|
|
#1 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan, Sanki benim hiç senim olmamış gibi… YERLERDESİN ARTIK Söyle kaç kere baktın gözlerime ? Kaç kere tutun ellerimi? Ya onun gözlerine kaç kere baktın ? Türlü bahanelerle kaç kere tuttun onun ellerini? Tutmak hafif kalır sen onun ellerini hiç bırakmadın ki Karışmıyorum alıştım artık ben Seni Yerlerde Görmeye Sen benim gözümden çoktan düştün ya belki onun gözüne girersinnn !!!!!!!! öle cnmm sıkıldı kndimcee bişiler yasdım iştee!!! ßir internet cafe açtık.Gece gündüz cafedeydim.Hergün cafenin önünden kızın biri geçiyordu.hep bana bakıyordu.Hiç kompleksli biri olmamışımdır hayatımda,birisi bana bakıyosa illa beğendiğinden bakmıyodur diye düşünen bi yapım var.ama bu bakışlar gün geçtikce manalaşıp yerini gülümsemeye hatta selamlaşmaya bırakmıştı.Çok güzel biriydi.insanlığı,hareketleri,uzun boyu,sapsarı saçları,beni büyülemeye yetmişti. bigün internet cafenin yanındaki idda bayisinde duruyorum O sırada yine kapının önünden geçiyordu.gözleri beni arıyodu biliyorum,beni gördü,gülümsedi ve durdu kenarda.bir çok kez onun üzerine düşünmüştüm,bu benim aradığım kişi olabilirmi diye.evet oydu.O benim aradığım insandı.yalnızlığımdı,suskunluğumdu.gittim arkasından. ilk defa bi bayanla konuşmuyordum,ama inanılmaz heyecanlanmıştım.iki lafı bi araya getiremiyordum.neyseki kız anladı derdimden.Derken hayatımın en güzel günlerini yaşatıp sonunda da en kötü gününü yaşatacak bir serüven başlamış oLdu.Haftanın her akşamı buluşup geziyorduk.El ele kol kola.Onun yanındayken her şey çok güzeldi.Annemle tanıştırmıştım,niyetimiz ciddiydi,evlenecektik.Onun aileside biliyor ve destek veriyordu bu ilişkiye.ßir ilişkide hiçmi kavga olmaz,olmuyordu işte,tartışmıyorduk bile. Günler günleri kovaladı bizim sevgimiz dahada arttı. ßi Pazar günü buluşacaktık.Mesaj çektim.Uykucu aşkım hala yatıyomusun.hadi kalk artık diye. Mesajıma karşılık vermedi.ilk defa böyle birşey oluyodu.ßenim mesajıma 2 dakika içinde cevap vermesi lazımdı.ßöyle anlaşmıştık.eger vermezse kötü birşey olmuştur.Meraklanmıştım,aşkıma birşey oldu diye.gergin bir bekleyişin ardından hayatımı karartan bi mesaj geldi.Şunlar yazıyodu msjda.Seni çok seviyorum ama ayrılmamız lazım.Yürümeyecek bir ilişki bizimkisi.Senin hayatını karartmak istemiyorum.Seni Seve Seve senden vazgeçiyorum.Yıkılmıştım bir anda.ßeni çok sevdigini bildiğim birisinin bir anda böyle bir msj yollaması beni çok şaşırtmış vede üzmüştü.Acaba benimle gönülmü eglendirdi demekten kendimi alamamıştım.Hemen telefona sarıldım.Kendinden duymak istedim bütün bu olanları.inanamıyordum bütün bunLara.Ama telefonu kapalıydı,ulaşılamıyodu bitürlü kendisine. küsmüştüm,Hayata,Yaşamaya,Aynada ßaktığım Yüze. Nereye baksam onu görüyordum.Kızmalımıydım ağlamalımıydım neyapacağımı bilmiyordum.bildiğim tek birşey vardı ben bunu hak etmiyordum.ßöylesine sevmenin sonu bir mesajla bitirilmemeliydi. Aradan 1 Hafta geçti.ßen hala aynı psikoloji içindeydim.Durumum gerçekten çok kötüydü.Cafenin önünde dikiliyordum öylesine.Yine aklımda O vardı.Cami çok yakındı bize.Sela verilmeye başlandı.içeri girip müziği kapattım.ßir yandanda allah rahmet eylesin.allah ailesine başsağlığı versin diyordum.Sela bitti....Selanın bitişi benim hayatımın bitişi olmuştu... Çünkü selanın sonunda zikredilen isim benim canımdan çok sevdigim kişinin ismiydi.O ölmüştü.Haykırdım,bağırdım avazım çıktıgı kadar.olmamalıydı böyle bişe.O yaşamalıydı.ßenden uzak olsun beni istemesin ama yaşasın.ALLAH'ım nolur benim canımıda al diye Bağıra çağıra koşuyordum Camiye dogru.ßabasını qördüm.ßaba nolur O ölmedi de diye yalvarıyordum.gittii oğlum öldü O.Artık yok.Düğününüzü göremeden muradına eremeden öldü.ßirbirimize sarılıp dakikalarca sesle ağladık. işin aslını ablasından öğrendim.Beyninde damar tıkanıklığı varmış.Bayağı ilerlemiş.ßigün fenalaşıp hastaneye kaldırıLdığında Doktor herşey için qeç olduğunu.Tedavisinin ise sncak yurt dışında olabileceğini söylemiş.Stres sıkıntı kesinlikle yasaklanmış.kendini ölüme hazırlamış benim aşkım.ßana attığı ayrılık mesajı buyüzdenmiş.Onunla beraberken ölümünü görmemi istememiş.Neden böyle yaptın be aşkım.ßiliyorum benden ayrılmak istediginde sen ölüm fermanını kendin imzaladın zaten biz birbirimiz olmadan yaşayabilirmiyiz.Stres yasak olan biri benden ayrılarak mutlumu olacaktı.Neden aşkım nedenn ALLAH kimseye böyle bi acı vermesin.O an herşeyi düşünebiliyosunuz intihar etmeyi kaçıp gitmeyi ne qelirse aklınıza...