Anasayfa Kimler Online

Geri git   EzBeRiM > (¯`·._.·Oº°[İslam Dini Bölmü]°ºO·._.·´¯) > Dini Bilgiler
Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Bütün Forumları okunmuş kabul et

Dini Bilgiler Aradığınız her türlü Dini bilgiye ulaşabilirsiniz..





Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 04-09-2008, 11:51 PM   #1 (permalink)
.:NiSaN YaĞMuRu:.
 
serkan32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Sep 2006
Nerden: Ankara Hariç Her Yerden
Yaş: 1
Üye No: 22443
Mesajlar: 17.778
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 2535
2855 Mesajına
4257 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 1000
Rep Puanı: 50040
Rep Derecesi:
serkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond reputeserkan32 has a reputation beyond repute
Standart Aşk, Leyla ve Gerçek



Aşk, leyla ve gerçek

Leylâ…
Gölgede kalmış aşkının kâtili mi, yoksa Mecnûn’a verilen bir hediye miydi?
Bu hikâye, gören ve görmeyen kalplere göre şekil değiştirdi. Görenler için hikâye, Mecnûn Leylâ’yı tanıyamadığında anlam kazandı. Görmeyen kalpler içinse, hikâye, ayrılıkla sonlandı.
Bilseydi yüzyıllarca anılacağını yine de salınır mıydı, adına “insan” denen âlemlerin yanında…
Tebessüm eder miydi yine; sonsuzluğa özenen tartışmaların konusu olacağını söyleselerdi.
Leylâ…
Bilseydi yine de ister miydi “ölemeyen” Leylâ olmayı…
Mecnûn’a dökülen gözyaşlarının, Leylâ’ya vurulan kamçılar olduğunu bilmeden çok şey aradık bu hikâyede…
Kimi yalnızca aşkta takılı kaldı, kimi ise aşkı tanımladı. Aslında aklını kullananlar için nice gerçekler vardı bu hikâyede…
Kâh tasavvuf meclislerine misafir oldu Leylâ ile Mecnun, kâh haberleri olmadan aşkları çalındı lâyık olmayanlarca…
Ama hep Mecnûn acılarla yandı… Leylâ hep umursamaz sanıldı…
Leylâ…
Yalnızca Mecnûn olmuş Kays’ı değil, asırları sürükledi peşinden… Aşkın en büyük kraliçesi oldu istemeden...
Acıyan yüreklerin sebebi kılındı ismi kullanılarak… Çünkü artık ağlayan her bir kalbin suçlusunun diğer adı da Leylâ idi..
Peki Leylâ kimdi?
Ruhu uykusundan uyandıran hislerin tek anahtarı neden bu isimde saklı idi?!
Leyla, mâşuk olmaktan çok mu mutlu idi?
O’nun aşkıyla yanan Kays’a “Mecnun” denildiğinden beri o da artık Leyla değildi.
Bu ayrılık, aslında büyük bir vuslatı beraberinde getirdi. Ve birbirlerinin bedenlerini göremedikleri andan itibaren aslında onlar sonsuza kadar birlikte olmanın kitabını kâinâta hediye etmişlerdi.
Mecnûn şanslı olduğunu hiç fark edememişti. Henüz Leylâ’sını dahî bulamayan, ancak Mecnûn olma yarışlarında sıraya giren çok insan yitip gitmişti. Bilseydi taklitlerinin çokluğunu, o da Leylâ’ya teşekkür ederdi.
Gerçek bir Mecnûn olmak bu kadar asillerin işi miydi?
Ve yeni bir keşif yapıldı kâinatta… Ruhun derinliği tartışıldı.
Kalbinin, aslında kimin için attığını bulan Mecnûn, Leylâ’ya haksızlık mı etmişti; yoksa O’nu O’ndan daha çok sevdiğinden dolayı yine “iyiliği” için gerçekleri mi göstermişti çölde onu tanımayarak?
Ya Leylâ… Mâşukluk rütbesinden düşünce neler hissetmişti?
Yalnız olan yüreğini avuçlarına alıp sahibine teslim etmeliydi. Ve gerçek sahibinin adıyla süslemeliydi yüreğini... Ve Mecnun’u tanıttığı için teşekkür etmeliydi O’na..
Ve bilseler ayrılamıyorlardı, aslında birbirlerinden Leylâ ve Mecnun...Kendilerinden sonra yüreklerini delice çarptıran tek varlık aynıydı, efsâne olan hayatlarında: Allah…
Ve aşkı bile kendilerine özendirmişlerdi…
Bir yok oluş ve alev alev yanan yürekler aslında cennet bahçelerindeki vuslatın müjdecisiydi.
Leylâ Mecnûn’dan çok şey öğrenmişti, ancak Mecnûn, Leyla’nın sâyesinde ruhunun sahibini keşfetmişti.
Ve Leyla hikâyenin kahramanı oluverdi.
Şimdi Mecnûn ateşini alevlendirene borçlu gibiydi… Ve o da Leylâ’ya teşekkür için bir ayna tuttu yıllar sonra karşılaştıklarında… Kendisini Mecnûn’da gören Leylâ anladı ki, aslında gerçek Leylâ kendisi değildi.
İçini yakıp kavuran Mecnûn’a duyduğu aşk ile vuslatı ararken Leylâ, daha büyüğü ile karşılaşmıştı.
Artık gerçek olan her şeyin adı Mecnûn, yalanların ise Leylâ idi…
Ve aşk da o ikisinde özendiği şeyi keşfetti.
Aşkın aradığı şey “gerçek”ti…
Ve o gün bugün dünya, masalla gerçek arasında gidip geldi.
Kimi aşklar gerçekliğe erişti, kimi ise vuslata eremedi.
Yani kısaca gerçekleri acı kabul eden herkes, yaşadığı aşk kadarıyla adına insan denildi ve aşka gerçekliği yakıştıran herkes de vuslatın nağmelerini dinledi.
Çünkü adına aşk denen şey, O yüce varlığı içinde bir yerlerde keşfederek bu dünyaya uzaktan tebessüm edebilmekti.
Fatma Aladağ




ALINTI-akrep1


___________________________________________________________________________

serkan32 isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Cevapla
Ahantar Kelimeler: ,



Konu Araçları

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:31 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.10
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.1.0
Design ßy: DoLuNaY ŞoVaLyEsİ
[Programdown Anti Virus Program] [Paylaşım Ortamı]
[Paylaşım Forumu] [ForumVEFA]
Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content’s copyrights in our page,please click here to contact us.