|
|||||||
| Edebiyat Edebiyatla ilgili bilgileri bulabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bir bölüm.... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Bir gün unutursa doğmayı güneş,bende uNutuRum..
![]() ![]() ![]() |
KUL NESİBİ:
Hayatı ve Şiirleri 17'nci yüzyılda Anadolu'da yaşamış tekke şairi. Alevi-Beştaşi inançlarını dile getirdiği şiirleriyle tanınır. yaşadığı yer ile doğum ölüm yılları ve tarihleri konusunda bilgi yok. Şirleri Hurufilik, Caferilik ve Haydariliğe olan ilgisini yansıtır. Şiirlerinde hem hece hem aruz ölçüsünü başarıyla kullandı. Nefesleri Bektaşi ve Alevi'ler arasında çok tutulur. Bazıları günümüze kadar ulaşmıştır. Azeri asıllı Hurufi şair Nesimi ile uzunca sür süre karıştırıldı. Ama ikisinin ayrı şairler olduğunu ilk kez Cahit Öztelli ortaya çıkardı (Pir Sultan'ın Dostları-1984). YÂR BENİMDİR KİME NE Ben yitirdim, ben ararim yâr benimdir kime ne Gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne Gah giderim medreseye ders okurum Hak için Gah giderim medreseye dem çekerim kime ne Kelb rakip haram diyormuş şarabın bir katresine Saki doldur ben içerim günah benim kime ne Ben mekamet gömleğini deldim, taktım eğnime Ar-u namus şişesini taşa çaldım kime ne Ah Yezid seccadeni al yürü mescid yoluna Pir eşiği benim kabem kıblegahım kime ne Gah çıkarım gökyüzüne hükmeder kaftan kafa Gah inerim yeryüzüne yâr severim kime ne Kelb rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah Ben severim sevdiğimi, günah benim kime ne Nesimi'ye sordular, yârin ile hoş musun Hoş olayım hoş olmayım o yâr benim kime ne -------------------------------------------------------------------------------- CANIM ERENLERE KURBAN Canım erenlere kurban Serim meydanda meydanda İkrarım ezelden kadim Canım meydanda meydanda Yanarım yoktur dumanım Gönlümde yoktur gümanım Al malım bağışla canım Varım meydanda meydanda Kellem koltuğuma aldım Kan ettim kapuna geldim Ettiğime pişman oldum Darım meydanda meydanda Münkir rakipten kaçın Müminim hülle don biçin Ben bülbülüm bir gül için Zarım meydanda meydanda Gerçek olan olur gani Gani olan olur veli Nesimi'yem yüzün beni Derim meydanda meydanda -------------------------------------------------------------------------------- SORMA MEZHEBİMİZİ Sorma be birader mezhebimizi Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır Çağırma meclis-i riyaya bizi Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz Kıl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz Hakikat bağında hata bilmeyiz Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır Bizlerden bekleme zühd ü ibadet Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet Tevalla olmaktır bize alamet Sanma ki sağımız solumuz vardır Ey zahit surete tapma hakkı bul Şah-ı velayete olmuşuz hep kul Hakikat şehrinden geçer bize yol Başka şey bilmeyiz Ali'miz vardır Nesimi esrarı faş etme sakın Ne bilsin ham ervah likasın hakkın Hakk'ı bilmeyene Hak olmaz yakın Bizim Hak katında elimiz vardır -------------------------------------------------------------------------------- YANDI YÜREK YÂR ELİNDEN Yandı yürek yâr elinden Bilmem yara ne edeyim Takatım yok dosta varam Çare bilmem ne edeyim Bir yara dışardan olsa Halk ona bir merhem çalar Benim yaram içerdendir Çare bilmem ne edeyim İki hekim geldi üstüme Biri dilli birisi lal Dilliye cevap veremedim Bilmem ki lala ne deyim Nesimi'ye dediler ki Derdine bir derman ara Bize derman Hakk'tan ola Çare bilmem ne edeyim -------------------------------------------------------------------------------- UYKUDAN UYANMIŞ ŞAHİN BAKIŞLIM Uykudan uyanmış şahin bakışlım Dedim sarhoş musun söyledi yok yok Ak ellerin elvan elvan kınalım Dedim bayram mıdır