Anasayfa Kimler Online

Geri git   Ezberim > Tatil Bölgeleri > Türkiyeden Tatil Mekanları > Güney Dogu Anadolu
Kayıt ol Arama Bugünün Mesajları Bütün Forumları okunmuş kabul et

Güney Dogu Anadolu Holiday in Turkey Güney Dogu Anadolu Bölgesi Ait Tatil Yöreleri Cennet Mekanlar Tukey İn Holiday





Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 02-24-2008, 03:32 PM   #1 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.419
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1722
1465 Mesajına
2073 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 535
Rep Puanı: 32635
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart Gaziantep Genel Tanitimi



Gaziantep
Kısaca tanıtım
Paleolotik çağdan bu yana çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapan Gaziantep, Anadolu'nun ve Dünya'nın en eski yerleşim yeridir.

6000 yıllık tarihi geçmişi ile ilimiz tarihi ve kültürel zenginlikleri, antik kentleri, mozaikleri, camileri, kiliseleri, hanları, hamamları, bedestenleri ve pek çok yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile tam bir metropoldür. Gaziantepli bitmez tükenmez enerjisi, azmi ve girişimciliği ile kendi sanayisini kendisi kurmuş ve örnek bir sanayi ve ticaret kenti meydana getirmiştir. Gaziantep, Güneydoğu'nun en büyük Türkiye'nin ise 6. Büyük kentidir. Güneydoğu Anadoluyu batıya bağlayan kara ve demiryollarının merkezidir ve uluslarası havaalanı ile tüm dünyaya açılmıştır. Gaziantep'in şu an 9 ilçesi 17 beldesi ve 616 köyü vardır.İlin nüfusu 1.450.000 civarındadır. Gaziantep'in rakımı ise 850 metredir.

Gaziantep adının kökeni
Gaziantep ilinin yerleştiği coğrafi alanın, ilk uygarlıkların doğup geliştiği Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunması, ayrıca güneyden ve Akdeniz’den gelip doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu ilin tarihinin çok renkli olmasını sağlamış, dolayısıyla tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması, Gaziantep’in önemini artırmış ve canlılığının sürekli olmasını sağlamıştır.
Gaziantep tarihinin devreleri Paleolitik, Kalkolitik, Neolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selökidler, Roma ve Bizans, İslam ve Türk devirleri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde açık bir şekilde görmek mümkündür.
Gaziantep yöresinde adı bilinen ilk yerleşim merkezi, Dolike ( Doliche - Dolikhe ) şehridir. Gaziantep’in 10 km. kuzeyinde, Dülük köyü yakınlarındaki bu yerleşim yerinin adı, Bizans kaynaklarında Diba ( Daluk ) olarak geçmektedir. Dülük adının da bu sözcükten kaynaklandığı belirtilmektedir.
Şehir, Cumhuriyet öncesi yıllara kadar Ayıntap ( Ayıntab ) adıyla anıla gelmiştir. Bu adın benzerine ilk kez Haçlı Seferlerine ilişkin kroniklerde rastlanmaktadır. Urfalı Mateos ve Papaz Griro’nun, 1124 – 1155 yılları arasındaki seferlerde, Arapların Ayıntab adını verdikleri şehirden Hantap ( Hamptan ) diye söz ettiği anlatılmaktadır. Arapça “ parlak pınar ” anlamına gelen Ayıntab, Ermeni kaynaklarında Anthapt olarak geçer. Gaziantepli tarihçi Bedrüddin AYNİ’nin ifadesiyle Antep’in eski adı “Kala-i Füsus”dur. Kala-i Füsus “Yüzük Kalesi” demektir. Bedrüddin AYNİ’ye izafe edilen rivayete göre buranın kötü bir hakimi varmış. Birçok uygunsuz işler yaptıktan sonra ettiklerine pişman olmuş ve tövbe etmiştir. Adı Ayni olduğundan, halk “Ayni tövbe etti” demiştir. Bundan ötürü şehrin adı “Ayni Tövbe” Aynitap olarak kalmıştır.
Bir diğer rivayette ise; AYINTAP adını, suyunun güzelliğinden ve bolluğundan dolayı aldığı söylenmektedir. Zira, “ayın”; pınar, kaynak, suyun gözü anlamına gelmektedir. Dolayısıyla “tab”; güzel pınar ve güzel kaynak manasını ifade etmektedir. Yine ayrıca “Ayıntap” adındaki, “tab” ; güç ve takat anlamına gelmektedir. Şehre suyunun bolluğundan dolayı da bu ismin verildiği söylenmektedir.
İslam egemenliği sonrasında Ayıntab adı giderek Ayıntap’a dönüşmüştür. Fransız kuvvetlerine karşı şehrin, savunmasını bu uğurda verdiği 6317 şehide rağmen yılmadan, cesaretle sürdürmesi ve eşsiz bir direniş göstermesi nedeniyle 6 Şubat 1921 tarihinde T.B.M.M. tarafından “gazilik” unvanına layık görüldüğünden “Gaziayıntab” olmuştur. 1928 yılında ise, şehrin adı GAZİANTEP olarak değiştirilmiştir.

İlin yapısı ve konumu
Şehir, yüksek bir düzlükte ve yer yer bayırlar üstünde kurulduğundan suyu ve havası da güzeldir. Bir çok hanları var ama en görkemlileri ve en ünlüleri Mustafa Paşa Hanı, Pekmez Hanı, Tuz Hanı, İki Kapılı Hanı, Börekçi Hanı, Arasdat Hanı’dır. İki tane de imareti (aşevi) var : Gelen gidene aylar yıllar bol ve minnetsiz sofralar açarlar. Tümüyle kırk tekkesi olup, hepsinin en görkemlisi en çok donanmışı, yiyeceği bol ve hoş yapılısı Mevlevi Tekkesi’dir. Türkmen Ağası Mustafa Ağa yapısı olup, IV.Murad’ın silahtarı Mustafa Paşa’ya bağışlanmıştır. Tekke 40-50 yoksul hücresiyle çevrilmiş, yüksek kubbeli baştan başa ham ve işlenmiş mermerlerle döşeli haremi, haremin ortasında büyük bir havuzun başında rengarenk üzüm salkımlarını andıran süslü avizelerle donalı çardağı olan büyük, sağlam, görkemli bir yapıdır. Bakımlı, bezeli, temiz caddeleriyle kent gerçekten şirindir. Yer yer ( suk-i sultanisi ) açık artırmayla satış yerleri Halep tarzı kagir binalardan oluşmuş çarşıları vardır. Ama bu övdüğümüz yerler tümüyle kale içindedir. Her sokak başında kapıcıların açıp kapattıkları kale kapısı kadar sağlam kapılar vardır. Geceleri tüm sokaklar kandillerle aydınlatıldığından bekçiler gruplar halinde rahatlıkla sokaklarda kol gezerek görevlerini yaparlar.
Şehrin ortasındaki kocaman bir kaya üstüne yüksek, görkemli ve dairevi bir kale oturtulmuştur. Kale çok sağlamdır. Kaleyi çevreleyen hendek 1300 adımdır. Eni 40, derinliği 20 arşın kesme kayadan oyulmuştur. Bunların üstüne her biri ayrı sanat ve mimari üslûpla belli aralıklarla sıralanmış, çok güzel kuleler oturtulmuştur. Bin bir bedeni olan kalenin temelindeki kayaların içinden yine dairevi bir biçimde kaleyi çevreleyen ve hendeğe bakan mazgal delikleri açılmıştır ki, hendek kenarına kuş bile konmaz.
Kalenin batı kapısı, yedi katlı demirden bir kapıdır. Kapı aralıklarından çeşitli savaş araç ve gereçleri, silahlar, demir açma kafesleri, saçma topları vardır. Kale silah ve askerlerle donatılmış, baca benzeri nefesliklerle havadar bir ot GAZİANTEP Gaziantep, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en büyük, Türkiye'nin ise 6. büyük kenti olup, nüfusu, ekonomik yapısı, turizm potansiyeli ve Büyükşehir statüsü ile bir metropol şehirdir.
Güneydoğu Anadolu’yu batıya, Akdeniz ve Ortadoğu 'ya bağlayan kara ve demir yollarının merkez noktası olması, Gaziantep Havaalanı 'nın uluslararası niteliğe çıkarılmış olunması şehrimize mal, hizmet ve ziyaretçi akışını yoğunlaştırmaktadır. Gaziantep topraklarının 1/4'ü tarıma elverişli topraklardan oluşmuş olup bu toprakların bir bölümü Fırat Nehri'nin sularıyla sulanmaktadır. Gaziantep'in sulama yapılan bu topraklarında Antepfıstığı, zeytin, pamuk, üzüm, kırmızı biber ve keten gibi ekonomik değeri yüksek sanayi bitkileri ile mercimek, buğday ve arpa gibi hububat ürünleri yetiştirilmektedir.
Coğrafi yönden GAP'ın giriş kapısı, sanayisi ve ticari hacmi ile de GAP kalkınmasında temel teşkil eden Gaziantep, ekonomik yönden çevresindeki 18 ili etkisi altında tutmaktadır.
Gaziantep. Anadolu'daki insan topluluklarının kültürünü yansıtan en eski merkezlerden birisi olup tarihi M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanmaktadır.
Gaziantep; gezilip görülmeye değer tarihi, turistik ve doğal güzellikleri, Kurtuluş Savaşı ve Antep Savunması hatıraları, yaylaları, ovaları, ören yerleri, leziz yemekleri, eşsiz el sanatları, camileri, türbeleri, medreseleri, Antep evleri, hanları, hamamları, kastelieri, kiliseleri, adını verdiği baklavası ve fıstığı, sanayisi, insanlarının kendine has çalışkanlığı ve sıcaklığı ile geçmişin ve geleceğin bir arada yaşandığı Gaziler şehridir.

