|
|||||||
| Edebiyat Edebiyatla ilgili bilgileri bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bir bölüm.... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Bir gün unutursa doğmayı güneş,bende uNutuRum..
![]() ![]() ![]() |
MUHLİS AKARSU
Hayatı ve Şiirleri Muhlis Akarsu, 1948 yılında Sivas'ın Kangal ilçesi Minarekaya köyünde doğdu. Küçük yaşlardan itibaren katıldığı muhabbetlerde ve cemlerde Alevi-Bektaşi kültürünü öğrendi;saz çalıp türkü söylemeye başladı. Kısa zamanda sesinin güzelliği ile fark edildi. Gençlik yıllarında geldiği İstanbul'da Mahzuni Şerif'in, Davut Sulari'nin deyişleriyle tanıştı. İlk söylediği deyişlerde gerek saz çalış gerekse okuyuş itibarıyla Davut Sulari'nin etkisi görülür. Davut Sulari'nin kendine özgü bol hançere hareketlerini içeren tavrından uzun süre kurtulamayan Akarsu, kendi deyişlerinde de bu tavrı-kısa bir süre de olsa- denemiştir. Daha sonraları deyişlerinde ve deyiş söyleme tavrında Sulari'nin etkisinden kurtulduğu görülür. 1970'lerden itibaren dönemin etkili aşığı Mahzuni Şerif'in izleri belirir Akasu'da...Uzunca bir süre Mahzuni'nin deyişlerini çalar, okur. Bu arada Alevi-Bektaşi aşık geleneğinden de kopmaz. Pir Sultan, Kul Himmet gibi büyük ozanların birçok deyişini geleneksel kalıplardan çıkmadan seslendirir. 1980'li yıllarda ise Akarsu, artık kendi kimliğini bulur. O güne kadar usta malı deyişlerle kendini gösteren Akarsu, 80'lerin başından itibaren deyişlerindeki anlatımı güçlü, bağlamasına hakim ve sesini deyiş tavrında kullanabilen bir sanatçı görünümündedir. Bu yıllar adeta parladığı yıllardır Akarsu'nun... "Muhabbet" serisinin her yapıtında yer alır. Eserleri çeşitli türlerde şarkı söyleyen sanatçılar tarafından okunur. Ancak sanatının en verimli ve olgun döneminde yaşama veda eder (2 Temmuz 1993, Sivas Madımak Oteli yangını) Ardında ise milyonlarca seveni ile birlikte 100'den fazla kırkbeşlik plak, 4 uzunçalar, 20 kaset ve yüzlerce deyiş bırakır. Muhlis Akarsu'nun yapıtlarına şöyle bir bakıldığında, tümünün lirik bir ifadeyle yapıldığı ve söylendiği hemen fark edilir. Repertuarının büyük bir bölümünde aşk ve sevda deyişlerine yer verdiği görülür. Akarsu'nun yar üzerine söylediği, feleğe çattığı, gurbete içerlediği, ayrılığa üzüldüğü yüzlerce deyişi vardır. Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz;ancak bu, sevgi üzerine söylediği deyişler kadar çok öne çıkmaz. Birkaç deyişinde cahilliğe, köleliğe, yoksulluğa başkaldırdığı görülür. Alevi-Bektaşi edebiyatının ve müziğinin deyiş türüyle ünlenen aşığı Muhlis Akarsu'nun Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan etkisindeki tavrını her zaman hissetmek mümkündür. Muhlis Akarsu'nun eserlerini dinledikçe gerçekten de akarsu gibi çağlayan sesini hissedecek ve onu sevgiyle anacağız. Ruhu şad olsun. kaynak: [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] Nenni Nenni Bunca Gamın Bunca Derdin İçinde Yaşamak Bizlere Zor Nenni Nenni Sizden Umudumu Kesmem Erenler Elbet Bir Çaresi Var Nenni Nenni Üstümüzde Duman Vardır Dağ Gibi Her Yandan Kuşatmış Sanki Ağ Gibi Güz Gelince Bozulmuş Bir Bağ Gibi Ne Hallara Düştük Gör Nenni Nenni Eğil Gel Akarsu Gel Hakka Eğil Bir Kere Ağ Yara Vermedin