ßen şimdi kimseyi sevemiyorum.Sevmenin ne olduğunu unuttum.Sevme Hissi onunla gömüldü mezara.Mahşere kadar Uyanmayacak.Uyanmasında....Şimdi sizde birkere düşünün şöyle bir;sela okunuyor ve bu sela ALLAH korusun sevdiğiniz kişinin.ßu yazımı okuyup şimdi sevgilinize bir msj cekin ve Onu herşeyden çok sevdiqinizi Söyleyin.ßuna imkanı olmayanlar var.ßunu herşeyden çok isteyenler Hemde.... çoq hoşuma gitti sizlerle paylaşayım dedim... BU GECE YİNE SENİ SEVDİM Hala seni anlatacak satırlara bir giriş cümlesi bulamadım. . . Sadece seni yazarken kalemim bu kadar kısır, mürekkebim bu kadar soluk. . Sakın aklından bile geçirme, şimdiye kadar yazdıkların neydi ya da kimeydi diye! Tabii ki yazdıklarım ve daha yazacaklarımın hepsi sana. . . Gerçi bende olan ne varsa hepsi senin ya. . . Sabahlar sana, geceler sana, sözler sana, yazılanlar sana. . . Sen böylesi bir servete sahipken dünyamda. . . Ben. . . Viran edilmiş bir dağ kasabasında tahtadan bir barakada Sersefil bir durumda kalemimle seni anlatacak bir giriş cümlesi karalıyorum yıllardır kâğıtlara. . . Yazı başlığım hala belli değil sevgili, ama son söz ne yazacağımı biliyorum. . Bu yazılanlar servet içinde yaşayıp ta, sefillere bir ışık vermeyenlere, ya da bu servete nerden sahip olduğunu bilmeyenlere . . . "Sıcaklığına,ten kokuna,gözlerindeki umuda,sesinin tınısına ve tebessümünde gizli olan gamzene o kadar çok ihtiyacım var ki bu gece.." Bu gece diyorum, bu gece.. Sen düşünce aklıma,akıllara ziyan hallerimle cebelleşiyorum.. Biten bir hikayenin ardından teselli edenlerle kapışıyorum.. Nerden bilebilirler ki sensizliği diyorum.. Nerden anlayabilirler ki sen yokken beni.. "Senden arta kalanlardır yeniden özlememin sebebi seni." Hani sahilde saçını okşayan rüzgarı kıskanmam .. Hani ellerini avuçlarıma aldığımdaki elimin teri.. Yüzümün yanması,ilk dokunuş ürkekliğiyle.. Hani bir resim karesindeki bizi yanlışlıkla yırtmam.. Alev alev bakışlarından irkilmem var ya.. Özlüyorum.. "Taşıyor yüreğimin bendinden öteye,yaşan(a)mamışlıkların verdiği uktenin sızısı.." Bu gece.. Bir çocuğun bakışlarındaki iç çekiş gibi.. Çaresiz ve savunmasızım.. Bir hançerin iki soğuk ucu gibi.. Keskin ve çatıktır bakışlarım.. Hırsından Kayaları delice döven dalgalar gibi.. Hırçın ve huysuzum.. Sensizliğin verdiği rolün repliğini unutan gibi.. Telaşlı ve utangacım bu gece... "Sensizim diyorum,sensizim..." Bir solukta yaktığın bedenimi ilk kez bu kadar güçsüz ve aciz görüyorum.. Ve ilk kez bu gece seni delice özlüyorum.. Ve ilk kez yokluğuna "seni sevdim" diyebiliyorum.. Seni sevdim.. Yüreğimdeki yerine gelmeyeceğini bile bile.. İlk kez.. Ve Son Kez.. Bu gece... Yine Seni sevdim.. GELDE UNUTTUR BANA SENİ Ve gittin... Öncesini düşünmek istemedigim sonrası ise meçhul bir aşktı yaşadığımız... Ve aşk bitti... Giderken geride bıraktığın,içinden seni de almayı unttuğun bir kalp... Biraz hasarlı,ürkek,bi o kadar da beceriksiz... Seni unutmayı bile beceremedi bu kalp... Aşk bitti... Sensiz uyuyamadığım geceler,karanlıktan korktuğumda çevirdigim numara,sabah kalktıgımda huzur verici sesin yok,gözlerin yok... Dedim ya gittin... Sen gittin gideli bu ilk ve son mektubum sana... Artık seninleyken yazdığım şiir ve mektupları düzeltiyorum ve düzeltecegim... Seni seviyorumları 'seni ne cok sevdim' yaptım,meğer ne çok seni seviyorum yazmışım,seni öpüyorumları 'seni özlüyorum ' yaptım... Yaptım da bir 'seni unuttum' yapamadım... 'Seni unutmalıyım'da kaldı hep... Seni unutmalıyım...! ! ! Ve gittin... Sadece bitti dedin... Fazlasına gerek yoktu zaten... Herkes anlamak istediğini anlardı degil mi... Ama inan hiçbir şey anlamıyorum... Sana lanetlermi yağdırmalıyım,yoksa yolun açık olsun mu demeliyim... Yok bu çok fazla,dilerim Allah'tan bensiz gittiğin hiç bir yol açık olmasın...! ! ! Sensiz aldığım nefes nefes değilken,bensiz aldığın nefes nefes olmasın... Yok bu da çok fazla... Ben kıyamam ki sana... Ben sadece geride bıraktıgın bu beceriksiz kalp için yalvarıyorum... GELDE UNUTTUR BANA SENİ... Gel desem sana .... Hiçbir şey sorma,hiçbir şey konuşma,sadece gel... Gelir misin?? Hadi desem yada..?? Hiçbir şey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz...?? Bakmasan,görmesen,duymasan beni günlerce...Aylarca belki.... Yine beni sever misin? Gözden ırak olan gönülden uzak olurmuş derler ya.. Yanımda olup uzak olanlardansa,uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin?? Aylar sonra,yıllar belki.. ´´Seni sevdim..Senden gelen iyi-kötü her şeyi sevdim.Ve hep seveceğim..