Cografi konum
Coğrafi konum olarak Gaziantep ili, Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin birleştiği noktada yer alır. Suriye'ye komşu bir sınır ili olan Gaziantep'in büyük bir bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin batı kesiminde, bir bölümü de Akdeniz bölgesinin doğusunda yer alır. Gaziantep; doğuda Şanlıurfa'nın Birecik ve Halfeti, Kuzeydoğu'dan Adıyaman'ın Besni, kuzeyden Kahramanmaraş'ın Pazarcık, batıdan ise Osmaniye'nin Bahçe ve güneybatısı Hatay'ın Hassa ilçeleri, güneyi ise Kilis il sınırlarıyla çevrilidir.
Gaziantep toprakları 38°- 28' ve 38°- 01l' doğu boylamlarıyla, 36°- 38' ve 37°- 32' kuzey enlemleri arasındadır. Gaziantep'in yüz ölçümü ise 6216 km2'lik alanıyla Türkiye topraklarının yaklaşık %1'ini kaplar. İI merkezinin denizden yüksekliği 850 metre olmakla birlikte, 250 ile 1250 metre rakımları arasındadır. Yüzey alanının yaklaşık % 52'sini dağlar, % 27'sini ise ovalar kaplamaktadır.
İI sınırları içersine kuzeyden giren dağlar, Araban ovasının batısından il merkezinin batısına uzanır. Güneydoğu Torosların uzantıları olan bu dağlar oldukça düzgün sıralar oluşturur. Bölgenin batısını kuşatan dağlar ise sistemli bir sıra oluşturur ve Gaziantep ilini Hatay-Kahramanmaraş çukurluğundan ayırır. Gaziantep'te sıradağ olarak Güneydoğu Torosların uzantıları olan Sof dağları vardır. Sof dağlarının güneyinde ise Gaziantep Yaylası uzanır. Dülükbaba dağları il merkezinin kuzeybatısında bulunmaktadır, Dülükbaba dağlarının en yüksek tepesi 1250 metre yüksekliktedir. Sof dağlarının Hatay yönündeki uzantıları olan Gani Baba ve Sarıka5ıa dağları ise yaklaşık 1100 metre 5ıüksekliktedir. Gani Baba ve Sarıkaya dağlarının batı tarafında İslahiye ovası, doğusunda ise İslahiye platosu bulunmaktadır. En yüksek noktası 1050 metre olan Sam dağları Sof Dağları ile Dülükbaba dağları arasında bulunmaktadır. Barak (Doğanpınar), Araban, Yavuzeli ve Oğuzeli ovaları da başlıca önemli ovalarıdır. Fırat, Nizip çayı, Afrin çayı, Merziman çayı ve Alleben deresi de başlıca akarsularıdır.

Ulaşım
Gaziantep İli, kara, hava ve demiryolu ulaşım imkanları ile önemli bir geçit noktasındadır. Kara ulaşımında güneyden ve Akdeniz'den doğuya ve kuzeye giden yolların kavşağında bulunuşu, ilin ekonomik gelişmesinde en temel unsur olarak yer almaktadır.
Gaziantep demiryolu, Adana-Malatva demir yolunun Narlı istasyonunu Halep-Bağdat demir yolu, Kargamış, Cerablus istasyonuna bağlar, Ayrıca Fevzipaşa'dan geçen Halep expresi de Gaziantep'in İslahiye ilçesi sınır kapısından Suriye topraklarına girer.
Gaziantep, Karayolu bağlantısı ile, Osmaniye üzerinden Adana'ya ve Mersin'e, Birecik köprüsü üzerinden Şanlıurfa'ya, Narlı üzerinden Kahramanmaraş'a, Fevzipaşa üzerinden Antakya'ya, Kilis üzerinden Halep'e (Suriye), Kilis'ten ayrılan bir yolla Hassa üzerinden yine Antakya'ya ve Besni üzerinden Adıyaman'a bağlanmaktadır. Bu yollarla önemli bir kavşak oluşturan Gaziantep, karavolu ulaşımı yönünden bir düğüm noktası gibidir. ...
Uluslararası Gaziantep Havaalanından ise günlük olarak tarifeli uçak seferleri yapılmaktadır. Hergün Gaziantep'ten Ankara'ya ve İstanbul'a direk olarak tarifeli seferlerle havayolu ulaşımı sağlanmaktadır. Ayrıca diğer illere de Ankara bağlantılı uçak seferleri yapılmakta olup, tarifesiz uçuşlar da alandan yararlanmaktadır. Gaziantep hava alanının yeni kimliği ne uygun olarak genişletilmesi ve standart bir yapıya kavuşturulması için çalışmalar devam etmektedir. 1995 yılında 1822 uçak seferi düzenlenmiş ve bu seferlerden 124.095 yolcu uçuş yapmıştır. GAP'ın tam olarak faaliyete geçmesiyle Gaziantep hava alanı Türkiye'nin ve özellikle bölgemizin Ortadoğu'ya açılan hava trafiğinin merkezi durumuna gelecektir.
İlde toplam 3.391 km. karayolu ağı mevcut olup, bunlardan 73 km'si otoban, 487 km'si il ve Devlet yolu, 2831 km'si köy yoludur. Asfalt köy yolu 1050 km, stabilize köy yolu 1480km. tesviye 70 km, ham 231 km'dir.
Gaziantep-Nurdağı arası ulaşıma açılan Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) otoyolunun çalışmaları devam etmektedir.
GAP’ın devreye girmesi ve otoyolun bitmesiyle, ilin bölgesel etkinliği daha da artacak ve üretilen mallar otoyolun sağladığı güven ve süratle yurdun dört bir tarafına ve uluslararası pazarlara ulaşacaktır.

Gaziantep’in İdari Bölünüşü
Güneydoğu Anadolu Bölgesinin birinci ve Türkiye'nin 6. büyük kenti olan Gaziantep'in 1990 nüfus sayımına göre nüfusu 1.010.396 olup, Türkiye'de nüfusu 1.000.000'nun üzerinde olan 15 ilden, nüfus yoğunluğu l00'ün üzerinde olan 14 ilden birisidir. Gaziantep yüzölçümü yönünden iller arasında 40. sırada, nüfus çokluğu bakımından 13. sırada, şehir merkezleri nüfus büyüklüğü yönünden ise 6. sırada yer almaktadır. Nüfus yoğunluğu, merkez ilçeler Şahinbey ve Şehitkamil'de 300'ü aşmaktadır.
Gaziantep ilinin Şahinbey ve Şehitkamil merkez olmak üzere, Araban, İslahive. Nizip, Karkamış, Oğuzeli, Yavuzeli ve Nurdağı çevre ilçeleriyle 9 ilçesi, 17 beldesi ve 616 köyü vardır.
1927 yılı nüfus sayımında 214.499 olan il nüfusu geçen 69 yıl içerisinde %534 oranında artış göstermiştir. Bu artış oranı aynı dönem için Türkiye genelinde % 317 olmuştur. Gaziantep uzun yıllar dikkate alındığında Türkiye nüfus artış hızının çok üzerinde bir nüfus artışı göstermiştir.

