Anasayfa Kimler Online

Geri git   EzBeRiM > (¯`·._.·Oº°[Her Telden Muhabbet]°ºO·._.·´¯) > Genel Kültür
Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Bütün Forumları okunmuş kabul et

Genel Kültür Bu bölümde genel kültürünüzü genişletebileceğiniz konular bulabilir paylaşabilirsiniz...





Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 06-11-2008, 11:11 PM   #1 (permalink)
Bir GüN Unutursa Doğmayı GüNeş.. Bende UnutuRuM..
 
*su* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: ne o bize mi geLcen
Üye No: 32451
Mesajlar: 9.824
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 5442
5039 Mesajına
7272 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 1000
Rep Puanı: 110632
Rep Derecesi:
*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute*su* has a reputation beyond repute
Standart Kendin Olmak Veya Kaybolmak



Kendin Olmak veya Kaybolmak

Sokrates’i yargılayan mahkeme sordu:

“Bildiklerini inkar et ve yaptıklarından vazgeç. Yoksa bunu hayatınla ödemek zorunda kalırsın.”

Filozofun cevabı şöyle oldu:

“Sizler yaşamaya gidiyor olabilirsiniz, bense ölüme… Oysa hangimizin gittiği yerin daha iyi bir yer olduğu bilinmez…”Hepimizin hayatında dönüm noktası olarak tabir ettiği dönemler vardır. Yaşamın bizden sorularına ısrarla cevap beklediği anlar… Karar vermekte zorlandığımızı hissettiğimiz ama cesaretin eteğini de sımsıkı tutmak gereğini duyduğumuz zamanlar... İşte aslında her koşulda iki duraktan birine doğrudur yolculuğumuz:

“Ya kendimiz olmaya yürüyoruzdur ya da kaybolmaya…” Sokrates’in tanımıyla “kendin olmak” varoluşumuzun temel dinamiklerini sonuna dek, ne pahasına olursa olsun sahiplenmek gereğidir. Bu durumda da son diye bir tanımın olmadığı, sonun ebedi yok oluş demek olan yaşam haklarımızdan vazgeçmenin karşılığı olduğunu söyleyebiliriz. Özetle; biri merakı, sorgulamayı, gayreti gerektirirken diğeri köşeye çekilip yaşamı olduğu yerden seyrederek eylemsizliği ve silikleşmeyi gerektiriyor. Tercihlerimizse hayatımızı aynı oranda kaliteleştiriyor.

İşte yüzyıllardır filozofların “Kendin Olmak” diye işaret ettiği zirve nasıl bir yerdir ve bu mesafe nasıl kat edilir sorusuna cevap olan ilk basamaklar:

Kendini Sevme ve Kabullenme

Her birimiz değerimizin ne kadar farkındayız? Kendini sevip değer vermekle kendini beğenmek arasında fark olduğunu bilmeyenler, yaşadıkları her an aciz bir varlık olduğunda ısrarcı olanlar bu ilk basamağı atlamakta bir hayli zorlanabilirler. Düşünelim…

Kararlarımızı alırken çoğunlukla ‘başkaları’ mı öncelikli olur, yoksa kendi istediklerimiz doğrultusunda mı kararlar almaktayız?

Etrafımızdaki insanların sorunlarını üstlenmeyi doğal bir sonuç ve zorunluluk olarak nitelendirebilir miyiz?

Sorunlarla karşılaştığımızda sık sık bütün sorumluluğu üzerimize alıp suçluluk duymayı mı seçeriz?Kendimizi kolaylıkla yargılar, eleştirir ve başarısız, yeteneksiz bulup hemen geri adım atarak kendinizden şüpheye başlar mıyız?

Toplum içinde bazen olduğumuzdan farklı görünme gibi bir çaba içine girdiğimiz olur mu?

Kendimizle kalmaktan hoşlanıyor muyuz?

Cevaplar kendimizi sevmek yolunda kat ettiğimiz mesafeyi gün ışığına çıkaracaktır.

Kendini Tanıma Serüveni

Kendimizi sevme basamağı bizi bir üst basmağa ‘kendini tanıma’ ve keşfetmeye götürecektir.

Bu durumu yine sorularla belirginleştirelim: Kendimizi içinde bulunduğunuz bugün “yeterli” buluyor muyuz?( Zeka, yetenek, beceri gibi yönlerden) Kendi hayallerimizi gerçekleştirerek yeteneklerimizi açığa çıkarma umudunuz ne ölçüde? Cesaret kelimesi bize daha çok neyi çağrıştırıyor? Korkuyu mu, heyecanı mı?

Kendine ve İnsanlığa Faydalı Olabilme

Varlığını kabullenme ve sevebilme bundan sonra bizi üretkenliğe götürecektir. Kendine emek ve değer verebilme gayretinin insanlığa hizmete dönüştüğünü seyretmek kişi için gerçek bir ödül olduğunda, insanlara faydalı olanın insanların en hayırlısı olduğunun müjdesi de tam olarak anlam bulacaktır. İşte son soru:Bugün yaşamımız son bulsa, geride bıraktıklarımızdan niyet veya eylem olarak hoşnut olabildiğimizi söyleyebilir miyiz?

Bilge adam sordu, Hızlı adımlarla yürüyen delikanlıya: “Nereye gidiyorsun böyle acele?” “Sevgiyi aramaya” diye cevapladı genç. Onu nasıl bulacağını sorduğunda bilge, “İnsanların çehrelerine baktıkça, Yüreklerini tanıdıkça…” dedi delikanlı da. Bilge bu defa tebessümle sordu: “Kendini yeterince tanıyabildin mi?” Ve elindekini gence uzatarak Usulca gözden kayboldu. Delikanlı uzun uzun, Avucuna bırakılan aynadan Kendi suretini seyretti. Sonra da suretin ardındaki sireti… “Kendin Olma” ve “Kendin Kalabilme” yolunda başarıyla ve sevgiyle…

Aslı Hatice Arusan


___________________________________________________________________________

Kimseden Birşey BekLemeyenLerdenim...
SeviLdiğim Kadar DeğiL,
SevebiLdiğim Kadar DeğerLiyim...
Çünkü Ben DeNiZ im...!
*su* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Cevapla


Konu Araçları

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:19 PM .


Powered by vBulletin® Version 3.6.10
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.1.0
Design ßy: DoLuNaY ŞoVaLyEsİ

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için TIKLAYINIZ .
In this web site,illegal sharing is forbidden.If you have any problem/complaint about content’s copyrights in our page,please click here to contact us.