söyledi yok yok Dedim ne gülersin dedi nazımdır Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür Dedim ver öpeyim söyledi yok yok Dedim aydınlık var dedi aynımda Dedim günahım çok dedi boynumda Dedim meh-tab nedir dedi koynumda Dedim ki göreyim söyledi yok yok Dedim vatanın mı dedi ilimdir Dedim bülbül müdür dedi dilimdir Dedim Nesimi Şah dedi kulumdur Dedim satar mısın söyledi yok yok KAZAK ABDAL Hayatı ve Şiirleri Romanya Türklerindendir. Onyedinci yüzyilda yasadigi sanilan bir ozandir. Siirlerinin bir kismi hiciv örnekleriyle doludur. Dili yalin ve sadedir. Rahat okunur. Siirleri güncelligini halen korumaktadir. Kazak Abdal'in ucu tenteneli ve taslanmis bir mendilinin, Demir Baba dergahinda bulundugunu, Deliorman'dan gelen göçmenler söylemektedirler. Kazak Abdal, Denizli'deki dergahinda yatmaktadir. ORMANDA BÜYÜYEN ADAM AZGINI Ormanda büyüyen adam azgını Çarşıda pazarda insan beğenmez Medrese kaçkını softa bozgunu Selam vermeğe dervişan beğenmez Alemi tan eder yanına varsan Seni yanıltır bir mesele sorsan Bir çim bile çıkmaz karnını yarsan Camiye gelir de erkan beğenmez Elin kapusunda kul kardaş olan Burnu sümüklü gözü yaş olan Bayramdan bayrama bir tıraş olan Berber dükkanında oğlan beğenmez Dağda bayırda gezen bir yörük Kimi tımarlı sipahi kimi bir bölük Bir elife dili dönmeyen hödük Şehristana gelir ezan beğenmez Bir çubuğu vardır gayet küçücek Zu’mü fa’sidince keyf getirecek Kırık çanağı yok ayran içecek Kahveye gelir de fincan beğenmez Yaz olunca yayla yayla göçenler Topuz korkusundan şardan kaçanlar Meşe yaprağını kıyıp içenler Rumeli Yenice’si dühan beğenmez Aslında neslinde giymemiş hare İş gelmez elinden gitmez bir kare Sandığı gömleksiz duran mekkare Bedestene gelir de kaftan beğenmez Kazak Abdal söyler bu türlü sözü Yoğur ayran ile hallolmuş özü Köyden şehre gelse bir Türk’ün kızı İnci yakut ister mercan beğenmez -------------------------------------------------------------------------------- EŞEĞİ SALDIM ÇAYIRA Eşeği saldım çayıra Otlaya karnın doyura Gördüğü düşü hayıra Yoranın da avradını Münkir münafıkın soyu Yıktı harap etti köyü Mezarına bir tas suyu Dökenin de avradını Derince kazın kuyusun İnim inim inilesin Kefen dikmeye iğnesin Verenin de avradını Dağdan tahta indirenin Iskatına oturanın Hizmetini bitirenin İmamın da avradını Müfşidin bir de gammazın Malı vardır da yemezin İkisin meyyid namazın Kılanın da avradını Kazak Abdal söz söyledi Cümle halkı dahleyledi Sorarlarsa kim söyledi Soranın da avradını -------------------------------------------------------------------------------- BENIM PIRIM HACI BEKTAS VELI'DIR Benim pirim Haci Bektas Veli'dir Pirim piri Sâh-i Merdân Ali'dir Seyit Ali Sultan Kizil Deli'dir Mürsel Baba oglu Sultan Bali'dir Erenlerin lokmasindan yer isen Gerçek imâmlarin aslin der isen Dinle pendi san derim er isen Mürsel Baba oglu Sultan Bali'dir Arslan gibi apul apul yürüyen Kendi özün Hak sirrina bürüyen Kepenegin yani sira sürüyen Mürsel Baba oglu Sultan Bali'dir Mümin olan lokmasini yedirir Her sözleri rumuz ile bildirir Gümânsiz bil onu gerçek velidir Mürsel Baba oglu Sultan Bali'dir Kizil Deli ocagindan uyanan Bastan basa yesillere boyanan Varip pirin esigine dayanan Mürsel Baba oglu Sultan Bali'dir Mekân tutmus Hanbagi'nda bucagin Bulutlara agip tutan sancagin Uyandiran pirimizin ocagin Mürsel Baba oglu Sultan Bali'dir Kazak Abdal der rivâyet eyledim Üç yüz altmis er ziyâret eyledim Bu da söz basi hikâyet eyledim Mürsel Baba oglu Sultan Bali'dir
___________________________________________________________________________
Kimseden Birşey BekLemeyenLerdenim... SeviLdiğim Kadar DeğiL, SevebiLdiğim Kadar DeğerLiyim... Çünkü Ben DeNiZ im...!
