|
|
#1 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() |
macera no 1: dünya küçük demişler...
![]() spongebob o gün herzamanki gibi denizyıldızı arkadaşınıda almış deniz tabanında yürüyerekten çeşitli aktivitelerde bulunmakta, coştukça coşmakta, koştukça koşmakta ve çeşitli salaklıklar yapıp eşek gibi anıraraktan gülmekte idi. mevzumuz bu değil... geçiyoruz spongebob'u. sünger bu beyni olurmu? olmaz... o yüzden sorgulayacak değiliz aktivitelerini... ![]() neyse efenim, hacışakir bir sabun fabrikasında dünyaya geldi. tüm amacı dünyayı daha temiz bir hale getimek olan iyi niyetli hacışakirimiz köpürdükçe yitti gitti ve anladıki bu dünya köpürerekten temizlenmezdi. en iyisi insan ırkını yok etmekti... ama ömrü vefa etmedi. köpükler saçaraktan gitti... mevzumuz buda değil... ![]() işte anlatacağımız hikaya bu adamın hikayesidir. biz ona "hiçbir numarası olmayan adam" diyeceğiz. hatta ne uğraşıcam onu demekle diyip sadece "hbnoa" diyeceğiz. macera bizi bekliyor. şu adamın tipine baksanıza, bariz cevval... 30 yaşında olmasına rağmen gençliğinden hiçbirşey kaybetmemiş sapasağlam dimdik durmakta, maceradan maceraya koşmakta... ahanda başlıyor... hbnoa fişek gibi fırlayaraktan 100 metre ilerideki bakkala 3 dakika içerisinde gitti... bakkala dalıp "amca bana 3 yumurta, 2 tanede ekmek" dedi, poşeti kapıp "hesaba yaz" diyerekten bakkaldanda fişşek gibi fırlayıp 2 dakika 58 saniyede eve ulaştı. hemen domatesleri, biberi, yumurtaları hazırlayıp menemen yaptı ve afiyetnen yedi. acıkmıştı ve acıktığı zaman gözü hiçbirşey görmez, 100 metreyi 3 dakikanın altında katedebilirdi... ne adam ama... bu müthiş maceranın sonu... ...devam edende... Anarko -Aralık 2006- |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() |
macera no 2: davullar kimin için çalıyor???
![]() küçük hamam böceğimiz mal gibi durmak suretiynen düşünmekteydi: "benim adım madem hamamböceği, niye hamamda değilim?". ozaman anladıki küçük hamam böceği bu dünya karmaşa, anlamsızlık ve kargaşa içerisinde idi. buna acil çözüm bulmalıydı. zirâ bu dünyayı ondan başkası düzeltemezdi. kafasında tüm planı kurmuştuki üzerine inen terlikle Hâk'kın rahmetine kavuştu... ![]() o sırada yan evde hbnoa oturmuş elindeki kaşığa bakmakta idi. kaşık gerçekten çok önemli birşeydi. ne bilgisayar, ne uzay mekiği, ne o ne bu, gelmiş geçmiş en büyük icat kaşıktı. çocukluğunda "süper kaşık" adında bir süper kahramanla bile tanışmıştı. kimse görmemişti ondan başka "süper kaşık" ı ama onun varlığına sonuna kadar inanıyordu. neyse kaşık süper birşeydi. sadece o bunun farkında olamazdı ya, elbet tüm insanlık hbnoa gibi düşünüyor olmalıydı. bu durumu kullanmalıyım diye düşündü hbnoa. insanların kaşığa olan hayranlığını kullanaraktan parayı bulmayı düşünebilecek kadar zeki ve yaratıcıydı nede olsa. ![]() nasıl yapacam diye düşünürken kafasının üstünde ışıl ışıl ampül beliriverdi. o ampül kendiliğinden yanmıyordu, elektrik gerekli idi. beyni bir makina gibi işledi, bir hafta önce kapıda bulduğu küçük ve titrek elektrik faturası geldi aklına. evet evet bugün faturanın son günüydü. faturayı yatırması için 1 km. yol alması gerekiyordu. şimdi çıksa 3 saate koşaraktan yolu katedebilir geriye kalan 5 dakikadada faturayı yatırabilirdi. hemen fırladı 3 saat bile olmadan 2 saat 53 dakida 21 saniyede vezneye varmıştıki faturayı almayı unuttuğunu farketti. "süper kaşık" ın pelerinini savura savura faturayla çıkıp geleceğini umud ederek bekledi bir müddet, ama "süper kaşık" gelmedi. artık çok geçti, faturayı yatırmak için yarın aynı yolu katedmesei gerekiyordu. ağır ağır evin yolunu tuttu... ![]() az gitti uz gitti, tamı tamına 600 metre yol gittiki yorulup kendini banka attı. hava kararmış yıldızlar gözükmekteydi. eve gidecek takati kalmamıştı artık. tam 1600 metre yol almıştı bugün. banka kıvrılıp bir yandan yıldızları seyredip bir yandanda bu kaşıkların aslında kalleş ve şerrefsiz olduğunu düşünerek uykuya daldı. o kaşıkları tüm dünyadaki herşeyden üstün görürken ve yüceltmek isterken, onlar arkasından bir faturayı bile getirmemişlerdi. uykusunda "süper kaşık" ı dövdüğünü gördü. yolda karşısına çıksa bukadar yorgun olmasına karşın yinede dövebilirdi... bu doyurucu maceranın sonu... ...kaşık değilim ben, bırakmam yarı yolda hbnoa'yı. demem o ki; devam edende... Anarko -Aralık 2006- |
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() |
macera no 3: çıktım dalına, yedim hamını mamını, oruçta gitti...