Evliya Çelebi'nin gözüyle
Ayıntab şehri tümüyle 32 mahalledir. Toprak ve kireç örtülü bayındır, bakımlı, yüksek saraysı evleri vardır. Tümüyle yüz kırk mihraplı; yoğun cemaate sahip, Arasat Meydanındaki Boyacıoğlu Camii ve çarşı içindeki Tahtalı Cami, sanatlı, ferah büyük kubbeli ve görkemli yapılardır. Ayıntab’ta 300’ü aşkın sarayın özel hamamı vardır. Tümüyle 3900 dükkanlı büyük bir çarşıya, açık artırmayla satış yapan pazarlara sahiptir. İki bedesteni, çarşısı ve saraçhanesi üstleri örtülü kagir, sağlam, sıradüzeni içinde süslü dükkanlardır. Tamamı tamamına 70 çeşmesi var. Fakat onlara hiç de gereksinme duyulmaz. Her eve hayat ırmağı denginde sular akmaktadır. Her ev, bağı, bahçesi, fıskiyeli havuzları, cennet ırmağı suları ile çeşit çeşit servi, çınar, söğüt, kavak ve diğer meyve ağaçları ile donatılmış irem bağını andırır. Bağları, bostanları, gül bahçeleri geniş örgüden kafese alınmış çok verimli olmakla Ayıntab ucuz ve şirin bir şehirdir. 1648’de gördüğümüz şehir bu kez nice mahalle, han, cami ve dükkan kazanarak büyük bir gelişme göstermiş, Tanrıya şükürler olsun ki bu gelişmesini sürdürmektedir.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.

Konu ÇöL FıRtInAsI tarafından (02-26-2008 Saat 12:24 PM ) değiştirilmiştir..
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına
Teşekkür Edenler:
Yaralı-Yüz72 (08-01-2008)
Alt 02-24-2008, 03:32 PM   #2 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.419
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1722
1465 Mesajına
2073 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 535
Rep Puanı: 32635
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Gaziantep Genel Tanitimi



İLÇELER:



Gaziantep (merkez), Araban, İslahiye, Karkamış, Nizip, Oğuzeli, Nurdağı, Şahinbey, Şehit Kamil, Yavuzeli.



NASIL GİDİLİR?



Gaziantep hem kara hem demir yolu ulaşımında güneyden ve Akdeniz'den doğuya ve kuzeye giden yolların kavşağında ve GAP'ın da girişinde bulunmaktadır. Karayolu ulaşımı yönünden bir düğüm noktası olan Gaziantep İpek Yolu'nun da önemli merkezlerindendir.



Karayolu: Karayolu bağlantısı ile Osmaniye üzerinden Adana ve Mersin�e, Birecik köprüsü üzerinden Şanlıurfa ve Diyarbakır�a, Narlı üzerinden Kahramanmaraş ve Malatya�ya, Fevzipaşa ve İslahiye üzerinden Hatay�a, Kilis üzerinden Halep (Suriye)�e, Kilis�ten ayrılan bir yolla Hassa üzerinden yine Hatay�a, Araban ve Pazarcık üzerinden Adıyaman�a gidilebilinir.



Otogar Tel: (+90-342) 328 92 46 (Santral)



Demiryolu: Haftada üç gün Toros Expresi Gaziantep-İstanbul seferi yapmaktadır. Ayrıca İstanbul�dan gelip Suriye�ye giden Halep Expresi de ilin İslahiye ilçesi sınır kapısından Suriye topraklarına girmektedir. Dülük, Nizip, Karkamış�a her gün sefer tren seferleri yapılmaktadır. Ayrıca Narlı İstasyonu da Karkamış İstasyonu�ndan Halep-Bağdat demiryoluna bağlanır.



İstasyon Tel: (+90-342) 323 29 43 - 323 27 47 - 323 27 48



Havayolu: Gaziantep Oğuzeli Havaalanı kent merkezine 20 km. mesafede yer almaktadır. Havalimanına kent merkezinden Türk Hava Yolları önünden kalkan servis araçları ile ulaşmak mümkündür.



Gaziantep-Oğuzeli uluslararası havaalanından Ankara ve İstanbul�a her gün ayrıca haftada üç sefer olmak üzere İstanbul�a direkt uçak seferleri yapılmaktadır. Haftada bir günde bağımsız Devletler Topluluğu�ndan Azerbaycan�a uçak seferi yapılmaktadır. Uluslararası Hava taşımacılığın da yapıldığı havaalanı GAP�ın tam olarak devreye girmesiyle çok yakın bir gelecekte bölgemizin Ortadoğu�ya açılan hava trafiğinin merkezi durumuna gelecektir.



Gaziantep-Oğuzeli Havaalanından hac mevsiminde Suudi Arabistan�ın Cidde şehrine uçak seferleri düzenlenmektedir.



Havalimanı Tel: (+90-342) 582 11 11 - 582 11 12



GEZİLECEK YERLER



Müzeler ve Örenyerleri



Müzeler



Arkeoloji Müzesi

Adres: İstasyon Cad. - Gaziantep

Tel: (342) 231 11 71

Faks: (342) 210 30 17



Etnografya Müzesi

Adres: Eyüboğlu Mah. Hanifioğlu Sok. No: 64 - Gaziantep

Tel: (342) 230 47 21



Hasan Süzer Etnografya Müzesi



Örenyerleri



Belkız-Zeugma - Nizip/Belkıs

Yesemek - İslahiye/Yesemek

Tilmen - İslahiye/Tilme

Dülük Örenyeri - Şehit Kamil/Dülük



Belkıs/Zeugma



Belkıs/Zeugma Antik Kenti, Gaziantep ili, Nizip İlçesi , Belkıs Köyü sınırları içerisinde Fırat Nehri'nin kıyısında yer alır. Yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olar Belkıs/Zeugma Antik Kenti; Fırat'ın geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölge olması nedeniyle tarihin her döneminde önemini korumuştur.80 bin nüfusu ile döneminin en büyük kentlerinden biri olan Belkıs/Zeugma , tarihin değişik dönemlerinde değişik isimlerle anılmıştır.



Büyük İskender'in generallerinden ve daha sonra Suriye Kralı da olan Selevkos Nikator kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek M.Ö.300 yılında burada Selevkos Euphrates ( Fırat'ın Silifkesi ) adında bir kent kurar. Daha sonraları M.Ö.1.yy.'da kent Roma hakimiyetine girer .Bu hakimiyet değişikliğiyle birlikte kentin adı da değişerek köprü, geçit anlamına gelen ve bütün dünyada bilinen şekliyle " Zeugma" adını alır. Roma İmparatorluğu'nun 4.Skitia Lejyon Garnizonu'nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle kısa zamanda 80 bin nüfusa ulaşan Zeugma'da Fırat manzaralı yamaçlara villalar inşa edilir. 80 bin kişilik nüfus Zeugma'yı dünyanın en büyük kentlerinden biri haline getirir. Örneklemek gerekirse Zeugma , komşusu sayılan Antakya (Antiokheia) ile Mısır'daki İskenderiye'den ( Aleksandreia) 'dan daha küçük, Atina (Athena) ile aynı büyüklükteydi. Pompei ve şimdi dev bir metropol olan Londra (Londinum) 'dan ise birkaç kat büyüklükteydi.



Ünlü coğrafyacı Strabon da Zeugma'dan bahsetmektedir. Hellenistik dönemde Selevkos Nikator zamanında Zeugma'da önemli imar faaliyetleri yapıldığı bilinmektedir. Kentteki Akropolün üzerine kader tanrıçası Thyke'nin bir tapınağı yapılmıştır. Bu tapınak halen toprak altındadır. Zeugma Antik Kenti kendi şehir sikkesi de basmış Roma Kentlerinden biridir. Sikkeler üzerine bir tarafına Thyke tapınağı , diğer tarafına da güçlülüğü simgeleyen Roma Kartalı motifi basılmıştır.



Dülük



Gaziantep kent merkezinin 10 km. kuzeyinde bugünkü Dülük köyünde tarihi İpek Yolu'nun üzerinde bulunan bu antik kentte bulunan Şarklı Mağarada M.Ö. 6 bin yıllarında insanların yaşadığına dair taştan yapılmış aletler bulunmuştur.Tarihte Doliche olarak bilinen kent Hitit'lerin baş tanrısı Teşup'un din merkezi olmuştur. Dülük köyünün içinde ve çevresinde bir çok kaya mezarları ve kaya kiliseleri ziyarete açılmıştır.



Karkamış Harabeleri



Karkamış harabeleri bir kısmı Suriye sınırında bulunan Karkamış ilçesinin güneyine düşen geçmişi Neolitik dönemlere dayanan yerleşim merkezi olduğu belirlenmiştir.Gılgamış Destanı, Geç Hitit döneminde Karkamış şehrinin ortostatlarında tasvir edilmiştir. Buradan elde edilen eserler günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.