Meyil Suç Bizim Sevdiğim Kimsede Değil Gelmişiz Dünyaya Kör Nenni Nenni -------------------------------------------------------------------------------- Yoruldum Yorgunum Yoruldum Yorgunum Fazla Gidemem Neler Etti Kahır Beni Zulm Beni Kolay Değil Ben Bu Derdi Çekemem Zalimin Elinde Koydu Hal Beni Arsız Değilidim Arsız Ettiler Saldılar Gurbete Yurtsuz Ettiler Yardan Ayırdılar Yarsız Ettiler Şimdi Gizli Gizli Kınar El Beni Akarsuyu Aşka Yaktı Yaradan Ömür Bir Gün Gibi Geçti Aradan İşte Geldim Gidiyorum Dünyadan Oturmuş Bekliyor Kuru Sal Beni -------------------------------------------------------------------------------- Pazarlık Edelim Alim Seninle Pazarlık Edelim Alim Seninle İki Cihan Senin Haydar Olsun Sen Benim Hayrını Gör İmanınla Dininle Hatmin Kur'an Senin Olsun Sen Benim Ayıp Değilmidir Ademe Minnet Başına Çalınsın Haydar Hurili Cennet Dostluk Pazarında Olma Muhannet Huri Kılman Senin Olsun Sen Benim Akarsuyum Böyle Vereyim Dursun Senin Aşkın Onu Yaksın Kavursun Anladım Alimsin Canımsın Nursun Kanber Selman Senin Olsun Sen Benim -------------------------------------------------------------------------------- Ey Sevdiğim Sana Şikayetim Var Ey Sevdiğim Sana Şikayetim Var Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin Ben De Bir İnsanım Bir De Canım Var Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy Eski Günler Hayalimden Gitmiyor Dün Dediğin Bugünkünü Tutmuyor Yiğidim Ya Sana Gücüm Yetmiyor Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy Akarsuyum Böyle Miydi Ahtımız Onun İçin Viran Oldu Tahtımız Umudum Yok Gülmez Artık Bahtımız Ne Sevdiğin Belli Ne Sevmediğin Hainsin Oy Zalimsin Oy Nedeyim Oy -------------------------------------------------------------------------------- Ağlama Gülüm Günler Gelir Geçer Boşa Ağlama Gülüm Ağlama Yazılan Mı Gelir Başa Ağlama Gülüm Ağlama Bir Gün Kara Günler Biter Üzme Beni Artık Yeter Kavuşmamız Gelir Çatar Ağlama Gülüm Ağlama Yaktın Akarsuyu Yaktın Gurbetten Gurbete Attın Öldürmekten Beter Ettin Ağlama Gülüm Ağlama -------------------------------------------------------------------------------- Deli misin Divanemi Sevdiğim Her gün başka bir taraftan esersin Deli misin divanemi sevdiğim vah beni beni Ne dedim de benden ayrı gezersin Deli misin divanemi sevdiğim Yüreğimde açan gülümdün benim Aşkın deryasında salımdın benim ah beni Dünyada kanadım kolumdun benim Deli misin divanemi sevdiğim Akarsuyu bilmem böyle mi sevdin Aşkın ateşiyle sinemi deldin ah beni beni Benim bu halıma sen sebep oldun Deli misin divane mi sevdiğim -------------------------------------------------------------------------------- Sen Yaralı Değilsin Ki Zalim Felek Duymadın Mı Sesimi Sen Yaralı Değilsin Ki Bilesin Bilemezsin Matemimi Yaşımı Sen Yaralı Değilsin Ki Bilesin Gurbet Elde Günde Ömrüm Çürüyor Eller Beni Bir Biçare Biliyor Akarsuya Gelen Bir Tas Vuruyor Sen Yaralı Değilsin Ki Bilesin
___________________________________________________________________________
Kimseden Birşey BekLemeyenLerdenim... SeviLdiğim Kadar DeğiL, SevebiLdiğim Kadar DeğerLiyim... Çünkü Ben DeNiZ im...!
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Bir gün unutursa doğmayı güneş,bende uNutuRum..