´´ Diyebilir misin..?? Yanında otururken bile zaman zaman beni deli gibi özleyebilir misin?? Her ayrılışımızda sabaha,bir daha görememek korkusuyla delirir misin? Her gelen telefonda ´ben´ diye irkilir misin sebepsiz..? Beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin?? Beni ,ben gibi sevebilir misin?? Delirsem bir gün.. ´´Aşşkımmm...´´ diye yine sarılabilir misin? Kapris yapmak istesem...Yapsam hatta şımarıp,kalabalıklarda elimi tutabilir misin? Hayat bir gün bana oynarsa,maskeleri yırtıp her yerimden,çook çirkin olsam,yine beni görebilir misin?? Ne şart ve konum olursa olsun,göz bebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir misin?? Ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam bir gün nefesimden sıkılıp.. Ölsem bir gün,yaşadığın her gün için benimle, ´bir saniyesi için bile pişman değilim´ diyebilir misin? sen hiç gözyaşlarını tutmaya çalıştın mı?? senin her gün akan her gözyaşınla,çektiin acılarla gurur duydun mu hiç? Acı çekmek senin hiç hoşuna gittimi?? Ben acı çekmek hoşuma gidermişçesine açardım şarkımızı dinlerdimm seni göremediğim her güne,her saate,her dk lanet ediorum ve en önmlisi seni gerçekten seviyorum!! ßoynumun büküklüğü sensiz geçirdiğim her an içindir! Gözlerimin Altındaki Morluklar ise;uykusuz gecelerimin marifetidir... SOĞUK BİR GECE SEN VE BEN Soğuk bir geceydi. Kendimle baş başaydım. Dalgalar kumları bir sarıp bir bırakıyordu Kumlar her ayrılıkta sırılsıklam, ağlamaklı Ben yıldızları izliyordum. Seneler öncesinde bir yıldız seçmiştim gökyüzünden. Benim için gecenin en gizemli, en güzel noktasıydı o. Yalnızdı. Bir köşeye atılmış gibi durmanın ne demek olduğunu bilirdim. Fikrimce o da iyi biliyordu. Kendince salınıyordu gecede. Sevecen bir kadın gibiydi. Onunla konuşmayı seviyordum. Yapayalnız olsa da ışığını taşıyordu güneşin Kimsenin umurunda olmasa da Cömertçe dağıtıyordu etrafına. Birbirimize benziyorduk. Eski bir dostumun cümleleri kulaklarımda çınlardı her konuşmamızda. “Hiç istemediğin zamanlarda Yalnızlığına yalnızlık katıldığında, Aklın yeni sorularına eski cevaplar verirken, Sakın vazgeçme içinde taşıdığın taze ve sonsuzmuş gibi hissettiğin ümitlerinden. Hiç beklemediğin bir anda hayallerin gerçek oluverir. Ve hiç beklemediğin bir anda sen yeniden sen oluverirsin.” Soğuk bir geceydi. Yıldızım ve ben gecenin en derin ve en sessiz noktasında beraberdik. Birden ürperdim. Denizden esen rüzgâr eşine rastlamadığım büyülü bir koku taşıyordu. Rüzgârla gelen sendin. Kapıyı çaldın küçük ellerinle yavaş yavaş, Hemen içeriye aldım seni. Üşümüştün, susamıştın. Yüzünde sonsuz gizemler taşıyordun. Soğuktan titreyen dudakların açılıp kapandıkça içim gidiyordu. Büyülenmiştim. Gözümün önünde hıçkıra hıçkıra ağladın. Damlalar ellerimdeydi, Dudakların dudaklarımda. Anlamıştım seni. Aynadaki aksim gibiydin. Gerçek sevgiye, seni geceden çekip çıkaracak Aynada göreceğin mutlu yüze muhtaçtın. Rüzgârla gelen sendin. Özleminin rüzgârı uçurmuştu bacaklarını kapıma Seni saracak bir vücut, Üstünde ağlayabileceğin bir omuz, Bir gerçek sevgiliydi özlemin. Bu yüzden üşüyordun, Bu yüzden titriyordun. Sana sımsıkı sarıldım. Daha sıkı. Daha sıkı. Tüm vücudunu sardığımı hissettiğim an bıraktım seni. Gecenin karanlığında sonsuzluğa yuvarlandık. Sen ve ben yapayalnız, herkesle, Gökyüzünde iki ay vardı bizim için, On yıldız. Tören vardı bulutlarda. Açıldı tüm kapılar. Kapılar dalgakıran, rüzgarkesen. Kapılar ardından sen, ben Sen ve Ben Aşk ve gece Ben ve Sen Sevişmeler ve rüzgarkesen Başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda yıldızım beni son kez selamladı. Bu bir sıcak öpücük gibiydi sanki. Kendince salındı gecede ve denize dogru bıraktı kendini. Gozlerim ona takılmışken fısıldadı. "Bana ihtiyacın yok artık. Senin olana iyi bak." Ve yitip gitti karanlığın denizle birleştiği yerde. GELİRSEM BİTER AŞK Düş'tüm, dedim elinin tersinde. Hayır dedi, kesince. Düş olsan, fark etmezdim seni ! Sevgim sana güç veriyor mu, diye sordum. Başını çevirdi, yüzünde