| |||||||
| Marmara ve Ege Bölgesi Holiday in Turkey Marmara ve Ege Bölgesine Ait Tatil Yerlerinin Tanıtımı Turkey in Holiday |
Türkiye'den Tatil Mekanları kategorisinde ve Marmara ve Ege Bölgesi forumunda bulunan Pamukkale Denizli'de Tatil konusunu görüntülemektesiniz.
Pamukkale-Denizli'de Tatil
TARİHÇESİ
Denizli’nin kuzeyinde yer alan ve antik kent Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20 kilometre ...
| | Seçenekler |
| | #1 |
| | Pamukkale-Denizli'de Tatil TARİHÇESİ Denizli’nin kuzeyinde yer alan ve antik kent Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20 kilometre uzaklıkta. Bergama Kralı II. Eumenes tarafından M.Ö. 197 yılında kurulan, adını da Amazonlar Kraliçesi Hiera’dan alan Hierapolis, aynı zamanda “kutsal kent” olarak anılıyor. Hz. İsa’nın havarilerinden St. Philip’in burada öldürülmesi ve onun adına anıt mezar yaptırılması, Hierapolis’in inanç turizmi açısından da öne çıkmasını sağlıyor. Apollon Tapınağı, St. Philip Martyriumu, Antik Tiyatro, Roma Kapısı, Kuzey Bizans Kapısı, Agora, bugün müze olarak kullanılan Roma Hamamı, su kanalları, Direkli Kilise ve nekropoller, Hiearapolis’teki başlıca tarihi yapılar. Bu yapıların bir bölümü İtalyanlar tarafından 1957 yılından bu yana sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılmış durumda. Yine kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Pamukkale’nin batısında yer alan ve 3 yıldır kazı çalışmaları yapılan Eskihisar Köyü yakınlarındaki Laodikya, Buldan İlçesi’ne bağlıYenicekent yakınlarındaki Tripolis, Honaz İlçesi yakınlarındaki Colossea, Lycus Vadisi olarak anılan bölgedeki diğer antik kentler. TARİHİ YERLER Karahayıt kırmızı su ![]() Akköy İlçesi, Karahayıt Kasabası içindedir. Pamukkalenin yaklaşık 5 km. kuzeyindedir. Kırmızısu travertenleri 60 derece sıcaklıkta çıkan termalsu çevresinde oluşmuştur. Termal suyun içindeki maden oksitleri nedeniyle kırmızı, yeşil ve beyaz renkli traverten tabakaları oluşturmaktadır. Yakın zamana kadar daha çok iç turizme hizmet veren Karahayıt kaplıcaları artan konaklama tesisleri ile önem kazanmış ve Pamukkale'den sonra turizmdeki yerini almıştır. Karahayıt kırmızısu travertenleri yaklaşık 500 m² lik bir alandadır. Doğal güzelliği bakımından ilin görülmeye değer önemli turizm beldelerinden birisidir. Loidikeia ![]() Denizli İli'nin 6 km. kuzeyinde yer alan antik Laodikeia kenti coğrafi bakımdan çok uygun bir noktada ve Lykos Irmağı'nın güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha çok "Lykos'un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir. Tarihçi Plinius'a göre Laodikeia, önceleri Diospolis "Zeus'un Şehri", daha sonraları da Rhoas adını taşıyan bir köyün yıkıntıları üzerine inşa edilmiştir. Diospolis adı, buradaki Zeus kültüne verilen önemin bir simgesidir. Rhoas adı ise, yerli Anadolu dillerinden birine ait olabilir. Diğer antik kaynaklara göre ise, kent İ.Ö. 263-261 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve şehre Antiokhos'un karısı Laodike'nin adı verilmiştir. Laodikeia, İ.Ö.1. yüzyılda, Anadolu'nun en önemli ve ünlü kentlerinden biridir. Şehirdeki büyük sanat eserleri bu döneme ait olduğu gibi, yine bu yüzyılda burada düzenlenen gladyatör döğüşleri şehre ayrı bir önem kazandırmıştır. Romalılar Laodikeia'ya özel bir önem vermişlerdir. Ünlü devlet adamı ve hatip Cicero, İ.Ö.50 yılında buraya gelmiş ve kentin bazı hukuki sorunları ile uğraşmıştır. Yine bu tarihlerde Romalılar, Laodikeia'yı Kibyra (horzum) conventusunun merkezi yapmışlardır. Roma İmparatoru Hadrianus, İ.S. 129 yılında şehri ziyaret etmiş ve buradan Roma'ya mektuplar yazmıştır. Kent ile Roma arasındaki ilişkilerin ne kadar iyi olduğunu gösteren diğer bir kanıt da, İ.S. 90-146 yılları arasında bu kentte yaşadığı bilinen ünlü Zenon ailesinin sahip olduğu mevki, servet ve imtiyazlardır. Nitekim, bu aileden olan Polemon adında biri, Antonius tarafından Lykaonia, Kilikia ve Pontus'a yönetici olarak atanmıştır. Yazıtlar ve sikkeler, Laodikeia'nın dini hayatı hakkında da bilgiler vermektedir. İmparatorluk devrine ait çok sayıdaki sikke üzerinde görülen Zeus Laodiokos figürü, bu kentte Zeus kültüne verilen önemin göstergesidir. Laodikeia'nın geç devirlerine ilişkin bilgilerimiz çok sınırlıdır. Birkaç metin bize, Hırıstiyanlığın başlangıç devirlerinde Laodikeia'nın durumu hakkında bazı ipuçları veriyor. Diğer yerlerde olduğu gibi, burada da Hırıstiyanlık, önce Yahudi toplumunu etkilemiştir. Nitekim Küçük Asia'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte bulunması Hırıstiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Antik devirde Goncalı ve Eskihisar köyleri yakınlarında kurulmuş olan Laodikeia kentinin hangi nedenle tümüyle terkedildiğini bilmiyoruz. Ancak, büyük depremlerin bunda rol oynadığını tahmin etmek güç değildir. İ.S. 194 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem şehri yerle bir etmiştir COLOSSAE Denizli ili'nin 25 metre doğusunda Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Denizli_Ankara kara yolunun 16 km sinde bulunan organize sanayi bölgesi'nden Honaz'a giden karayolu Colossae kentinin içinden geçmektedir. Antik kent, Honaz (Kadmos) Dağı'nın kuzeyinde Aksu Çayı'nın kenarına kurulmuştur. Antik Çağ'dan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenophon'a göre Frigya'nın 6 büyük şehrinden biridir. Pers egemenliğinde de parlak çağlarını yaşamıştır. İ.Ö. 2.yy.dan itibaren Hierapolis ve Laodikeia'nın kurulması ile önemini yitirmiştir. İ.S. 1.yy. başlarında Laodikeia ile birlikte yüncülük ve dokumacılıkta çok gelişmiştir. İ.S. 1.yy. da Neron Dönemi'nde meydana gelen depremle harap olmuştur. Geç Roma Dönemi'nde Hierapolis ve Laodikeia göçler nedeni ile köy hüviyetine bürünmüştür. İ.S. 692-787 yıllarında şimdiki Honaz İlçe merkezinin bulunduğu yerde Chonae adıyla kurulan kent nedeni ile tamamen terk edilmiştir. Chonae kentinde St. Michael kilisesinin bulunduğunu eski kaynaklardan öğrenmekteyiz. Ancak şu anda hiçbir kalıntısı yoktur. Yukarıda tepe üzerinde ise Osmanlı Dönemi'ne ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin kalıntılarına, akropol olan Höyük Tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır. Höyüğ'ün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar bulunmaktadır. EUMENEİA Antik kent, Çivril-Dinar Karayolu üzerindeki Işıklı Kasabası'nın bulunduğu alandadır. Kent Bergama Kralı II. Eumenes adına kurulmuştur. Işıklı Kasabası'nın güney-doğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik döneme ait izler görülmektedir. Bugün "Sarıbaba Tepesi" olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans Dönemi'nde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçlarında Eumeneia'nın nekropolü bulunmaktadır. EUMENEİA Antik kent, Çivril-Dinar Karayolu üzerindeki Işıklı Kasabası'nın bulunduğu alandadır. Kent Bergama Kralı II. Eumenes adına kurulmuştur. Işıklı Kasabası'nın güney-doğusunda bulunan su kaynağı yakınlarında antik döneme ait izler görülmektedir. Bugün "Sarıbaba Tepesi" olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans Dönemi'nde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçlarında Eumeneia'nın nekropolü bulunmaktadır. APOLLONİA SALBAKE (Medet Höyüğü) Apollonia Antik Kenti ve Medet Höyüğü, Denizli İli, Tavas İlçesi'nin 7 km batısında düz bir ova üzerinde kurulan Medet Köyü yerleşim alanı içinde yer almaktadır. Tavas Ovası'nın en verimli arazileri üzerinde kurulan Apollonia; batıda Tabai Yolu ile Karia Bölgesi'ne, güneyde Sebastopolis Yolu ile Likya Bölgesi'ne, doğuda Tavas Yolu ile Frigya Bölgesi'ne ulaşımı bulunan antik kentlerden birisidir. Apollonia Antik Kenti'nin kuruluşu hakkında kesin belgeler bulunmamakla birlikte, höyük buluntuları incelendiği zaman, ilk yerleşimin Tunç Çağları'na kadar uzandığı ve kesintisiz olarak devam ettiği görülmektedir. Kent Apollonia adını Hellenistik Dönem'de aldığı, en görkemli dönemini Roma Çağı'nda yaşadığı anlaşılmaktadır. Köy camisinin bulunduğu avlu içinde Hadrianus Dönemi'ne ait Apollon Tapınağı'nın temelleri ve yazıtlar vardır. Kentin İ.