde degil Gözyaslarim durmadan akiyor Senin ismini her anisimda Agliyorum kaderin böylesine Isyan ediyorum sensizlige Beni birakip gitmeseydin O zaman yalniz kalmazdim böylesine... 5- Yalniz misin? Hüzünlerimi göndereyim Yaninda bulunsun Sen konus O sussun Duvarlarinla aranda Sana arkadas olsun. Yalniz misin? Hayallerimi göndereyim Eslik etsin sana Birlikte bakin Gündüz ufuklara Gece karanliklara... Konu class tarafından (03-05-2007 Saat 06:42 PM ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
class Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
ceydaa (03-17-2007)
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Fark Ediliyor
![]() ![]() |
Yazılanmı Önemliydi Çizilenmi Sevdalara..
Oysa Ben Ne Yazdım Ne Çizdim Sevdamı.. İçimde Büyüttüğüm Ufaklıktın Sen.. Ben Ne kadar Büyüttüysem Seni; O Kadar Ufaltmışsın Kendini.. Sen Giderken "Gitme Kal Yanımda Sana İhtiyacım Var!" Diyemedimki..Diyemezdim De.. Çünkü Sen Kararlıydın Gitmeye..Ki Kalma Meraklısıda Hiçmi Hiç Olmamışsın.. Ben Ne Savaşlar Vermiştim Yüreğimde.. Ne Volkanlar Patlatmıştım Hep Sen Ol Diye.. Sensiz Olmak Benim Sonum Olurdu Biliyordum.. Bildikleriminde Başıma Gelmesinden Öyle Çok Korkuyordumki.. Korkularıma Rağmen Savaşlarımı Hiç Ertelemedim.. Ertelenmiş Bir Sevda Bana Göre Değildi.. Ya Sen? Savaştın mı Benim gibi? Korktunmu Kaybekten Deli Sevdalanı? Kaç Kere Yemin Ettin Bozacağını;Dayanamayacağını Bile Bile? ...... O Kadar Gözyaşı Döktümki Ardından.. Hiç Utanmadım Ve Hiç Silmedim Gözyaşlarımı.. Çünkü Görünen Sadece Gözümdeki Yaştı.. Kalbimdeki Acıları Bitmişliği Göremezdin.. Bu Yüzden Ağladım Karşında İşte Bu Yüzden Ağlamaktan; Göz Yaşlarımdan Asla ve Asla Utanmadım... Ben Sevdamdan Da Utanmadım..Seni Sevmektende.. Pişman Değilim Bir Kere Dünyaya Gelsem Bin Kerede Olsa Seni Severim! Umudumu Yitirdiğimde Utandım Ben Yar..! Çünkü Umutlarımda Binlerce Güzellik Var.... Şimdi Bana Kalan Ardından; Bomboş Bir Hayat..Ve Bir O Kadarda Dolu Kalbimin Yamaları.. Bir Avuç Göz Yaşı Ve Bir Dünya Kadar Sevdan.. Gittin İşte.. Bitti Bu sefer Dönüşü Yok... Kalbim Alıştı Belkide Bu Sefer Ama Telafisi Yok.. Olmayacakta... Unut Deme Sakın.. Unutmak İçin Sevmedimki Seni.. Kolaymı Ki Unutmak O Kadar Savaşın O Kadar Acının O kadar Sevdanın Ardından Seni... Hadi Sen Unut Beni Sevgili.. Ben Es Geçtim Unutulması Gereken Herşeyi... Hoşçakal..."Hoşça"Kal..Aşkların En güzeli... HOŞÇAKAL ![]() |
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Fark Ediliyor
![]() ![]() |
HALİNE ŞÜKRET Dursun, çok feci bir trafik kazası geçirir... Koma halinde hastaneye kaldırırlar. Tedavi olurken kendine gelir. Yatağında bakar ki bir kolu yok... Hepten morali bozulur, asabileşir. Bir taraftan da hastaneyi birbirine katar: -Ben tek kolla nasıl yaşarım şimdi! Diye bağırıp çağırır. Kendini hastanenin penceresinden atıp intihar edeceğini söyler. Doktorlar başına toplanır, bakarlar Dursun ciddi, başlarlar nasihata: -Bak evladım, insan tek kolla da yaşayabilir, ölmediğine şükretsene. Sonra beterin beteri var. Geçen yıl Temel de kaza geçirdi. Onun iki kolunu birden kesmek zorunda kalmıştık... Ama o senin gibi bağırıp, hastaneyi birbirine katmadı. Şimdi de gül gibi yaşayıp gidiyor. İnanmazsan git de bak. Dursun, bir an sakinleşir, gider yukarı mahallede Temel'i bulur. Bir de bakar ki, Temel'in hakikaten iki kolu kesik ama, Temel bahçede kıvır kıvır oynuyor, hem de nasıl oynuyor... Bizim Dursun'un kafası karışır ve hayretle Temel'e yaklaşır: -Ula Temel, eyi ki seni gördüm, yoksa hayatum gideyidi. Ula bizim bi kolumuz kesildi diye intihar edeceğidum. Ama senin, iki koli kesik vaziyette, hem de bi dansöz gibi oynamana karşı teselli oldum... Şu dünyanın haline bak, benum tek kolum kesildi diye intihar edecek kadar beyinsuzum, sense iki koli yok göbek ataysun... Derken, Bizim Temel patlar: -Ula sen manyak misun, ne göbek atmasi. Sırtım fena halde kaşuniyi... Patlayrum. -------------------------------------------------------------------------------- SAY: Bizim küçük Temel, Okuldan bir türlü mezun olamıyor. En