kalmamış takatle. Hayır dedi, inatla ! Öyle olsa, yıkılmazdım her 'Seni Seviyorum' deyişinde ! Özledin mi beni, dedim. Sustu ! Nefesini en derinden aldı ve, Özlenmez mi, dedi ! Git dedim ! Git ! Sen kalınca genişliyor bu dünya ve kayboluyorum uçsuz bucaksızlığında ! Hayır, dedi, sertçe! Gidersem, kahraman olurum! Kalırsam, senin! Küserim, dedim, kırılgan çocukluğum sitemimde. Hayır, dedi gülerek.. Küsmek, susmayı göze almaktır. Ama sen korkarsın kendi sessizliğinden ve susamazsın! Gel, dedim, o zaman! sesim fısıltı gürültüsünde. Gel.. Durdu! Hayır, dedi, GELİRSEM BİTER AŞK !!! GİT YADA GİTME Git. Yüzüme öyle bakma git. Hiç durma, bir gidenin bir daha asla giremeyeceği kapı orada, git. Hiçbir şey açıklamak zorunda değilsin. Giderken söyleyecek şey bulamaz insanlar. Sen bahanelerin arkasına sığınanlardan olma, git. (Oysa daha doyamadım sana... Kokunu yeterince çekemedim içime... Yapacağımız ne çok şey vardı... Neler planlamıştık... Şimdi ne yapacağım ben? Nasıl duracağım ayakta? “Kal” desem kalır mısın yar? Nasıl istiyorum yalan bile olsa “Bu gidiş sadece zorunluluktan, bekle beni döneceğim” demeni...) Her aşk biter, sen de git. Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi. Sen gitmesen belli ki bir gün ben gidecektim. Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın. Rahat ol, git. Aklın kalmasın burada. Dramatik vedaların kahramanları olmayalım, git. (Benim aklım sende kalacak. Sadece aklım değil yüreğim de... Bitmezdi bizim aşkımız. Asla terk etmezdim seni. Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka. Beni tercih etmeni isterdim, benimle yaşamanı isterdim. Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık? Ağlayacağım ardından, kahretsin ağlayacağım...) İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirimizle. Mutlu olmanı isterim. Sen mutluluğu hak eden bir insansın. Elbette ben de mutlu olacağım merak etme, git. Hayatımıza başkaları girecek ve biz belki de birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlamayacağız bile, git. Hangi yara kabuk bağlamamış ki bugüne kadar? Hangi ateş sönmemiş ki? Yapman gerekeni yap, git. (Sensiz mutlu olabilir miyim ben yar? Unutulabilir misin bu kadar kolay? Yaşadığımız onca şeyi silebilir miyim? Mümkün değil, seni içimden çıkarıp atmam mümkün değil. Biliyorum, hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı. Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek. Senin mutlu olmanı istediğim de yalan. Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma. Belki o zaman, yeniden dönersin bana...) Hadi zaman geçiyor artık, git. Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine. Aslında sana teşekkür etmeliyim. Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için. Rahatladım biliyor musun? Bende kalan birkaç parça eşyanı de gönderirim ardından. Fırsat buldukça ararım seni, haydi git. (Gitme benim güzel sevdalım, gitme. Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme. Gidip de yüreğimi öldürme. İçim acıyor, kalbim sıkışıyor. Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme. Ne olur, gitme...)
___________________________________________________________________________
H€rK€s C€nN€t€ GiTm€q İsT€R AmA KiMs€ ÖlM€q İsT€m€sss....!!!! ![]() Kırılмaмış soИ kaLbί kırмaya qeLdiм Çok deqίştίм beИ artık мeLek deqίLiм..!! --á$ıkin^m<3 KuBrA^m
|
|
|
|
KuBrA^m Mesajına 3 Kere Teşekkür Edildi: |
|
|
#2 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
![]() Sevmek İstiyorum Sevmek kimi zaman korkutuyor,bazende içinde buluyorum kendimi. An oluyor kalbimi yerinden söküp ellerine veresim geliyor. An oluyor içim yanıyor,munzur bir kıpırtı düşüyor yüreğimin orta yerine… Sevmek istiyorum gücümün yettiğince,sevmek istiyorum haykırırcasına bi an yitip gitmek istiyorum Bir sen düşünüyorum bir akşam kızıllığı,bir fırtına,ateşten bir top. Saplanıyor en hassas noktadan… Gözyaşlarımı akıtıyorum hani bir yol uğramıştır yüreğine,bir kapı aralamıştır pas tutan kilitleri açmıştır… Çaresizliğimdir yolladığım,umutsuzluğumdur gidişin Saklıyorum gidişlerini,amansız özlemlerini Sevmek istiyorum tutsak olurcasına Görmek istiyorum seni ama olurcasına Konuşmak istiyorum seni lal olurcasına Yüreğimi okyanuslar içinde kalmış bir sandala benzetiyorum yalnız ve çaresiz sallantısı durmayan hırçın dalgalara kafa tutamayan….