Ö.1.yy ve İ.S.1.yy arasında kendi adına sikke bastırdığı ve sikkeler üzerinde tanrısal motiflerin yer aldığını görmekteyiz. Ana Cadde ve Kapılar: Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin geniş ana caddesi, kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. İki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma Dönemi'nde inşa edildiğinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır. Güneyinde MS.5. yüzyıla tarihlenen ''Güney Bizans Kapısı'' vardır. Kuzeyde, iyi korunmuş, üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, İmparator Domitian'a ithaf edilmiş Latince yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği yerde, MS. 5. yüzyılda tarihlenen "Kuzey Bizans Kapısı" bulunmaktadır MÜZELER HIEROPOLIS ARKEOLOJİ MÜZESİ Hierapolis Kenti'nin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından bu yana Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede Hieropolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossae, Tripolim, Attuda gibi Lycos (Çürüksü) vadisi kentlerinden gelen eserler de bulunmaktadır. Ayrıca Tunç Cağı'nın en güzel örneklerini veren Beyce sultan Höyüğü'nden elde edilen eserler müzenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Camia, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya çıkarılan eserler Hierapolis Müzesi'nde toplanmış ve sergilenmektedir. Hierapolis Hamamı'nın bölümlerinden olan 3 kapalı mekan ile doğu bitişiğindeki kütüphane ve gymnasium olarak bilinen acık mekanlar müze teshir alanları olarak düzenlenmiştir. Küçük ve büyük bir çok eserin sergilendiği bu mekanlar; A Salonu, B Salonu Cem C Salonu olmak üzere 3 kapalı mekandan oluşmaktadır. acık teshirde sergilenen eserler ise daha çok mermer ve tas eserlerdir. ATATÜRK VE ETNOGRAFYA MÜZESİ Denizli'nin merkezi Ucancibasi Mahallesi'nde bulunan ve bugün müze olarak kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur. Ancak 19.yüzyıl sonlarında Rum asilli ve sonradan Türk tabiiyetine gecen Kimon Vandazoflus tarafından yaptırıldığı halk bilgilerinden anlaşılmaktadır. Yapı iki katli olarak inşa edilmiş olup, her iki katta da ortaya sofaya açılan odalardan oluşmaktadır. Üst katin boydan boya uzanan sofası giriş cephesinde ve bu cepheyi hareketlendiren çıkma bir balkona açılır. Arka cephe ise; iki kat boyunca yükselen ve sonradan ilave edildiği anlaşılan bolüme açılmaktadır TRAVERTENLER Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Termal su kaynaktan çıktıktan son ra, 320m uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan, 60-70m.lik kısmi çökelmenin olduğu traverten katkatlarına dökülmekte ve ortalama 240-300m. yol kat etmektedir. Kaynaktan çıkan 35.6 Co sıcaklğında,içinde yüksek miktarda Kalsiyum Hidro Karbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında Karbondioksit ve Karbonmonoksit uçarak,kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır.Çökelti ilk etapta jel halindedir.Reaksiyon kimyasal olarak; Ca(HCO3)+O2 à CaCO+CO2+CO+H2O şeklindedir. Katkat havuzcuklarında ve katkat seddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jel halindedir. Zaman içinde sertleşmekte ve traverten olmaktadır. Ancak ziyaretçiler tarafından katkatlar üzerinde gezilmesi ve oynanması, henüz yumuşacık haldeki kalsiyum karbonatların ezilmesine, dağılmasına neden olmaktadır. Travertenlere termal su kontrollü olarak belirli bir program dahilinde verilmektedir.Fazla miktarda ve uzun süre aynı yere akıtılan su yosunlaşmaya ve dolayısıyla travertenlerde hoş olmayan kirliliğe sebep olmaktadır. Beyazlığın oluşumunda, hava şartları, ısı kaybı, akışın yayılımı ve süresi etkilidir. Çökelme, termal sudaki karbondioksitin havadaki karbondioksit dengeye gelinceye kadar devam etmektedir. Yerinde yapılan analizlerde, kaynak başındaki suyun karbondioksit miktarı ortalama 725mg/1 iken, suyun travertenleri terk ettiğinde bu miktar 145mg/1'e düşmektedir. Keza kalsiyum bikarbonat da benzer şekilde 1200 mg/1'den 400 mg/1'e düşmektedir. Keza Ca 576/8mg/1'e düşmektedir. Bu analiz sonucuna göre, 1lt. sudan traverten üzerine 499.9mg. CaCO 3 çökelmektedir. Bu miktar 1 1/sn. su için günde 43191g. Çökelme demektir. Ortalama yoğunluğu 1.48g/cm 3 alan kaplar. Suyun ortalama debisi 466.21/sn. olduğuna göre 13584m 2 alan beyazlatılabilecektir. Pratikte bu şartları yerine getirmek güçtür. Ancak bu teorik yaklaşıma göre yılda 1mm. kalınlığında 4.9km 2 alan beyazlatılabilir. EFSANELER PAMUKKALE EFSANESİ: Oduncu güzelinin öyküsünü : Çok eskiden Çökelez Dağı eteklerinde yaşayan, fakir oduncu bir aile varmış. Bu ailenin kızı, o kadar çirkinmiş ki erkek çocuk anneleri onu görünce yollarını değiştiriyormuş. Fakirliği,genç kızın umurunda bile değilmiş ama çirkinliği canına tak etmiş. Çökelez Dağının eteklerinden kendini boşluğa bırakmış. Su ve tortu dolu havuza hızla düşmüş.Burada uzun süre suların içinde baygın kalmış. O esnada bu su o çirkin kızı güzelliğe boğmuş.Oradan geçmekte olan Denizli Beyinin oğlu, kanlar içinde güzel kızı görmüş.Oduncu kızı alıp evine götürmüş. Kız iyileşmiş ve evlenmişler. O günden sonra kadınlar güzelleşmek için bu ılıcaları ziyaret etmeye başlamış. O gün bu gündür güzelleşmek isteyen tüm kadınlar bu suyun içine atarlar kendilerini. APOLLON-MARSYAS GRUBU Eserin orjinali Helenistik dönemde yapılmıştır. Roma dönemine ait Marsyas repliklerinden de anlaşılacağı gibi, bu iki eserin bir grup olarak yapıldığı bugün kesin olarak saptanmıştır. Kabartmada Marsyas’ın karşısında ise bir İskitli diz çökmüş, büyük bir taş üzerinde bıçağını bilemektedir. Bu sırada da başını kaldırıp karşısında duran Marsyas’a bakmaktadır. Bu olayı arkadan Tanrı Apollon izlemektedir. Mitolojiye göre; Marsyas Tanrı Apollon ile müzik yarışmasına girme cüreti gösterir. Yarışta en iyi müziği Apollon yapmış ve Marsyas’ı yenmiştir. Neticede Tanrı Apollon ile müzik yarışmasına girme gibi ölçüsüz davranışlarından dolayı Marsyas’ın derisi yüzülecektir. Bu görev için bir İskitli bulunur. Eserin orjinali M.