Kaleler



Gaziantep Kalesi



Gaziantep Kalesi, Türkiye'de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisidir.Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hususunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı, zaman içerisinde genişletildiği ve bugünkü biçimini Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde M.S. 6. yüzyılda aldığı yolunda bilgiler vardır. Kalenin üzerinde hamam kalıntıları, sarnıçlar, mescit ve çeşitli yapı kalıntıları bulunmaktadır.



Rumkale



Bu tarihi yapının önceleri adı Hromgla iken bozularak Rumkale denilmiştir. Stratejik konumundan dolayı Asur çağından beri yerleşildiği, hatta burasının Asur Kralı III. Salmanassar tarafından M.O. 855'de zapt edildiği bildirilen "Şitamrat" olduğu, fakat esaslı olarak M.Ö. 9. yüzyıl sonlarında Geç Hitit döneminde tahkim edildiği zannedilmektedir.



Fırat ve Merzimeri in kıyılarından itibaren yükselen eteklerde bir dış sur ve kompleks odalardan oluşan bir geçidi ile içeri girilmektedir. Sur bedeninin inşasında bazı kesimlerde kayalık yapının dik uçurumlar gösteren topografyasından azami ölçüde yararlanılmıştır. Halen mevcut taş yapılarda, en eski dönem olarak Geç Helenistik izler ile Roma dönemi mimarisi algılanmaktadır. Ayaktaki mimari kalıntılar ise, Geç Roma ve Ortaçağ karakteri taşımaktadır..



Bunların en ilginci, geniş ve silindirik bir havalandırma kuyusu ile bu kuyunun kenarından helezonik bir yolla aşağı giden ve Fırat sevivesinin altına kadar inerek su ihtiyacını karşılayan sistemdir. 11. yüzyılda Urfa Haçlı Kontluğu döneminde Hromgla�nın önemli bir merkez olduğu bilinmektedir. Hâvarilerden Yohannes'in, burada bir süre inzivaya çekilerek İncil'in müsveddelerini kopya ettiği ve sakladığı, daha sonra bulunan kopyaların Beyrut'a kaçırıldığı söylenmektedir.



Ortaçağ'da Ermenilerin "Hromkla, Süryanilerin ise Kala-Rhomata ismiyle andıkları kale-kent, XII. yy sonlarında Memlukların eline geçmiş ve Kal-at el Müslimin adı verilmiştir. Merc-i Dabık savaşından sonra Osmanlılar'ın eline geçen Rumkale, Halep Eyaletinin Birecik Sancağına bağlı bir kaza haline getirilmiştir.



Rumkale'de halen Türk-İslam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de Mescit bulunmaktadır. İlk yapımından itibaren Fırat boyunun güvenliği için kullanıldığına şüphe olmayan kalede sivil ögelerden çok askeri karakterler hissedilmektedir.



Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat Vadisi, ilk kullanımının prehistorik dönemde olduğu şüphe götürmeyen mağaralarla doludur. Zaman zaman bir koridor izlenimi veren dik yamaçlarda halen de görülebilen mağaralar ise, Roma döneminde mezar odaları olarak kayaya oyulmuş olan mekanlardır. Bunların birçoğu daha sonradan, özellikle de Haçlı seferleri sırasında Fırat boylarının korunması için araları açılıp geçitlerle yatay ve merdivenlerle dikey olarak birleştirilip savunma mekanları haline getirilmiştir.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına
Teşekkür Edenler:
Yaralı-Yüz72 (08-01-2008)
Alt 02-24-2008, 03:34 PM   #3 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.419
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1722
1465 Mesajına
2073 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 535
Rep Puanı: 32635
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Gaziantep Genel Tanitimi



GAZİANTEP



Antep'e Genel Bakış
Dünyanın En yaşlı Kenti İsmine layık bu Gazi şehir aynı zamanda dünyanın ilk kurulan en eski kentidir. Gaziantep’in 5600 yıl önce kurulduğu bilim adamlarınca araştırılıp, tespit edilmiştir. Şehrin Stratejik Durumu
Antik ulaşım yollarının, stratejik bazı konumların birleştiği, savunmaya ve saldırıya elverişli, antik ticaret yollarının kesiştiği bir kavşakta bulunması ona tarihin bütün safhalarında bir çok medeniyetin göz dikmesine sebep olmuştur.( Bu yollar Kahramanmaraş’tan Sakçagözü’ne giden,Urfa, Kalkamış, Dülük, İslahiye, Kilis ve Halep bağlantılı ticaret yollarıdır.) Kentin jeolojik Durumu
Kommagene sınırları içerisinde kalan Toros Dağları’nda antik dönemde kullanıldığı bilinen bazı maden yatakları vardır. Bu maden yataklarının varlığı bu günkü jeolojik araştırmalarla doğrulanmakta dır. Bu yörede demir madenlerinin işletildiği ve dönem tekniği ile çelik elde edildiğini kitabelerden öğrenmekteyiz. Kutsal Bir Şehir Oluşu
Hitit döneminden itibaren Gaziantep önemli bir dini merkez olmuştur. Hitit baş tanrısı Teşup’un kutsal şehri olarak bilinen Dolichenos (Gaziantep) aynı özelliğini Grek, Roma döneminde de korumuştur. TARİHİ
Gaziantep 'in Mezopotomya ve akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdenizden doğuya,kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Yapılan araştırmalara göre Gaziantep dünyanın en eski yerleşim yeridir. Bu araştırmaların kaynağı Gaziantep'in merkezine 12 km. uzaklıkta bulunan Dülük köyüdür. Bu yerleşim biriminin 6000 yıllık geçmişinin olduğu anlaşılmıştır.
Gaziantep'in tarihi devirleri Kalkolitik,Paleolitik,Neolitik dönemler, Tunç çağı,Hitit Med,Asur, Pers,İskender,Selefkoslar,Roma ve Bizans,İslam-Arap ve İslam-Türk olarak sıralanabilir. İslamiyet'in buralardan Anadolu'ya yayılmış olması ve Hz. Muhammed'in Peygamberlik mührünü görüp öpen ve O'nun ilk vahiy katiplerinden olan Hz. Ökkeşiye'nin türbesinin Gaziantep'te bulunması ayrı bir öneme sahiptir. İslam orduları Hz. Ömer zamanında Gaziantep ve Hatayı Bizanslılardan aldıktan sonra yöre halkı İslam dinini kabul etmiştir.(639). Daha sonra çeşitli devletlerin denetimine geçen kent 1516 Mercidabık savaşı ile Osmanlının eline geçmiştir. 1.Dünya Savaşı sonunda,Gaziantep önce İngilizler sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir.Daha sonra ise dünyayı hayran bırakan eşsiz müdafaası ile düşman işgalinden kurtularak tarihte kendine beyaz bir sayfa açmıştır.
TURİZMİ Antep Kalesi Sakçagözü Yesemek Gaziantep kalesi Türkiye’de ayakta kalabilen kalelerin en güzellerinden biridir. Gerek ihtişamı ve heybetiyle, gerekse de bir sır gibi gizlediği tarihiyle şehir merkezinde bulunmaktadır. Kalenin ne zaman ve kimler tarafında inşa edildiği bilinmemekle beraber, Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı ve zaman içerisinde genişletildiği anlaşılmaktadır. Bugünkü biçimini ise Bizans İmparatoru Justimyanus (MS. VI.YY.) döneminde almıştır. Gaziantep-Adana karayolunun 50. km. sinde bulunan alan Hitit döneminin önemli merkezlerinden biridir. İlk kazılar 1907 yılında başlamış ve Hitit'lere ait eserler,süslü kabartmalar ve heykelcikler bulunmuştur. İslahiye ilçesine 24 km. uzaklıktadır ve dünyanın ilk Açıkhava Heykel atölyesi olarak bilinir. İlk defa 1890 yılında ortaya çıkarılan yesemekte şu an yaklaşık 300 tane yontu ve heykel taslağı bulunmaktadır. Rumkale (HORMGLA) Zincirli Höyük Tilmen Höyük Rumkale (Hormgla), Yavuzeli ilçesine bağlı Kasaba köyünde, Fırat nehri ve Merzina çayının birleştiği Fırat’ın batı sahilinde yüksek ve sarp kayalarla örtülü müstahkem bir tepe üzerindedir. Rumkale’nin kesin tarihi bilinmemekle beraber çok eski tarihlerden beri Fırat boyuna hakim olmasıyla stratejik bir kale özelliğine sahiptir. İslahiye'ye bağlı Zincirli köyündedir.Yapılan çalışmalarla burada Tunç çağında Roma dönemine kadar bir yerleşim yeri bulunduğu anlaşılmıştır.Dünyada benzeri olmayan daire biçimli,çift duvarlı Güçlü bir surla çevrilidir. İslahiye civarında sayıları 50 yi bulan iskan yerlerinden biridir. İlk olarak 1958 yılında tespit edilmiştir.Höyüğün boyu yaklaşık 24 metredir. Yapılan çalışmalarla M.Ö. 3000 yılının son dönemlerinde burada büyük bir şehrin olduğu ortaya çıkmıştır.