___________________________________________________________________________
H€rK€s C€nN€t€ GiTm€q İsT€R AmA KiMs€ ÖlM€q İsT€m€sss....!!!! ![]() Kırılмaмış soИ kaLbί kırмaya qeLdiм Çok deqίştίм beИ artık мeLek deqίLiм..!! --á$ıkin^m<3 KuBrA^m
|
|
|
|
KuBrA^m Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi: |
serkan32 (03-20-2008), ßaYan_ŞiDDeT (03-21-2008)
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
SON KURŞUNU YÜREĞİME SIKSAYDIN
Ve sen yoksun artık Ne sıcacık bakan gözlerin Ne sarıldığım zaman yok olduğum, Senin benliğinde var olduğum dünyan Ne beni yakan yüreğin Ne yüreğime saklayacağım tek bir sözün var Ve sen yoksun artık yaşayamıyorum, nefes alamıyorum çok canım acıyor kanıyor yaralarım sevemiyorum insanlarıçünkü hiçbiri sen değil beni saran varlığın nerde ve sen yoksun artık ben yapayalnız kaldım bu acımasızlıklarda ben sensiz kaldım gittin değilmi tek söz yok yüreğime saklayacağım, tek bakış yok gözlerimde saklı kalan kokun yok dudaklarımda ıslaklığın ve senin hayatında da ben ve sen yoksun artık uyuyamıyorum oysa ben günlerce sadece uyumak istiyorum tek kavuşabildiğim rüyalarımda seninle buluşmak için senin için hani seninleyken en güçlü fırtınalara dayanabilen bir çınardım ya şimdi bir meltem beni yıkıyor sensizim gittin ya beni, BENİ ANLAMAYAN İNSANLARLA BIRAKTIN YA neydi bana nefretin bu kadar acıyı bana yaşattın bir tekediliş değil yokluğunun varlığını hissetmeme neden olan acı sensizlikle dövüşmem de değil sanki yemin etmiş gibi acılarını sahiplenmekte değil gidişin bir ihanete bir yalnızlığıa bir yok oluşa kabul edememk bunu anlamamk içimde fırtına kayboluş aşkalara insanlara son çığlık içimdeki yıkılışta yapamam dayanamam bunu anlayamam anlatamam ,bir tarafım seni inkar ederken bir tarafım seni delice kabulleniyor çıkıp karşıma yapmadım demeni bekliyor ama sen yüreğime inat susuyosun ve sen yoksun arık keşke son kurşunu yüreğime sıksaydın bu kadar kanarmıydı içimsen benim canımdın aldın yaşayamadımki senden sonra bir daha ben olamadımki.............................
___________________________________________________________________________
H€rK€s C€nN€t€ GiTm€q İsT€R AmA KiMs€ ÖlM€q İsT€m€sss....!!!! ![]() Kırılмaмış soИ kaLbί kırмaya qeLdiм Çok deqίştίм beИ artık мeLek deqίLiм..!! --á$ıkin^m<3 KuBrA^m
|
|
|
|
KuBrA^m Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi: |
serkan32 (03-20-2008), ßaYan_ŞiDDeT (03-21-2008)
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
NE GARİP BİR DUYGUDUR YAŞAMAK
Ne garip bir duygudur aslında yaşamak Uyanırsın yatağından İçinde deli bi coşku Nedensiz bi sevinç Baş döndüren bi muamma Hışımla kalkarsın sıcacık yatağından Güne başlamak için İlk işin çaydanlığı ocağa koymadan önce Perdeyi aralayıp, hava soğuk olsa bile Doğan güneşe bir selam çakıp Miss gibi havayı taaa ciğerlerine kadar çekmektir Umut dolusundur Gelecek kaygısı, bugün bitirilmesi gereken işler Ve ödenecek faturaların hiçbir hezimeti yoktur Çünkü sen güne kendini, kendini de güne adamışsındır.. Sevdiğin şarkının sadece bildiğin nakaratını Bozuk plak gibi defalarca söylemene rağmen sıkılmamışsındır Börtü böceğe, yağan kara, doğan güneşe selam veresin gelir Çünkü hayat her şeye rağmen güzeldir.. Ve yaşamak da. Sonra bir gün daha olur yaşamında; Gece ağlamaktan ıslattığın yastığının şahitlik ettiği Şiş gözlerle uyanırsın Günün ağarmasına inat, hala karanlıktır gördüklerin Işık yoktur, Ufuk yoktur, Umut etmek bile istemezsin İsyan değildir aslında göğe savurdukların Yaşadığın haksızlıklar, aşktaki hayal kırıklıkların Ve ömrünü adadıklarının ihaneti sarar tüm benliğini O günü kafanda geçirirsin; Her gün yaptığın gündelik işler bile yük gelir sana. Hayatın yükü ağır, Yaşadıkların ağır, Ve bunları taşıyacak -omzum- hala minicik dersin Ezilirsin altında hayatın Gözlerin hala ıslak ıslak, en hüzünlü şarkıların Ağır dizleridir dilindeki Yalnızlık demlersin, çile katarsın 2 şekerli açık sabah çayının içine biraz da Sonra yola çıkar, etrafına şöyle bir bakarsın, Ne hazin bir öyküdür hayat Ve yaşadıklarımız da Dersin... Ve devam edersin
___________________________________________________________________________
H€rK€s C€nN€t€ GiTm€q İsT€R AmA KiMs€ ÖlM€q İsT€m€sss....!!!! ![]() Kırılмaмış soИ kaLbί kırмaya qeLdiм Çok deqίştίм beИ artık мeLek deqίLiм..!! --á$ıkin^m<3 KuBrA^m
|
|
|
|
KuBrA^m Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi: |
serkan32 (03-20-2008), ßaYan_ŞiDDeT (03-21-2008)
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
ŞİMDİ GÖZLERİM BUĞULU,YÜZÜMDE SAHTE BİR TEBESSÜM