Ö. 3. yüzyılda yapılmıştır. Kabartmanın devamında Apollon’a Marsyas’ı yendikten sonra (Delphinios) defne ile iki Nimphe tarafından tacı giydirilir. Apollon elinde zafer palmiyesi tutmakta, şerefe içki içerek olayı ve başarısını kutlamaktadır. APOLLON VE ARTEMİS’İN DOĞUŞU Apollon ve Artemis, Leto ile Zeus’un çocuklarıdır. Bu iki tanrı daha çok Anadolu kökenli oldukları için Anadolu’da tapınım görmüşlerdir. Apollon ve Artemis, Truva Savaşları’nda da Anadolu tarafını tutmuşlardır. Mitolojiye göre Zeus’tan gebe kalan Leto, Zeus’un karısı Hera’dan korktuğu için Apollon’u Delos Adası’nda doğurur. Yaygın olan mitolojiye göre Leto Artemis’i İzmir yakınlarındaki Klaros’ta doğurmuş ve orada saklamıştır. Onun için Artemis Efes’te baş tanrıça olarak tapınım görmüştür. Apollon’un ise Likya Bölgesi’nde Patara’da doğduğu ve büyüdüğü daha yaygındır. Kabartmada Leto, Apollon’u doğurmak için yatağa uzanmıştır. Hizmetçiler doğum için yardım etmektedirler. Artemis’in doğumunda ise genç kızlar (Horai) ellerinde lavanta çiçekleri ve afyon kozaları ile kutsal doğum olayını izlemektedirler NİOBİDLER EFSANESİ Niobe efsanesi Anadolu’ya özgüdür. Niobe babasının kral olduğu Sipylos (Manisa) Dağı yöresinde doğmuştur. Tanrıça Leto ile birlikte büyümüş, onunla arkadaşlık etmiştir. Thebai Kralı Amphion ile evlenmiş altı kız, altı erkek olmak üzere oniki çocuk doğurmuştur. Efsane, Niobe’nin çok çocuklu olmasından kaynaklanır. Niobe kendisini tanrıça Leto ile bir tutmuş, tanrıçanın iki çocuğu var bende ise bir düzine diye gururlanmıştır. Anneleri Leton’un olaya çok üzüldüğünü gören Apollon ve Artemis Niobe’ye çok kızmışlar, oklarıyla Niobe’nin tüm çocuklarını öldürmüşlerdir. Çocuklarını kaybetmenin üzüntüsü ile Niobe taş kesilmiştir. Efsane Manisa yöresinde bugün hala yaşamaktadır. Burada kadın yüzü şeklinde bir kaya vardır ve göz şeklindeki iki oyuğundan sular sızmaktadır. HADES’İN PERSEPHONE’Yİ KAÇIRMASI Persephone, Zeus ile Demeter’in kızıdır. Mitolojiye göre Persephone bir gün kırlarda çiçek toplarken, aniden toprak yarılır. Abrasıyla çıkan Tanrı Hades kızı yakalayıp yeraltına kaçırır. Demeter kızı Persephone’yi her yerde arar ama bulamaz. Sonunda her şeyi gören Güneş Tanrısı Helios, Persephone’nin bulunduğu yeri Demeter’e gösterir. Yeraltına kaçırılan Persephone yüzünden kıtlıklar başlamış, toprağın bereketi kalmamış, mevsimler hep kış olmuştur. Persephone, Hades’in kendisine verdiği nar meyvesini yemiş ve büyü ile tanrıya bağlanmıştır. Bu olay üzerine Baş Tanrı Zeus araya girerek yılın yarısını, yani çiçek açma ve meyve zamanlarında yer üstünde Demeter’in yanında kalmasını sağlamıştır. Persephone yılın diğer yarısını ise kocası Hades’in yanında geçirecektir. Mevsimlerin oluşması ile Hades’in Persephone’yi kaçırması arasında bu mitoloji ile bağlantı kurulmuştur KAPLICALAR Karahayıt Kaplıcası: Pamukkale termal kaplıcası sisteminin bir kolu sayılan bu kaplıca, Pamukkale'nin 5km kuzeyinde, Karahayıt Kasabası'ndadır. Kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma-siyatik, deri sinir, lumbago, gibi hastalıklarla uyuz, sivilce, kaşıntı gibi deri hastalıklarına iyi gelir. Pamukkale Kaplıcaları: İl merkezine 18km uzaklıkta bulunan eski Hierapolis kentinin bulunduğu alandır. Travertenler yaratan karstik alanlardan çıkan sular; bünyesindeki kireç çözeltisi, genellikle beyaz renkte ve pamuk balyalarını andıran kalker tüflerini, Pamukkale travertenlerini oluşturmaktadır. Pamukkale termal suyunun tedavi edici özelliği, çok eski çağlardan beri anlaşılmış, yüzyıllar sonra şifa niteliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kaynaklar etrafında dini ayinler yapılmış, şenlikler düzenlenmiş, büyük devlet adamları ve zengin kişiler antik dönemde tedavileri için Hierapolis'e gelmişlerdir. Çizmeli (Yenice) Kaplıca ve İçmeleri: Buldan ilçesine 16 km uzaklıktaki Yenicekent sınırları içindedir. Menderes kıyısında olup, Tripolis antik kenti kalıntıları arasından gidilir. Romatizma, kalp, damar sertliği, deri, basur memeleri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Gölemezli Çamur Kaplıcası: Akköy ilçesine bağlı Gölemezli Köyü yakınlarındadır. Dört kaynak halindedir. Kaynaklar nitelik bakımından her birinden farklıdır. Birisi çamur hamamı olarak kullanılır. Deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Babacık (Kabaağaç) Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke köyü ılıcasının 3 km uzaklığındaki Kaabaağaç Köyü'ndedir. Tekkeköy Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke Köyü yakınındadır. Sarayköy'e uzaklığı 20 km olup, çeşitli yerlerden sıcak sular kaynamaktadır Roma Devri'nden kalma hamamı, havuzu, soyunma yeri vardır. Kaplıca; romatizma, deri, kadın hastalıkları, idrar yolu rahatsızlıkları tedavisinde kullanılır. Kızıldere Ilıcası: Sarayköy'e 11 km uzakta kızıl renkli kayalardan çıkar. İki kubbeli bir hamamı, iki banyo yeri, havuzu ve soyunma yeri vardır. Romatizma ve yorgunluğa iyi gelir. Pamukkale Termal Turizm Merkezi Yeri: Denizli'nin kuzeyinde, tarihi Hierapolis harabelerinin yanındadır. Ulaşım: Denizli şehir merkezine 20 km. uzaklıktadır. Suyun Sıcaklığı : 33°C -35,5°C PH Değeri: 5-83-6,02 Özellikleri: Termal, hipotonik, bir maden suyudur. Bikarbonat, sülfat, kalsiyum, karbondioksit. Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri Tedavi Ettiği Hastalıklar: İçme kürleri sindirim sistemi, özellikle mide, bağırsak, karaciğer, safra yolları fonksiyon bozuklukları, hipostenik dispepsiler, safra pigmentlerinden stazları, safra kesesi ve safra yollarının kronik iltihapları, taşları şişmanlık, diabet, gut; banyo kürleri dolaşım sistemine ait hastalıklar, kalp, beyin ve etraf atar damarlardaki iskemik sendromlar, damar sertliği, tansiyon değişimi, bronşiyal astım vakaları, osteoartroz sınıfına giren ve bilhassa alt ekstremitlerde yerleşen romatizmal sendromlar, akut devresini geçirmiş ve stabilize durumdaki artritis sendromlarında etkilidir İNANÇ TURİZMİ LYCOS (ÇÜRÜKSU) VADİSİ TARİHİ Eldeki Arkeolojik veriler Lycos vadisinde ilk yerleşim izlerine, Kalkolitik (Bakırçağı) çağdan (M.Ö.5500-3000) itibaren rastlanıldığını göstermektedir. Bölge coğrafyası içinde yer alan Çivril-Beycesultan höyükte, 1954-1959 yılları arasında ıngiliz Arkeoloji Enstitüsü`nün yaptığı kazılarda, Batı Anadolu Kalkolitiği için çok güzel örnekler ele geçmiş olup, bunlar Anadolu tarihi için önemli belgelerdir. Bugün Beycesultan eserleri Hierapolis Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir. ST.PHİLİPPUS MARTYRİUMU(Pamukkale): St. Philippus kutsal alanı, şehrin en üst noktasındaki tepe üzerinde yer almaktadır. Bu haliyle ve heybetiyle Hıristiyanlığın Hierapolis`deki hakimiyetini sembolize eder. Yapının mükemmel dizaynı, mimarının Constantinapolis (ıstanbul)'den olduğunu göstermektedir. Martyrium, 20mx20m'lik bir kareyi teşkil eden oktoganal (sekizgen) planlıdır. Yapı, odaların sıralandığı, dört yönde girişi olan mekan içinde, merkezde sekizgen kasnaklı kubbe ve bundan ayrılan dikdörtgen sekiz odadan oluşan kompleksten meydana gelmiştir. Ortada yer alan 20 metre çapındaki mekanın üstü, ahşap çatı üzerine kurşun levha ile kaplanmış bir kubbe ile örtülmüştür. Köşegen eksende yer alan odalar, üçgen avlulara bakarlar. Sekiz ışınsal oda, aralarında her iki yönde uzanan koridorlar aracılığıyla bağlantılıdırlar ve her bir plaster içine, üçü apsisli yedi kenarı olan, küçük ibadet mekanları açılmıştır. Bu küçük mekanlar yapı bağlamından ayrı tutulmuş, belki de buraları tek başına ibadet etmek isteyenler içindir. Büyük dikdörtgen mekanlar sekizgen merkez çekirdeğe, uçlarda yer alan traverten taşından gömme ayaklar ve yine sekizgen olan mermer plintheler üstündeki, mermer ara sütunlarla