![]() ![]() ![]() |
AŞIK HÜDAYİ
Hayatı ve Şiirleri 1940 yılında Maraş’ ın Göksun ilçesinin Yoğunoluk köyünde doğdu. 11 yaşından itibaren irticalen şiir söylemeye başladı. Yaşlı ve usta aşıkların yanında kendisini yetiştirmiştir. Küçük yaşta babasını yitirir. Okumayı yazmayı birçokları gibi Hüdai de askerlikte öğrenir. İki yıl Konya da yapılan aşıklar bayramına katıldı. 1968 yılında şiir dalında birinci olarak Fuzuli ödülünü aldı. 1969 da atışma ve şiir dallarında ikinci olarak Dadaloğlu ve Yunus Emre ödüllerini kazanmıştır. Şiirleri iç dünyasını yansıtır. Tasavvufa yönelmiştir. Şiirlerinde kendine özgü bir incelik ve deyiş güzelliği vardır. 23 Kasım 2001 tarihinde aramızdan ayrıldı... Duygular Dönüştü Söze Erenler Zehir Getirin Balınan Öldürmen Beni Bağrıma Diken Batırın Gülünen Öldürmen Beni Hiçlik Aleminde Mestim Varlık Sevdasını Kestim Yokluk Benim Eski Dostum Malınan Öldürmen Beni Yar Diyerek Yana Yana Can Teslim Ettik Canana En Yakınım Kıysın Bana Elinen Öldürmen Beni Bir Aşktır Düştü Özüme Yanarım Kendi Közüme Leyla Görünüp Gözüme Çölinen Öldürmen Beni Duygular Dönüştü Söze Yanık Seda İşler Öze Dertli Dertli Vurup Saza Telinen Öldürmen Beni Hüdaiyim Daldım Gama Saldı Beni Demden Deme Asın Kesin Yüzün Amma Dilinen Öldürmen Beni -------------------------------------------------------------------------------- Makbuldür Faydası olmayan bahardan yazdan Yüce dağbaşının kışı makbuldür Cahilin ettiği sohbetten sözden Alimin hayali düşü makbuldür Lokma yeme muhannetin elinden Kurtulaman sonra acı dilinden Namertlerin kaymağından balından Merdin kuru yavan aşı makbuldür Hüdai konuşur bir ince dilden Hal ehli olmayan bilir mi halden Bilgisiz görgüsüz duygusuz kuldan Ölülerin mezar taşı makbuldür -------------------------------------------------------------------------------- Gönül Çalamazsan Gönül çalamazsan aşkın sazını Ne perdeye dokun ne teli incit Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit Bülbülü dinle ki gelesin coşa Karganın namesi gider mi hoşa Meyvesiz ağacı sallama boşa Ne yaprağını dök ne dalı incit Bekle dost kapısın sadık dost isen Gönüller tamir et ehli dil isen Sevda Sahrasında Mecnun değilsen Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit Rızaya razı ol hakka kailsen Ara bul mürşidi müşkülde isen Hakikat şehrine yolcu değilsen Ne yolcuyu eğle ne yolu incit Gel haktan ayrılma hakkı seversen Nefsini ıslah et er oğlu ersen Hüdai incinir inciden versen Ne kimseden incin ne eli incit -------------------------------------------------------------------------------- Öyle Gel Bu aşkın sırrına ereyim dersen Önce bir ermişe sor da öyle gel Hakkın cemalini göreyim dersen Evvela sen seni gör de öyle gel Hakikat ilminin sabırdır başı Şah olsa da benlik gütmez er kişi Sen kendi nefsinle eyle savaşı Sadık ol sözünde dur da öyle gel Hüdai emeğin gitmesin zaya Bozulan süt artık tutmuyor maya Bu aşkın yoluna gidilmez yaya Aşk atına binip sür de öyle gel -------------------------------------------------------------------------------- Bana Sor Adım adım gezdim gurbet elleri Gezdim ama kardaş gel de bana sor Ömrümün yükünü dert sıraladım Dizdim ama kardaş gel de bana sor Genç yaşımda terk eyledim yurdumu Geri dönüp gözlemedim ardımı Gönül defterine gizli derdimi Yazdım ama kardaş gel de bana sor Hüdai hastayı eylerim nazar Ben kendi içimde kurdum bir pazar Bu kötü nefsime kazmasız mezar Kazdım ama kardaş gel de bana sor -------------------------------------------------------------------------------- Zamanı Geldi Bahar geldi çayır çimen yürüdü Yaylaya göçmenin zamanı geldi Dağlar yeşil giydi karı eridi