GAZİANTEP YEMEKLERİ

Gaziantep Mutfağı, seneler boyunca geleneklerinin ve yöresel damak lezzetinin zenginliği ile ülkemiz ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Gaziantep mutfağında ilk bakışta dikkati çeken en önemli husus, kullanılan malzemede gösterilen titizliktir. Yemeği oluşturan tüm malzeme büyük titizlik içerisinde seçilmekte, değişik tat ve lezzet veren baharatlar, salçalar ve karışımlar yemeklerde bol miktarda kullanılmaktadır. Gaziantep yemeklerinde, yemeğin güzelliğinde, lezzetinde malzemenin niteliği kadar yemeği pişirenin ustalığının ve el becerisinin de payı büyüktür. Gaziantep Yemeklerinin Başlıcaları Şunlardır ;


a) Köfteler: İçli köfte , Çig köfte, Ekşili köfte, Ufak köfte, malhıtalı (mercimek) köfte, yoğurtlu ufak köfte.b)
b) Kebaplar : Kuşbaşı (tike) kebap, kıyma kebabı, patlıcan kebabı, soğan kebabı, simit kebabı, ciğer (cağırtlak) kebabı vb.
c) Diğer Yemekler : Yuvarlama, lahmacun, karışık dolma, maş çorbası, beyran, şiveydiz, yaprak sarması, çağla aşı, kabaklama, börek aşı, doğrama, kaburga dolması, borani, alinazik, yoğurtlu patates, meyhane pilavı, pişi böreği v.s.



d) Tatlılar : Baklava, bülbül yuvası, künefe, burmalı kadayif, Antep fıstığı ezmesi, sarma, katmer
GAZİANTEP MÜZELERİ
Gaziantep Arkeoloji Müzesi Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi Yesemek Açık Hava Müzesi



1944 yılında Nuri Mehmet Paşa camiinde faaliyete geçen müzede, Neolotik dönemden kramik parçalar, Kalkolitik ve bronz çağa ilişkin çeşitli eşyalar figürler, mühürler, Urartu, Hitit, pers, Helenistik Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli eserler sergilenmektedir. Asrın başında inşa edilen müze binası ana kaya içine oyulmuş üç kattan oluşmuştur. İkisi anayola diğeri ara sokağa açılan üç girişi vardır. Bina içerisinde ayrı bir bölümde Antep savunmasında kullanılan silahlar, savaş araçları, belgeler, kahraman ve şehitlerin fotoğrafları sergilenmektedir.


Gaziantep Müze müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren Yesemek Açık Hava Müzesi, İslahiye ilçesinin güneydoğusunda yer alır. Bu yamaç Kartepe sırtı adıyla da tanınmakta olup; Kurt Dağının güney uzantısını teşkil etmektedir. Yapılan araştırmalar bölgede Hititler zamanında işletmeye açıldığı ve yörenin yerli halkı Hurların çalıştırıldığını göstermektedir


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına
Teşekkür Edenler:
Yaralı-Yüz72 (08-01-2008)
Alt 02-24-2008, 03:34 PM   #4 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.419
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1722
1465 Mesajına
2073 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 535
Rep Puanı: 32635
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Gaziantep Genel Tanitimi



Gaziantep Genel Bilgi


Büyük bir bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, küçük bir bölümü de Akdeniz Bölgesi’nde yer alan Gaziantep İli’nin, güneyinde Suriye ile Kilis ili, doğusunda Şanlıurfa iline bağlı Birecik ve Halfeti ilçeleri, kuzeydoğusunda Adıyaman iline bağlı Besni ilçesi, kuzeyinde Kahramanmaraş ile Pazarcık ilçesi, batısında Osmaniye ili, güneybatısında Hatay ilinin Hassa ilçesi yer almaktadır. İl topraklarını Akdeniz’den ayıran Amanos Dağları, batıda Adana ile, Fırat Irmağı da doğuda Şanlıurfa ile Gaziantep arasındaki doğal sınırı oluşturmaktadır. İslahiye ilçesinin doğusundaki Sof Dağı (1.496 m.) ilin en yüksek noktasıdır. Yavuzeli’nin batısındaki Karadağ (1.081) ise diğer önemli yüksekliktir. Gaziantep Yaylasının batısı ve kuzeyi dağlıktır. Yaylanın batısında, güneyden kuzeye doğru uzanan dağlar, Hazil, Karuca, Kartal, Büyük Arapdede ve Sof Dağı isimleri ile anılmaktadırlar. Bu dağ sıralarına Batı Dağları veya Sof Dağları da denilmektedir. Sof dağlarında Kepekçi Tepesi (1.496 m.) yaylanın en yüksek tepesidir.

İslahiye Ovası, Barak Ovası, Tilbaşar (Oğuzeli) Ovası, Araban Ovası ve Yavuzeli Ovası il alanının büyük bölümünü oluşturan ovalardır.

İldeki en önemli akarsu Fırat Irmağıdır. Karasu, Araban ovasından geçip batıdan Fırat’a katılır. Sof Dağı’ndan kaynaklanan Bozatlı (Merzimen) Deresi ise Yavuzeli’nin güneyinden geçip Fırat’a karışır. İl ve Türkiye sınırlarından çıkmadan Fırat’a karışan son önemli akarsu Nizip Çayıdır. Sof Dağ’ından doğan Alleben Deresi ve İslahiye’nin kuzeyindeki Karagöl’den çıkan Karaçay ve Gaziantep platosunun güneybatısından kaynaklanan Balık Suyu diğer önemli akarsulardır. İslahiye’deki Taşkın önleme ve sulama amaçlı Tahtaköprü Barajı, verimli alüvyal topraklarla kaplı İslahiye Ovasının ortasından Karaçay geçer. Tilbaşar Ovasını Alleben - Sacır Suyu, Barak Ovasını Nizip Çayı, Yavuzeli Ovasını Bozatlı Deresi ve Araban Ovasını da Karaçay sulamaktadır. Yüzölçümü 6.216 km2 olup, toplam nüfusu 1.293.849’dur.
Gaziantep’te Akdeniz ile kara iklimleri arasında geçit teşkil eden bir iklim tipi hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve yağışlı geçer. İlin batı kesiminde ise Akdeniz iklimi görülür.

Güneydoğu Anadolu’nun ekonomik yönden en gelişmiş ili olan Gaziantep’te; tarım hayvancılık, sanayi ve turizm ön plandadır. Yetiştirilen başlıca ürünler, Antep fıstığı, zeytin, pamuk, şeker pancarı, susam, keten, üzüm, çeşitli meyveler, baklagiller ve sebzedir. Hayvancılıkta koyun, keçi, sığır ve kümes hayvanı yetiştirilir. Sanayi ve ticaret yoğundur. Elde edilen tarım, hayvansal ürünlerin çoğu yurt dışına ihraç edilmektedir. Topraklarının doğal verimliliğinden ötürü, yılda iki kez ürün alınmaktadır. Gaziantep mutfağı, ülkemizde ve tüm dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Gaziantep’te sedef ve sedef kakmacılık, bakır, gümüş işçiliği, abacılık ve dokumacılık da ekonomisine büyük katkısı olan uğraşlardır. Ayrıca yöredeki Zeugma gibi antik kentler ile çok sayıda turist çekmektedir.

Gaziantep’in ilk uygarlıkların doğup geliştiği Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunması, ayrıca güneyden ve Akdeniz’den gelip doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu kentin tarih öncesi çağlardan beri önemli bir yerleşim yeri olmasını sağlamıştır. Ayrıca Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması, Gaziantep’in önemini artırmış ve canlılığının sürekli olmasını sağlamıştır.

Gaziantep yöresinde bilinen ilk yerleşim merkezi, Dolike (Dülük) kentidir. Gaziantep’in 10 km. kuzeyinde, Dülük köyü yakınlarındaki bu yerleşim yerinin adı, Bizans kaynaklarında Diba ( Daluk ) olarak geçmektedir. Dülük adının da bu sözcükten kaynaklandığı belirtilmektedir.

Gaziantep bölgesinde M.Ö. 1800’de Hititler ile başlayan tarihi devirleri M.Ö.85O- 612 yılları arasında Asurlular, M.Ö. 612-333 yılları arasında Medler ve Persler, M.Ö.333- M.S.395 yılları arasında Helenler, M.S. 395-638 yılları arasında ise Bizanslılar dönemi olarak devam etmiştir. Bunları Beylikler ve Osmanlı dönemleri izlemiştir.