taşınan üç arkad aracılığı ile açılırlar. Sütunların üzerindeki kompozit başlıklar da mermerdendir. Batı ve güney kenarlarda yer alan çevre odaları, buraya dinsel amaç için gelen ziyaretçilerin barınmalarına ayrılmıştır. TRİPOLİS ( Buldan ) Buldan ilçe merkezine 16 km. uzaklıkta Yenicekent Kasabası yakınında ve Büyük Menderes Vadisi'ndeki engin bir ovanın kuzeyindeki dağın eteğinde kurulmuştur. Hıristiyanlığın yayılış devrinde önemi artmış ve piskoposluk merkezi haline gelmiştir. Colossae Denizli ilnin 25 km doğusunda, Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Denizli-Ankara karayolunun 16.km' sinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi'nden, Honaz'a giden karayolu Colossae kentinin içinden geçmektedir. Antik kent, Honaz(cadmos) dağının kuzeyinde Aksu çayının kenarına kurulmuştur. Antik çağdan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenephon'a göre Frigya'nın 6 büyük kentinden biridir.Strabon “Colossae'lerinde koyunlarından yararlandıklarını ve koyunlarının rengi kentin ismini taşımakta”bildirmektedir.Yine antik yazarlardan Heradot Pers kralı Kserkses İ.Ö.480 yılındaki Anadoluya yaptığı büyük seferinde ordularıyla Colassae'de konakladığını bildirmektedir. Pers egemenliğinde de en parlak çağlarını yaşamıştır. M.Ö.II.yy.dan itibaren Hierapolis ve Laodikeia'nın kurulmasıyla önemini yitirmiştir. M.S.l.yy. başlarında Laodikeia ile birlikte yüncülük ve dokumacılıkta çok gelişmiştir. M.S.l.yy. Neron döneminde meydana gelen depremle harap olmuştur. Geç Roma döneminde Hierapolis ve Laodikeia'ya göçler nedeni ile köy hüviyetine bürünmüştür. M.S. 692-787 yıllarında şimdiki Honaz ilçe merkezinin bulunduğu yerde Chonae adıyla kurulan kent deprem nedeni ile tamamen terk edilmiştir. Chonae kentinde St. Micheal kilisesinin bulunduğunu eski kaynaklardan öğrenmekteyiz. Osmanlı dönemine ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin kalıntılarına, Akropol olan, höyük tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır. Höyüğün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar bulunmaktadır. LAODİKYA ( Eskihisar )</B> Denizli'nin 6 km. kuzeybatısındaki Eskihisar Köyü yakınlarındadır. şehir Hristiyanlığın yayılma devrinde dini merkez haline gelmiş, Anadolu da kurulan 7 Apokaliss kiliselerinden biri de Laodikya'da yapılmıştır. Hıristiyanlığın devrinde Frigya'nın Metropolisi olmuştur. HERAKLEİA SALBACE ( Tavas ) Denizli ili, Tavas ilçesinin 10 km. kuzeybatısında bulunan Vakıf Köyü sınırları içindedir. Herakleia ile Aphrodisias'ı Küçük Tmelos'u (Kırpınar Çayı) doğal sınır olarak ayırmaktadır. Her iki kentin de tanrısı Nehir Tanrısı Tmelos'dur. Herakleia, batısında Aphrodisias , güneyınde Apollonia ve Tabea, güneydoğusunda Sebastapolis ve Kidromos ile çağdaş bir kent durumundadır. Bizans döneminde kentte kiliselerin mevcudiyeti bilinmektedir. APOLLON LERMONOS TAPINAĞI ( Çal ) Bahadınlar Köyü'ne 4 km. uzaklıktadır. Menderes Vadisine uzanan tepenin ortasında bulunan tapınak dikdörtgen planlıdır. Yapının temelleri Hellenistik, üst bölümleri ise Roma dönemine aittir. Hieron'da da bulunan heykel kaidelerindeki yazıtlardan buranın çok önemli bir kültür merkezi olduğu anlaşılmaktadır. ATTUDA ( Hisarköy ) İlimiz,Sarayköy ilçesi sınırları içerisinde,ilçenin yaklaşık 17 km. güneybatısında yer almaktadır. Antik kaynaklarda Attuda'da Men kültü olduğu, bu tanrıya ait tapınak yapılarak tapınıldığı, tapınak içinde at üzerinde Tanrı Men'e ait heykel bulunduğu yazılmaktadır. Ayrıca Zeus, Apollon, Dionysos ve Asklepios heykelleri ile Artemis Anaitis kültüründe Attuda'da bulunduğunu antik kaynaklar yazar.Attuda'da ana tanrıça da büyük tapım görmüştür. Bizans döneminde de kentte bir kilisenin mevcudiyeti bilinmektedir. Servergazi Türbesi ( Yeşilköy ) Merkez ilçeye bağlı Yeşilköy yakınındadır. Türbenin 1210 yılında Denizli'nin fethi sırasında, Mehmet Gazi ile şehit olan Selçuklu komutanı Servergazi'ye ait olduğu bilinmektedir. CAMİLER Acıpayam Yazır Cami : Cami giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre ; Hacı Ömer Efendi adında bir zat tarafından 1801 yılında yaptırılmıştır. Derinlemesine dikdörtgen olan cami , altısı müstakil olmak üzere on adet ahşap sütun ile mihrap arkasında üç sahına ayrılmıştır. Cami mimari ve süsleme özellikleri ile 12. Y.Y. Selçuklu ağaç direkli camilerini hatırlatmaktadır. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik bir durum gösteren caminin duvarları içeride üç sıra panolar halinde resimlerle süslenmiştir. Boğaziçi Cami : Selçuklular döneminde yapılan bu cami , Baklan ilçesi Boğaziçi Kasabasındadır. Ağaç direkli camilerdendir. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik ağaç motifleri görülmektedir. Cami duvarları panolar halinde resimlerle süslenmiştir. ULAŞIM Karayolu: Krayolu ile ülkenin her tarafından Denizli'ye ulaşılabilmektedir. Otogar, kent merkezindedir. Demiryolu: Demiryolu vasıtasıyla Ankara, İstanbul ve İzmir illeri ile bağlantı mevcuttur. Denizli-Aydın-İzmir karayolunu izleyen demiryolu kentin İzmir ile bağlantısını sağlamaktadır. Gar kent merkezindedir. Havayolu: Denizli ili Çardak ilçesinde, ilçe merkezine 5 km. uzaklıkta bir havaalanı bulunmaktadır. Havalimanı kent merkezine 65 km uzaktaki Çardak İlçesindedir. |
| |
| Bu mesaj için sewd@lı kullanıcısına teşekkür edenler: | scorpion_09 (21-07-2008) |
| | #2 |
| | Pamukkale Unesco'nun 'Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Pamukkale, 'her derde deva' şifalı suları ve travertenleriyle, Türkiye'nin turizm cennetlerinden biri. Doğa ile tarihin buluştuğu, UNESCO'nun 'Dünya Kültür Mirası Listesi''nde bulunan Pamukkale, Türkiye'de deniz turizmine alternatif merkezlerden biri konumunda. Denizli'nin dünyaya açılan penceresi Pamukkale, travertenlerin sunduğu görsel zenginlikle, yılda 1 milyonun üzerinde yerli ve yabancı turisti misafir ediyor. SULAR ŞİFA DAĞITIYOR Pamukkale'nin binlerce yıldır yerleşim merkezi olmasını sağlayan şifalı termal su, bölgenin dünyaca ünlü beyaz travertenlerinin de hayat kaynağı. Pamukkale'nin hemen yakınındaki Karahayıt ve Gölemezli'deki termal kaynakların romatizma, kalp, mide, damar sertliği, tansiyon ve deri rahatsızlıklarına iyi geldiği ifade ediliyor. Bölgedeki bazı oteller, termal tedavi konusunda eğitim almış uzman personeliyle sağlık turizmine yönelik hizmet veriyor. Pamukkale'deki termal havuz, yaz-kış ısısı değişmeyen 35 derecelik suyuyla bölgeye gelen turistlerin keyifli zaman geçirmesine de imkan sağlıyor. TARİHLE İÇ İÇE Antik kent Hierapolis ile iç içe olan Pamukkale, kent merkezine 20 kilometre uzaklıkta. M.Ö. 197 yılında kurulan Hierapolis, Hz. İsa'nın havarilerinden St. Philip'in burada öldürülmesi ve onun adına anıt mezar yaptırılması nedeniyle, inanç turizmi açısından da öne çıkıyor. Yapılan kazılarda bulunan tarihi eserler, Hierapolis Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor. Buldan İlçesi'ndeki Tripolis ve Honaz İlçesi'ndeki Colossea ise, bölgede bulunan diğer antik kentlerin en önemlileri olarak dikkat çekiyor ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| |
| | #3 |
