|
|||||||
| Şiirler ve Güzel Sözler Şiirleri ve Güzel sözleri burada yayınlayabilirsiniz... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#23 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() ![]() |
güller ağlardı içimde ![]() Ne zaman ayrılık saati gelse En vazgeçilmez yerinde yaşamın Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran sesi uzaklardan Ne zaman ayrılık saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek anı gibi bir devirden Durmadan çalınır o gamlı beste Sanki bilir de hazin öykümüzü Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü Ne zaman ayrılık saati gelse Bir çaresizliği anlatır gibi Birden değişir gözlerinin rengi Mavi solar, koyulaşır yeşilse Sarınca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider pembeliği yüzünün Ne zaman ayrılık saati gelse Uzatsan özlemle dudaklarını Tüm ağaçlar döker yapraklarını Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe Sadece uğultusu o rüzgarın Ve bir umut kırıntısı: belki yarın Ne zaman ayrılık saati gelse Bir fırtına çıkmışçasına, büyük İçimizdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalırım öylece Neden sonra gittiğini anlarım İçimde güller ağlar, ben ağlarım ![]() |
|
|
|
|
#27 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() ![]() |
Zamansız başlangıçlar,,,
Erken sevişlerde yitirdim yüreğimin seven yanını oysa kurtarılası tek yanıydı faili meçhul yangınlardan. Taraflığım ondandır bir yanıma küsmüşüm ve bir yarım diğerine… Suçu sabit görülene kadardır aşk bir o kadar kısa. Suçlu… Adını kazıdığım tüm bankları söküp atabilirim yerlerinden ve bir kibrite bakıyor adını zikrettiğim ağaçların külleri. Bir ormanda yakılabilir, silinebilir izleri… Resimleri yırtıp yok sayabilir miyim seni? Başımı ölesiye vursam duvarlara (düş)er misin fikrimden? Çekip alabilir miyim seni beynimden? Parçalayıp göğsümün çeperini, Saplasam yüreğime hançeri, Sızıp akar mısın içimden… Sabit görüldü,,, Zamansızdı aşk,,, Zamansız kalkışlar ve başlangıcı olmayan sonlarda kâbuslara saplanıyor rüyalar. Uykularımda çakıyor kahve gözlerin gözlerimde, Silip atabilir miyim seni düşlerimden? Düşer misin benden? Zamansız,,, Gece yarılarında kan ter içinde hıçkırıklarıma uyanışlar. Bekleyişler,,, Şehir uykuya dalar, gözlerim yaşlara… Son gelişinde resmini de götürmüşsün gidişinle, bir kokun kalmış duvarlarını yalnızlığa boyadığım odamda bir de sen kalmışsın bende… Suçlu,,, Bu beden yakılmalı, külleri savrulmalı… Külümden yeniden doğar mısın sen??? SABİT GÖRÜLDÜ SUÇLUDUR AŞK |
|
|
|
GÖLGE Kullanıcısına Teşekkür Edenler: |
meKanSizKraL (12-06-2006)
|
|
|
#28 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() ![]() |