Suyundan içmenin zamanı geldi Çok şükür bu yıl da erdik bahara Gülü gördü bülbül başladı zara Açıldı sinemde bin türlü yara Yine dert açmanın zamanı geldi Pınarı var ormanı var gölü var Çiğdemi var çiçeği var gülü var Arısı var peteği var balı var Bunları seçmenin zamanı geldi Hüdai zamanın geçer boşuna Kuşlar bile hep kavuştu eşine Şimdi bu mevsimde dağlar başına Yar ile kaçmanın zamanı geldi -------------------------------------------------------------------------------- Kız Niçin Kız niçin bakıp bakıp gülersin Yanağında güller açılasıca Gülüp gülüp ne aklımı çelersin Güzeller sultanı seçilesice Bilir misin bana ne iş eyledin Aklımı fikrimi bir hoş eyledin İçkisiz mezesiz sarhoş eyledin Elinden badeler içilesice Koymayasın beni eller yerine Sana hizmet edem kullar yerine Gel bir koklayayım güller yerine Gül gibi kokusu saçılasıca Hüdai aşıktır ey ahu gözlü Yüreğimi yaktın ciğerim közlü İçimde yıllardır hasretin gizli Gel uğruna candan geçilesice -------------------------------------------------------------------------------- Dostlarım Dostlarım hep bende kusur aradı Gerçek yanlarımı göremediler Yar dediğim yad ellere yaradı Sevdiklerim bana eremediler Saflar kandı fitnelerin sözüne Körler düştü kalleşlerin izine Dinamitler kondu suyun gözüne Yine de farkına varamadılar Kalmadı sevdiğim lezzetim tadım Devrildi seneler bak adım adım Yıllarımı insanlara adadım Bir günümü geri veremediler Göz koydular varlığıma malıma Kurtlar çoban oldu kuzularıma Zalimi koydular mazlum yerine Haklının hakkını aramadılar Hüdai'nin yaraları döşünde Duman eksik olmaz garip başında Yar yari pişirir aşk ateşinde Yarsızlar yarasın saramadılar -------------------------------------------------------------------------------- Anlamaz ki Aşık olmak bir alemdir Tatmayanlar anlamaz ki Her sözü bir mücevherdir Tartmayanlar anlamaz ki Kim ki haktan olsa cüda İbadetten almaz gıda Bu yolda başını feda Etmeyenler anlamaz ki Sil gönlünün kem pasını Gütme benlik davasını Daim hasretlik yasını Tutmayanlar anlamaz ki Hüdai'yim kalksın perde Aşk ateşi yanar serde Eyüp gibi dertten derde Batmayanlar anlamaz ki -------------------------------------------------------------------------------- Ateş İcat Olup Ateş icat olup tütün tütmeden Aşkın ocağında biz yanıp tüttük Güller açılmadan bülbül ötmeden Mana aleminde şakıdık öttük Her kaynaktan akmaz böyle duru su Bu yer gerçek erenlerin korusu Duygu çiçeğinden ilham arısı Sevgiden bal yaptı önce biz tattık Gönül diyarında sevda elinden Hasret dağlarından çile çölünden Peygamber izinden Allah yolundan Yirminci asırda biz geldik gittik İrfan sofrasının altın tasıyım Muhabbet suyunun şelalesiyim Hüdai Yunus'un sülalesiyim Tasavvuf ilmini biz tamam ettik -------------------------------------------------------------------------------- Ayrı Duruyor Ey erenler yine bozuldu bendim Manalar dilimden ayrı duruyor Aşkın ateşine yandıkça yandım Dumanım külümden ayrı duruyor Bağbancı hasiret sümbül çiğdeme Bir od düştü yanar dertli sineme Seher vakti bülbül gelmez bu deme Bülbülüm gülümden ayrı duruyor Bu benim derdimin yok mu ilacı Bitip tükenmiyor çektiğim acı Gazel döktü şu ömrümün ağacı Yaprağım dalımdan ayrı duruyor Katlanayım dedim derde mihnete Gayrı gönül dayanmıyor hasrete Kader kısmet aldı attı gurbete Hüdai ilimden ayrı duruyor
___________________________________________________________________________
Kimseden Birşey BekLemeyenLerdenim... SeviLdiğim Kadar DeğiL, SevebiLdiğim Kadar DeğerLiyim... Çünkü Ben DeNiZ im...!
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Bir gün unutursa doğmayı güneş,bende uNutuRum..