bitirelim dediğinde aslında ne kadar çok şeyi göze almıştın ama farkında değildin...beni bir daha görmemeyi,elimi tutmamayı,nefesimi hissetmemeyi,sesimi duymamayı...ama bütün bunları göze alabilen sendin.oysa ben hiç bir zaman göze alamamıştım sensizliği...şimdi anlıyordum ki seninle beraber ben de çoktan herşeyi göze almıştım...almak zorunda kalmıştım.... ................ aşk diye birşeyin olmadığını söylüyordum hep,varsa da bitiyor diyordum...sonra gün gelmişti senin aşkının başka olduğunu hissetmeye başlamıştım ve gözlerine her baktığımda bir gün bitmemesi için yalvarmıştım tanrıya...işte sevgilim ben içimde bu duyguları yaşarken ve seni delicesine özlerken sen gelip de bitirelim dediğinde içimde aşka karşı kalan son umut parçası da kayboldu artık.aşka olan inancım ve güvencim bu sefer geri dönmemek üzere terk etmişti beni...ve seninle birlikte beni terk eden tek şey bu değildi üstelik... ağlıyordum ve susturmaya çalışmıyordum kendimi zaten durduramazdım da gözyaşlarımı...her göz yaşımın ardından arkasından ağladığım son insan olacak diyordum.o yüzden doyasıya ağlıyordum.aşk için ağladığım son günler olmalıydı bunlar.gözyaşlarımla birlikte aşkımın her zerresi dışarı akmalıydı.olmadı... dayanılmaz bi acıydı içimdeki.farkındaydım ama çekmeliyim diyordum.çünkü aşkın içinde acının da olacağını en başından beri biliyordum. biliyor musun sevgilim aslında o an senin geri dönceğini biliyordum.biliyordum da bunu yapmamalıydı diyordum,yaptıysa da katlanmalı sonucuna.işte bu yüzden kendimi söz vermeye zorlamıştım çünkü o an seni affetmemek için söz vermesem bunu bir daha asla yapamayacağımı biliyordum...yoktu o yürek bende.ağladıkça söz verdim kendime ve söz verdikçe daha çok ağladım.seni cezalandırırken aslında en çok kendimi cezalandırmışım...anlıyorum... şuan ayrılığın üstünden kaç gün geçti bilmiyorum.sanki yıllar geçti gibi...buğulu gözlerle bakıyorum artık etrafa ve sahte tebessümlerle.yolda başım önümde hüzünle yürürken kafamı kaldırıyorum belki seni görürüm umuduyla...belki karşıma çıkarsın aniden umuduyla...işte o zaman sana sımsıkı sarılmayı cesaret edebilirim umuduyla...ama yoksun sevgilim biliyorum aslında hiç olmayacaksın... aşk diye birşey yok dediğimde yanılmışım belki ama bitecek dediğimde haklıymışım...
___________________________________________________________________________
H€rK€s C€nN€t€ GiTm€q İsT€R AmA KiMs€ ÖlM€q İsT€m€sss....!!!! ![]() Kırılмaмış soИ kaLbί kırмaya qeLdiм Çok deqίştίм beИ artık мeLek deqίLiм..!! --á$ıkin^m<3 KuBrA^m
|
|
|
|
KuBrA^m Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi: |
serkan32 (03-20-2008), ßaYan_ŞiDDeT (03-21-2008)
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
EMANETİM OLSUN YÜREĞİN BIRAK
Bahtımın karasında tükenmeyen ışığım; karanlık bir gecenin dizlerinin dibindeyim yine. Her şeye inat, yüreğime özlemlerle ektiğim her dem taze sevda fidanımsın… Kelimelerin boyu yetişmiyor yine seni anlatmaya. Acıların beni boğduğu yerde, sevdaya dayanaklarımı budayan derbeder düşlerinin gölgesini çekme üzerimden. Büyük aşkların kanatsa da yüreğini, tükenme. Sil bakışlarıma sevdalı kanamalarını. Bir kuşun gagasındaki umuda bırak başıboş yarınlarını. Gül gibi adımın yanışlarına, yeni bir gülüş şahit olsun öpülesi dudaklarında… Ey yar… Eteklerime topladığım çiçekleri ellerinle saçlarıma tak hadi… Gezdiğim yollardaki ayak izlerimi öpmeyi bırak şimdi… Gözlerindeki ışığı karanlıklarıma sür… Yüreğimin son ihtimallerinde dindir saçlarımı okşayan acıları… Şu koca dünyada yapayalnızken ben; titreyen dudakların, kuruyan yaprakların, soğuk duvarlara dokunan ellerin olsun yarenim… Ele avuca sığmaz suskunluğunu giyin üzerine, yanılmışlığını at bir kenara, son baharında ömrünün sana gülmek yakışır kavga bilmez bir sevdanın koynunda… Dinle sözlerimi sevgili… Gözlerinin içine al ve yüreğinin dibine çek beni… Yağmur bil gözlerimi işle nakış nakış yüreğine… Güneş bil sözlerimi, ışık bil yüreğimi… Kana kana ıslanırken yağmurlarında hüzünlerimi boğ damlalarında… Yağ hadi üzerime durma… Sesin gelsin ıslak dudaklarıma… Yorgun ayaklarına derman olayım, gitme… Sevmelere koş benimle… Varsın hasret olsun be can boynumuzu büken, ayrılık olmasın… Yüreğimin kapılarını arala, gün ışığım sızmalı karanlıklarına… İtaatkar yalnızlığını, sevdalı askerlerimin kuşatmasına olanak ver… Hazırlan aşktan ölen sonbaharıma. Hem yakın hem uzak olmanın acısını bilen kalbini tükenen ihtimallerle kırmak istemem. Nam-ı diğer deli kızım ben, galibi olduğum harpleri sana kaybettirmem. Gözlerini yumduğun sevda ülkelerinin tek bir toprağını kaybettirmem sana. Ardına bakma sevgili sen benim yanımdasın… Mutluluğa en yakın nefes alışlarım, kabule en yakın dualarım