Gittin Hiç umursamadan Ardına bile bakmadan Ne kadar kolay terkettin. Anladım sonunda Hatam seni sevmekmiş benim Kendime olan ihanetim... Sen gittin, Ne bıraktın arkanda Bir bilsen ne haldeyim Ve ne kaldı benden geriye Yıkıp dökmediğin... Sen gittiğinden beri Maviliğini yitirdi gökyüzü Herşey siyah-beyaz şimdi Neye baksam eksik Anlamsız bir görüntü... Sen gittiğinden beri Fırtınalar koparır hasretin İçime yağar gözyaşlarım Ve denizler taşar yüreğimde Sele karışır umutlarım... Sen gittiğinden beri Bir med-cezirdir anılarım Bakarsın hayalin belirir birden Ve denizler kabarır o an Gözlerim donar gözlerinde Dev dalgalara yakalanırım Alır savurur enginlere Sonra yatışır da ansızın Issız bir sahilde Yüzüstü kalakalırım... Sen gittiğinden beri Adını her duyduğumda Bir ürperti alır beni Hafiften tebessüm ederim sonra Maske olur acılarıma Sanki seni hiç yaşamamışım Herkes buna kanar da Ben içime ağlarım... Sen gittiğinden beri Güneş tutulmuş gökyüzünde Kurtulmaz Bak ölüm çağırıyor beni Gitmesem olmaz Sen yoksun yanımda Kal diyen olmaz Elveda sevgili... alıntı |
|
|
|
|
#29 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() ![]() |
[Linkleri Görebilmek İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Lütfen Buraya TIKLAYARAK Üye Olunuz.] Vadinin aşağılarında geniş düzlükler var. Yolu dinlenerek iniyoruz. Küçük su birikintilerinden havalanan su kuşları etrafımızda geniş daireler çiziyor. Vadiye hakim bir düzlükte kampımızı kurup temizleniyoruz.Hava çok güzel ve güneşli. Kaçkar dağlarının dibindeyiz. Davalı yaylasını ve ormanın sınırını görebiliyoruz aşağılarda. Hayvan sürülerinin doldurduğu vadilerden sesler ta yukarılara kadar geliyor. Ateş yakmak için tezek topluyorum. Güneş dağların arkasına doğru indiğinde gölgeler büyüyor vadilerde. Çevreden topladığım tezekleri ortasını boş bırakarak arı kovanı gibi diziyorum. Yanacak çöpleri ayıklayıp boşluğa yerleştirip ateşliyorum. Alevler büyülüyor bizi,biraz mızıka çalıp çay içiyoruz. Karanlık,vadileri doldurunca dağların arka yüzünde şimşeklerin pırıltılarını görüyoruz,yağmur ihtimali bizi tedirgin ediyor. Güneşe yayılmanın keyfi hiçbir şeyde yok. Çantalardaki her şeyi güneşe terk ediyoruz tulumlar,giysiler,çoraplar. Yayladan çıkan sürüler otlaklara yayılıyor. Bulunduğumuz yerden manzara olağan üstü. Hayvanların peşi sıra gelen yaylacılardan biriyle selamlaşıyoruz. -Hoş geldiniz -Hoş bulduk -Yahu siz Türksünüz -Şaşırdım ben sizi Gavur sandıydım Abit Demirci Sıra Konaklarda oturuyor. Hayvancılığın artık para getirmediğini anlatıyor. Göç ettim orada depreme yakalandım. Adapazarı’ndan döndüm geriye ne yapalım kader bu. Belindeki tabancaya gözüm kayıyor -Bakabilir miyim -Meraklısın galiba -Bak bu balıklı on dörtlü -Az çıkar,baba yadigarı yaylada gerekiyor bazen Tatlı ikram edip sohbeti uzatıyoruz. Gideceğimiz yolu tarif ediyor bize; -isterseniz kalın yaylada misafirim olun. -Yolcu yoluna gerek biz gidelim. Çantaları toplarken Tavşanlar yukarılarda gözüküyor. Selamlaşıyoruz,hızlı hareket edip İsimsiz göle kamp atacağız diyor liderleri. Geldikleri gibi soğanlı yayla tarafına doğru uzaklaşıyorlar. Sırtları takip ederek Kavrun geçidi yoluyla gitmeye karar verip yola çıkıyoruz. Vadilerin büyüsüne kaptırıp kendimizi sessizce yol alıyoruz. Geçitleri gösteren babalarda mola verip fotoğraf çekiyoruz. Kaçkar geçidine yaklaşırken