![]() deney faresi mahmut üzerinde denenen ilaçlar sayesinde artık "süper fare" olmuştu. labaratuarı yıkıp gidebilirdi artık. hatta ve hatta bu güçle dünyayı bile ele geçirebilirdi. ama o iyi niyetli bir fareydi, bunca sene insanlığa hizmet etmiş ve hizmet etmektede kararlıydı. kendine pelerin bulmalı, göğsüne "s" harfi çizmeli ve kötülere savaş açmalıydı. sabah olsun yaparım bunları diye düşündü ve uykuya daldı. sabah kendini kavrayan bir elle uyandı. el onu başka yere götürüyodu. üstün başarısını anlamışlar ve ona daha büyük bir görev veriyorlardı herhalde. tamda beklediği gibi oldu. onu ışınlama deneyinde kullandılar ve süper fare mahmut'un sadece geriye mone"kül" leri kaldı... o bir mobilya fabrikasında dünyaya dünyaya gözlerini açmıştı. daha mobilya mağazasında 2 ay beklemeden satın alınmıştı. nede olsa diğer masalardan farklıydı ve bunu belli ediyordu. kamyonetin arkasında dinmdik durarak yeni evine gitmişti. yol boyunca nasılda bakmışlardı ona hayran hayran. yıllarca aynı aileye hizmet verdi. onlara kardeş, abi, abla, baba, anne oldu. birgün artık onlarla iletişim kurma zamanı geldiğini düşündü. selam vermek için ayaklarından birini kaldırmıştıki "çat" dedi koptu ayağı. sonrada acı çekmesin diye vurdular masayı... ![]() hbnoa yattığı banktan doğrulup mis gibi temiz havayı içine çekip geriy kalan 400 metreyide katetmek için yola koyuldu. 50 metre almıştıki karnının gurultusunu duydu. neyseki hemen karşısında simitçi vardı. içeri yavaşça girdi. gururlu bir edayla 2 simit istedi. nede olsa istese en lüks lokantalarda yemek yiyebilir, garsona bahşiş bile bırakabilirdi. simitleri alıp çıktı ve eve doğru son süratle koşmaya başladı. daha çay yapacaktı, karnı açtı, kaşıkları dövüp çöpe atacaktı... ![]() yarım saat geçti geçmedi eve vardı. eve girmesiyle telefonun çalması bir oldu. arayan eski dostu rıfat'tı. otobüsten yeni inmişti ve hbnoa'nın onu gelip almasını istiyordu. hemen geleceğini söyleyip telefonu kapattı hbnoa. sonra düşünmeye başladı şu rıfat zamanında az kazık atmamıştı kendisine. sevdiği kızı bile elinden almıştı. kıza teklifte bulunduğunda kız anırarak gülüp, sonrada "hadi ordan mıymıntı, ben uzun boylu, kaslı, yakışıklı, cevval, tuttuğunu koparan, vurdummu oturtan, gerektiğinde seymen ağa gibi romantik olabilen erkeklerden hoşlanıyorum. rahatsız etme beni." demişti ama biraz daha uğraşsa bu işin olabileceğini biliyordu hbnoa. 2 gün sonra rıfat ile kızı el ele görmüştü. rıfat uzun boylu, kaslı ve yakışıklı idi, hatta bir keresinde 3 kişiyi bile dövmüştü. ama hbnoa ondan daha zekiydi. önemli olanda buydu. gidip gitmemek arasında kararsız kaldı hbnoa. sonrada şerefsizin ayağınamı gidecem bide diyip simitlerini yemeye başladı... cevvalimsi insan hbnoa'nın bu bal döküp yalanası pirupak macerasınında sonu... ...dişlerime susam sıkıştı, temizledikten sonra devam edecek Anarko -Aralık 2006- |
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() |
macera no 4: hayat ertelemeye gelmez...
![]() ogün Keremcem etrafına gülücükler saçaraktan dolaşmakta, dünyaya gülen gözlerle bakmakta idi. daha ne dizilerde oynayacak, daha ne albümler yapacak, daha kaç kızın kalbini çalacaktı. nede olsa yakışıklı, çekici, cevval bir insandı. sonra tenha yollara saptı Keremcem. sonrada tenha yollardaki birtakım kişilerce "insan bukadar yakışıklımı olur leheynn" denilerekten feci sopa yedi. hayata küstü keremcem, zira artık yakışıklılığından eser yoktu... ![]() aynı günün sabahı hbnoa büyük bir heyecanla uyandı. rüyasına giren ak sakallı dede "ey oğul git milli piyango bileti al, büyük ikramiye sana çıkacak" dediydi. sonunda zenginmi olacaktı hbnoa? artık hiçbir numarası olmasada parasımı olacaktı. hemen gidip bilet almalı idi. cüzdanına baktı 5ytl'si var idi. karnı zil çalıyordu bir yandanda. acil karar vermesi gerekiyordu. biletmi almalı yemekmi yemeliydi. evden bir hışımla fırlayıp bakkala koştu, ekmek, yağ ve yumurta aldı. afiyetle yiyip daha sonrada geyirirken "karnım tok, sırtım pek, yemişim piyangoyu" diye düşünmekteydi. ![]() aynı günün sabahı "cevval adam" sokaklarda coşuyorken kafasına kuş s*çtı. kendisi okadar cevvaldiki her sabah 6 da kalkar geceye kadar atraksiyondan atraksiyona koşardı. yeni bir atraksiyonun kokusunu hemen sezinleyen cevval adam gidip bilet aldı. iki gün sonrada zengin oldu. Aralık 2006 Anarko |
|
|
|
Anarko Mesajına 3 Kere Teşekkür Edildi: |
![]() |
| Ahantar Kelimeler: adam, hicbir, numarasi, olmayan |
| Konu Araçları | |
|
|