| | Pamukkale Hierapolis Antik Kenti Hierapolis, Kutsal Şehir anlamına geliyor. (Yunancada: Ιεράπολις), Antik Kent Denizli Pamukkale yakınlarındadı. Milattan Önce 190 yılında II. Eumenes tarafından kuruldu. Milattan Önce 2. yüzyılda Roma egemenliğine giren şehir en iyi dönemini bu zamanlarda yaşadı ve depremlerle yıkıldıktan sonra tamamen Roma mimarisiyle bezendi. İsa’nın havarilerinden Aziz Filipus‘un burada öldürülmesi şehre dini bir önem de kazandırmıştır. MS 395′te Bizans‘ın daha sonra 1210′da Anadolu Selçukluları’nın sınırları dahilinde kalmıştır. Tedavi amacıyla da kullanılan Pamukkale yeraltı suları (travertenler) sayesinde tarih boyunca turist çekmiştir. Hamam, yolcuların yıkanarak şehre girmeleri için şehrin dışına inşa edilmiştir. Tiyatro kapasitesinin 9.500 kişi olmasından dolayı şehir nüfusunun 95.000-100.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Tiyatrosunun tasarımından burada gladyatör dövüşleri yapıldığı anlaşılır. Sahne altındaki çukurluk bölümle oturma sıraları arasında seyircileri vahşi hayvanlardan korunmak için yaklaşık 1 metrelik yükseklik farkı vardır. Gladyatör dövüşlerinin olmadığı tiyatrolarda bu fark bulunmamakta, sıralar sahne düzeyinden başlamaktadır. Antik Kentin Bugunkü hali Romalılarca kurulan son kenttir. Kent 300×3000 m. boyutlarındaki bir teras üzerine kurulmuştur. ![]() ![]() |
| |
| | #6 |
| | Umut paylaşım için tşkler.. Yanındaki kim:S |
| |
| | #7 |
| | gecen sene her yerini gezdim denizlinin süper di yaa pamukkale bir harikaydi yine orda olmayi isterdim tskler |
| |
| | #8 |
| | Mitoloji ve masalın buluştuğu kent Bembeyaz travertenleriyle dünyada benzersiz bir masal dünyası yaratan Denizli, yalnız Pamukkale'siyle değil, kırmızı travertenleri, yer altı mağaraları ve antik dünyaya hükmetmiş tarihi kentleriyle turizmde keşfedilmeyi bekliyor. ![]() Suyun toprağı kırmızı-beyaza boyadığı, bin yıllardır uygarlıkları besleyen bir memleket Denizli... Bugün daha çok bembeyaz travertenleriyle dünyaca tanınan Denizli, aslında, turistlerin görmek için farklı destinasyonlarda gitmesini gerektiren birçok güzelliği tek bir yerde sunuyor. Denizli, bir yanda Hierapolis, Laodikya, Tripolis ve Tabea antik kentleri, bir yanda ''yer altındaki Pamukkalesi'', bir yanda kuş cenneti Işıklı Gölü, bir yanda da dokuma kültürünün ''başkenti'' olmasıyla turizmde potansiyel merkezlerden biri olmaya aday... Denizli, güzellikleri keşfedildikçe, arkeolojiden tarihe, termal turizmden doğaya, masal dünyası ile gerçeğin birleştiği başlı başına bir turizm şehri olmaya doğru ilerliyor. TAŞLARIN TÜRK BAYRAĞINA DÖNÜŞTÜĞÜ TOPRAKLAR Denizli'de Pamukkale bembeyaz, Karahayıt kırmızı travertenleriyle, suyun toprağı adeta Türk bayrağına dönüştürdüğü eşsiz yerlerden biri... Bundan 4-5 yıl önce, çevredeki otellerin kullanımı nedeniyle ona beyaz gelinliği giydiren ''sihirli su''yunu kaybedip kararmaya başlayan Pamukkale, artık yine masallardaki görüntüsüne dönmeye başladı. Görenleri ''bulut ülkesi''nin içine çeken bu nadide mekan, her gün dünyanın yer yerinden ziyaretçi akınına uğruyor. Termal suyunun tedavi edici özelliği çok eski çağlarda keşfedilen, etrafında dini ayinlerle şenlikler düzenlenen Pamukkale'de, yabancı turistler kendini denizde hisseder gibi mayolarıyla suların içine girip uzanmayı, Türk turistler ise daha çok beyaz travertenler üzerinde gezinti yapmayı tercih ediyor. Fransa'dan gelen turist çift, ilk defa Pamukkale'ye geldiklerini belirterek, duygularını ''Çok beğendik, Pamukkale çok güzel'' sözleriyle dile getiriyor. Ancak genelde Antalya ve civarına gelen turistlerin sadece birkaç saatlik uğrak mekanı olan bu masal dünyası, yalnızca travertenlerin görülüp gidileceği bir yer değil, en az bir gün geçirilmesi gereken çok çeşitli alternatifler sunuyor. Örneğin, travertenlerin hemen arkasındaki antik Hierepolis kenti, ziyaretçilerini eski çağlara doğru zaman yolculuğuna çıkarıyor. Büyük ''anıt'' kapıdan geçilerek içeri girilen şehrin ana caddesi, yarı yıkılmış sütunlarla büyüleyici bir hava veriyor. Binlerce yıldır sayısız insanın üzerinden geçtiği, birçok olaya tanıklık eden bu taşların üzerinde yürürken, geçmiş dönemde caddeden geçenlerin sesleri ve görüntüleri hayal gibi gözünüzün önünden geçiyor. ''Kutsal kent'' olarak adlandıran Hierapolis'te bir çok tapınak ve diğer dinsel yapı dikkat çekiyor. Kent, Hz. İsa'nın havarilerinden olan Aziz Philip'in burada öldürülmesinden dolayı da Hristiyanlar için önemli merkezlerden biri konumunda... Kentin hemen yakınındaki tepenin yamacına kurulmuş antik tiyatro da mutlaka gezilmesi gereken bir tarihi yapı... Karşıdan bakıldığında, özellikle sıcakta yürümesi biraz düşündürücü olan tiyatroya varıldığında, mermer kabartmalı muhteşem heykel ve sütunlarıyla ortadaki sahne tüm yorgunluğu alıyor. Geçmiş dönemde, tiyatrodaki seyirci sıralarına oturanların bir yandan ihtişamlı sahnedeki gösteriyi, diğer yandan tüm göz alıcılığıyla genişçe uzanan ovanın manzarasını izleyebildiği anlaşılıyor. Tiyatronun bu konumu, geçmiş dönemlerde bu şehrin ne kadar ihtişamlı olduğunu göstermeye yetiyor. ANTİK HAVUZDA YÜZME KEYFİ Antik şehri ve tiyatroyu gezip yorulanlar için hemen yakında antik havuz bulunuyor. Turistlerin, şifalı sulara sahip bu antik havuzda, sütunların içinde yüzmeden Pamukkale'den ayrılmadığı belirtiliyor. Beyaz travertenler, antik tiyatro, havuz ve Hierapolis'in ardından Pamukkale'den ayrılma vakti geldiğinde ise şehrin kuzey kapısı tercih edilmeli... Hierapolis antik kentinin çıkışında yer alan bu alanda, yolun iki ucunda geniş alanda mezar lahitleri boylu boyunca uzanıyor. Güneşin renklendirdiği gökyüzünden akşam ışıkları yayılırken tümülüs ve ev tipindeki bu mezarların arasından yürüyerek kentten çıkmak, ayrı bir atmosfer yaşatıyor. ROMA'YA HÜKMEDEN ŞEHİR Denizli'nin en önemli antik kentlerinden bir diğeri de 7 yıldır kazılarla keşfedilmeye başlanan Laodikya... Sütunlu ana caddeden girilen Laodikya'da, hemen hummalı bir çalışma göze çarpıyor. Yaklaşık 200 kişiden oluşan kazı ekibinin, vinçlerle sütunları ayağa kaldırmaya ve yeni tarihi eserleri bulmaya çalışması, şehirde sanki hala yaşanıyormuş izlenimi yaratıyor. Özellikle, kazı ekibine katılıp, öğle vakti üzüm bağının altında kanun ve saz eşliğinde şarkı-türkü dinleyerek antik şehri seyretmek, ayrı bir keyif veriyor. O anda geçmiş ile bugün birbirine karışıp tek zaman oluyor. Asıl hikayesi öğrenildiğinde bu antik şehir daha cazip gelmeye başlıyor. Yıl 12 ay kazı yapmayı hedefleyen Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek'in verdiği bilgiye göre, antik çağın en önemli merkezlerinden biriymiş. Bugün Avrupa Birliği'nin (AB) ilk örneklerine rastlanan bu bölgede Laodikya, şimdiki Almanya-Fransa gibi o zamanki birliğin en önemli aktörü... Hatta, Roma'ya kadar ticaret yapan, dokuma kumaşlarını İtalya'ya götüren Laodikyalılar, kültür-sanat ve sportif faaliyetlerde de çok ileri konumdalarmış. Binlerce kişinin doldurduğu stadyumda olimpiyatlar ve gladyatör dövüşlerini yanında şimdilerde İspanya'ya büyük turizm girdisi sağlayan vahşi boğa güreşleri de yapılıyor ve ilgiyle izleniyormuş. Bunun yanında, şehrin ovaya bakan tiyatrosunda en güzel gösteriler sahne alıyormuş ki kentin ileri gelenleri kendilerine sıra ayırtıp, kombine bilet alıyormuş. Hatta kentte bulunan yazıtlara göre, Laodikyalılar, bugün bulunamasa da çok başarılı bir sanatçının bronz heykeli bile