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Bir gün unutursa doğmayı güneş,bende uNutuRum..
![]() ![]() ![]() |
KUL HİMMET
Hayatı ve Şiirleri 16’ncı yüzyılın sonlarında Tokat Almus Güdümlü köyünde doğdu. 17’nci yüzyılın ilk yarısında öldü. Coşkulu deyişleriyle tanınan ve Hatayi ile Pir Sultan’dan sonra gelen üçüncü büyük Alevi-Bektaşı şairi. Pir Sultan ile yakın arkadaştı. Onun asılmasından sonra uzun süre saklandı. Şiirlerinde tarikat kurallarını her kültür düzeyinden Alevi-Bektaşilerin anlayabileceği bir yalınlıkla anlattı. Bazı şiirleri asıl isimleri İbrahim ve Hacik Kız olan "Kul Himmet Üstadım" takma isimli şairler ve başka Himmetlerin yazdıklarıyla karıştı. Kul Himmet’le ilgili bilgi ve şiirleri Cahit Öztelli, "Pir Sultan’ın Dostları" (1984) adlı kitabında derledi. SEYYAH OLUP ŞU ÂLEMİ GEZERİM Seyyah olup şu alemi gezerim Bir dost bulamadım gün akşam oldu Kendi efkarımca okur yazarım Bir dost bulamadım gün akşam oldu İki elim gitmez oldu yüzümden Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden Kusurumu gördüm kendi özümden Bir dost bulamadım gün akşam oldu Bozuk şu dünyanın temeli bozuk Tükendi daneler kalmadı azık Yazıktır şu geçen ömre yazık Bir dost bulamadım gün akşam oldu Kul Himmet üstadım ummana dalam Gidenler gelmedi bir haber alam Abdal oldum şal giydim bir zaman Bir dost bulamadım gün akşam oldu -------------------------------------------------------------------------------- Dün gece seyrim içinde Dün gece seyrim içinde Ben dedem Ali'yi gördüm Egildim niyaz eyledim Düldül'ün nalini gördüm Kanber'i durur saginda Salinir cennet baginda Ali, Musa Turdagi'nda Ben dedem Ali'yi gördüm Üç çerag yanar sisede Arslanlar gizli mesede Yedi iklim dört kösede Ben dedem Ali'yi gördüm Yüce daglar boran coskun Kul Himmet askina düskün Cümle meleklerden üstün Ben dedem Ali'yi gördüm -------------------------------------------------------------------------------- Aklim fikrim yâr eyledim ben bana Aklim fikrim yâr eyledim ben bana Ögüt verdim deli gönül almadi Bir kilecigi var almis eline Dünyayi içine koydum dolmadi Almasi farz imis sünnettir selâm Hak nurdan yaratmis yaz dedi kalem Bir çiçek yaratti ol Rabb'ül-âlem Ani kokulayan mahrum kalmadi Var bir pire eris serseri gezme Gözet gözün önün yolundan kalma Degme bir dükkâna yükünü çözme Bunda çok bazergân assi kalmadi Gençlik yaza benzer kocalik güze Yüregim baslidir dertlerim taze Boynun eg de hizmet eyle üstâza Seytan benlik ile menzil bulmadi Kul Himmet'in deste gülü elinde Daima zikreder Hakk'i dilinde Bir güzel sevmisim Hakk'in yolunda Hayali gönülden zail olmadi ŞEMŞİ YASTIMAN Hayatı ve Şiirleri Asıl adı ''Mehmet Galip Şemsettin'' olan Şemsi Yastıman, Şekerci Ahmed Ağa ve Ilhamiye Hatun'un oğlu olarak 10 Temmuz 1923'de Kırşehir'de doğdu. Bir süre Izmir'de bulunan ve burada evlenen Şemsi Yastıman, daha sonra Istanbul'a yerleşti ve san'at hayatını burada sürdürmeye başladı. Kısa sürede şöhreti arttı, gazinolarda çalışmaya başladı.Aşıklık geleneğinin çesitli türlerinde seslendirdiği