ve her gün tazelenen özlemelerimsin… Ayak dibine çöküp dinlendiğim gecemsin, yüreğimin uğruna ölmeyi istediği sevdamsın benim… Şimdi ne kadar seviyorsun diye sorma bana… Bir sınırı bir boyutu yok ki sevdamın… Sağdan sola kadar mı desem yerden göğe kadar mı… Hayır hayır, ben seni yüreğinin büyüklüğü kadar, ben seni gözlerindeki aydınlık kadar seviyorum… Emanetim olsun yüreğin bırak, aklına gelmeyen başına gelsin, kendini bana bırak… Hadi ne duruyorsun tut ellerimden, özleminin sıcak terlerini çarp yüzüme, üşüyorum… Keskin ayazlarla bükme belimi. Unutma, Ay ışığı değil odana yansıyan, geceyi giymiş sana gelmişim gül kırmızı nefesimle, ne yol bilirim ne iz. Korkma, sarmaşık misali sokul masallarıma, kim bilir ne destanlar yazacağız daha… Almayacağım seni senden, yaralamayacağım… Dört mevsime kor düşürsem de yakmayacağım ellerini, gözlerim cehennem ateşi de olsa sakınma. Anla artık, ait olma “emanet” ol yüreğime… Beni kabul et yürek yangınımla, sen yanmasan da olur… Gün olur seversin sende hercai menekşe… Ben bir gelin hazan, güze aldanmış bir akasya, sıradan bir papatya… Sevişin hayata gözlerimi kapadığım güne rastlasa da gülümse… Yetişemesen de bana, seninle kurduğum hayallerimin intiharına gülümse ne olur... Ne kadar güzel olduğunu bir tek ben bilirim … Sadece ben… Hep yüreğinin neresindeyim diye soruyorsun ya; Önüm arkam, Sağım solum, Her yanım, sen…
___________________________________________________________________________
H€rK€s C€nN€t€ GiTm€q İsT€R AmA KiMs€ ÖlM€q İsT€m€sss....!!!! ![]() Kırılмaмış soИ kaLbί kırмaya qeLdiм Çok deqίştίм beИ artık мeLek deqίLiм..!! --á$ıkin^m<3 KuBrA^m
|
|
|
|
KuBrA^m Mesajına 2 Kere Teşekkür Edildi: |
serkan32 (03-20-2008), ßaYan_ŞiDDeT (03-21-2008)
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Prenses
![]() ![]() ![]() |
***VEDA***
Sevmem ben ayrılmayı. Pek beceremem de. Ne söyleneceğini bilemem. Hiçbir söz teselli değildir çünkü. Bir sessizliğe gömülüp o acıyı yalnız başıma çekmeyi tercih ederim. Şimdi bir istasyondayız. Ben gidiyorum. Ayrılmak denildiğinde benim gözümün önüne hep aynı görüntü gelir. Eski siyah beyaz Fransız filmlerindeki tren istasyonları. Kalabalık bir peron, trenin bacasından çıkan kalın dumanlar, tekerleklerin arasından fışkıran buharlar, çan sesleri, gürültüler ve sessizce birbirine bakan kederli iki insan... Söylenecek o kadar çok söz ve bunları söyleyebilmek için o kadar az zaman vardır ki kimse bir şey söyleyemez. Kalabalığın ortasında iki kişilik bir sessizlik büyür. Arada bir kısa, kesik, manasız cümleler söylenir. Ve birbirinden hiç ayrılmak istemeyen iki insan, bir an önce tren kalksın, bu huzursuz sessizlik bitsin ve derin acılarına gömülsünler diye beklerler. Acının, birkaç dakikalığına da olsa bir sıkıntıya bürünmesi, onları biraz sonra çekecekleri acıdan daha fazla kederlendirir. Sonra düdük çalar. Tren olduğu yerde kımıldanır. Aralarından biri trene biner. Tren yavaşça hareket eder. Kalan, trenin yanında yürümeye çabalar. Giden, cama dayanır. Birbirlerine bakarlar. Öyle bakarlar. Tren hızlanır. Aralarından biri "Seni seviyorum" diye bağırır ama artık çok geçtir, kelimeler rüzgara karışıp kaybolur. İstasyon boşalır. Issızlık ve yalnızlık basar. Sonrası derin bir keder. Sevmem ben ayrılmayı. Pek beceremem de. Ne söyleneceğini bilemem. Hiçbir söz teselli değildir çünkü. Bir sessizliğe gömülüp o acıyı yalnız başıma çekmeyi tercih ederim. Şimdi bir istasyondayız. Ben gidiyorum. Birçoğunuzla belki bir daha hiç buluşmayacağız. Bu, birbirimizi gördüğümüz son yazı olacak. İsterim ki bu beraberlikten bir iz kalsın sizde. Öyle bir söz söyleyeyim ki onu unutmayın. Ama öyle bir söz bilmiyorum. Tren istasyonunda trenin kalkmasını bekleyen adam gibi söyleyecek anlamlı bir söz de aklıma gelmiyor. Size öyle bakıyorum. Tren hareket etsin diye bekliyorum. Yazdığım her kelime, yazdığım her satır, ayrılığa biraz daha yaklaştırıyor bizi. Bilmem kaç vuruş sonra ayrılacağız. İki sene boyunca yazılar yazdım size buradan. O yazıların her biri, her birinize yazılmış bir mektup gibiydi. Kaç yazı yerine ulaştı, kaç yazıda sizlere dokunabildim, bilmiyorum. Öyle yazdım işte, haftalarca, aylarca, yıllarca yazdım. Alıştım size. Şimdi gidiyorum. O iflah olmaz yazar kibriyle biraz üzülmenizi istiyorum doğrusu. Giden trenin ardından bir an da olsa bakıp iç geçirmenizi. Ben üzüleceğim. Ama size söyleyeceğim son sözü, tren iyice ayrıldıktan, yazı bittikten, rüzgar sözlerimi dağıtmaya başladıktan sonra söyleyeceğim ve siz onu duymayacaksınız. Benim de sizi duymayacağım gibi... Birbirimizi duymayacağız. En duymak isteyeceğimiz sözcükler kaybolup