dikmişler. Ayrıca, buluntulara göre Denizli'nin meşhur horozu o dönemde antik kentin cadde ve sokaklarında da geziyor, uzun uzun ötüşünü o dönemde de sergiliyormuş. Kazı Başkanı Şimşek'e göre bu kent zamanında o kadar güçlüymüş ki Roma kralını bile kendi sarayından kovdurmuş. Kentin tapınağının yanından ovanın karşısındaki bembeyaz travertenler ve Hierapolis ile bugünkü Denizli ilinin oluşturuğu üçgene bakıldığında, bölgenin yüzyıllar boyunca birçok uygarlığa yuva olduğu, nice olaylara tanıklık ettiği ve Anadolu toprağının binlerce yıldır önemini hiç yitirmediği tekrar akıllara geliyor. DENİZLİ ANTİK KENT ZENGİNİ Denizli'nin turistler tarafından keşfedilmesi bekleyen diğer tarihi zenginlikleri ise Tripolis ve Tabea... Denizli'nin yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde, Yenicekent Kasabası ile Büyük Menderes Nehri arasındaki yamaca kurulmuş Tripolis, yine antik çağların en zengin kentlerinden biri... Lidyalılar zamanında kurulduğu tahmin edilen bu kentte, daha çok Roma ve Bizans kalıntılarına rastlanıyor. Roma tarzında yapılmış yaklaşık 10 bin kişi kapasiteli antik tiyatro, yıkık bir hamam, nekropol, şehir binası ile kale ve sur yapıları bunlara örnek. Tabea ise farklı uygarlıkları bir arada görmenin mümkün olduğu bir tarihi kent.. Birçok medeniyetin izlerini katmanlar halinde taşıyan kent, Hellenistik dönemden günümüze, kesintisiz yerleşime sahne olmuş, Karya, Helen, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine dair izler taşıyor. Doğal kale görünümündeki kentte, Kayaya oyulmuş nişli bina, kayalara oyulmuş tek odalı evler, Cevher Paşa Cami, Tabea Köprüsü, Tabea Tek Minare ve çınar ağacı görülmesi gereken yerler. ''YER ALTINDAKİ PAMUKKALE'' OLARAK BİLİNEN KAKLIK MAĞARASI MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN ZENGİNLİKLERDEN... Bembeyaz travertenleriyle dünyada benzersiz bir masal dünyası yaratan Denizli, yalnız Pamukkale'siyle değil, kırmızı travertenleri, yer altı mağaraları ve antik dünyaya hükmetmiş tarihi kentleriyle turizmde keşfedilmeyi bekliyor. Birçok uygarlığın kalıntıları ile doğanın yaratıcılığını sergilediği güzelliklerin bir arada bulunduğu Denizli'de, Pamukkale'nin kırmızı halini görmek isteyenler, Karahayıt'a mutlaka uğramalı... Suların travertenleri kırmızıya boyadığı bu küçük ama sevimli yerleşim yeri, çamur banyosuyla ünlü... Buradaki çamur banyolarında 10-25 günlük kür uygulamasının kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma-siyatik, uyuz, sivilce, kaşıntı gibi hastalıklara iyi geldiği belirtiliyor. Geceyi Pamukkale'de geçirmek isteyenler için Karahayıt'ta, içinde antik havuz, Türk hamamı ve çamur banyolarının bulunduğu 5 yıldızlı otelden, termal su havuzlarına sahip pansiyonlara kadar birçok seçenek bulunuyor. Türkiye'nin her tarafından vatandaşlar da Karahayıt'a ''derdine derman bulmak için'' geliyor. 43 yaşındaki Hava Bilir, 3 yıldır buraya geldiğini belirterek, ''Derdimize derman bulmaya geldik. Dizlerimde ağrı var, burası iyi dediler, geliyoruz'' dedi. Konya'dan gelen Necibe Sarı da buraya geliş amacını ''Bin çeşit hastalığım var. Denizlili komşularımdan duydum. Tedavi bulmaya geldim'' sözleriyle anlatıyor. TERMAL CENNETİ SARAYKÖY Denizli'nin Pamukkale ve Karahayıt'tan sonra, termal kaynaklarının zenginliğiyle dikkat çeken diğer ilçesi ise Sarayköy... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı otelin de yer aldığı bu küçük ilçede, gelenler için açık havada çamur banyosundan spa ve havuzda jimnastiğe, birçok olanak sunuluyor. Pamukkale Üniversitesiyle anlaşma yapan bir otelde, boyun, bel gibi rahatsızlığı olanlara fizik ve rehabilitasyon tedavisi de uygulanıyor. Bunlara bir de yörenin temiz havası ve yemyeşil ova manzarası eklendiğinde, dinlenmek ve sağlık bulmak için Sarayköy, gelinebilecek güzel mekanlardan birini oluşturuyor. YER ALTINDAKİ PAMUKKALE Denizli, doğa harikalarını görmek isteyenler için potansiyel gezi güzergahı da sunuyor. Örneğin, ''Yeraltındaki Pamukkale'' olarak bilinen Kaklık Mağarası, Denizli'nin mutlaka görülmesi gereken zenginliklerinden... Denizli merkeze yarım saat mesafedeki Kaklık Mağarası, damlataşı, sarkıtları, dikitleri ve Pamukkale'ye benzer traverten basamaklarıyla eşine az rastlanır güzelliğiyle ziyaretçilerini bekliyor. Hatta mağaranın içinde çıkan küçük yapraklı sarmaşık türü bitkiler da ortama ayrı bir renk katıyor. Berrak, renksiz ve kükürt kokulu termal suyunun bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği belirtilen mağaranın yakınında ziyaretçiler için yüzme havuzu, seyir alanları, kafeterya ile küçük amfi tiyatro bulunuyor. KUŞ CENNETİ IŞIKLI GÖLÜ İlin Çivril ilçesinde bulunan Işıklı Gölü ise, sanki bir kuş cenneti... Bu zenginliği nedeniyle ''Su Kuşları Koruma Alanı'' olarak tescili önerilen gölde, 10 dakika içinde pelikandan ördeğe, birçok kuş türünü gözlemlemek mümkün. Göl kenarında Küçük Baladan, Alaca Balıkçıl, Ak Balıkçıl, Erguvan Balıkçıl, Çeltikçi, Angıt, Pasbaş Dalağan, Deniz Kartalı, Kızıl Şahin, Gülen Sumru gibi türlerin kuluçkaya yattığı, kış aylarında da Küçük Karabatak, Sakarca Kazı, Boz Kaz, Çamurcun, Kıl Ördek, Batak Çulluğu'nun gölde rahatça izlenebildiği belirtiliyor. Gölün kenarında balık yemek, dinlenmek ve manzara seyretmek için küçük çapta çeşitli mekanlar bulunuyor. Tarihi mekanları gezintiden sonra yorulanlar, burada akşam yemeğini yeyip, göl manzarasına bakarak dinlenebilir. Çivril'in gölünün yanında, yakın dönemde ünlenecek bir başka doğal güzelliği de ormanı olacak. Türkiye İş Bankası, ilçenin Koçak mevkisinde 20 hektar alanı 30 bin ağaca kavuşturdu. Bankanın Çivril Şubesi Müdürü Özgürcan Ünal, bankanın 81 ilde 81 orman projesi yürüttüğünü hatırlatarak, ''Çivril ilçemiz de 30 bin ağaca kavuştu. Halkımızın bu etkinliğe ilgisi yoğun oldu. Banka olarak bu çalışmalarımızın devamı gelecek'' dedi. Projenin geçen yıl 15 ilde tamamlandığını, bu yıl da 17 ilde daha ağaçlandırma çalışmasına başlandığını dile getiren Ünal, ormanın Çivril ilçesine hem doğa hem de turizm açısından katkı yapacağını kaydetti. Bunun yanında, Çal ilçesindeki Ağlayan Kaya-Asmaaltı Şelalesi ile Güney şelalesi de gezinti sırasında, suyun kenarında mola verip, dinlenmek isteyenler için uygun mekanlardan... DOKUMADAN HALIYA ZENGİN EL SANATLARI Denizli'de tarihi ve doğal güzellikleri gezdikten sonra mutlaka çarşıya uğrayıp, yörenin yüzyıllardır emekle sürdürülen el sanatlarını görmek ve hatıra olarak almak lazım. Dünyaca ünlü Buldan kumaşları, ilin en önemli ürünleri arasında yer alıyor. Dokumacılık kültürünün yaklaşık bin 500 yıldır yaşadığı, ipliğinin kalitesi ve dokumasıyla Denizli'nin Türkiye ve dünya çapındaki ünlü ilçesi haline gelen Buldan ilçesinde, renk renk şallardan kravatlara, ev tekstilinden havluya, çok farklı alanlarda üretim yapılıyor. Ancak, Denizli'nin bu zenginliğinin, merkez ve ilçelerine fazla uğramadıkları için turistlere yeterince tanıtılamadığı belirtiliyor. Bugünlerde kalitesiz Çin mallarıyla da başı dertte olan el dokuması Buldan kumaşı, yaşama savaşı da veriyor. Yaşamı boyunca dokuma tezgahının önünden ayrılmayan 60 yaşındaki Selahattin Koçanoğlu, ''Çin, Hint ürünlerinin girmesi, işçiliklerinin ucuz olması, kaliteli olmamasına rağmen onların tutulmasına neden oldu. Sanatımız ölüyor, ölmeye