kaybettiğimiz patika bizi sert bir yan geçişe sürüklüyor dizlerimin titrediğini hissediyorum. Etrafta koyun sürüleri var. Üzerimize gelen çoban köpekleri tedirgin ediyor bizi,çobana sesleniyoruz oralı olmuyor. Tepelerde eriyen karların oluşturduğu dereleri geçerek geçide varıyoruz. Çok dik ve çarşaklı. Küçük adımlarla taş düşürmemeye dikkat ederek yükseliyoruz. Dağların üzeri iyiden iyiye kararıyor. Geçidi belirleyen ilk babanın yanında iki kişi var taş düşürmemek için bekliyorlar. Geçide tırmanıp isimsiz göle yukarıdan bakıyoruz.Tavşanlar dağınık bir şekilde göle doğru yaklaşıyor,dağınık olmaları can sıkıcı ve tehlikeli. İsimsiz göle vardığımızda onlar üç çadır kurmuşlar bile; iki gün öncesine kadar hiç tanımadığımız bu insanları tekrar görmek bizi keyiflendiriyor. Deniz gölüne geçip kamp kurmak için ayrılıp gezinin son geçidine doğru yükseliyoruz. Kamp yerinin boş oluşu bir şans yoksa geri dönmek zorunda kalabilirdik. Gölün üzerinde kıştan kalan son kar birikintileri de yok olmak üzere. Bütün gün bizi takip eden yağmur bulutları iyice kararınca hızla çadırları kurup malzemeleri güvene alıyoruz. Yukarıdan gelen dört İsrailli genç tırmanış için yolu bulamadıklarını ertesi sabah bizimle gelip gelemeyeceklerini soruyor. Olur yanıtını aldıktan sonra çadırlarını kurup gürültülü bir sohbete dalıyorlar. Yabancılardan ikisi akşam üzeri yükseklikle ilgili rahatsızlıklar nedeniyle aşağıya inmek zorunda kalıyor. Yağmur yağmaya başladığında çadırın güvenli ortamında makarna yiyoruz yorgunuz sabah yapacağımız zirve çıkış için erkenden yatıyoruz. Karanlığın içinden gelen sesler zirveye gidenlerin. Tavşanlar saat 04 sularında çadırların yanından geçip gölün kıyısında ilk molalarını veriyor. Öyle gürültülü konuşuyorlar ki etraf çınlıyor. Güneşin ilk ışıkları vadileri doldurduğunda kahvaltı ediyor ve 06 da tırmanışa başlıyoruz.Tek çanta aldık. Su ve yiyecekler oldukça hafif. Günlerdir yük altında yürümekten kurtulunca neredeyse koşar adımlarla tırmanıyoruz. Zirveye iki saatlik bir yürüyüşle ulaşıyoruz. Sis yok bütün dağları görebiliyoruz. Bu tırmanışı henüz doğmamış Efe Tekine ithaf edip zirve defterini imzalıyoruz. Çıktığım bütün yolculuklardan başka biri olarak dönüyorum. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Biliyorum alıntı |
|
|
|
|
#30 (permalink) |
|
Görev Alma Vakti
![]() ![]() ![]() |
Radyo Dinliyorum Mesela
Sanıyorum Aşık oluyorum. Yine şiirler yazıyorum, Televizyon seyretmiyorum mesela Radyo dinliyorum! Şiir programlarını... Bilgisayarın başında değilim, Mum ışığında oturuyorum. Şimdi, Neden iş aranması gerektiğini Çok daha iyi anlıyorum. Odamı yeniden düzenledim, Hatta süsledim Yıllardan beri ilk kez. Sabahları yatağımı düzeltiyorum, Sanki sen geleceksin Hiçbir zaman girmediğin, Bu odaya. Belki de hiç girmeyeceksin oysa. Hayatım değişti senden sonra, Seninle konuşmamış olsam da. Sanıyorum aşık oluyorum. Yine şiirler yazıyorum, Radyo dinliyorum mesela! Şiir programlarını, Katılmasam da... |
|
|
![]() |
| Konu Araçları | |
|
|