Gaziantep’te yapılan kazı çalışmaları sonucunda bu bölgede tarih Öncesi devirlere ait kültür izlerine rastlanılmıştır. Bu kazı çalışmaları ile birlikte, bölge tarihinin Alt Paleolitik dönemine kadar uzandığı ortaya çıkmıştır. Geçimlerini avcılık ve balıkçılıkla sağlayabilen dönemin insanları, araç ve gereçlerini taştan yapmışlardır. Kullanım amacına göre çeşitli biçimlerde geliştirilen bu araçların çoğu el baltalarıdır. Taşın yanı sıra bakırın da kullanılmaya başlamasıyla Kalkolitik dönemin en önemli merkezi Sakcagözü’dür. Mezopotomya’nın “ Tel Halal “ ve “ El Obeyd “ boyalı çanak çömlekleri ile karşılaşılmıştır.
Gaziantep yöresinde Kalkolitik döneme oranla çok daha ileri düzeydeki İlk Tunç Çağ kalıntı ve buluntuları, Gedikli, Tilmen Höyük, Sakçagözü, ve Zincirli’de yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Özellikle Tilmen Höyükteki kazı çalışmaları sonucu bulunan ev ve yapı kalıntıları, Tilmen Höyük’ün M.Ö. 3000’in sonlarında yoğun nüfuslu bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Nitekim Boğazköy’de ( Hattuşaş ) bulunan Naram Sin tabletlerinde Amanos bölgesindeki bir kraldan söz edilmektedir. “ Sedir ormanlarıyla kaplı dağların kralı İskippi “ diye tanımlanan bu kişinin, İslahiye bölgesinin kralı olduğu, Tilmen Höyüğün de bu krallığın kentlerinden biri veya başkenti olması olasıdır. Sakçagözü, Tilmen Höyük, Zincirli, Yesemek ve Karkamış’ta yapılan kazı ve araştırmalar, Gaziantep Bölgesinde M.Ö.1800-1700 yılları arasında 20 küçük krallığın oluşturduğu büyük bir devletin varlığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda Hititler döneminde Gaziantep yöresinde önemli kültür merkezleri de oluşmuştur. Bunların en önemlileri Karkamış, Zincirli ve Sakçagözü’dür.

Hititlerden sonra yöreye egemen olan Asurlular, Kargamış’a Hatti Ülkesi ismini vermişlerdir. Ancak, yöredeki Hitit prenslikleri Kargamış’ın önderliğinde ayaklanmış ve halkı Asurlular tarafından sürülmüştür. MÖVI.yüzyılda Persler buraya egemen olmuş ve Kapadokya Satraplığına bağlanmıştır. MÖ.IV.yüzyılda İskender’in egemenliğine giren Gaziantep yöresine, Onun ölümünden sonra Seleukoslar hakim olmuştur. MÖ.II.yüzyılda Roma’nın desteği ile bağımsızlığını sürdüren yöre, kısa bir süre Kommagene Krallığı’na bağlanmış ve MS.72’de Romalılar tümü ile buraya hakim olmuş, Gaziantep’i Roma’nın Suriye eyaletine bağlamışlardır. X.yüzyılın sonlarında Bizans’ın Telukh Theması’na (Yerel Yönetim Birimi) bağlanmıştır.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Selçuklular Emir Afşin yönetiminde 1067’de akınlar yapmış ve Türkmen boyları yöreye yerleşmiştir. Yöredeki Anadolu Selçuklu yönetimi Haçlıların 1098’de Urfa Haçlı Kontluğu’nu kurmalarına kadar sürmüştür. Yöre 1150’de yeniden Selçukluların egemenliğine girmiştir. Daha sonra Halep Eyyubileri buraya hakim olmuşsa da, 1218’de bir kez daha Selçukluların eline geçmiştir. İlhanlıların Anadolu’da etkili oldukları dönemde Memlüklulara bağlanmış, 1259’da İlhamlıların eline geçmiş ve her iki devlet arasında çekişme konusu olmuştur. XIV.yüzyıl boyunca Memlüklular ile Dulkadiroğulları arasında sürekli el değiştirmiş, XV.yüzyılda da Osmanlılar bu bölge ile ilgilenmeye başlamışlardır. Yavuz Sultan Selim’in Memlük Devletini ortadan kaldırması ile 1516’da Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Osmanlı dönemi Gaziantep’ini şöyle tanımlamaktadır:
“Ayıntab şehri tümüyle 32 mahalledir. Toprak ve kireç örtülü bayındır, bakımlı, yüksek saraysı evleri vardır. Tümüyle yüz kırk mihraplı; yoğun cemaate sahip, Arasat Meydanındaki Boyacıoğlu Camii ve çarşı içindeki Tahtalı Cami, sanatlı, ferah büyük kubbeli ve görkemli yapılardır. Ayıntab’ta 300’ü aşkın sarayın özel hamamı vardır. Tümüyle 3900 dükkanlı büyük bir çarşıya, açık artırmayla satış yapan pazarlara sahiptir. İki bedesteni, çarşısı ve saraçhanesi üstleri örtülü kagir, sağlam, sıradüzeni içinde süslü dükkanlardır.
Tamamı tamamına 70 çeşmesi var. Fakat onlara hiç de gereksinme duyulmaz. Her eve hayat ırmağı denginde sular akmaktadır. Her ev, bağı, bahçesi, fıskiyeli havuzları, cennet ırmağı suları ile çeşit çeşit servi, çınar, söğüt, kavak ve diğer meyve ağaçları ile donatılmış irem bağını andırır. Bağları, bostanları, gül bahçeleri geniş örgüden kafese alınmış çok verimli olmakla Ayıntab ucuz ve şirin bir şehirdir. 1648’de gördüğümüz şehir bu kez nice mahalle, han, cami ve dükkan kazanarak büyük bir gelişme göstermiş, Tanrıya şükürler olsun ki bu gelişmesini sürdürmektedir. Şehir, yüksek bir düzlükte ve yer yer bayırlar üstünde kurulduğundan suyu ve havası da güzeldir. Bir çok hanları var ama en görkemlileri ve en ünlüleri Mustafa Paşa Hanı, Pekmez Hanı, Tuz Hanı, İki Kapılı Hanı, Börekçi Hanı, Arasdat Hanı’dır. İki tane de imareti (aşevi) var : Gelen gidene aylar yıllar bol ve minnetsiz sofralar açarlar. Tümüyle kırk tekkesi olup, hepsinin en görkemlisi en çok donanmışı, yiyeceği bol ve hoş yapılısı Mevlevi Tekkesi’dir. Türkmen Ağası Mustafa Ağa yapısı olup, IV.Murad’ın silahtarı Mustafa Paşa’ya bağışlanmıştır. Tekke 40-50 yoksul hücresiyle çevrilmiş, yüksek kubbeli baştan başa ham ve işlenmiş mermerlerle döşeli haremi, haremin ortasında büyük bir havuzun başında rengarenk üzüm salkımlarını andıran süslü avizelerle donalı çardağı olan büyük, sağlam, görkemli bir yapıdır. Bakımlı, bezeli, temiz caddeleriyle kent gerçekten şirindir. Yer yer ( suk-i sultanisi ) açık artırmayla satış yerleri Halep tarzı kagir binalardan oluşmuş çarşıları vardır. Ama bu övdüğümüz yerler tümüyle kale içindedir. Her sokak başında kapıcıların açıp kapattıkları kale kapısı kadar sağlam kapılar vardır. Geceleri tüm sokaklar kandillerle aydınlatıldığından bekçiler gruplar halinde rahatlıkla sokaklarda kol gezerek görevlerini yaparlar.
Şehrin ortasındaki kocaman bir kaya üstüne yüksek, görkemli ve dairevi bir kale oturtulmuştur. Kale çok sağlamdır. Kaleyi çevreleyen hendek 1300 adımdır. Eni 40, derinliği 20 arşın kesme kayadan oyulmuştur. Bunların üstüne her biri ayrı sanat ve mimari üslûpla belli aralıklarla sıralanmış, çok güzel kuleler oturtulmuştur. Bin bir bedeni olan kalenin temelindeki kayaların içinden yine dairevi bir biçimde kaleyi çevreleyen ve hendeğe bakan mazgal delikleri açılmıştır ki, hendek kenarına kuş bile konmaz. Kalenin batı kapısı, yedi katlı demirden bir kapıdır. Kapı aralıklarından çeşitli savaş araç ve gereçleri, silahlar, demir açma kafesleri, saçma topları vardır. Kale silah ve askerlerle donatılmış, baca benzeri nefesliklerle havadar bir oturma yeridir. Çoğunlukla, halkı Havrani kürk, çuha ferace, elvan boğası, kavukla küllah üstüne beyaz sarık sararlar. Yörede kafir hiç yoktur. Güzel kadınları pek çoktur. Hepsi de sarı çizme giyer, başlarına sivri gümüş taç takınır, beyaz çarşafa bürünürler. Nazik, arlı, edepli, çarşıya çıkmaları ayıp sayılan hatunları vardır. Üzüm şerbet içen, tatlı dilli, garip, dost, bilgili, anlayışlı, halim selim insanları vardır. Kahvelerinde hoş söyleşilerle insanları kendilerine çekerler, hatta özendirirler. Bu söyleşilerini bağ ve bahçelerdeki yeme ve içmelerle daha da renklendirdiler. Şehrin defterde yazılı öşür veren 70 000 bağı vardır. 9 346 000 kökten oluşmakla pek ünlüdür. Şehri çevreleyen dağlar tümüyle bağdır. Halkı çok sağlıklıdır, şehrin yeme, içme dışındaki yönlerini de överler.
Buranın alemi bezeyen kırk çeşit üzümü, binlerce tulum pekmezi, bademli ve şamfıstıklı tatlı (köftürü) sucuğu, pestili vardır ki, Arab’a, Acem’e ve Hindistan’a kadar gönderilir. Tüm halkı tatlı yediğinden tatlı dillidir. Yöre nar, incir, dut, şeftali, zerdali, kayısı, beyaz ekmek ve yoğurduyla dünyaca ün kazanmıştır. Yine elvan boğası, Ayıntap eğer, yay ve gedelesiyle ünlü bir kenttir. Cennet bağlarına örnek öyle bahçeleri var ki, yalancı ve ölümlü dünyaya özgü "İrem"ler sayılırlar. Bunların içinde, en bakımlısı, en zengin ve donanmışı Musulluoğlu bahçesidir. Kısacası bu şehri anlatmaya, ne dil ne de kalem yeter. Dünya yüzünden geniş bir ili, göz alıcı büyük yapıları her yerden aranan eşyası, birçok mezraları, bolluk ve verimliliği, bitimsiz yiyecek ve içecek pınarları ve ırmaklarıyla burası "Şehr-i Ayıntab-ı Cihan" dır.”