başladı. Çin ürünleri karşısında dayanma gücümüz sıfır'' ifadelerini kullanıyor. Yine de sokaklarında el dokuması tezgahlarının seslerinin işitildiği Buldan ilçesi, hem adını verdiği Buldan kumaşları hem Safranbolu evleri tarzındaki tarihi konakları hem de doğa turizmi mekanlarıyla turizm açısından keşfedilmesi gereken güzel noktalardan birini oluşturuyor. TURİSTLER İPEK HALI İSTİYOR Denizli, el dokuması halısıyla da ön plana çıkmaya çalışıyor. Hemen bütün köylerinde el tezgahlarında dokunan ve fiyatları 50 TL ile 10 bin TL arasında değişen bu halılara turistler de yoğun ilgi gösteriyor. Yöredeki üreticiler ise tarihinden nasıl yapıldığına, halıların tüm özelliğini turistlere anlatarak, bir yandan tanıtım yapmayı bir yandan da satışlarını artırmaya hedefliyor. Cankurtaran Halı Genel Müdürü Fahri Sayman, üretim tesislerini turistlerin ziyaretine açtıklarını belirterek, ''Önce onlara halının dokunuşunu, yünün boyanışını gösteriyoruz. Sonra halılara dair yarım saat sunum yapıyoruz. Ancak ondan sonra satışa sunuyoruz. Yün, yüne pamuk ve ipekten yapılan halılar değişik ebatlarda sunuluyor. Büyük halıları satın alan turistlere, adrese teslim hizmeti veriliyor'' diye konuştu. Turistlerin renkli, desenli ve parlak olduğu için daha çok ipek halıları beğendiğini dile getiren Sayman, ''Ama bizim antik halıların bire bir aynısı olan halılarımız da çok değerli. Yün halılara da ilgi çok büyük'' değerlendirmesinde bulundu. Halı dokumanın Denizli'de ''genetik'' olduğunu ve burada sadece kadınların bu işi yaptığını belirten Sayman, ''İnsanların kanında var. Ailede abla yaparken kardeş görüyor, böyle gelişiyor'' dedi. Tesislerde halı dokuyan genç kızlar da sevdikleri ve ailelerine ekonomik olarak destek vermek için bu işi yaptıklarını belirtiyor. YALNIZ TARİHİ DEĞİL ÜRÜNLERİYLE DE ZENGİN Tarih, kültür ve doğal güzellik kokan Denizli, hemen her alanda iddialı, bunlardan biri de yaş meyve-sebze üretimi... İlin ziyaretçilerinin giderken yanlarında götürmesi veya mutlaka tatması gereken meyveler ise başta elma olmak üzere üzüm, kiraz ve şeftali. Verimli toprakların fışkırdığı, ilçeye girerken haşhaş tarlaları ve meyve ağaçlarının yol üzerinde boy boy sıralandığı Çivril, Türkiye'nin aroması en lezzetli elmalarının üretildiği yerlerden biri. Türkiye'deki elmanın yaklaşık yüzde 5'ini üreten Çivril'de, sürekli yurt içi ve yurt dışından kökler getirilip yeni elma çeşitleri deneniyor. Bu elmaların çoğunluğunun bu toprakları sevdiği ve buraların aromasını aldığı belirtiliyor. Babadan-atadan bu yana yörede elma yetiştiren üretici Mücahit Çorbacıoğlu, ''Burada önceden üzüm yetiştirilirmiş, ilk elma ağacını dedem dikti, o günden bu yana bu işin içindeyiz. Artık yeni tür elmalar üretiyoruz. Mesela Arjantin menşeli elma getiriyoruz. Burada aşılıyoruz ve o aroması çok lezzetli Çivril elmasına dönüşüyor'' diye konuştu. Bunun yanında, bölgeyi gezmeye gelenler, Bekilli, Güney ve Çan ilçelerinde üretilen lezzetli şarapları da tercih edebilirler. ''HER YIL DENİZLİ'YE GELEN 2 MİLYON TURİSTİN 1,5 MİLYONU PAMUKKALE'YE GİDİYOR AMA PAMUKKALE DE EKSİK TANINIYOR'' Denizli Valisi Yavuz Erkmen, Denizli'ye gelen 2 milyon turistin 1,5 milyonunun yalnızca Pamukkale'ye gittiğini belirterek ''Ama Pamukkale de eksik tanınıyor. Arzumuz 1-2 güne sınırlı olan konaklama süresini daha üste çıkarmak, Denizli'ye sağlık turizmi için insanları çekmek'' dedi. Denizli Valisi Erkmen, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, her yıl Denizli'ye 2 milyon civarında turist geldiğini ve bu sayının her yıl arttığını söyledi. Ancak, Denizli'nin potansiyeli düşünüldüğünde bu rakamın yeterli olmadığını belirten Erkmen, ''Bugün Türkiye'de en fazla turist çeken dördüncü iliz ama biz 2 milyon kişiyi yeterli bulmuyoruz. Denizli çok daha fazla turist çekmeli'' diye konuştu. Gelenlerin yaklaşık 1,5 milyonunun Pamukkale'yi gördüğünü anlatan Erkmen, Pamukkale'yi ziyaret edenlerin de yüzde 90'ının yabancı olduğunu bildirdi. Vali Erkmen, Pamukkale'ye daha çok Alman, İngiliz, Rus ve Japonların gittiğini ifade ederek, turizmde pazarlama ve tanıtımın önemine değindi. Denizli Valisi Erkmen, şunları kaydetti: ''Bugüne kadar belki Pamukkale'nin daha çok ön plana çıkmasıyla Denizli'de hemen Pamukkale odaklı bir turizm algılanıyor. Ama bunun eksik bir bilgi olduğunu çok rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Ama Pamukkale de eksik tanınıyor. Pamukkale yalnız travertenlerin güzelliğiyle değil, oradaki antik kentle de bir bütün. Şu anda antik döneme ait tiyatro ve diğer kalıntılar oraya ayrı bir hava veriyor. Bir taraftan travertenler bir taraftan antik kentin varlığı Pamukkale'yi büyük bir cazibe merkezi konumuna getiriyor. Ama Denizli'de antik kent konumunda bir tek Pamukkale yok. Laodikya, Tripolis, Tabea ve Selçuklulardan kalma kenvansaraylar da var. Bunları çoğaltmamız mümkün. Bu eserlerle Denizli hakikaten sayılamayacak bir zenginliğe sahip.'' SAĞLIK TURİZMİ MERKEZİ Denizli'nin bornoz, havlu, nevresim, ev tekstili gibi üretimde yıllık 1,5 milyar dolarlık ihracat rakamlarına ulaştığını, dokuma kültürü denince Buldan ilçesinin akla geldiğini anlatan Erkmen, ayrıca yörenin cam sanayisi ve bıçak gibi aletlerin üretimiyle de ön plana çıktığını bildirdi. ''Denizli, bir taraftan Hierapolis, Laodikya, Tabea, Tripolis gibi eski kent merkezleri, bir taraftan doğal güzelliği, bir taraftan da dokuma kültürü ve diğer sektörlerdeki en üst seviyeye ulaşmış ürünleriyle bugün Türkiye'de en önde gelen illerin başında gelmektedir'' diyen Erkmen, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bizim amacımız bir günlük gelip Pamukkale'yi görüp oradaki termal sulardan 1 günlük istifade değil, daha uzun süreli kalıcı bir turizm politikasını hayata geçirmek. Çünkü Denizli bu termal sularıyla Türkiye'de önde gelen sağlık turizmi yapılabilen yerlerin başında gelmektedir. Baktığımızda bir taraftan Pamukkale, yanı başındaki Karahayıt, bir tarafta Sarayköy termal turizmin en üst noktada yapıldığı yerler. Şu anda 10 bin civarında yatak kapasitesine sahip. Ama bütün arzumuz 1-2 güne sınırlı olan konaklama süresini daha üste çıkarmak, Denizli'ye sağlık turizmi için insanları çekmek ve buna gelirken bölgedeki turizm zenginliklerini gezmelerini sağlamak. Bu anlamda da gerek Pamukkale gerek Sarayköy'de kür merkezlerinin, sağlık turizmi alanındaki tesislerin çoğalmasını arzu etmekteyiz. Gelen sayısını artırmak için sağlık turizminin artırılması lazım. Onun için sağlık turizmi anlamında tercih edilen yerlerin başında buranın olmasını sağlamak istiyoruz.'' YENİ TERMAL YATIRIMLAR Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Denizli'de geçen yıl 4 yeri turizm bölgesi ilan ettiğini ve şu an imar planlarının hazırlandığını anımsatan Vali Erkmen, kısa sürede turizm tahsislerine başlanacağını ve yeni termal tesislerin yapılacağını bildirdi. Erkmen, yatırımcıları Denizli'de tesis yapmaya davet etti. Denizli Valisi Erkmen, ayrıca tarihi evlerin restorasyonu ve Buldan kumaşının daha çok ön plana çıkarılmasıyla Buldan ilçesini de gelecek yıllarda Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden yapma hedefini koyduklarını kaydetti. Denizli merkezde restorasyon çalışmalarına başladıklarını, tarihi evleri restore