sonunda öğretmen: -Oğlum seni imtihan edeceğim. Bilirsen seni mezun edeceğim. Temel sevinir, sözlüye kalkar... Hoca: -Söyle bakayım Temel, İngiltere'yle Fransa kaç kez savaştılar? Küçük Temel: -Alti defa savaştiler öğretmenum. Hoca: -Aferin sana Temel, tebrik ederum, der. Küçük Temel, mezun oldum sevinciyle hocaya bakarken, hoca: -Peki say bakalım, demez mi? Küçük Temel: -Bir... İki... Üç... Dört... Beş... Alti. -------------------------------------------------------------------------------- TEMEL'İN OĞLU: Temel'in oğlu küçük Temel, okula gittiğinde öğretmeni sorar: -Temel, baban nasıl iyi mi? Küçük Temel: -Öğretmenum, babam dün akşam banyo küvetine girdi, uyudi kaldi oriya... Öğretmen şaşkın: -Uyudu mu? Desene sular evi bastı, ev mahvoldu... Küçük Temel sakin: -Yooo öğretmenum öyle olmadi, çünki babam ağzı açuk uyur... -------------------------------------------------------------------------------- BAŞKA ÇİMSE YOK Mİ: Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bakar, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri kayalar. Belki duyan olur da kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır: -Çimse yok miiii! Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, ta yukarılardan, gökten bir ses duyar: -Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma! Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkı desen sadece Fadime'nin hakkını ödeyemez. Başını kaldırıp, tekrar bağırır: -Başka çimse yok miiii! -------------------------------------------------------------------------------- FADİME'DEN E-POSTA: Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun'la karısı, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler. Eşi, Dursun'dan önce gider Florida'ya ve ertesi gün için Dursun'a da yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır. Zaten çok üzgün olan Temel'in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel'e yardım için koşuşturmaya başlar. Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir: "Sevgili Kocacığım, Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak... Seni dört gözle bekliyorum..." (Karın) -------------------------------------------------------------------------------- VERGİ: Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel.. Ortaya bir fikir atılır... Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. Amerikan vatandaşı söz alır: -Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız... Derken Avrupalı söz alır ve: - Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız... Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya: -Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok... Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... Bizde hükümet halktan toplar vergileri... Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner... -------------------------------------------------------------------------------- GEÇİM ÇARESİ: Siyasiler boş yere kavga ederse ekonomi de vatandaşa kalır... Temel, Dursun ve İdris’in parasızlıkları canlarına tak eder. Bir taraftan işsizlik bir taraftan geleceği kapkara bir siyaset... Ekonomi ve enflasyonu bırakan siyasiler devamlı kavga ederler... Bunlar da oturur geleceğimizi, yani ekonomi, işsizlik nasıl çözülür onu tartışırlar. İdris söz alır: - Uşaklar ben en hızlı kalkunmanun yolini buldum... Bi uçak filosu yolliyalum. New York’i bombaliyalum... Sora da Amerika bize atom atar. Teslim oluruk. Sora da Japonya gibi çikaruk ortaya aha zengin oldun... Dursun atılır: - Ula daha kolayi varken öyle niye edeyruk... En iyisi Amerika’ya savaş ilan edelum Beşinci Filo oriya çıkarma yapar... Savaşı kaybederuk... Ardından Almanya gibi ortaya çikaruk aha zenginsun. Sonunda Temel atılır, kafasını kaşır ve: - Ula uşaklar ya savaşi biz kazanursak, oni hiç hesap etmedunuz... -------------------------------------------------------------------------------- MÜTEAHHİT TEMEL: Bizim Temel, Amerikalı ve İngiliz’le telefon direği dikme ihalesine girmiş. Müdür şöyle bir öneri getirmiş: -Hepiniz aynı teklifi verdiniz |