eserlerle ve bilhassa dönemi içinde unutulmaya yüz tutmuş olan ''destan'' ve ''taşlamaları'' ile sevildi. Şemsi Yastıman, doğduğu gün ve ay'a tesadüf eden 10 Temmuz 1994 tarihinde Lapseki'de vefat etti. Memleket Hasreti Ölmez, sağ olursam bu yaz inşallah Sılayı bir daha görmek istiyom Çuğun'a varınca ya ağşam, zabah Topraklara yüzüm sürmek istiyom Kaman'ı, Mucur'u, Çiçekdağı'nı Kindam, Dinekbağı, hem Özbağ'ını Köylü, kentli, hastasını, sağını Görüp bir muhabbet kurmak istiyom. Hacı Bektaş, Ahi Evran Sultanı Aşık Paşa, Kaya Şeyhi cananı İmarette neslim Şeyh Süleyman'ı Aşk ile bağrıma sarmak istiyom. Ahievran, çarşı içi, hökümet Kümbetaltı, Kayabaşı, İmaret. Akrabayı, eşi dostu ziyaret Ugrayıp, hal-hatır sormak istiyom. Ne büyüktür zevki yurdu görmenin Kaç senenin hasretine ermenin Dört bir yanda methedilen termenin Şifalı suyuna girmek istiyom. Halam sağ olsa da, sesim duysaydı Cebime devramel, iğde koysaydı (Şunda yi) diyerek alma soysaydı Cevizi de dişle kırmak istiyom. Bir de gitsem tezem beni görseydi İçi çokelikli dürüm dürseydi Hele azıcık da sızgıt verseydi O an pirzolayı yermek istiyom. Dayım gilden acık köğtür aldırsam Emmim gilden armıt kak'ı buldursam Ceblerime şak leblebi doldursam Töhmeleyip, uşgur kırmak istiyom. Söğürmelik bir et çıksa satırdan Höşmerim, çullama gitmez hatırdan Kuşlukleyin hedik gelse tandırdan Çölmeğin içine girmek istiyom. Bir hağbe kemeyi yüklesem sırta Çıksam bir alamaç yapacak sırta Beş gö suvan, üç kaynamış yımırta Bazlama içine sarmak istiyom. Bunları her daim arzular özüm Memleket mahsülü vücuda lüzum Tokaloğlu kaysı, dirani üzüm Tek, yimeyim, şöyle dermek istiyom. Bir düğün olsa da bir kayın gitsek Dokuz butlu tavuk lafını etsek Dam pilavu, gelse yisek tüketsek Davullu zurnalı dernek istiyom. Harmana denk gelse, düvene binsem Şöyle dabaz olup, kaşınsa ensem Acık bağ bellesem, acık dinlensem Çayıra bir pala sermek istiyom. Bağ bozumu üzüm haftına batsak Bekmez kazanına hayvalar atsak Boranıynan damla şiresi datsak Arı soksa, çamır sürmek istiyom. Üç arkadaş şöyle bir bahça bulsak Çalpıdan hatlayıp, bir üzüm yolsak Sağbisi dutsa da, bir rezil olsak O tatlı günlere ermek istiyom. Seğirdip, dolaşsak hep tarla dapan Keklik dutmak için kursaydık kapan Daş döğüşü olsa, vızlasa sapan Kafamı, gözümü yarmak istiyom. Bilmem ki olur mu gine becerim? Çayırda oynasak zıkka, acerim Terleyip, karakıp, bir su içerim Dalağim kabarıp, böğrmek istiyom. Enteremi giysem, sümüğüm aksa Koluma silerim, yaglığım yoksa Başangı dır diye mahalle bıksa Kesekle camları kırmak istiyom. Cesurluğum dutsa, şöyle kasılsam Yaylıların arkasına asılsam Kımçiyi yiyince yere yassılsam Yollarda ağlayıp durmak istiyom. Ceviz kaval etsem, sakam da toksa Çizgili oynarım, eneğim çoksa Koluma söylerken bir döğüş çıksa Sumsuk yimek, hem de cırnak istiyom Tok, çık, opban, mirre bir aşşık atsam Şakanın dımığna kurşun akıtsam Üç yüz enek ütüp, cebe bakıtsam Ne şişiyon la dedirmek istiyom. Görür m-ola bu fakirin gözleri? Delice Çay'ını, berrak özleri Kıssıkkaya serinledir