ettiklerini de belirten Erkmen, bir bütün halinde Denizli'yi turizmde cazibe merkezi haline dönüştüreceklerini ifade etti. ''TEHLİKE ORTADAN KALKTI'' Erkmen, Pamukkale'nin travertenlerinin eski canlılığına kavuşmasının herkesi memnun ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti: ''Şimdi gelenler beğeniyle seyrediyor. Geçmişte bu suyun yalnız travertenlere değil, oradaki yapılara verilmesinden ötürü travertenlere daha az su verildiği için bir kararma söz konusuyken, şu anda o tehlike ortadan kalktı. Su tamamen travertenlere yöneltiliyor ve günden güne travertenler tekrar eski beyazlığına kavuşuyor. Ayrıca, oradaki Koca Çukur'un da turizme açılmasıyla turizmde bir bütünleşme sağlanacak. Oradaki havuzların da iyileştirilmesi ve insanların orada da havuza girmesi sağlanacak.'' Pamukkale ve Karahayıt'taki termal suların merkez sisteme alındığını ifade eden Erkmen, izinsiz sondajların önüne geçildiğini bildirdi. Yavuz Erkmen, Hierapolis antik tiyatrosunun da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın desteğiyle iki yıl içinde ayağa kaldırılacağı müjdesini de verdi. Denizli'nin yaş sebze-meyve üretimi konusunda çok zengin olduğunu ifade eden Erkmen, gelen yabancıların bölgede üretilen şarapları tercih ettiğini ama bu şarapların tanıtımının yeteri kadar yapılamadığını söyledi. ''TURİSTLERİ DENİZLİ İÇİNE ÇEKEMİYORUZ'' Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci ise Pamukkale'ye gelen turisti Denizli içine çekemediklerini belirterek, ilin Buldan gibi dokumaları ile cam ürünlerini turistle tam olarak tanıştıramadıklarını ifade etti. Zeybekci, ''Laodikya vadisi, Pamukkale ile Denizli'yi birleştirecek bir projeyi hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Bununla ilgili çok güzel çalışmalar var. Ortaya çıkan eserleri 5 yıl içinde sergileyecek Denizli müzesini açmayı planlıyoruz'' dedi. ''TURİZMDEN PAY ALAMIYORUZ'' Pamukkale Turizm Derneği Başkanı Ali Aktürk de Denizli'de 11 bin yatak kapasiteli 4 bin turizm belgeli otel ve pansiyon bulunduğunu bildirdi. Genellikle turlara katılanların Denizli'ye uğradığını, bunların birkaç saat kalıp gittiklerini ya da 1 gece konakladıklarını anlatan Aktürk, şunları söyledi: ''Şu anda gelinen noktada Antalya'nın arka bahçesiyiz. Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye'den günü birlik turistler geliyor. Ama turizmden fazla pay almıyoruz. Çok kısa kaldıkları için bize direkt yansıyan bir şey yok. Artık turist farklı ürünler arıyor. Bizde de tekstil, bıçak, halı var. Bunların tanıtım ve reklamı yapılmalı. Turizmde arayış içindeyiz ama havaalanı çok uzakta, bu bizim için büyük dezavantaj.'' Aktürk, termal potansiyelini değerlendirmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını sözlerine ekledi. |
| |
| | #9 |
| PAMUKKALE Bembeyaz travertenleri, kaplıcaları ve antik kentleriyle önemli bir turizm merkezi olan Pamukkale Denizli ilindedir. İklim Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Hierapolis (Pamukkale):Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literatüründe Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Hierapolis coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. İlk Çağ'da yaşayan Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolis'in bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz. Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy' başlarında kurulduğu ve Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera'dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir. Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar, kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür.Kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra, tüm niteliğini kaybetmiştir. Hierapolis Roma Dönemi'nden sonra Bizans Dönemi'nde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, MS. 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis), MS. 80 yıllarında, Hz. İsa'nın havarilerinden olan, Aziz Philip'in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir. MÜZELER Hierapolis Arkeoloji Müzesi : Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzede, Hierapolis, Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuta gibi kentlerden çıkan eserler sergilenmektedir. Tel: (+90-258) 241 08 66 YAPMADAN DÖNME Hierapolis ve Laodikeia Antik Kentlerini gezmeden, Eşsiz güzellikleri travertenleri görmeden, Kaplıcalara girmeden, Yeşildere Şelalesi ve çevresini gezmeden,... Dönmeyin. ÖNEMLİ TELEFONLAR İl Turizm Müdürlüğü : (+90-258) 241 08 40 Turizm Danışma Müdürlüğü : (+90-258) 272 28 82 | |
| |
| | #10 |
| | Hem sağlık hem tatil Denizli Valisi Yavuz Erkmen, kentin yalnızca Pamukkale'den ibaret olmadığını ifade ederek, ''Buraya gelenlerin sağlık turizminden de faydalanmalarını hedefliyoruz'' dedi. ![]() Erkmen, UNESCO'nun dünya miras listesinde yer alan Pamukkale'nin Denizli'nin bir markası olduğunu, ancak bunun yanı sıra Pamukkale ve Karahayıt beldelerindeki termal kaynaklar ile ilin büyük bir sağlık turizmi potansiyeline sahip olduğuna dikkati çekti. ![]() Denizli turizmiyle ilgili sağlık konseptini öne çıkarmaya gayret ettiklerini dile getiren Erkmen, şöyle dedi: ''Sağlık turizminde Denizli'nin çok önemli bir yerinin olabileceğini düşünüyoruz. Pamukkale'ye ve Karahayıt'a gelenlerin yalnızca travertenleri ya da antik dokuyu görmeye değil, termallerden yararlanarak, sağlık turizmi anlamında da burayı seçmesini istiyoruz. Sağlık turizminde Denizli'nin günden güne çok önemli mesafeler aldığını görüyoruz.'' ![]() Turizmdeki gelişme ve çeşitliliğe paralel olarak kentin yatak kapasitesinin artırılması için de çaba sarf ettiklerini anlatan Erkmen, amaçlarının nitelikli yatak sayısını artırmak olduğunu bildirdi. ![]() Denizli'nin turizm anlamında Türkiye'nin en güzel yerlerinden olduğunu kaydeden Vali Erkmen, ''Her tarafı tarih ve kültür kokuyor. Doğa güzelliğiyle görülmesi gereken yerlerin başında geliyor'' diye konuştu. ![]() DENİZLİ'DEKİ TURİZM ÇEŞİTLİLİĞİ Vali Yavuz Erkmen, Denizli'nin iklimi ve coğrafi özellikleri nedeniyle turizm çeşitliliği açısından zengin bir il olduğuna da işaret ederek, ''İlimize gelenler bir taraftan sahip olduğumuz güzellikleri görecekler, diğer taraftan Denizli'nin o eşsiz dokuma ürünlerinden alabileceklerdir. Alışveriş turizmi konusunda da Denizli'nin ihmal edilmemesi gereken yerlerden birisi olarak görmek lazım'' dedi. ![]() Erkmen, dokumasıyla ünlü Buldan'ın alışveriş turizmi için büyük bir fırsat olduğunu da kaydederek, ''Denizli'deki tarihi dokunun, tıpkı Safranbolu evleri gibi Buldan evleri de dokuma kültürüyle birleşerek, ayrı bir güzellik katmaktadır. Özellikle bayanların alışverişte Buldan'ı tercih ettiklerini görüyoruz. Bu da Denizli'ye ayrı bir güzellik katıyor'' ifadelerini kullandı. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
| |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Haluk Levent - Pamukkale | İsTANBuL | Yerli Şarkı Sözleri | 0 | 02-10-2009 14:27 |
| Pamukkale Efsanesi | Z€HIR | Öyküler | 0 | 18-09-2009 18:35 |
| Afrodisyas ve Pamukkale | KrALiÇe | Marmara ve Ege Bölgesi | 2 | 21-07-2008 22:05 |
| Richmond Pamukkale Thermal | sewd@lı | Türkiyeden Oteller | 0 | 16-04-2008 14:17 |
| PamukkaLe Üniversitesi | SoN OsMaNLı | Üniversiteler | 1 | 29-01-2008 02:51 |