gidecek. Genellikle de öyle olmaz mı zaten ayrılık zamanlarında? Esas söylenmek istenenler bir türlü söylenemez. Bir tutukluk gelir insana. Nedendir bilmem. Belki son anda söylenecek bir sevgi sözcüğüne istenildiği gibi bir cevap alınmayacağı endişesinden, belki de o kısacık zaman parçasında anlatmak istediğini anlatamayacağın korkusundan. Ben beceremedim hiç ayrılmayı. Söylemek istediğim halde söyleyemediğim o kadar çok cümle biriktirdim ki... Kaç uçağın, kaç arabanın arkasından öyle baktım... Gözlerime rüzgar doldu. Kendi yüzüm öyle anlarda nasıldı, bilmiyorum ama ayrılığın kederini geçenlerde genç bir adamın yüzünde gördüm. Bir sabah kapım çalındı. Biri genç, biri orta yaşlı iki adam duruyordu. Genç olanı sessizdi. Daha yaşlı olanı anlattı ne istediklerini. Genç adamın karısı kaybolmuştu. Çocuğuyla birlikte evden çıkmış ve bir daha dönmemişti. Son olarak iki adamla birlikte görülmüştü. Genç adam karısının "kaçırıldığına" inanıyordu ve gazetelerin bunu yazmasını, karısını bulmasına yardım etmesini istiyordu. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım. Sokağa çıktığımda, genç adamı akrabalarıyla birlikte bir apartmanın bahçe duvarına dayanmış dururken gördüm. Akşam döndüğümde gene oradalardı. Sonra günler geçti. Kadın ne döndü ne bulundu. Genç adamın yanındaki akrabaları yeniden geldikleri yerlere, apartmanların alt katlarına döndüler. Şimdi genç adamı her akşam eve dönerken, o alacakaranlıkta bir ağacın altında yapayalnız beklerken görüyorum. Tek başına bekliyor. Sokağın köşesine bakıyor. Dümdüz bakıyor. Herkes ümidini kestiği halde o ümitle ilerdeki köşeye bakıyor, belki beklediği kadının köşeyi dönüp ona doğru yürüdüğünü hayal ediyor, belki içinden onunla konuşuyor, belki kızıyor, belki kendisiyle hesaplaşıyor, belki cinayet hesapları yapıyor. Bilmiyorum. Bir kadından değil hayattan ayrılmış gibi yüzündeki ifade. Ağacın altında duruyor. Sabah kalkıyorum, orada. Akşam, hava kararıyor, orada. Bekliyor. Yüzünün çizgileri hep aynı ama gözleri... Ben öyle yalvaran gözler görmedim, Tanrı’ya, hayata, insanlara, kadere o kadını geri getirmeleri için yalvaran gözler. Hiçbir şey söylemiyor. Duruyor öylece. Böyle bir acı görmedim. Böyle bir çaresizlik. Böyle bir yakarış. Böylesine canlı tutulmaya çalışılan bir ümit. O kadından başka hiçbir şey düşünmüyor. Uykularından uyandığını biliyorum. Benim yüzüm de hiç onun yüzü gibi oldu mu acaba diye merak ediyorum. Olmuştur belki de. Kaybettiğini özlemek zor iştir. Ben çok özledim. Çaresizce özlediğim zamanlar oldu. Ağacın altında bekleyen çocuk gibi bir odanın içinde beklediğim, adım seslerinin kapıya yaklaştığını hayal ettiğim, öfkelendiğim, acı çektiğim zamanlar. Bazen yaşlandığıma seviniyorum. Beyazlaşan sakallarımın beni koruyacağına inanmaya çalışıyorum. Aslında size söylemek istediklerim bunlar değil bir veda yazısında. Başka cümleler, asla söylemeyeceğim, yazmayacağım cümleler dolaşıyor aklımda. Bir tren istasyonunda trenin kalkmasını bekler gibi yazının bitmesini bekliyor, asıl söyleyeceğim cümleler yerine "Paltonu almayı unutmadın, değil mi" gibi anlamsız cümleler söylüyorum. Ayrılmayı kimse pek doğru dürüst beceremez zaten. Zor iştir. Üstelik fevkalade tatsız bir zamanda, ölümlerin, acıların, öfkelerin hayatımızı tren dumanları gibi kapkara doldurduğu bir zamanda ayrılıyoruz. Böyle zamanlarda insanlar sevdiklerinden ayrılırken onları birisine emanet etmek isterler. Kime emanet edeceğim sizleri? Siz beni kime emanet edeceksiniz? İlk düdük sesi duyuldu. Ayrılacağız birazdan. Tren hareket edecek. Ardınızdan bir iki adım daha atacağım. Uzaklaşacaksınız. Macbeth’in girişindeki şarkı gibi, "biz bir daha nerede buluşacağız, fırtınada mı, yıldırımda mı, yağmurda mı?" Aslında fırtınada, yıldırımda, yağmurda ayrılıyoruz. Dumanlarla dolu bir peronda. Kompartıman kapıları kapanıyor. Tekerlekler dönmeye başlıyor. Ben artık ayrılacağım. Gidiyorum ben. Yarın sabah o genç adamı gene o ağacın altında göreceğim... Ve bir sabah onu görmediğim zaman onu merak edeceğim. Uzaklaşıyorsunuz... Ben artık gidiyorum... Söylemek istediklerimi rüzgar sesimi dağıttığında, artık duyamadığınızda söyleyeceğim size... Benden son duyacağınız sadece tek bir kelime olacak: "Allahaısmarladık..." Güsell bir yası benim hoşuma gitti :)
___________________________________________________________________________
H€rK€s C€nN€t€ GiTm€q İsT€R AmA KiMs€ ÖlM€q İsT€m€sss....!!!! ![]() Kırılмaмış soИ kaLbί kırмaya qeLdiм Çok deqίştίм beИ artık мeLek deqίLiм..!! --á$ıkin^m<3 KuBrA^m
|
|
|
|
KuBrA^m Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
ßaYan_ŞiDDeT (03-21-2008)
|