![]() ![]() ![]() |
AŞIK FEYMANİ
Hayatı ve Şiirleri 1942 yılında Adana'nın Kadirli İlçesinin Azaplı köyünde dünyaya geldi. Babası Mehmet, Van'ın Gevaş İlçesi'nin Avşar köyünden Hallac aşiretinden, annesi Hüsne ise Kayseri'nin Pınarbaşı İlçesi'nin Avşar Potuklu köyünden ve Avşar aşiretindendir. Babası Van'dan 1914 yılında Kadirli'ye göç etti. Bu yöreye gelinceye kadar Osman Taşkaya'nın babası, Güneydoğu Anadolu'da çok güç koşullarda hayat memat savaşı verir. Hiçbir yerde mekan tutamaz. Sonunda Kadirli'nin Azapil köyüne yerleşir. İki kez evlenir. Fakat her iki eşi de vefat eder. Aşık Feymani'nin anası Hüsne'nin aşireti Avşardadaloğlular yazı Kayseri'de, kışı ise Çukurova'da geçirmektedirler. Yine bir kış, Çukurova'da geçirmektedirler. Yine bir kış, Çukurova'ya geldiklerinde Osman'ın babası Hüsne Hanım'la evlenir. Aşık Feymani dünyaya geldiğinde oğluna kendi babasının adını koyar. Özgeçmişi hakkında bu bilgileri bize veren Aşık Feymani, aşıklığı hakkında şunları söyledi: "Küçük yaşta mecazi dediğimiz aşka tutuldum. Bu aşk 15 yaşıma kadar devam etti. Çoban Osman mahlasıyla şiir yazar, türkü söylerdim. 1964'ün sonbaharında ve 1965'in ilkbahar ve yaz aylarında birkaç kez rüyamda Nurani yüzlü bir zatı görmüştüm. Bana hep ''Feymani'' diye seslenmişti. Bu yüzden bu adı mahlas olarak aldım. 1972 yılında evlendim. Üçü oğlan, biri kız olmak üzere dört çocuğum oldu. Halen Azaplı köyü'nde oturuyorum''. Aşık Feymani, 1966 yılında başlatılan Türkiye Aşıklar Bayramı'na 1968'den itibaren katılmaya başladı. Şiir ve atışma dalında büyük başarı gösterdi. Çeşitli ödüller kazandı. Daha sonra yurt genelinde yapılan Aşıklar şölenlerine de katıldı. Şiirlerinde tasavvufi deyişlere geniş yer verir. Çukurovalı aşıklar arasında büyük saygınlığı vardır. Kaynak: [Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] GELSİN DE BAK Dağlar al yeşil süslenir, Hele bahar gelsin de bak. Bülbül aşkınan seslenir, Güle bahar gelsin de bak. Bayramlığın giyer dağlar, Her örnekten basın bağlar. Türkü söyleyerek çağlar, Sele bahar gelsin de bak. Emanet versen götürür, Menziline tez yetirir. Dertliye derman getirir, Yele bahar gelsin de bak. Cennet sanarsın cihanı, Kalkar dağların dumanı. İner ovanın ceylanı, Çöle bahar gelsin de bak. Dere kenarında taşlar, Hep yosun tutmağa başlar. Yuva için tüner kuşlar, Dala bahar gelsin de bak. Turnam kanadını düzler, Ördek avcısını gözler. Çığrışarak konar kazlar, Göle bahar gelsin de bak. Feymani biter acılar, Kağnılar yürür gıcılar. Kervan düzer yaylacılar, Yola bahar gelsin de bak -------------------------------------------------------------------------------- SORAN ÖĞRENİR Her mücevher değerini bulmazdı, Sarrafından ayar danışmasaydı. Kerpiç yığılmayan bina olmazdı, Ustası mimara yanaşmasaydı. Köprüsüz dereden yolcu geçmezdi, Kuş kanatsız olsa gökte uçmazdı. Kamili, cahili kimse seçmezdi, Oturup üç beş laf konuşmasaydı. Hak olmasa dağlar yüce olmazdı. Yük olmasa canlı cüce olmazdı, Gündüz gündüz olur gece olmazdı, Dağların ardına gün aşmasaydı. Feymani her güzel yar edilmezdi, Aşka düşmeyince zar edilmezdi. Hayırlı, hayırsız kar edilmezdi, Herkes mesleğine sınaşmasaydı -------------------------------------------------------------------------------- Ahu Gözlüm Ahu Gözlüm Tut Elimden, Vazgeçmeden Emelimden. Aşkın Beni Temelinden, Yıkmadan Gel, Yakmadan Gel. Derde Salmadan Başımı, Noksan Etmeden İşimi. Damla Damla Göz Yaşımı, Dökmeden Gel, Akmadan Gel. Feymani’yim, Kaçma Benden, Usanmadı Gönül Senden. Ecel Tatlı Canı Tenden, Çekmeden Gel Çıkmadan Gel -------------------------------------------------------------------------------- BELLİ OLMAZ Baki değil şu dünyanın ziyneti, Ölüm kıyametin bir alameti Yolcuya yıldızın, ayın alameti. Karanlıkta bakmayınca bell'olmaz Kimi yaşar birlik dirlik içinde, Kimi nefse esir hürlük içinde. İnsan hoş görünür varlık içinde, Yiğit düşüp kalkmayınca bell'olmaz. Zalimlerin bu dünyada nesi var? Amma o dünyada endişesi var. Kimin torbasında neyi nesi var, Ağz'aşağı silkmeyince bell'olmaz. Feymani kefinmiş servetin malın, Hakka yakın eyler ahvalin, halin. Sabrı var mı yok mu öğünen kulun, Beliları ilkmeyince bell'olmaz -------------------------------------------------------------------------------- EVVEL Var mıyıdım yok muyudum, Şu ilemde bundan evvel. Az mıyıdım çok muyudum, Şu alemde bundan evvel. Gelen miydim, giden miydim ? Yaprak mıydım, beden miydim? Toprak mıydım, maden miydim? Şu alemde bundan evvel. Yürür müydüm adım adım, Yine Adem miydi adım. Ne yedim içtim yaşadım, Şu alemde bundan evvel. Ayna mıydım resim miydin? Manamıydım cisim miydi? Feymani'ye isim miydin? Şu alemde bundan evvel AŞIK DAİMİ: Hayatı ve Şiirleri Aşık Daimi 1932 yılında İstanbul'da doğdu, aslen Erzincan'ın Tercan ilçesindendir. Ali Babaoğullarından Baba Daimi, Birinci Dünya savaşı sıralarında İstanbul'a göç etmiştir. Aşık Dami'nin iki dedesi de saz şairiydi o nedenle saz çalmayı ve söylemeyi kolayca öğrendi. Bir süre sonra da kendi deyişlerini okumuştur. İstanbul'dan ayrılarak bir süre baba diyarında kalan aşık 1950 yılında evlendi iki kızı ile iki oğlu dünyaya geldi. 1962 yılında bir daha dönmemek üzere İstanbul'a yerleşti. TRT Genel Müdürlüğü'nce açılan sınavı kazandı. O tarihten sonra kaşeli sanatçı olarak görevini sürdürdü. Zaman zaman yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. 17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrıldı. En çok bilinen eserleri: Ne ağlarsın, seherde bir bağa girdim, bir seher vaktinde....... Bir Seher Vaktinde Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara Öter Şeyda Bülbül, Dil Yarelenir Bakmaz Mısın Sinemde Dağlara Derdim Dökmeye Dil Yarelenir Boş Geçirmeyelim Gel Bu Çağları Dolaşalım Sahraları Dağları Bir Gün Gazel Döker Ömrün Bağları Eser Sam Yelleri Dal Yarelenir Daimi’yim Yanar Aşkın Çırağı Dostun Muhabbeti Cennet Otağı Ancak Şu Dünyada Derdim Ortağı Sazım Figan Eder Tel Yarelenir -------------------------------------------------------------------------------- Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim, Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama. Göklere Erişti Figânım Ahım, Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama. Bir Gülün Çevresi Dikendir Hardır, Bülbül Har Elinde Ah İle Zardır. Ne Olsa Da Kışın Sonu Bahardır, Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama. Daimi'yem Her Can Ermez Bu Sırra, Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra. Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a, Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama
___________________________________________________________________________
Kimseden Birşey BekLemeyenLerdenim... SeviLdiğim Kadar DeğiL, SevebiLdiğim Kadar DeğerLiyim... Çünkü Ben DeNiZ im...!
|
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Halk Ozanları (arşiv)8 | *su* | Edebiyat | 0 | 04-23-2008 07:20 PM |
| Halk Ozanları (arşiv)7 | *su* | Edebiyat | 1 | 04-23-2008 07:19 PM |
| Halk ozanları (arşiv)6 | *su* | Edebiyat | 1 | 04-23-2008 07:15 PM |
| Halk Ozanları (arşiv)4 | *su* | Edebiyat | 1 | 04-23-2008 07:11 PM |
| Halk Ozanları (arşiv)2 | *su* | Edebiyat | 2 | 04-23-2008 07:08 PM |