XVII.yüzyılda Kilis çevresinde Canpolatoğlu ailesinden vali ve paşalar Osmanlı Devletine karşı zaman zaman ayaklanmışlar, bunlardan Hüseyin Paşa ile Ali Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrı bir devlet kurmak istemişlerdir. Ancak, Antep halkı Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır. XIX.yüzyılın ortalarında Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa kumandasındaki bir orduyu Güney Anadolu’ya göndererek, yöreyi ele geçirmek istemiş, halk buna da karşı çıkarak direnmiştir. Bu savaşlarda Osmanlı Ordusu, Antep halkına yardım edememiş, üstelik Nizip’te Mısır Kuvvetlerine yenilmiştir. Antep halkının direnişini anlatan Şer’i Mahkeme Sicilleri, destanları ve hikayeleri, 8 yıl savaşlarının 1920 yılında Fransızlara karşı yapılan savunmadan çok daha zor şartlar içinde geçtiğini göstermektedir. Bu savaşlarda Osmanlı Kültürünü savunan medrese çevresi tarafsız davranırken, Türk Kültürüne bağlı halk kitleleri Mısır Ordusuna karşı çıkmış ve onları Güney Anadolu’dan çekilmeye mecbur etmişlerdi.

I.Dünya Savaşı’nda, Halep’te bulunan İngilizler, Mondros Mütarekesinin 7. maddesine dayanarak 15 Ocak 1919’da Antep’i işgal etmişler, Antep’liler bu işgali, mütareke hükümlerine uyulmadığı gerekçesiyle protesto etmişlerdir. İngilizler kışı geçirmek ve hayvanlara yem temin etmek amacıyla Antep’ i işgal ettiklerini açıklamışlarsa da, bir ay sonra Maraş ve Urfa’yı da işgal etmişlerdir. Ermenilerin desteğini alan, yörede onlarla birlikte halka eziyet eden İngilizler Ekim 1919 sonunda, Antep’i Fransızlara bırakmışlardır. 29 Ekim’de Antep’e gelen Fransız-Ermeni Alayı Komutanı Kolonel (Albay) Saint Mari, İngilizlerden Antep’in işgal idaresini teslim aldı ve 5 Kasım 1919’da tamamı Ermeni gönüllülerinden kurulu Fransız Birlikleri Antep’e girmiştir. Bunun üzerine Antep’te Cemiyet-i İslamiye, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulmuş ve teşkilatlanmıştır. Fransız işgalinin yerli Ermenilerle birlikte şiddete karşılık Antep’li milisler direnişe başlamışlardır. Gaziantep savunması, Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihimizde vatan, millet sevgisinden ve hür yaşama aşkından başka silahları olmayan Gazianteplilerin kahramanlık destanıdır.

20 Ekim 1921’de Ankara İtilafnamesi ile Fransızlar Antep’i terk etmeyi resmen kabullenmişlerdir. 25 Aralık 1921’de Ankara’ya bağlı kuvvetler, Gaziantep’e girmişlerdir. Her yıl 25 Aralık Gaziantep’in kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

Cumhuriyetin ilanından sonra kente, TBMM. Tarafından Gazi unvanı verilmiş, 1924’de de il olmuştur.

Gaziantep’te bulunan tarihi eserler arasında; Zeugma, Dülük, Kargamış, Rumkale, Sakçagözü, Tilmen Höyük gibi antik kentler, Gaziantep kalesi (VI.yüzyıl), Kilis Kalesi, Tilbaşar Kalesi, Revanda Kalesi, Ömeriye Camisi, Boyacı (Kadı Kemalettin) Canisi, Eyuboğlu Camisi, Esenbek Camisi, Ali Nacar (Annacar) Camisi, Ali Dola (Alâ’üd-Devle) Camisi (1479-1515), Tahtalı Cami, Tunuslu Ferruh Ağa Camisi (XVI.yüzyıl), Handaliye Camisi, Alay Bey Camisi (XVI.yüzyıl), Hacı Nasır Camisi, Şeyh Fethullah Camisi, Bostancı Camisi (XVI.yüzyıl), Bekir Bey Camisi (XVII.yüzyıl), Ahmet Çelebi Camisi (XVII.yüzyıl), Şirvani Camisi (İki Şerefeli), Arapoğlu Hacı Ömer Mehmet Camisi (Ömer Şeyh Camisi) (1698), Kozanlı Camisi, Ayşe Bacı Camisi (XVIII.yüzyıl), Hüseyin Paşa Camisi (Çıkrıkçı Cami) (XVIII.yüzyıl), Karagöz Camisi, Mehmet Nuri Paşa Camisi, Ramazaniye Medresesi (1713), Şıra Hanı, Tuz Hanı, Paşa Hanı (Lala Mustafa Paşa Hanı) Mecidiye Hanı, Emir Ali Hanı, Anadolu Hanı, Kürkçü Hanı, Belediye Hanı, Elbeyli Hanı, Yeni Yüzükçü Hanı, Tütün Hanı, Hacı Ömer Hanı, Büdeyri Hanı, Millet Hanı ve Yeni Han, Zincirli Bedesten (XVIII.yüzyıl), Eski Hamam, Kervan Hamamı, Paşa Hamamı, Şıh Hamamı, Pazar Hamamı, Naip Hamamı, Tabak Hamamı, Hüseyin Paşa (Çıkrıkçı) Hamamı (1747), Hüseyin Paşa Çeşmesi, Debbağhane Köprüsü (1259), Şahin Bey Anıtı bulunmaktadır. Çabur Mağarası, Akpınar, Başpınar, Kalaylıpınar, Karpuzatan, Kavaklık mesire yerleri de ilin doğal güzellikleri arasındadır. Ayrıca Gaziantep’te Türk sivil mimari ve yöresel mimarinin en güzel örnekleri bulunmaktadır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Fırat ve Dicle nehirleri havzasında sulamaya ve enerji üretimine yönelik Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin ve Siirt illerini kapsamaktadır. GAP, fiziksel alt yapı olarak 13 büyük projeden oluşmakta, 15 baraj ve 18 hidroelektrik santralini içermektedir. Projede yer üstü sularından Fırat ve Dicle nehirleri ile bunlara dışarıdan katılan kollar bulunmaktadır.