bizleri.. Neyleyim denizi, ırmak istiyom. Kim sorarsa yazdın bunlari niye Gelecek nesile kalsın hediye Kirşehir'de doğdum, Türkmen'im diye Her yerde göğsümü germek istiyom. Ey Şemsi Yastıman, ümitli kulsun Kismet ise gayen yerini bulsun Hemşeriler buna vasıta olsun Kirşehir'e selam vermek istiyom. -------------------------------------------------------------------------------- Bir baltaya sap olamadım Allah her kula bir zenahat vermis Megerki bol nasip kismet yazıla Kimine hoş geçim ganahat vermiş Kimine hırs vermiş doymaz az ile Terki diyar ettim 15 yasımda Dolaştım bir hayli kendi başımda Her ne is tuttuysam felek karşımda Naçar kaldım paylaşılmaz göz ile Torpil yoktu kimse yardim etmedi Küçük memur oldum maaş yetmedi Ev geçimi hiç de düzgün gitmedi Ceryan'ı kestiler galdık gaz ile Tuhafiyeciliği seçtim olmadı Terzi oldum kestim biçtim olmadı Kumaş mağazası açtım olmadı Hep malları güve yedi haz ile Marangoz olduk el kaptırdık hızara Tellal olduk kıtlık geldi pazara Fırıncı oldum yangın çıktı kazara Malım mülküm harap oldu köz ile Kasap oldum bereketin adı yok Kimi et yağsız der kimi budu yok Aşcı oldum yemeklerin tadı yok El alemi suya boğdum tuz ile Berber oldum belediye kapattı Kahvecilik yaptım sermayem battı Meyhaneci oldum dükkan top attı İçen kaçtı hepsi başka poz ile Demirci oldum herkes beni haşladı Gürültüden şikayete başladı Çöpcü oldum mahalleli taşladı Süpürürken evler doldu toz ile Şoför oldum arabayı devirdim Pilot oldum uçakları savurdum Vatman kaptan oldum dümen çevirdim Hiç bir gün rotam gitmedi düz ile Müteahhit oldum tez iflas ettim Avukat oldum hep bos dava güttüm Gazeteci oldum çok fazla öttüm Dıhtılar mapusa bir kaç söz ile Doktor oldum tedaviye geldiler İlaç verdim zehirlenip öldüler Dişci oldum suçu bende bildiler Zayıf giren çıktı şişman yüz ile Üfürükçü oldum kendim çıldırdım Müezzin oldum cemaati yıldırdım İmam oldum yanlış namaz kıldırdım Müftü el çektirdi işten vaaz ile Baktım hayırsızım ortada kaldım Vaz geçtim sanattan başka iş buldum İnşaata girdim amele oldum Ta üst kattan yere düştüm hız ile Vel hasılı hiç bir işte gülmedim Meğer kader böyleymiş bilmedim Birde hovardalık yapayım dedim Yedik mali mülkü karı kız ile Şemsi derki münasip bir iş bulamadım Gidip bir baltaya sap olamadım Bağlamadan başka saz çalamadım Akibet nafaka Çıktı saz ile.
___________________________________________________________________________
Kimseden Birşey BekLemeyenLerdenim... SeviLdiğim Kadar DeğiL, SevebiLdiğim Kadar DeğerLiyim... Çünkü Ben DeNiZ im...!
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: halk |
| Konu Araçları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | son Mesaj |
| Halk Ozanları (arşiv)8 | *su* | Edebiyat | 0 | 04-23-2008 07:20 PM |
| Halk Ozanları (arşiv)7 | *su* | Edebiyat | 1 | 04-23-2008 07:19 PM |
| Halk ozanları (arşiv)5 | *su* | Edebiyat | 2 | 04-23-2008 07:13 PM |
| Halk Ozanları (arşiv)4 | *su* | Edebiyat | 1 | 04-23-2008 07:11 PM |
| Halk Ozanları (arşiv)2 | *su* | Edebiyat | 2 | 04-23-2008 07:08 PM |