1970’lerde Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki sulama ve hidroelektrik amaçlı projeler olarak planlanan GAP, 1980’lerde çok sektörlü, sosyo-ekonomik bir bölgesel kalkınma programına dönüştürülmüştür. Kalkınma programı, sulama, hidroelektrik, enerji, tarım, kırsal ve kentsel altyapı, ormancılık, eğitim ve sağlık gibi sektörleri kapsamaktadır. Su Kaynakları Programı 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1.7 milyon hektar alanda sulama sistemleri yapımını öngörmektedir.

1976’da uygulanmasına başlanan projenin bir bölümü de Gaziantep sınırları içerisinde uygulanmıştır. Projenin uygulanması sırasında yapılan kurtarma kazılarına rağmen Zeugma antik kentinin 1/3’ü Birecik Baraj Gölü’nün altında kalmıştır.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
ÇöL FıRtInAsI Kullanıcısına
Teşekkür Edenler:
Yaralı-Yüz72 (08-01-2008)
Alt 02-24-2008, 03:36 PM   #5 (permalink)
Prenses
 
ÇöL FıRtInAsI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ezberim Üyelik BiLgilerim
Üyelik tarihi: Nov 2007
Nerden: VAN
Yaş: 20
Üye No: 26574
Mesajlar: 10.419
Ezberim Tşk İstatistikleri Tesekkür: 1722
1465 Mesajına
2073 Kere Teşekkür Edildi
Ezberim Rep PuanLaması
İtibar Gücü: 535
Rep Puanı: 32635
Rep Derecesi:
ÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond reputeÇöL FıRtInAsI has a reputation beyond repute
Standart --->: Gaziantep Genel Tanitimi



Gaziantep Gezgin Gözüyle


Belkıs/Zeugma Antik Kenti: Gaziantep ili, Nizip İlçesi , Belkıs Köyü sınırları içerisinde Fırat Nehri'nin kıyısında yer alır. Yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olar Belkıs/Zeugma Antik Kenti; Fırat'ın geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölge olması nedeniyle tarihin her döneminde önemini korumuştur.80 bin nüfusu ile döneminin en büyük kentlerinden biri olan Belkıs/Zeugma , tarihin değişik dönemlerinde değişik isimlerle anılmıştır. Büyük İskender’in generallerinden ve daha sonra Suriye Kralı da olan Selevkos Nikator kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek M.Ö.300 yılında burada Selevkos Euphrates ( Fırat’ın Silifkesi ) adında bir kent kurar. Daha sonraları M.Ö.1.yy.’da kent Roma hakimiyetine girer .Bu hakimiyet değişikliğiyle birlikte kentin adı da değişerek köprü, geçit anlamına gelen ve bütün dünyada bilinen şekliyle “ Zeugma” adını alır. Roma İmparatorluğu’nun 4.Skitia Lejyon Garnizonu’nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle kısa zamanda 80 bin nüfusa ulaşan Zeugma’da Fırat manzaralı yamaçlara villalar inşa edilir. 80 bin kişilik nüfus Zeugma’yı dünyanın en büyük kentlerinden biri haline getirir. Örneklemek gerekirse Zeugma , komşusu sayılan Antakya (Antiokheia) ile Mısır’daki İskenderiye’den ( Aleksandreia) ‘dan daha küçük, Atina (Athena) ile aynı büyüklükteydi. Pompei ve şimdi dev bir metropol olan Londra (Londinum) ‘dan ise birkaç kat büyüklükteydi. Ünlü coğrafyacı Strabon da Zeugma’dan bahsetmektedir. Hellenistik dönemde Selevkos Nikator zamanında Zeugma’da önemli imar faaliyetleri yapıldığı bilinmektedir. Kentteki Akropolün üzerine kader tanrıçası Thyke’nin bir tapınağı yapılmıştır. Bu tapınak halen toprak altındadır. Zeugma Antik Kenti kendi şehir sikkesi de basmış Roma Kentlerinden biridir. Sikkeler üzerine bir tarafına Thyke tapınağı , diğer tarafına da güçlülüğü simgeleyen Roma Kartalı motifi basılmıştır.
Dülük: Gaziantep kent merkezinin 10 km. kuzeyinde bugünkü Dülük köyünde tarihi İpek Yolu'nun üzerinde bulunan bu antik kentte bulunan Şarklı Mağarada M.Ö. 6 bin yıllarında insanların yaşadığına dair taştan yapılmış aletler bulunmuştur.Tarihte Doliche olarak bilinen kent Hitit'lerin baş tanrısı Teşup'un din merkezi olmuştur. Dülük köyünün içinde ve çevresinde bir çok kaya mezarları ve kaya kiliseleri ziyarete açılmıştır.


Karkamış harabeleri: Bir kısmı Suriye sınırında bulunan Karkamış ilçesinin güneyine düşen geçmişi Neolitik dönemlere dayanan yerleşim merkezi olduğu belirlenmiştir.Gılgamış Destanı, Geç Hitit döneminde Karkamış şehrinin ortostatlarında tasvir edilmiştir. Buradan elde edilen eserler günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.

Gaziantep Kalesi: Gaziantep Kalesi, Türkiye'de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden birisidir.Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı hususunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapıldığı, zaman içerisinde genişletildiği ve bugünkü biçimini Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde M.S. 6. yüzyılda aldığı yolunda bilgiler vardır. Kalenin üzerinde hamam kalıntıları, sarnıçlar, mescit ve çeşitli yapı kalıntıları bulunmaktadır.
Rumkale: Bu tarihi yapının önceleri adı Hromgla iken bozularak Rumkale denilmiştir. Stratejik konumundan dolayı Asur çağından beri yerleşildiği, hatta burasının Asur Kralı III. Salmanassar tarafından M.O. 855'de zapt edildiği bildirilen "Şitamrat" olduğu, fakat esaslı olarak M.Ö. 9. yüzyıl sonlarında Geç Hitit döneminde tahkim edildiği zannedilmektedir. Fırat ve Merzimeri in kıyılarından itibaren yükselen eteklerde bir dış sur ve kompleks odalardan oluşan bir geçidi ile içeri girilmektedir. Sur bedeninin inşasında bazı kesimlerde kayalık yapının dik uçurumlar gösteren topografyasından azami ölçüde yararlanılmıştır. Halen mevcut taş yapılarda, en eski dönem olarak Geç Helenistik izler ile Roma dönemi mimarisi algılanmaktadır. Ayaktaki mimari kalıntılar ise, Geç Roma ve Ortaçağ karakteri taşımaktadır.. Bunların en ilginci, geniş ve silindirik bir havalandırma kuyusu ile bu kuyunun kenarından helezonik bir yolla aşağı giden ve Fırat sevivesinin altına kadar inerek su ihtiyacını karşılayan sistemdir. 11. yüzyılda Urfa Haçlı Kontluğu döneminde Hromgla’nın önemli bir merkez olduğu bilinmektedir. Hâvarilerden Yohannes'in, burada bir süre inzivaya çekilerek İncil'in müsveddelerini kopya ettiği ve sakladığı, daha sonra bulunan kopyaların Beyrut'a kaçırıldığı söylenmektedir. Ortaçağ'da Ermenilerin "Hromkla, Süryanilerin ise Kala-Rhomata ismiyle andıkları kale-kent, XII. yy sonlarında Memlukların eline geçmiş ve Kal-at el Müslimin adı verilmiştir. Merc-i Dabık savaşından sonra Osmanlılar'ın eline geçen Rumkale, Halep Eyaletinin Birecik Sancağına bağlı bir kaza haline getirilmiştir. Rumkale'de halen Türk-İslam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de Mescit bulunmaktadır. İlk yapımından itibaren Fırat boyunun güvenliği için kullanıldığına şüphe olmayan kalede sivil ögelerden çok askeri karakterler hissedilmektedir. Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat Vadisi, ilk kullanımının prehistorik dönemde olduğu şüphe götürmeyen mağaralarla doludur. Zaman zaman bir koridor izlenimi veren dik yamaçlarda halen de görülebilen mağaralar ise, Roma döneminde mezar odaları olarak kayaya oyulmuş olan mekanlardır. Bunların birçoğu daha sonradan, özellikle de Haçlı seferleri sırasında Fırat boylarının korunması için araları açılıp geçitlerle yatay ve merdivenlerle dikey olarak birleştirilip savunma mekanları haline getirilmiştir.


___________________________________________________________________________

ÇöL FıRtInAsI

Sitemizde illegal paylaşım yasaktır.Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz/sorunuz varsa bize ulaşmak için
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.]


suskunluğum aseletimdendir.her lafa vercek bi cevabım var.lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...birde söyleyene bakarım adammı diye.
ÇöL FıRtInAsI isimli Üye şimdilik offline konumundadır